|
O
GÜZEL
Yayından fırlamış ok
birden içeri girdi
gözleri ateş saçar,
kibarca selam verdi.
sırtındaki ceketi
sanki zerafet simgesi
etek topuğa değmiş
bir gündüzün gecesi
merhaba hocam dedi
nazki referans eyledi
gözleri güneş mi ne
nasıl dayansın sine
dudakları gülünce
gece ay doğdu bence
sordum bu güzel kimdir
ferhatın şirinidir..
işte böyle bir sevda
yaşanıyor heryerde
bülbül güle yanıyor
yine yaram kanıyor
sevda ve aşk deyince
okyanus kabarıyor
bu dünyada sevmeyen
boşa oyalanıyorrrr....
17.4.1998 kayseri/sabit
ince
|
|
BAŞKADIR
Bülbül gibi zar ederim
fıganım başkadır benim
her güzeli yar ederim
sultanım başkadır benim
yolcuyum handan giderim
göçüm bir başkadır benim
gurbet elde ah ederim
suçum bir başkadır benim..
Aşkın sazını çalarım
telim bir başkadır benim
gece gündüz hep cağlarım
selim bir başkadır benim
İki ayakla yürürüm
yolum bir başkadır benim
iki gözümle görürüm
körüm bir başkadır benim
İNCE'yim ince söylerim,
dilim bir başkadır benim
ateş ile dans eylerim
külüm bir başkadır benim
26.1.1998 kayseri/sabit
ince
|
|
INSAN
OLAMAZ
Her bedende can vardır ya
sevmeyen insan olamaz
suret beden insandır ya,
sevmeyen insan olamaz
okumuştur ilmi vardır
kar dediği hep zarardır
o aslında canavardır
sevmeyen insan olamaz.
sureti hakdan görünür
türlü libaslar giyinir
din, imanıyla övünür
sevmeyen insan olamaz
Hak kelamından dem vurur
her yanı kibirle gurur
sırça sarayda oturur
sevmeyen insan olamaz
İnce doğruları söyler
hani nerde gaddar beyler?
hal bilmeyen aşkı neyler
sevmeyen insan olamaz..
26.1.1998 kayseri/sabit
ince
|
|
USANDIM
Kırkdört yıldır çile çeker ağlarım
bu çileyi çeke çeke usandım
kurudu yaprağım viran bağlarım
yapraklarım döke döke usandım
Gayrı felek ile alıp satamam
avcı olup bir av bile tutamam
çile gömleğimi yırtıp atamam
söküklerim dike dike usandım
Her daim felekten yedim silleyi
ağlarım durmadan bilmem gülmeyi
hep şu insanlardan yedim çelmeyi
düşe kalka seke seke usandım
Gönül verdim bir vefasız güzele
kurudu yaprağım döndü gazele
sevgi saklanınca çıkmaz mesele
ince güller döke döke usandım
22.1.98/sabit ince
|
|
CAHİL
Selamünaleyküm dedi oturdu
Muskacı hocaya güvendi cahil
Yanında da bir oğlunu getirdi
Muskanın gücüne inandı cahil
Hocam şu oğluma bir haller oldu
Tazecik fidanım sarardı soldu
De Allah aşkına bu nasıl oldu
Hocaya muskaya pek kandı cahil
Evli mi bekar mı bu oğlan dedi
Kaşını kaldırıp seyran eyledi
Babası konuştu hoca dinledi
Sırrını anlattı saftandı cahil
Oğlanın adını sordu ilk önce
Acıdı oğlanla göze gelince
Ooo ne büyüler deyince
İrkildi hayretle sallandı cahil
Ebced hesabıyla yıldızın açtı
Yazacağı muska iyi ilaçtı
Okuyup üfleyip bir sayfa açtı
Hocanın eline kapandı cahil
Yazdı muskaları tarifin yaptı
Hocamız böylece milyonlar kaptı
Allah'ı unutup hocaya taptı
İNCE bir saygıyla toplandı cahil
22.1.98/sabit ince
|
|
GÖNÜL
Aşk oduna yanmasını
Bilemedin behey gönül
O deryaya dalmasını
Bilemedin behey gönül
Kalem alıp yazmasını
Diyar diyar gezmesini
Aşk sazını çalmasını
Bilemedin behey gönül
'Ben' deryasını dolaştın
Hep masivaya bulaştın
Sevgi varken hep dolaştın
Sevemedin behey gönül
Azgın seller gibi coştun
Hırsla yorulmadın koştun
Gönül erlerinden kaçtın
Göremedin behey gönül
Güzelle gönül eyledin
Boşa türküler söyledin
Hiç nasihat dinlemedin
Eremedin behey gönül
Ne utanmaz arlanmazsın
Bu gidişle karlanmazsın
İNCE gibi zorlanmazsin
Ölemedin behey gönül
10-11.97/ sabit ince
|
|
GİTTİKTEN
SONRA
Bin defa hacca gitsen ne olacak,
Gönül kabesini yıktıktan sonra,
İltifat görecek hacı olacak,
Mekke, Medineye gittikten sonra.
Gönül kabesini tavaf etsene,
Yaşın kemalini bulduktan sonra,
Gönül tarlasına tohum eksene,
Tohumu toprağı bulduktan sonra.
Keramet olsaydı taşta, toprakta,
Beden çürümezdi öldükten sonra,
Bir vefa olsaydı varlıkta, tahtta,
Gidenler gelirdi öldükten sonra.
Varlık denizinde yüzgeç olsan da
,
Bir dalga batırıp, gömdükten sonra,
Allah'ın arslanı Ali olsan da,
Zalim hançer kalbi deldikten sonra.
Taht ile tacıyla Süleyman olsan,
Ayaksız bir ata bindikten sonra,
İnce'm Azraile bir ferman sunsan,
Şu nefsin atından indikten sonra. |
|
KAPINA
GELDİM
Sevgili Canan,
Bu aciz mihman.
Derim el aman,
Kapına geldim.
Ağla ey gözüm,
yok yare yüzüm.
Gecem gündüzüm,
Kapına geldim.
Bilinmez misin?
Görünmez misin?
Sorulmaz mısın?
Kapına geldim.
Yol da yolunum,
Gül de gülünüm.
İNCE kulunum,
Kapına geldim.
12.8.1996-Kayseri/Sabit
İnce
|
|
GİDERİM
Bir gönül erine meyil eyledim,
Gönül deryasında yüzer giderim.
Aşkın türküsünü çaldım, söyledim,
Bin bir telden türkü dizer giderim.
Şu gönül pınarım kaynadı coştu,
Şakıyan bülbülüm dalından uçtu.
Sevdalandı gönül ardından uçtu,
Mecnun gibi çölde gezer giderim.
Küllenen ateşim parladı, yandı,
Yakıcı alevden tüm alem kandı.
Halimi görenler divane sandı,
Bana gülenleri süzer giderim.
Çarkı feleklerle döner dururum,
Gördüğüme aşk sillesin vururum.
İNCE bir teldeyim ağlar vururum,
Aşk arayanları sezer giderim.
10.8.1996-Kayseri/Sabit
İnce
|
|
SENİ
Şu dilimi kesseler,
Paramparça etseler,
Adını kaybetseler,
Seni söyleyeceğim.
Gizleyip saklasalar,
Kokusuz bıraksalar,
Yanına sokmasalar,
Seni söyleyeceğim.
Mansur gibi assalar,
Nesimi'yi yüzseler,
İsmini gizleseler,
Seni söyleyeceğim.
Dağları eritseler,
Öldürüp diriltseler,
Tüketip bitirseler,
Seni söyleyeceğim.
Sahralarda, çöllerde,
Bilinmedik illerde,
Açılmamış güllerde,
Seni söyleyeceğim.
Cemalini görmesem,
Adını hiç bilmesem,
Hep ağlasam, gülmesem,
Seni söyleyeceğim.
Tüm alemler yok olsa,
Bir tek canlı kalmasa,
Kimse adın demese,
Seni söyleyeceğim.
Biran bile durmadan,
Usanıp yorulmadan,
İNCE güller solmadan,
Seni söyleyeceğim.
|