AŞKIN ATEŞİ  
HATIRA ŞİİR

Bilmem küçücüğüm şimdi ne yapar,
Belki de uyumuş gözlerin kapar?
Şu çaresiz kalbim o yare tapar,
Rabbimin vergisi, kulu ne yapar?

Doğma güneş doğma, karanlık kalsın,
Gönlüm arzular ki cananım gelsin.
Yaz şu satırları hatıra kalsın,
Yarim gelmeyince el'i ne yapan?
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

 

CAHİL KALMASIN

Uygarlığa bir yol bulayım dersen,
Okul yap da okut, cahil kalmasın.
Bu dünyada baki kalmak itersen,
Okul yap da okut, cahil kalmasın.

"İlim Çin de olsa git al" diyenin,
Emrin tut ta okut, cahil kalmasın.
"En hakiki mürşit ilim" diyenin,
Yolun tut da okut, cahil kalmasın.

"Bir harf öğretenin kölesi ol" da,
Karanlık aydınlat cahil kalmasın.
Rızayı bulursun Mevla'da, kulda,
Hak nurunu parlat, cahil kalmasın.

İNCE ilmin sonu bulunmaz asla,
Sonsuzluğu anlat, cahil kalmasın.
Bilenle bilmeyen bir mi kıyasla,
Oku, bilgi anlat, cahil kalmasın.
 

7.4.1996
 
DİYE BİLİYORDUM
Şu gurbetin kahırını,
Çektim diye biliyordum.
Yalan dünyanın sabrını,
Ver Tanrım yalvarıyorum.

Akşam oldu gözlerime,
Uyku girmiyor cananım.
Sana hitap sözlerime,
Hiç cevap alamıyorum.
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

 

YAŞAR BEY
Sabahları erken gelir,
Kanunları iyi bilir.
İsteyene akıl verir,
Avkat vekili Yaşar Bey.

Meclislerde hep güldürür,
İflah etmez de öldürür.
Takar ise kök söktürür,
Avkat vekili Yaşar Bey.

Kahkahayı iyi atar,
Tatillerde tek tek atar,
Ava gidip kırma atar,
Avcıdır bizim Yaşar Bey.

Akşamları köye gider,
Sanırsın ki bir derbeder.
Ne gamı var ne de keder,
Neşeli bizim Yaşar Bey.

Bir ceket bir de pantolon,
Okumuş hayat okulun.
Hele yanına sokulun,
Sıcaktır bizim Yaşar Bey.

İNCE yobazın düşmanı,
Haksıza vermez amanı.
Söylemenin tam zamanı,
Uz elli bizim Yaşar Bey.
 

28.12.1994
 
AZ ÖĞRETMENİM
Mehmet Altan YAĞMUR'a

Yıllar önce bir küçücük çocuktum,
Küçücük beynime sevgi dokuttum,
Hafızamda yıllar yılı arattın,
Trilyonca hürmet az öğretmenim.

Nevşehir-Kozaklı Gerce köyünde,
Sevgi depoladın küçük evinde,
Köylüyle ağladın, güldün düğünde,
Sana babam desem az öğretmenim.

Okşadın yanağım, tatlı sert yüzün,
İlmin ışığıyla parlıyor gözün,
Bazen Ayet, bazen Hadisdi sözün,
İlmin ışığı da az öğretmenim..

Muhammedden Mehmet denir adına,
Rahmetden Yağmur'lar doymam tadına,
Dilerim Mevla'dan er muradına,
Bu dilekler bize az öğretmenim.

Beraber geçmişe yelkenler açtık,
Sevgi kanadıyla ummanlar geçtik,
Sanki pir elinden badeler içtik,
Şarab-ı Kevser de az öğretmenim.

Gittik Karbela'ya yandık tutuştuk.
Taptuk kapusunda Yunusla piştik,
Kalpden kalbe sonsuz kapılar açtık,
Kırkların Cem'inde saz öğretmenim.

İNCE çocukların bağrına bastın,
İçtiğimiz zemzem, sen de bir tastın,
Eğitmek-öğretmek, ilimdi kastın,
Mansur desem gene az öğretmenim.

 

HELE BAKIN
Hele bakın şu dünyanın işine,
Kaç defa doldu da gene boş oldu.
Birilerin takmış gider peşine,
Kurnaz tilki aslanlara baş oldu.

Ben de şaştım bu cahilin işine,
Sır verdim de kem dilinde Faş oldu.
Utanmaz oturmuş yiğit döşüne,
Yetim malı namertlere aş oldu.

Karınca yüklenmiş filin yükünü,
Haramzade bu kervana baş oldu.
Azgın sıpa koparmış da örkünü,
Köroğlunun kıratına eş oldu.

Bir güzel oturmuş gönül evine,
Kurumadı gözüm her gün yaş oldu.
Yüzemedim gölde düştüm derine,
Göl-ummanı seçemedimşaş oldu.

Her daim aradım güzel cemalin,
Gündüz hayalimde, gece düş oldu.
Seher yelerimden adım selamın,
İkiye kaildim, saydım beş oldu.

İNCE ne istersen iste Gani'den,
Kulları duymuyor kalpler taş oldu.
Üç kişiyle çıkarırlar aniden,
Yalanmış bu dünya eyvah boş oldu.
 

24.8.1995
NOT:Bestelenmiştir.

 
 
 

 

KUTLU FETİH
Yüce peygamberin kutlu sözüne,
Güvendi Fatih'im fethe hazırdı.
Küçük çocukken düştü özüne,
İlmi ezeli de öyle yazıldı.

Niceleri bu hadisin izinde,
İstanbul fethine gayret eyledi.
Bin dörtyüz senesi elli üçünde,
Fatih'e bu fethi nasib eyledi.

Surlar gümbür gümbür dövüldü durdu,
Kösler çalındı da ordu yürüdü.
Papazlar ağladı, kilise doldu,
Haçlı alemini matem bürüdü.

Gemiler karadan Haliç'e indi,
Binlerce Hasanlar surları deldi.
Atladı Fatih'im atından indi,
Ayasofyada da dua edildi.

Bu milletin ölmez Fatihleri var,
Evvelden ölmüştü yüce Peygamber.
İstanbul Fatih'ten bize yadigar,
Kostantiniye'yi unut derbeder.

İNCE'yim dilediğim budur Mevla'dan,
Ayasofyadan da adın söylensin.
Balçıktan yoğurup bizi yaradan,
Fatih kuluna da rahmet eylesin.
 

19.8.1995
 
ZAMANI VAR...
Gençliğinin kıymetini,
Bilir amma zamanı var.
Büyüğüne hürmetini,
Verir amma zamanı var.

Sağlığının değerini,
Dostlarını, severini,
Komutanı, yaverini,
Bulur amma zamanı var.

Gün gelince hamı yeter,
Elbet ektiğimiz biter.
Kurt da kuzu ile yatar,
Olur amma zamanı var.

Bülbül kavuşur gülüne,
Aşık saz alır eline,
Mecnun olan aşk çölüne,
Gelir amma zamanı var.

Kararan bakır kabını,
Saflar gasb olan hakkını,
Mazlum zalimden ahını,
Alır amma zamanı var.

İçtiğin şarabın tadın,
Bülbül misli bu feryadın,
İNCE o dört harfli adın,
Kalır amma zamanı var.
 

23.4.1996
 
KOCA FELEK
Behi koca felek sana ne ettim.
Beni de aleme oyuncak mı ettin.
Bizi el aleme rüsvay da ettin,
Yetmez mi cananım cevr-ü nazların.

Dilerim hüdadan benden bulmasın,
Ağzın kapansın da lokma almasın.
Cenazende bir tek insan olmasın,
Yetmez mi hergele cevr-ü pozların?

Aciz bir kulum ya hakka kurbanım,
Dileğimi kabul etsin cananım.
Bülbülüm de arşa çıktı figanım,
Yetmez mi sevgilin cilve nazların?

Kahır doldu kalbim karardı gitti,
Dayanamam artık takatim bitti.
Yaptıkları kahır canıma yetti,
Yetmez mi ey hüda cevr-ü nazların.

Bir aciz aşığım inceyim, İNCE
Kül oldu ataşım dostum gelince.
Kullarıyın dileklerin bilince,
Gitmez mi sevdiğim arz niyazlarım.
 

DİYECEKLER
Diyecekler bu dünyadan,
Biri vardı söndü, gitti.
Tutuştuğu bir sevdadan,
Alev alev yandı gitti.

Muradını bu alemden,
Alamadan, sandı, gitti.
Sevgileri bir demetten,
Saçamadan kandı, gitti.

Fani bu kervansaraydan,
Bir yolcuydu kaldı, gitti.
İNCE meçhul maceradan
Nasibini aldı gitti.
 

16.4.1996 - Kayseri

 
 
 
 
 
 

 

BAYRAM GÜNÜ
Kimi ağlar, kimi güler
Bayram günü, Bayram günü.
Özüm dağlar, gözüm güler,
Bayram günü, Bayram günü.

Garip, yoksullar acılı,
Arefeler hep sancılı,
Hem kardeşli, hem bacılı,
Bayram günü, Bayram günü.

Gurbette yakını olan,
Kurban kesip, eti bulan,
Buluştular falan-filan,
Bayram günü, Bayram günü.

Çoğuna karalı gelir,
Fakirler ölür, dirilir.
İNCE hep hakka yönelir,
Bayram günü, Bayram günü.
 

22.4.1996 - Kayseri