HAYRAN OLDUM 

Bir güzelin gözlerine , 
Hayran oldum sözlerine. 
Ay misali yüzlerine, 
Hayran oldum, hayran oldum. 
  
Al al kiraz dudakları, 
Güller açmış yanakları. 
Dalga dalga o saçları, 
Hayran oldum, hayran oldum. 
  
İNCE'm kanar sözlerine, 
Güneş vurmuş yüzlerine, 
Derman olsam dizlerine, 
Hayran oldum, hayran oldum. 

Sabit İnce
 
 
  
  
 
 
BİLMEM Kİ.. 

Burcu burcu tüttün burnumda sıla, 
Ne diye özlerim seni bilmem ki? 
Nere yönüm dönsem döner pusula, 
Ne diye özlerim seni bilmem ki? 
  
Her bayram dönerim yoluna doğru, 
Çevirir yönümü duyduğum çağrı. 
Özlemi içimde dinmeyen ağrı, 
Ne diye özlerim seni bilmem ki? 
  
Yavrular gözümün önünden gitmez, 
Aşkın olmasaydı tek tohum bitmez. 
Düşüncesiz, aldırmaza farketmez, 
Ne diye severim seni bilmem ki? 
  
Sevdayın çağrısın duydum erkenden, 
Kokunu alırım, gülden, dikenden. 
İNCE sesin duyar o esen yelden, 
Ne diye isterim seni billmem ki? 
 

 25.1.1996-Kayseri/Sabit İnce
 AŞIK CEFAİ'YE 

Saz çalmak değil marifet, 
Gel Cefai etme inat. 
Şeriat sonra Tarikat, 
Hakikat da var Cefai. 
  
Aşk yolunda yanmayınca, 
Bir kamile varmayınca, 
Pir badeyi sunmayınca, 
Aşık olmak zor Cefai. 
  
Diller haktan söyleyince, 
Canın dostuna verince, 
Desdur deyip isteyince, 
Yazın yağar kar Cefai. 
  
Engine in, engin söyle, 
Üstadlar söylemiş böyle. 
Yol alınmaz "ben" demeyle, 
Bilenlere sor Cefai. 
  
Bin bildiğin bire yetmez, 
Nefis azgındır pes etmez. 
Dili bağlarsa söyletmez, 
Başka diller var Cefai. 
  
İnce varlarını attı, 
Nefis pazarında sattı. 
Sineye hançer saplattı, 
Buldu büyük kar Cefai.  
 

28.9.1995-Kayseri/Sabit İnce
İSTERLER 

Aşık olmak kolay değil, 
Hal içinde hal isterler. 
Saz çalmak bir olay değil, 
Her makamdan tel isterler. 
  
Eğer gerçek aşık isen, 
Hal ilminden dil isterler. 
O sırdanla sırdaş isen, 
Boş konuşmaz lal isterler. 
  
Bu yolda kıvlü-kal olmaz, 
Gönlü temiz bir isterler. 
Mürşid-i Kamilsiz olmaz, 
Yolda rehber, pir isterler. 
  
Bu yola gireyim dersen, 
Hak yolunda ser isterler. 
Bülbül olmayı dilersen, 
İNCE, hardan gül isterler.  
 

14.8.1995-Kayseri/Sabit İnce 
  
  
  
  
  
  
  
  
  
 
BULAMADIN 

Deli gönül kırk yıl gezdin alemde 
Kışlar geldi geçti, yaz bulamadın. 
Çoklar yedi içti fakirhanemde, 
Çok aradın amma haz bulamadın. 
  
Tavukla, cücükle eğlendin durdun, 
Bir gün bile olsa kaz bulamadın. 
Sinen siper edip hançer vurdurdun, 
Acı da tatlı da söz bulamadın. 
  
Libas gibi yırtık, sökük sen gezdin, 
Yaranı dikecek biz bulamadın. 
Çoğu zaman geldi canından bezdin, 
Ne canda, cananda köz bulamadın. 
  
Çok okudun, yazdın insanlar için, 
İşe yarayacak söz bulamadın. 
İNCE bu figanlar bilmem ki niçin? 
Sinen de yanacak öz bulamadın.   
 

 10.5.1996-Kayseri/Sabit İnce
BAZI BAZI 

Hayali gitmeyen kara gözleri, 
Ürkek ceylan gibi süz bazı bazı. 
Yılar, aylar, yazı, kışı, güzleri, 
Maziyi hatırla gez bazı bazı. 
  
Perdeyi açıpta baktığın zaman, 
Sinene gülleri düz bazı bazı. 
Yıllardır haber yok yeter el aman, 
Birkaç satır olsun yaz bazı bazı. 
  
İstanbul'da sarı lale açınca, 
Sevgi bahçemizde gez bazı bazı. 
Beni derde koyup ele kaçınca, 
Yaralı bağrımı ez bazı bazı. 
  
İNCE'yim dünyada almadım murat, 
Selam gönder yeter az bazı bazı. 
Dağ delinecekse olaydım Ferhat, 
Şirin sunam gölde yüz bazı bazı.  
 

11.5.1996
YESEVİ'DE 

Yesevi de yesevi de, 
Sevgi çağlar Yesevi de.. 
Pirim Hacı Bektaş Veli, 
Pişti geldi yesevi de.. 
  
Ahmed yesevi nurunu, 
Saçtı gitti yesevi de. 
Yüzyılların gururunu, 
Taşıdım ben yesevi de.. 
  
Türk alemi kültürünü, 
Arar bulur yesevi de... 
Yüce İslam gururunu , 
Arar durur yesevi de.. 
  
Yesevi'de, Yesevi'de, 
Benliğim var yesevi'de. 
İNCE seller akar durur, 
Bizim eller yesevi'de..  
 

15.11.1995
KAPINA GELDİM 

Sevgili Canan, 
Bu aciz mihman. 
Derim el aman, 
Kapına geldim. 
  
Ağla ey gözüm, 
Yok yare yüzüm. 
Gecem gündüzüm, 
Kapına geldim. 
  
Bilinmez misin? 
Görünmez misin? 
Sorulmaz mısın? 
Kapına geldim. 
  
Yol da yolunum, 
Gül de gülünüm. 
İNCE kulunum, 
Kapına geldim.  
 

12.8.1996-Kayseri/Sabit İnce
GİDERİM 

Bir gönül erine meyil eyledim, 
Gönül deryasında yüzer giderim. 
Aşkın türküsünü çaldım, söyledim, 
Bin bir telden türkü dizer giderim. 
  
Şu gönül pınarım kaynadı coştu, 
Şakıyan bülbülüm dalından uçtu. 
Sevdalandı gönül ardından uçtu, 
Mecnun gibi çölde gezer giderim. 
  
Küllenen ateşim parladı, yandı, 
Yakıcı alevden tüm alem kandı. 
Halimi görenler divane sandı, 
Bana gülenleri süzer giderim. 
  
Çarkı feleklerle döner dururum, 
Gördüğüme aşk sillesin vururum. 
İNCE bir teldeyim ağlar vururum, 
Aşk arayanları sezer giderim.  
 

10.8.1996-Kayseri/Sabit İnce
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
   
  
  
 
SENİ 

Şu dilimi kesseler, 
Paramparça etseler, 
Adını kaybetseler, 
Seni söyleyeceğim. 
  
Gizleyip saklasalar, 
Kokusuz bıraksalar, 
Yanına sokmasalar, 
Seni söyleyeceğim. 
  
Mansur gibi assalar, 
Nesimi'yi yüzseler, 
İsmini gizleseler, 
Seni söyleyeceğim. 
  
Dağları eritseler, 
Öldürüp diriltseler, 
Tüketip bitirseler, 
Seni söyleyeceğim. 
  
Sahralarda, çöllerde, 
Bilinmedik illerde, 
Açılmamış güllerde, 
Seni söyleyeceğim. 
  
Cemalini görmesem, 
Adını hiç bilmesem, 
Hep ağlasam, gülmesem, 
Seni söyleyeceğim. 
  
Tüm alemler yok olsa, 
Bir tek canlı kalmasa, 
Kimse adın demese, 
Seni söyleyeceğim. 
  
Biran bile durmadan, 
Usanıp yorulmadan, 
İNCE güller solmadan, 
Seni söyleyeceğim.  
 

15.8.196-Kayseri/Sabit İnce