|
GEL
GÜLÜM
Gel gülüm gelde gidelim,
Bizim ellere ellere...
Biz başkasını nidelim,
Konak güllere güllere...
Bizim elde sarmasıklar,
Sarmış dallara dallara...
Ciğeri yanık aşıklar,
Vurmuş tellere tellere...
Seherde öten bülbüller,
Düşmüş dillere dillere...
Aşka susamış gönüller,
Dönmüş sellere sellere...
Sevdalandım bir güzele,
Sordum ellere ellere...
Kurudum döndüm gazele,
Verdim yellere yellere...
Bir gülün aşkı yolunda,
Yandım narlara narlara...
İNCE sevda okulunda,
Bindim taylara taylara...
05/01/1999 Kayseri
Sabit İnce
|
|
KİMİLERİ
Kimin gördüm değirmenin döndürür,
Kimileri çok ocaklar söndürür.
Kimisi var dostun bile kandırır;
Kuduz itler gibi saldırır durur.
Para ilahıdır tapar durmadan,
Giyinir kuşanır ipek sırmadan.
Pacasını sıvar dere görmeden,
Kevser şarabını doldurur durur.
Tanrı onun malı kimseye vermez,
Kendi alır satar kimseye sormaz.
Gayya kuyusuna kendisi girmez,
Harem kurar huri aldırır durur..
İmanı dilinde türküsün söyleri,
Cennet hevesiyle gönlünü eğler.
Merdi kıpti gibi sirkatın söyler,
Eveler geveler güldürür durur.
Kıldan İNCE imiş kılıçdan keskin,
Gerceğe yaklaşmaz ilime küskün,
İnşaallah maaşallah eyliyor teskin,
Menkıbe hurafe bildirir durur...
05/01/1999 Kayseri
Sabit İnce
|
|
DİLLERE
DİLLERE
Ben duyguları yükledim,
Çalan tellere tellere..
Derdime dertler ekledim,
Düştüm dillere dillere...
Hayat mektebin okudum,
Bülbül olup da şakıdım.
Hiç bu alemde yokudum,
Kondum dallara dallara..
A dem oldum göle düştüm,
Sırat köprüsünden geçtim.
Kendi ellerimle seçtim,
Vardım güllere güllere...
Yumak yumak çile ördüm,
Varım yogum sele verdim.
Yusufla zindana girdim,
Düştüm hallere hallere..
Gündüzü geceye soktum,
Kayan yıldız gibi aktım..
Türlü nişaneler taktım,
Sattım pullara pullara...
Keklik gibi kanadım yok,
Dünya senden muradım yok.
Kıratım var ayvazım yok,
Sürdüm bellere bellere...
İNCE bin kez gelip gitsem,
Varlığım kaldırıp atsam,
Dünyayı bir pula sattım,
Düştüm çöllere çöllere..
17/01/1999 Kayseri
|
|
GÜLÜM
Kadehlerde yudum yudum
Seni içiyorum gülüm
Kalmasada hiç umudum
seni seçiyorum gülüm
Koklamaya kıyamadım
Sevgine hiç doyamadım
Kaç yıl geçti sayamadım
Seni seviyorum gülüm
Arayıp sormasan bile
Uğraşlarım hep nafile
Sen yaşa tek güle güle
Seni istiyorum gülüm
Yıllar oldu neredesin
Bilmem şimdi kiminlesin
Bilmiyorum ne haldesin
Seni kokluyorum gülüm
İnce közde yanıyorum
Seni benim sanıyorum
Hep kendimi sınıyorum
Seni bekliyorum gülüm
24/12/1998
|
|
EROZYON
Ağaçlar dikelim nefes alalım
Erozyon belası bitsin gardaşım.
Gelin hep beraber birlik olalım,
Erozyon belası bitsin gardaşım.
Yeşile hasretiz toprak bitiyor,
Her yıl iki milyar toprak gidiyor.
Sanki vatanıma düşman giriyor.
Aymazlık belası bitsin gardaşım.
Sel,yel toprağımı alıp gidiyor
Düşmanlar bir olup kıs kıs gülüyor.
Sanki tabiatın canı gidiyor,
Kuraklık belası bitsin gardaşım.
Çorak toprağada tohum ekilmez,
Kuruyan ağaçlar geri dikilmez.
Yanan ormanlara evler yapılmaz,
Kirlilik belası bitsin gardaşım.
Tema'yı kuranlar cennet erleri,
Yemyeşil edelim kurak yerleri.
Her insan olmalı TEMA neferi,
Kuru çöl belası bitsin gardaşım.
İNCE yeşil ile sevgiye hasret,
Yeşil pehlivanlar giysinler kısbet,
Vatanım yemyeşil toprağa hasret,
Hasretlik belası bitsin gardaşım. |
|
BU
NASIL MARAŞ?
Şiir diye tuttuk Maraş yolunu,
Bu nasıl Maraşmış bu nasıl Maraş?
Öğretmen evinde büktük boyunu
Bu nasıl Maraşmış bu nasıl Maraş?
Abdullah, Kamil'le Ali Rızayla
Hoşgeldin ettiler ağız ucuyla
Şiiri sevmiştik Karakoçu'yla
Bu nasıl Maraşmış bu nasıl Maraş
Öğle yemeğine harem selamlık
Söz verilmez olduk bir tek kelamlık
Arkadaşlar dedi bu iş yarımlık
Bu nasıl Maraşmış bu nasıl Maraş
Şair diye birbirini seçmişler
Üstad diye bir de sıfat katmışlar
Şeyh'e Şıh'a methiyeler etmişler
Bu nasıl Maraşmış bu nasıl Maraş
İstiklal Marşımı söylemiyorlar
İtiraz mı asla dinlemiyorlar
Misafirperverlik hiç bilmiyorlar
Bu nasıl Maraşmış bu nasıl Maraş
Methiye, yalaka ne ararsan var
Şairlikle bunun ne ilgisi var?
İçlerinde Cuma bir de İnci var
Bu nasıl Maraşmış bu nasıl Maraş
Lütfettiler bir şiirlik söz aldık
Sıramız gelince kürsüye geldik
Arapça, Farsça var Türkçesiz kaldık
Bu nasıl Maraşmış bu nasıl Maraş
Bu Cumhuriyetin şairleriyiz biz
Türklüğün uğruna can verenleriz
Arap mı fars mı siz nesiniz siz?
Bu nasıl Maraşmış bu nasıl Maraş
Kürsüde yuhlandık "şerefsiz,, olduk
Dört şair maraşda yapyalnız kaldık
Can güvenliğini validen aldık(!)
Bu nasıl Maraşmış bu nasıl Maraş
Yeter İNCE Maraşlıyı incitme
Bilmediğin yere koşup da gitme
Derdimi deşip de fazla söyletme
Bu nasıl Maraşmış bu nasıl Maraş
22/05/1999
|
|
SEVGİLERİ
BIRAKMA
Sevgileri yarınlara bırakma
Doyasıya, inadına sev bugün
Sevgiyi sevdayı yabana atma
Doyasıya inadına sev bugün
Yarınlar meçhuldür, bugünü yaşa
İnadına haykır dağlara taşa
Sevdanın türküsü dosta ulaşa
Doyasıya inadına sev bugün
Sevgisiz yaşanmaz damarın kurur
Bu yolda engeldir kibir ve gurur
Severek yaşamak en büyük onur
Doyasıya inadına sev bugün
İNCE bir noktadadır sevgiyi tatmak
Sevgisiz kalplere bir çıngı atmak
İlk hedef sevgiye aşkı da katmak
Doyasıya inadına sev bugün |
|
SÖYLÜYOR
Şu dünyanın değerini kadrini
Bilende söylüyor bilmeyenler de
Aç sefil yoksulun bitmez derdini
Bilen de söylüyor bilmeyenler de
Bakın hele şu dünyanın haline
Sakın ola dokunma hiç teline
Bülbül figan eder durur gülüne
Gülen de söylüyor gülmeyenler de
Herkes diyor dünya yalan yok sonu
Çokları yemişler felek okunu
Bu handan sürüyor kervan akını
Süren de gidiyor sürmeyenler de
Kimi arifane sezip duruyor
Kimi boşboşuna gezip duruyor
Kimi ummanlarda yüzüp duruyor
Yüzen de gidiyor yüzmeyenler de
Aşık İNCE bir incecik söz ettin
Yaktın yüreğimi nara köz ettin
Bu dünyayı dere tepe düz ettin
Düzen de gidiyor düzmeyenler de
25/05/1999
|
|
SEVER
Kİ...
Beyaz karayı
Esnaf darayı
Zengin parayı
Kaplar kalayı
Amele molayı
Sever ki sever
Yemekler tuzu
Oyuncu pozu
Sürüler yozu
Rakıcı buzu
Maymunlar muzu
Sever ki sever
Arı çiçeği
İnsan gerçeği
Kasap bıçağı
Ateş ocağı
Çocuk kucağı
Sever ki sever
Beller kemeri
Eşek semeri
Usta hüneri
Etler döneri
Aylar günleri
Sever ki sever
Gelin halayı
Haylaz kolayı
Sıvacı malayı
Medya olayı
Garip sılayı
Sever ki sever
Aşıklar sazı
Şairler sözü
Kirpikler gözü
Erenler özü
Softalar düzü
Sever ki sever
Güzeller nazı
Kuşlar ayazı
Kara beyazı
Derviş niyazı
Toklar da azı
Sever ki sever
Davul zurnayı
Bilek burmayı
Yiğit sarmayı
Obur dolmayı
arayan bulmayı
Sever ki sever
Ana çocuğu
Gerdan boncuğu
Çoban gocuğu
Yumurta sucuğu
Mermi kapçığı
Sever ki sever
Aylar yılları
Hovarda dulları
Köpek yalları
Acem şalları
Yolcu yolları
Sever ki sever
Bülbül gülleri
Hasta balları
Gönül dilleri
Köçek zilleri
Allah kulları
Sever ki sever
Kral sarayı
Sarhoş narayı
Ölü sağları
Gazel bağları
Ceylan dalları
Sever ki sever
Kabe hacıyı
Kardeş bacıyı
Doğum sancıyı
Yolcu hancıyı
Düşman kinciyi
Sever ki sever
Çiftçi sabanı
Koyun çobanı
Parti tabanı
Yerdi yabanı
Sever ki sever |
|
SANA
DOĞRU
Hep ümitle hep hayalle
Gidiyorum sana doğru
Sonu gelmez bir emelle
Gidiyorum sana doğru
Ne ilk ne de sonuncuyum
Sonu gelmez bir yolcuyum
Bu sürüde kavalcıyım
Gidiyorum sana doğru
Yaşadım mı ölü müyüm?
Aşkın akan seli miyim?
Akıllı mı deli miyim?
Gidiyorum sana doğru
Dağ mı yüce ben mi yüce?
Gündüzlerim sanki gece
Çözülemez bir bilmece
Gidiyorum sana doğru
Katar olsam kervanım yok
Ciğerimde kanlı bir ok
Yüze gülen dostlarım çok
Gidiyorum sana doğru
İNCE sızı hep içimde
Herkesin derdi geçimde
Yenildim ben bu seçimde
Gidiyorum sana doğru
22/04/1999 Kayseri
|