|
Demokrasinin vazgeçilmez unsurları olan siyasal partilerin siyasal yaşamdaki yeri ve önemi herkesce bilinmektedir. Çok partili demokratik yaşamın başladığı 1945 yılından bu yana ülkemizde 167 siyasal parti kurulmuştur.Bunlardan 22'si, –alışılmış deyimiyle– "hülle partisi"(*) niteliğindedir. Yine bu partilerden 23'ü, 14 Mayıs 1950 seçimlerine kadar geçen sürede, 66'sı ise bu seçimlerle 12 Eylül 1980 askeri müdahalesi arasındaki dönemde kurulmuştur. 12 Eylül 1980 askeri müdahalesiyle siyasal yaşam askıya alındığı sırada mevcut olan 18 parti ise, 16 Ekim 1981'de çıkarılan 2533 sayılı yasayla kapatılmışlardır. 12 Eylül sonrasında, siyasal faaliyetler yeniden başlatıldığında ilk siyasal parti –Milliyetçi Demokrasi Partisi (MDP)– 16 Mayıs 1983'de kurulmuş, o tarihten günümüze kadar kurulan parti sayısı 78'i bulmuştur. Halen yaşamını sürdürmekte olan parti sayısı ise 24'dür ve bunlardan 10'u parlamentoda temsil edilmektedir. Çok partili dönemde kurulmuş olan ve CHP ile birlikte sayıları 168'e ulaşan siyasal partilerden 30'u, Cumhuriyet Senatosu ve Millet Meclisi seçimlerine katılmış, bunlardan 25'i parlamentoda temsil edilebilmiştir. 1923 yılında kurulan, 1981 yılında kapatılan ve 1992'de yeniden açılan CHP'nin dışındaki en uzun ömürlü siyasal partimiz ANAP'tır ve yalnızca 12 yaşındadır.(**) 1945 yılında çok partili yaşama geçişten sonra, demokratik süreç, 3 kez askeri müdahaleye maruz kalmış, müdahalelerin ikisinde Anayasa yenilenmiş, bir kez de Anayasada önemli değişiklikler yapılmıştır. Yukarıdaki sayısal veriler, siyasal partilerimizin bu yarım yüzyıllık dönemdeki çalkantılardan yeterince etkilendiğini göstermektedir. Siyasal yaşamdaki istikrarsızlığın bir başka göstergesi de, bugün siyasal yelpazenin sağında ve solunda görülen dağınıklıktır.
Genel seçimlerde birinci sırayı alan partinin oy oranı, ilk kez 1991 seçimlerinde,
% 30'un altına düşmüştür. Siyasal partilerin oy oranlarının sürekli olarak
düşmesi sonucu, 27 Mart 1994 Yerel Seçimlerinde, ilk üç sıradaki partinin
oyları % 20 dolaylarında gerçekleşmiştir. Son yapılan kamuoyu yoklamalarında
ise, bütün partilerin oyları % 20'lerin altında gözükmektedir. Toplumla
partiler arasında bir çeşit "güven bunalımı"nın varlığını işaret
eden bu husus üzerinde önemle durulmalıdır.
Siyasal partiler sistemimizin başta üyelik, yapılanma ve örgütlenme olmak üzere, bir çok sorunları çözüm beklemektedir. Bu sorunların, toplumdaki değişime uygun bir yaklaşımla ele alınması zorunluluğu vardır. Parti içi demokrasinin işleyişi, çalışmalarda katılımcı bir anlayışın egemen kılınması, böylece nitelikli kadroların siyaset sürecine kazandırılması hususları, siyasal sistemin sağlıklı işleyişi ile yakından ilgilidir. Partilerle toplumun örgütlü kesimleri arasındaki kanalları tıkayan yasal engellerin kaldırılması, aktif politik kadrolarla, seçmenler arasındaki yabancılaşmanın ortadan kaldırılması, kısaca toplum ve siyaset süreci arasındaki ilişkilerin sağlıklı hale getirilmesi hususları, halen kamuoyunun tartışma gündemindedir. Günümüzde seçim sistemleri aracılığıyla istikrar arayışı öne çıkmış görünmektedir. Oysa siyasal istikrar yalnızca seçim sistemlerine bağlı değildir. Bir ülkede siyasal istikrarın, toplumun demokratik birikimiyle; kurumlaşma, kültür, refah düzeyiyle, ekonomik gelişmelerdeki dalgalanmalarla, siyasal önderlik kurumuyla ve nihayet siyasal partilerin yapılanma ve işleyişleriyle yakından ilişkili olduğu unutulmamalıdır. Seçim sistemi ve bu sistem aracılığıyla istikrar arayışlarının sürdürüldüğü bu dönemde, siyasal partiler sisteminin de ele alınmasının, tartışmaya açılmasının zorunlu olduğu kanısındayız. Bu, aynı zamanda, siyasal yaşamdaki yenileşmenin bir bütünlük içinde ele alınmasının vazgeçilmez koşuludur. Çünkü demokratik sistemin iki önemli ayağından birisi serbest seçimler, diğeri ise siyasal partilerdir. Bu ihtiyacı gözönüne alarak, daha önce gerçekleştirmiş olduğumuz, "NASIL BİR SEÇİM SİSTEMİ" sempozyumunun devamı ve tamamlayıcısı niteliğinde olmak üzere, 17 Haziran 1995 tarihinde, "SİYASAL PARTİLER VE DEMOKRASİ" sempozyumunu düzenlemiş bulunuyoruz. Bu sempozyumda siyasal yelpazenin her kesiminin olabildiğince temsil edilmesine özen göstermenin yanısıra, bu konuda uzmanlaşmış politika ve bilim adamlarından da yararlanmaya çalıştık. Sunuculara, soru ve yorumlarıyla sempozyuma katkıda bulunmuş olan değerli konuklarımıza, Vakfımız adına teşekkürü bir borç biliyoruz. Sempozyum sırasında, TBMM'nin gündeminde bulunan Anayasa değişiklikleri, daha sonra parlamentoda yapılan görüşmeler sonucunda –23.07.1995 tarihinde– kabul edilerek kesinleşmiş ve 26.07.1995 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Sempozyumda ortaya konulan görüşlerin değerlendirilmelerinde yardımcı olmak amacıyla, kitabın sonuna, söz konusu Anayasa değişiklikleri de eklenmiştir. EK'ler bölümünde ayrıca, siyasal partilere ilişkin sistematik bilgiler de verilmektedir. Bu bilgilerin, siyasal arşivimizde bu konudaki boşluğu dolduracağı inancındayız. "SİYASAL PARTİLER VE DEMOKRASİ" sempozyumunun içeriğini kamuoyuna sunabilmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Kitabın basımını gerçekleştiren Hürriyet Gazetecilik A.Ş.'ye ve Hürriyet ve Milliyet gazeteleri sahibi Sayın Aydın DOĞAN'a Vakıf adına teşekkürü bir borç biliyoruz. 20.10.1995 Erol TUNCER
Vakıf Başkanı
(*) Milletvekillerinin parti değiştirmesini önlemek üzere, Anayasa'nın 84. maddesiyle getirilmiş olan engeli aşmak üzere kurulmuş partiler |