|
ÖNSÖZ Çocuk psikolojisinin bulgularını ele alan birçok kitap yazıldı, yayımlandı. Hem çocukların arasında temel bulguları ve eğitim ilkelerini uygulamaya çalışan bir eğitimci olarak, hem de anneanne, babaanne, dedelerin ve anne-babaların hataları sonucunda suçlanan, kişiliği ket alan çocukları seven bir insan olarak bu kitap yazıldı. Çocukların yakınlarından gördükleri "koruyucu" tavırlar ve çocuk olmaları dolayısıyla toplumumuzda gördükleri "sevgi" dikkatimizi çekti.
Bugüne dek (toplumumuzda) aileye alternatif bir kurum izlenimi verdirtilen okul öncesi eğitim kurumlarını küçümseyenlerin ve söz konusu eğitimi önemseyenlerin ne gibi yaşamsal yanlışlar yaptığını göstermek istedim.
Okul öncesi eğitimin, eğitimin öbür kademeleri kadar insanımızın ücretsiz yararlanması gereken doğal hakkı olduğuna (özel bir kurum işletirken dahi) hep inandım. Çocuklara saygı duyarak, onlurı kendilerine ve çevrelerine yararlı yetiştirmek için bilinçli bir ilgi göstermeye zorunluyuz. Saygı kadar çocuğuna okul öncesi dönemde duyarlı yaklaşan ebeveynlere gereksinimimiz var. Aksi halde şu anda eğitim facialarına yol açmak nedeniyle okul öncesi eğitimde toplu suç işlediğimizi savlamak hiç de güç değil.
Tüm çocuklarımızın yararlanması gereken okul öncesi eğitim hakkını ailelerimiz savunmadıkça Milli Eğitim konusunda yapılan tüm eleştiriler de temelsiz kalıyorlar. İnsan gelişiminin çoğunun tamamlandığı bir dönem (okul öncesi) ilgisiz ve bilinçsiz ellerde geçmemelidir. Kişilik ve özlük hakları ile "bağımsızlığı savunanlar okul öncesi eğitimden yararlanan, eğitimine temel kazandıranlar olacaktır. Bir okul öncesi eğitimcisi ve ilerideki genç kuşakların arkadaşı olarak üzerlerindeki bilinçsiz baskıyı kaldırmak, onlara saygı duyulmasını sağlamak ve aslında çocuklarına zarar vermek istemeyen, gerçekte çocuklarını seven insanımıza sağlıklı bir etkileşimi göstermek için haklı olarak YAŞASIN ANAOKULU diyorum.
Artık çocuklar üstünde bir dünya görüşü (Weltanschaunung) oluşturarak, neredeyse (karikatürize ederek) ideoloji halinde gelmiş YETİŞKİNLER İMPARATORLUĞU'nu yıkalım. Çocukların kişiliklerini yadsıdığımız gibi, saygıya ve tüm diğer insan haklarına sahip olduklarını unutmayalım. Mutsuz bir çocukluk geçiren mutlu bir yetişkin yoktur. |