|
Tarhan ERDEM
İstanbul eski Milletvekili,
Sanayi ve Teknoloji eski Bakanı,
CHP Genel Yönetim Kurulu eski Üyesi
Sizlere "1978 Yılı Cumhuriyet Halk Partisinde Üye
Kayıtlarının Merkezde Toplanması Projesi" ile ilgili teknik bazı bilgiler
vereceğim; bu arada konuyla ilgili bazı yorumlarımı da söylemeye çalışacağım.
Sayın Erol Tuncer ve TESAV yöneticilerine bana bu imkânı verdikleri için
teşekkür ediyorum.
Gerçekte şunu baştam söylemem lazım, sabahki oturumda burada bahsedilen üye yazımı ve bunun yarattığı problemler o sıralarda ve günümüzde de, Türkiye'deki bütün siyasal partilerde aynıdır. Şimdi Marmara Üniversitesi öğretim üyesi olan Sayın Arsev Bektaş (Hanioğlu'nun) 1993 yılında bir kitabı yayınlanmıştır.(1) Bu kitapta, CHP ve AP örneğinde oligarşinin gelişmesi ve yerleşmesi anlatılmaktadır. Bugün de bütün partilerimizde lider oligarşisi tam hâkimdir. Hiçbir parti, liderinin daşında bir karar alamaz ve liderinin kabul etmediği hiçbir kimse, Genel Merkez Yönetim Kurulu'na seçilemez. Bunu maalesef bu kadar açık ve kesin söylüyorum. Mecliste temsil edilen partiler bakımından söylüyorum bunu, Genel Başkanı burada bulunan İşçi Partisi'nin durumunu bilmiyorum. Onu da Meclise geldiği zaman tetkik etmek imkânımız olabilir. Oligarşinin vardığı çizgi, son yapılan parti kongrelerinden bellidir, son yapılan kongrelerindeki sonuçlardan bellidir. Bir partimizde hiçbir aday çıkmamıştır genel bakanın listesine karşı. Bir partimizde genel başkanın bilgisi altında ilân edilen adaylara karşı 10 aday çıkmış ve hiçbiri kazanamamıştır. Bir partimizde 3 aday çıkmış, hiçbiri kazanamamıştır. Benzer sonuçlar hepsinde tekrarlanmıştır. Tabii, oligarşiyi sadece bu göstermez. Ama herhalde vicdan ve izân sahibi herkes biliyor ki, Türkiye'deki partilerde çok ciddi bir lider oligarşisi, lider hakimiyeti vardır. Bunun dışına da hiçbir parti çıkamamıştır. Bunun esas nedeni, bana göre, üye yazımlarının değiştirilebilir olmasıdır. Soruna biraz daha yakından bakalım: Siyasi partilerimiz, bana göre, üye kayıtları ve parti içi seçimleri parti yöneticilerinin istek, karar ve eylemleriyle değişebilir olmaktan çıkarıp, sabit bir kütük yapmadıkça; birbirinin nedeni ve sonucu olarak sırasıyla, meclis üyelerimizin halkın temsilcisi olmalarını, partilerin demokratik olmasını, içtüzüklerin demokratik olmasını, Anayasamızın toplumsal uzlaşım belgesi olmasını, ülkemizde dirlik ve düzenlik kurulmasını beklememiz hayaldir. Bugün çektiğimiz sıkıntıların sebebi, parti içi işlemlerin, parti idarecileri tarafından değiştirilebilir olmasındandır. Her zaman değiştirilir demiyorum, "değiştirilebilir görülmesi" yeter sebeptir. Son örneklerden birini hatırlayalım: Aramızdaki Doğru Yol Partili arkadaşlarımızdan özür dilerim; Doğru Yol Partisi Genel Merkezi İstanbul'da mevcut yönetimi görevden alıp, bir üyesini il başkanı tâyin ediyor. Bu başkan, iki defa yaptığı basın toplantılarında, "genel başkanımın emriyle, parti yöneticilerini ve üyelerini gözden geçireceğiz" dedi. Bu beyanat, Doğru Yol Partisi'ni bence, bütünüyle demokratik olmaktan çıkarmıştır, bitmiştir mesele bundan sonra. Bundan sonra o partide demokrasi olur mu? Bir il başkanının "üyeleri gözden geçireceğim" diye beyanat verdiği bir partide, herhangi bir yere aday olmak isteyen insan il başkanına, genel başkanına karşı vaziyet alabilir mi? O partide demokrasi aranabilir mi? Artık bir hegemonya kurulacak ve o hegemonyaya bağlı yönetim oluşacaktır. Meclisteki üyeler Genel Başkanın her dediğini emir telâkki ediyor görünmekte yarışacaklardır. O partinin genel başkanından da demokrasi bekleyemezsiniz. Yönetici kararlarıyla değişemez bir parti kütüğünün kurulmasını gerekli kılan probleme, Cumhuriyet Halk Partisi'nde çözülme yolunun bulunabilme nedeni, Cumhuriyet Halk Partisi'nin o zamanlar böyle çözümlere hazır olmasındandır. Ben bu partinin şu anda üyesi değilim, adalet duygularıyla söylemek isterim ki, 1978 projesi, sadece CHP'de gerçekleştirilebilirdi. Şu anda da hiçbir partide, maalesef, gerçekleştirilemez. Bunun için siyasal kültürün ve bir hukuk mücadelesi anlayışının parti içinde gelişmiş olması lazımdır. İsterseniz tartışırız, bugün mevcut partilerimizin hiçbiri böyle bir tekniği kendi partilerinin içinde kullanamazlar. Üye kayıtlarının bilgisayara geçirilmesi başka bir şeydir, biraz sonra arz edeceğim bir sistem içinde, değişmez ve oynanmaz hale getirilmesi başka bir şeydir. Şu anda bazı partilerde mevcut olan şey, eskiden defterlerde olan bazı kayıtların bilgisayara alınmasından ibarettir. Girişi uzatma pahasına projeyi tanıtmaya, neleri etkilediğine işaret ettikten sonra başlamak istedim. Anlatacaklarım, 1994 yılı Eylül ayında yayınlanan bir kitapta belgeleriyle verilmektedir.(2) 1957 seçimlerinden sonra CHP'de üye yazımları tartışma konusu olmaya başlamış, 1965 seçimlerinde artmış, 1970'lerde de devam edip gelmiştir. 1965'te Siyasi Partiler Kanunu çıkarılırken, 5'inci maddenin sonuna, şimdi aramızda bulunan Sayın Reşit Ülker'in çalışmalarıyla, "... partiye giriş işlemlerini gösteren üyelik beyannamelerinin birer örneği ilçe ve il kademesinde ayrı bir dosyada saklanır. ... Üye kayıt defterlerinin parti genel merkezinde özetinin nasıl tutulacağı bir parti yönetmeliği ile belirlenir." ibaresi ilave edilmiştir. Bu hüküm, 1965 yılından 1978 yılına kadar hiçbir partide uygulanmamıştır. 1973 seçimlerinden sonra CHP'de çıkan tartışmaların kamuoyuna yansıması, yöneticileri rahatsız etmiştir. Üye yazımlarından doğan sıkıntılar ve diğer parti içi rahatsızlıklar sonucu, CHP Genel Başkanı, bir yeni tüzük yapılması kararı vermiş ve bu kararın başlangıcı olarak üç partilimizi(*) yeni tüzük tasarısı hazırlamakla görevlendirmiştir. Bu komisyonun hazırladığı tasarı Parti Meclisi'ndeki görüşmelerle yapılan değişikliklerle örgüt toplantılarında tartışılmış ve Kurultay'a sunulmuştur. 27 Kasım 1976 tarihinde toplanan XXIII'üncü Kurultay'da kabul edilen Tüzüğün 10'uncu maddesi şöyledir: "Tüzükte belirlenen kurallara uyularak Parti yönetim birimlerince yapılan üye yazımları Genel Sekreterlikte toplanır. Genel Sekreterlik olanaklardan yararlanarak üye yazım işlemlerini, kuracağı Üye Yazım Bürosuna yaptırır." Böylece üye yazımlarının merkezde toplanması, tüzük hükmü olarak Cumhuriyet Halk Partisi bünyesine ve hukukuna girmiştir. Konuşmamda, bu Tüzük'ten sonra, Parti Kütüğü'nün yürürlüğe girmesi safhasındaki çalışmaları anlatacağım. Yukarda metni verilen Tüzük maddesine göre, üye yazımlarını parti yönetim birimleri yapacak, bu yazımlardaki bilgiler -üye ve yazılı olduğu örgüt ile ilgili bilgiler- Genel Merkezde toplanacaktı. Bu hükme göre, parti üye yazımı işlemleri genel merkeze alınmamış, aksine, üye yazımları örgüte bırakılmıştır. Bu tüzük çıktıktan sonra, yapılan hazırlık çalışmaları sırasında, 1976 ile 1978 arasında Sayın İhsan Delilbaşı'nın, Sayın Gül Güven ve Sayın Tuncer Öney'in raporları Genel Başkana sunulmuştur. Bu arada, bildiğiniz gibi, Haziran 1977'de genel milletvekili seçimi yapılmış, bu seçimden sonra Bülent Ecevit'in başkanlığında güvenoyu alamamış bir hükümet kurulmuş, sonra AP, MHP, MSP'nin katılımıyla kurulan bir hükümet güven oyu almış, bu hükümet Aralık 1977 de düşmüş ve 1978 Ocak ayında Ecevit, CHP ve bağımsızlardan oluşan bir hükümetle iktidara gelmiştir. 1978 koşullarını bilmektesiniz; yüksek enflasyon, terör, sıkıyönetim ve kısmen bugünküne benzer siyasî mücadeleler. 21 Ocak 1978'de, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Yönetim Kurulu, bir üyesini (beni) parti üyelerinin merkezde toplanmasıyla görevli kıldı. 1978-1979 yılındaki bu çalışma, bir siyaset adamı yönetimindeki gerçek profesyonellerin başarılı bir örneği olmuştur. Üye Yazım Bürosu'ndan Sorumlu Genel Yönetim Kurulu Üyesi olarak ben, Genel Sekreter Yardımcısı Uğur Alacakaptan'a bağlı idim. Sayın Alacakaptan'ın yönetim anlayışı ve kural disiplinini burada saygı ile anmalıyım. Üye Yazım Bürosu ile Genel Başkanlık, Genel Sekreterlik ve Genel Yönetim Kurulu arasındaki ilişkinin, düzenli, açık ve işin gereklerine uygun bir biçimde yürütülmesini sağlamış, profesyonellerin siyasal etkilerden uzak durması gayretlerime arka çıkmıştır. Ben göreve geldiğim zaman, üye yazımları konusundaki durumu öğrenmekle işe başladım: Üye yazımlarının yenilenmesi kararı verilmiş, yeni üye yazımı durdurulmuş, yenilemeyi düzenleyen bir yönetmelik yapılmış, çok sayıda yenileme belgeleri basılmış, bir iki kez yeni üye yazımının başlaması ertelenmişti. O tarihe kadar ilçelerden 4903 yenileme belgesi gelmişti. Yönetmelik teknik olarak uygulanamaz haldeydi. Basında sık sık, CHP üye yazımındaki hilelerle ilgili haberler çıkıyordu.(3) Günümüzde o zamanki olaylardan daha ağırları devam etmekte olmasına karşın, gazete haberi olmamalarını demokrasimiz ve basınımızın bir ayıbı olarak gördüğümü bu arada belirtmeliyim. Durum tesbitini, probleme nasıl yaklaşacağımızı, istediğimiz yetkileri, ilk program taslağımızı 7.2.1978 tarihli raporla Genel Yönetim Kurulu'na sunduk. Ekleriyle 200 sayfayı geçen bu rapor GYK'da hemen görüşülerek, ilk askı süresine ait tarih hariç, raporda önerilenler kabul edildi. Yeni bir yenileme genelgesi hazırlanacak ve Üye Yazım Bürosu teşkilatlanacaktı. 4 ayda mecvut üyelerin yenilenmesinin bitirilmesine karar verildi ve bu karar verildiği zaman martın sonuydu. Bu karardan sonra; Genel Merkez dışında bir üye yazım bürosu kurulmuş, genelge tasarısı hazırlanmış, üye yazım çözüm araştırma çalışmaları yapılmış ve rapor haline getirilmiş, ÜYB Çalışma Esas ve Yöntemleri, Genel Sekreterliğin onayına sunulmuş, bütçe, üye yazım çalışmaları kuralları hazırlanmış ve yürürlüğe konulmuştur. Başlangıçtan sonuna kadar, ÜYB "dayanağını Tüzük'ten almak, yazılı kaynaklardan kaynaklanmak ve partinin yönetim kademeleri ile tabanın görüş ve düşüncelerini yorumsuz veriler halinde kullanmak" özelliğini korumuştur. ÜYB'de çalışanlarda siyasal herhangi bir eğilim ve partiye katılmamış olmaları aranmış ve ÜYB'de o zamanlar çalışanlar bugüne kadar da herhangi bir siyasal partiye girmemişlerdir. ÜYB, çalışmalarında profesyonel programları uygulanmıştır. Mart 1978'den itibaren çalışmalar, duyurular, kurallar; afiş, broşür gazete ilanı olarak üyelerimize, örgütte kuralları uygulayacaklara ve kamuoyuna duyurulmuştur. Bütün formlar, yönetmelikler, genelgeler, belki gereğinden de çok sayıda bastırılmış ve örgüte, üyelere, her isteyene dağıtılmıştır. İlk rapordan hemen sonra, örgütlenme ve planlama çalışmaları devam ederken, yenileme işlemlerinin ve Parti Kütüğü'nün kurulması kuralları bir genelge haline getirilmiş, Şubat sonunda GYK'da kabul edilerek, Mart başında 100 binden fazla bastırılarak, yenileme belgesi doldurma kılavuzu, afiş, yeni formlarla birlikte dağıtılmıştır. Bu genelgenin önemli özelliği, üyenin gönderdiği belge tam olarak doldurulmuş ise, bilgilerde herhangi bir değişiklik yapmadan işlenmesi, kütük defterleri ile karşılaştırarak ve yazılı itirazlarla bilgilerin düzeltilmesinin kurallaşmış olması idi. Bize bildirilecek itiraz sonuçlanana kadar hiç bir makamın herhangi bir değişiklik yapma hakkı yoktu. Bir yandan bilgi işlem imkânları araştırılırken, diğer yandan ÜYB'de yapılacak işlemler kurallaştırılmaya çalışılmıştır. Bu çalışmalar sonucu, bir El Kitabı Mayıs ayında yürürlüğe konulmuştur. O zamanlar bilgisayar günümüzdeki gibi gelişmiş değildi ve Ankara'da, bu büyüklükte bir işi yapacak az sayıda bilgisayar vardı. Sonuçta İş Bankası merkezindeki kayıt makinelerinden ve IBM Servis Bürosu'nun yazıcılarından yararlanılması kararlaştırıldı. İş Bankası'nın o zamanki yöneticilerine minnet borcumu söylemeliyim. Yukarda değinilen tanıtım kampanyasıyla işin ne olduğu üyelerimize anlatılmaya çalışılmıştır. Ve 4903 sayısı, 25 Nisan'da 228 bine, 10 Mayıs'da 310 bine, 20 Temmuz'da 398 bine çıkmıştır. 20 Temmuz'da üye yenileme belgesi kabulünü, sonra devam etmek ve gelenleri askıya çıkarmak üzere kestik. Benim o günlerdeki tesbitim de odur ki, 398 bin sayısı o günkü mevcut üyeleri artı eksi yüzde 5 farkla temsil etmekteydi. 25 Temmuz'da kontrollar, 30 Temmuz'da bilgisayar ortamına kayıt bitirilmiş ve bu kayıtlara dayanarak hazırlanan banddan 4 Ağustos'ta ilçe listeleri çekilmiştir. Bu listelerde 398 539 üye'ye ait bilgi vardır. Bu band o tarihte genel başkana teslim edilmiştir. 15 Ağustos'ta bütün Türkiye'de, merkez ilçeler dahil, 638 ilçenin 607'sinde listeler askıya çıkmıştır. O günlerde, Genel Yönetim Kurulu'na yazılı kurallar dışında gönderilen ilçelerin de askıya çıkması için baskılar yapılmıştır. Saygıyla söylemek gerekir ki, o günkü Genel Başkanımız ve Genel Sekreterimiz, ne bu askı sırasında ne de parti kütüğünün kesinleşmesi işlemleri sırasında Üye Yazım Bürosu'na müdahale etmişlerdir. 4 ayda 638 ilçeden, 607 ilçenin müracaatları kabul edilmiş, kütük defterleriyle mukayese edilmiş, kütük defterleriyle ters olanlar kendilerine bildirilerek yazılmamış ve 15 Ağustos 1978 tarihinde Türkiye'nin 607 ilçesinde, Türkiye'de ilk defa adresleri, baba adları, doğum tarihleri, adı ve soyadı ve parti genel merkezinden belirtilen bir numarası olarak, 398 bin üyemiz askıya çıkmıştır ve aynı gün, 4 Ağustostan itibaren ilçelere dağıtılan bu listeler, ücreti karşılığında, isteyen bütün partililere verilmiştir. Bakın, burası fevkalâde önemli.. Hem askıya çıkarıyorsunuz, hem de parayla isteyen insana veriyorsunuz. Bu, listelere güveni sağlayan önemli unsurdur. Listeler 15 Eylüle kadar askıda kalmıştır. Bu arada, "İlçelerde Askıya Çıkan Üye Listeleri İle İlgili Olarak Genel Sekreterliğe Ulaşan Başvuruların Karara Bağlanma İlkeleri ve Süreci Hakkındaki Karar" yürürlüğe girmiştir. Bu karar, itiraz formları, itirazın yapılmasını sade bir dille anlatan broşürler, çok sayıda bastırılarak dağıtılmış ve üyelere kadar ulaşması sağlanmıştır. Yapılan bütün yazılı itirazlar –bir kez daha söyliyelim ki sözlü itiraz, kimden olursa olsun, dikkate alınmamıştır– 23 Kasım'a kadar incelenmiş ve cevaplanmıştır. İtiraz edenlere gönderilen yazılı cevap, 18 binden fazladır. Bunların her biri, sözü geçen karara uygun olarak incelemeye dayanmıştır. Yenilenmiş üye listelerinin askıya çıkmasıyla birlikte yeniden hazırlanan Üye Yazım Yönetmeliği'ne göre, 15 Ağustosta, yeni üye yazımı başlamıştır. Bundan sonra da Parti Genel Kütüğü'nün yürürlüğe konulması çalışmaları başlamıştır. Parti Genel Kütüğü'nün yürürlüğe konulmasıyla ilgili, 30.11.1978 tarihinde yürürlüğe giren Yönetmelik'te Parti Genel Kütüğü, "bilgisayar (manyetik band) ortamı" olarak tanımlanmıştır.(4) 31.12.1978'de, Parti Genel Kütüğü yürürlüğe girmiştir. Bu Parti Genel Kütüğü dediğimiz şey –yönetmeliğine göre bir bilgisayar ortamı olan– o günkü ölçülerde 2 tane teyptir. Şimdiki disketler yoktu o zaman, teypler vardı hatırlayacaksınız. Bu 2 teyp, bir tutanakla Sayın Genel Başkanımız Bülent Ecevit'e teslim edilmiş ve o teybin belge olarak esas olacağı da ilân edilmiştir. Herhangi bir ihtilaf halinde başvurulacak belge olarak saklanmıştır. Zaten öyle açık durumda ihtilaf çıkması mümkün değil. Nitekim de çıkmamıştır o günlerde; çünkü, herkeste bir sureti var, her ilçede bir sureti var. Bu kadar yaygınlaştırılmış bir bilgide ihtilaf çıkması söz konusu olamazdı. Bu çalışmada uygulanan ilke ve kuralların hepsi Genel Yönetim Kurulu'nda kararlaştırılmıştır. Yazılı olmayan ve ilân edilmemiş hiç bir kural uygulanmamıştır. Üye yazım bürosunda sadece profesyonel ve siyasal partilere kayıt olmamış kişiler çalışmıştır. Yazılı olmayan isim, adres, imza bulunmayan başvuru kabul edilmemiştir. Her başvuru kayda geçirilmiş ve her başvuruya yazılı cevap verilmiştir. Bütün çalışmaların periyodik ve yazılı rapor edilmesi, en alt kademeden itibaren sekreterden veya teknik arkadaşlardan başlayarak bütün görevliler üstlerine haftalık, aylık raporlar verirlerdi. Ben de, haftada veya onbeş günde bir, Genel Sekreter Yardımcısı'na rapor arz ederdim. Üye Yazım Bürosu'na ziyaretçi kabul edilmezdi. Üye Yazım Bürosu'nun giriş kapısından sonra, holünde bir kırmızı çizgi vardı, bu kırmızı çizgiden içeriye profesyonel görevliler dışında hiç kimse, girmemiştir. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı dahil.. Bir gün rahmetli Genel Sekreterimiz Üstündağ, benim olmadığım bir zamanda, belki de "bir göreyim diye" gelmiş, oradaki sekreter, "Tarhan Bey beni işten atar" deyince, içeri girmekten vazgeçmiş. Bazı sayılar vermek istiyorum. İlk kütük yürürlüğe girinceye kadar; 2.1 milyon dosya kağıdı tüketildi, 45 km bilgisayar çıktısı alındı. Çalışanların işgücü toplamı, 2 366 iş günüdür. 120'nin üzerinde form yapılmıştır. Listeler için 13 tondan fazla kağıt kullanılmıştır. 100 binden fazla broşür bastırılmıştır. İlk listeler, bilgisayardan o zamanki teknolojiyle 8 saatte alınmıştır. Bu çalışmanın, bugünlerde yararlanılabilecek bir örnek teşkil ettiğini sanıyorum. 1979 yılında partiler arası bir komisyonda hazırlanan tasarı ile seçmen kütüklerinin bilgi işlem tekniklerinden yararlanarak hazırlanması, şimdi aramızda olan, Sayın Ekrem Ceyhun'un da yardımıyla kanun hükmü haline geldi. Nüfus Kütüğünün bilgi işleme geçmesi, kadastro meselesi, şimdi vergi numarası meselesi var. Kanunlar yürürlükte, yürürlükte ama, kanun uygulanmıyor. Niçin uygulanmıyor? Bu bir sistem meselesidir, bu sistemi uygulayacak adam meselesidir, bazı temel evrensel kuralların uygulanması gerekir. Kesinlikle para meselesi değildir. Şimdi, ben buradan size, hiçbir kanunda değişiklik yapmadan, 6-12 ay içinde Türkiye'de herhangi bir seçmene ait bilgiye saniye ile ölçülen sürede ulaşacak şekilde, seçmen kütüğünün çıkarılabileceğini ilân ediyorum. Oy verme işlemi de aynı. 15 seneden beri uzatılacak bir konu değil, teknik mesele. Aynı şekilde, nüfus meselesi. Nüfus Kanunu galiba 1976'da çıktı, o günden beri tatbik ediliyor. Ben kendi başıma geleni söyleyeyim, aldığım nüfus kağıdında babamın adı yanlış ve 2 seneden beri mahkemede uğraşıyorum. Her benzer sistemde olduğu gibi, böyle sistemlerde onbinde bir hata bile kabul edilemez. Niçin yapamıyoruz? Ayrı bir tartışma konusu. İşin özeti, işi tanımlamak, sistemi tanımlamak, kurallaştırmak, yaygın tanıtma, raporlama, açıklık ve bilgiye ulaşma özgürlüğünü tam olarak uygulamak lâzımdır. (*) Turan GÜNEŞ, İ. Hakkı BİRLER, Tarhan ERDEM |