|
NE
GÜZELDİK
Kürdü, Türkü hep beraber
Kardeş gibi yaşıyorduk.
Vatan, Bayrak bir, beraber
Çok engeller aşıyorduk.
Bölücüler bölük, bölük
Bölmeseler ne güzeldik.
Saçı, başı yoluk yoluk
Yolmasalar ne güzeldik.
Bayrağın alı alımdı
Alta serdiğim kilimdi.
Benim mürşidim ilimdi,
Derya, umman taşıyorduk.
Araya nifak soktular,
Milli serveti yıktılar.
Düşmanlar kına yaktılar,
Sevgi dolu, göz gözeydik.
"Hubbül vatan-minel iman"
Sevgisizler olmaz insan.
İNCE olmazsın müslüman,
Öz de birdik, öz özeydik.
22.7.1996-Kayseri/Sabit
İnce
|
|
YÜCE
DAĞLAR
Başı boz dumanlı ey yüce dağlar,
Siz de benim gibi yaşlı mısınız?
Yaylaya kurulan kutlu otağlar,
Ecdadım nerede söyler misiniz?
Yüce Erciyesim başın boran mı?
Nerde Dadaloğlum sana yaran mı?
Eşini dostunu yaren soran mı?
Sırdaşım ey dağlar bilirmisiniz?
Yaylalarda koyun, kuzu meleşir
Güllerin dalında bülbül söyleşir.
Yücesinde nazlı yarim eyleşir,
Söylen güzelleri severmisiniz?
Yaz gelince yaylalarım şenlenir,
Koyağında türkülerim dinlenir.
Gözyaşımla ne ağıtlar söylenir,
İNCE'ye de selam söyler misiniz?
20.7.1996-Kayseri/Sabit
İnce
|
|
UYUTTULAR
Uyu, uyu yat yat uyu
Diye diye uyuttular.
Pınarımda berrak suyu,
Taş doldurup kuruttular.
Alnıma bu mu yazılmış?
Yoksulluk resmi çizilmiş.
Ta yüreğime kazılmış,
Eğri diye doğrulttular.
Akıl, feraset koymayıp
Fikre, zikire uymayıp
İrfan kemiğim doğrayıp,
Kör kazanda kaynattılar.
Bizi fırka fırka bölüp,
Yırtıcı matkapla delip,
Düşmanlara "dosttur" deyip,
Morfinlerle bayılttılar.
İNCE'leyip sık dokudum
Gerçek kitabın okudum.
Bülbül olup da şakıdım,
Karga diye tanıttılar.
20.7.1996-Kayseri/Sabit
İnce
|
|
BİLİR
MİSİN?
Nara yanmayınca yare varılmaz,
Bilir misin bunu İbrahim kardeş.
Namaz kılar hak huzurda durulmaz,
Bilir misin bunu İbrahim kardeş.
Gördüm ki sevgiye bülbül olmuşsun,
Gülü görememiş, har da kalmışsın.
Sanki bir camiye vaiz olmuşsun,
Bilir misin bunu İbrahim kardeş.
Sıkı sarılmışsın hakkın yoluna,
Nasib etsin mevlam cümle kuluna.
Meyletme dünyanın geçmez puluna,
Aldatır insanı İbrahim Kardeş.
Gece-gündüz dost dost diye ağlarız,
Coşkun sel misali durmaz çağlarız.
Dertlinin derdiyle yürek dağlarız,
En kemter kuluyuz İbrahim Kardeş.
Aşkın deryasında her dem sarhoşuz,
Elest-ü bezminde ıkrar sunmuşuz.
"Leyla Leyla" diye Mecnun olmuşuz,
İNCE bir çöldeyiz İbrahim Kardeş.
31.5.1996-Kayseri/Sabit
İnce
|
|
OLUR
MU?
Yürü bre deli gönül,
Yaz gününde kar olur mu?
Yaşlanmaz, kocamaz gönül,
Aşıklarda ar olur mu?
Olur mu dünyada vefa,
Çekmedin mi çile, cefa?
Her mahlukta varya kafa,
İnsana hiç zor olur mu?
Olur mu canların sonu,
Arif olan bilir bunu.
Gramı, kilosu, tonu,
Tartılmadan kar olur mu?
Olur mu sevdasız aşık?
Anlamaz irfansız şaşık.
Olduğumuz su bulaşık,
Yanmayınca kor olur mu?
Olur mu dağlardan yüce?
Elif ile Nun'dan hece.
Cim veElif ile İNCE,
Sarmayınca yar olur mu?
2.4.1996-Kayseri/Sabit
İnce
|
|
SORMA
Beni benden sorma bende değilim
Neyimi söyleyim, nasıl söyleyim
Yalancı dünyaya yok ki meyilim
Sana ne söyleyim, nasıl söyleyim
Mansur olup dara oturmayınca
Sevda belasından yatılmayınca
Mizana konulup, tartılmayınca
Kilo mu söyleyim, ton mu söyleyim
Şeriat kapısı belimi büktü
Tarikat kapısı iflahım söktü
Marifet kapısı sevdayı döktü
Hakikat mı deyim, yokluk mu deyim
Varlığımda yokum, yoklukda varım
Güllerde kokuyum, bülbülde zarım
Elest-ü bezminde vardır ıkrarım
Sözle mi söyleyim, hal mi söyleyim
Dolap gibi her girdabı dolandım
Mecnunun çölünde leyla arandım
Ne İsa'ya ne Musa'ya yarandım
Çarmıhdan mı deyim, turdan mı deyim
Alem benim ben alemim diyemem
Dillerim kilitli yarim övemem
Sonsuz bir yoldayım geri dönemem
Sonu mu söyleyim, baştan mı deyim
Ne vermişse geri verdim yarime
Gel istersen senle gidek pirime.
Narın ateşiyle gel de erime,
Pervane mi deyim ateş mi deyim.
Yaşarken ölüyüm, ölünce diri,
Muhabbet bağının oldum esiri.
Balçık tezgahının silik teksiri,
İNCE'den mi deyim telden mi deyim.
1.6.1996 kayseri/Sabit
İnce
NOT: sayın şaire Türkan
Sönmez Daşkın'a Söylenmiştir.
|
|
BUNDAN
SONRA
Hacer-ül Esveddi kara gözlerin,
Bakmam gayrı bundan sonra sevdiğim.
Baldan tatlıyıdı nazlım sözlerin,
Duymam gayrı bundan sonra sevdiğim.
Sen vefasız çıktın bel'oldu gayrı,
Sen bir başkayıdın hepsinden ayrı.
Düğün edecektim çifte halaylı,
Yapmam gayrı bundan sonra sevdiğim.
Ceylan bakışlıydı sürmeli gözün,
Ay gibi parlardı, nur muydu yüzün.
Ne çabuk unuttun verdiğin sözün,
Sormam gayrı bundan sonra sevdiğim.
Ağlayı, ağlayı sel oldu yaşlar,
Başıma yağdırdın ummadık taşlar,
Seni soruyorlar yarenler, eşler,
Anmam gayrı bundan sonra sevdiğim.
Karacaoğlan gibi coşkun çağlarım,
Bu yüreğim ataşlarla dağlarım,
Veran oldu gitti gönül bağlarım,
Bakmam gayrı bundan sonra sevdiğim.
İNCE inceldi de iplere döndü,
Aşkın ataşıyla kaynayıp yandı,
Senin için her renklere boyandı,
Yunmam gayrı bundan sonra sevdiğim.
15.6.1996-Kayseri/Sabit
İnce
|
|
DİYEMEM
Musluktan su damlıyorsa,
Lamba boşa yanıyorsa,
Dilli boş laf söylüyorsa,
Boşver, aldırma diyemem.
Ekmek çöpe gidiyorsa,
Araba boş yürüyorsa,
Mazlum feryat ediyorsa,
Boşver, aldırma diyemem.
Hırsız talan peşindeyse,
Gençlik zehir düşündeyse,
Oğlan boykot işindeyse,
Boşver, aldırma diyemem.
Hasta ziyaret isterse ,
Dostlar selamı keserse,
Rüzgar tersinden eserse,
Boşver, aldırma diyemem.
Siyasetde pislik varsa,
Fırsatçı arsa kaparsa,
Hakkın izinden saparsa,
Boşver, aldırma diyemem.
Gelin kaynana döverse,
Kız gece eve dönerse,
Kemiksiz dil yalan derse,
Boşver aldırma diyemem.
İnancıma dil uzatsa,
Dinime hurafe katsa,
İNCE fakirler aç yatsa,
Boşver aldırma diyemem.
22.4.1996-Kayseri/Sabit
İnce
|
|
AĞLASIN
DURMASIN
Gel sazım seninle muhabbet edek,
Mızrap vursun, tel ağlasın durmasın.
Binek aşk atına, o yare gidek
Kamçı vursun, yol ağlasın durmasın.
Gel yarin aşkına badeler olsun,
Dudak içsin, mey ağlasın durmasın.
Huri gılmanlarda sakimiz olsun,
İnce sussun ney ağlasın durmasın.
|
|
BİL
Kİ KURTULMUŞTUR...
Baba "salih" demiş koymuş adını,
Nüfusa "kurtulmuş" diye yazmışlar.
Duymazsan mazlumun coş feryadını,
Deme ha onlara sakın, "azmışlar".
Yaradanım fırka fırka ayırmış,
Bakmak için yer yüzüne koyurmuş.
"Adem" diye bir de adın duyurmuş,
İrfansızlar anlamadan yazmışlar.
Habil'le Kablile kavga ettirmiş,
Kimini ham koyup kimin yetirmiş.
"Enel hak" diyeni dara getirmiş,
Fani diye bir de mezar kazmışlar.
Gururu, kibiri atıp gidersen,
Yaradan yaratmış deyip, seversen.
Putları kırarak bir de birlersen,
Bilki "kurtulmuş" dur diye yazmışlar.
Elest-ü Bezmdeki sözde durursan
,
Bir ehl-i Kamile ıkrar verirsen,
Aşkın badesine dudak değersen,
Bil, erenler seni safa almışlar.
Ben-i Adem ise üç nişanı var,
Gözündeki ışık ay gibi parlar.
Sözünde tad vardır şerbetler damlar,
Öz'ünü bilmezler hayvan olmuşlar.
Aşk yolu çileli, cefası çoktur,
Söyle söyle bitmez, hiç sonu yoktur,
Dersen, kuru lafa karnımız toktur,
İNCE sırlı sözün boşa saymışlar.
22.4.1996-Kayseri/Sabit
İnce
|