DÜN GECE  

Ali'yi andım dün gece,  
Aşkına kandım böylece.  
Ateşe yandım közlüce,  
Seyyidlerin serdarıyla.  
   
Kerbela'da su aradım,  
Aşkla yanarak ağladım.  
Ciğerlerimi dağladım,  
Muhammedin nurlarıyla.  
   
Hüseyin'in aşkı yaktı,  
İçime sevgisi aktı.  
Dedesi toprağı sıktı,  
Mübarek avuçlarıyla.  
   
Yeter doldu şu gözlerim,  
Yanardağ gibi közlerim.  
Ehl-i Beyt'e can veririm,  
İnce'lerin aşklarıyla. 

 
11.1.1995 Kayseri/Sabit İnce
 
 
 
 
 
 
  İNSAN DEĞİL MİKİ?  

Hem karanlık, hem gecede,  
Tüm dillerdeki hecede.  
Çözülmeyen bilmecede,  
Zaten sen değil misin ki?  
   
Şarkılarda, ezgilerde,  
Duygularda, gönüllerde.  
Şiir, resim, çizgilerde,  
Zaten sen değil misin ki?  
   
Hem sevdalar, hem baharlar,  
Veysel'deki ince yollar.  
Yapraklar, çiçekler, dallar,  
Zaten sen değilmisin ki?  
   
Dönüp gelen o mevsimler,  
Rengarenk açan çiçekler.  
Gönülde öten bülbüller,  
Zaten sen değil misin ki?  
   
Yunus'daki bitmez sevgi,  
Bulunmaz ki eşi dengi...  
Rabbimin değer verdiği,  
Sade insan değil mi ki?  

NOT:Şair Ülker Aygün'ün ben 
olayım şiirine bir naziredir 
İHALE  

Bizim dayre mal alacak,  
İhale kimde kalacak.  
Satınalmacı nolacak,  
Gene bitti bir ihale.  
   
Üç kişiden teklif yeter,  
Teklife birine gider.  
Başka teklifleri nider,  
İşte bitti bu ihale.  
   
Komisyona zarflar gelir,  
Zarf üstüne şerh verilir.  
Üyeye fikri sorulur,  
Gene biter bir ihale.  
   
Komisyonda dörtbeş kişi,  
Mübayacı bilir işi.  
Amir de imzalar fişi,  
İşte bitti bir ihale.  
   
İnce fazla karıştırma,  
Suratları buruşturma.  
Bilmeyeni alıştırma,  
Böyle gider bu ihale.. 
 

28.12.1994 
GÜZELİ SEVERİM  

Yozgat, Yozgat, Yozgat  
Yoruldum Yozgat..  
Yeşil dağlarına,  
Vuruldum Yozgat...  
   
Bayrak, bayrak, bayrak  
Ay yıldız bayrak..   
Şerefim, namusum  
Vatanım bayrak...  
   
Allah, Allah, Allah  
Yaradan Allah...  
Alemi noktada  
Bir eden Allah  
   
İnce, İnce, İnce  
Sıratdan ince..  
Güzeli severim,  
İnceden ince.. 
 

22.12.1994
 
 
 
 
 
KÖROĞLU KÖR  

Gözü görmez bizimkinin  
Aslı köroğlu, kör...  
Yanında duruyor senin,  
İster köroğlu kör..  
   
Sırtta köroğlu oturur,  
At kırat mı, kırat..  
Tüfek icad oldu artık  
Kılıcını kır at...  
   
Köroğlunun aslı belli,  
Kendi Mertoğlu, mert..  
Yiğide hile düşünür  
Na Mertoğlu, Namert!..  
   
Adım Sabit, Soyadım da  
İnce'dir de , İnce..  
Sırat köprüsün gördüm de,  
Kıldan bile ince...  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
 

 YUH OLSUN..  

Her gördüğün insan sanma,  
Tatlı sözlere aldanma.  
Alış verişine kanma,  
Kanarsan, yuh olsun sana.  
   
Canım cicim dese bile,  
Kalbinde vardır bir hile.  
Hileyi getirir şere,  
Görmezsen yuh olsun sana.  
   
Masumane boyun büker,  
Ocağına incir diker.  
Açarsan dişini söker,  
Bilmezsen yuh olsun sana.  
   
Kime yaran olur isen,  
Onunla yola gidersen.  
Eğer bir lokma yer isen,  
Yutarsan yuh olsun sana.  
   
Dinleyin garipler sözü,  
Cahillerin kördür gözü.  
Lağım çukurudur yüzü,  
Gülersin yuh olsun sana.  
   
Dinle İnce'nin sözünü,  
Seyreyle sahte yüzünü.  
Vallah çıkarır gözünü,  
Verirsen yuh olsun sana. 
 

1994 TMO Bölge 
Müdürlüğünde yazılmıştır.
BULAMADIM  

On sekiz bin alemleri yaradan,  
O kadar alemde yer bulamadım.  
Hem gemiyle gittim, hemi karadan,  
Gönül bahçesinde gül bulamadım.  
   
Senin yarattığın yalan dünyada,  
Çok dolandım amma mal bulamadım.  
Mevlana yurdunda ulu Konya 'da,  
Gönül pınarıma şems bulamadım.  
   
Geldim Kayseri'ye konayım deyi,  
Ademin içinde yer bulamadım.  
Rum'un diyarında doyarım deyi,  
Bir lokma ekmeği zor bulamadım.  
   
İnsan suretinde kurtlar kurulmuş,  
Halil sofrasında yer bulamadım.  
Şu İnce'de ciğerinden vurulmuş,  
Kangren yarama em bulamadım. 
 

8.12.1994
 
ADAM  

İşi gücü para pulda, hesapta,  
Etin gramını arar kasapta.  
Üzerine yoktur ince hesapta,  
Küçük hesaplarla uğraşır adam.  
   
Selamı zor verir, düşünür biraz,  
Üstüne varınca kızarır kiraz,  
Birçay içecek ya, eyler cilve naz,  
Bir gününü fişle geçirir adam.  
   
Küçük bir çıkara satar dünyayı,  
Menfaati varsa gezer Konya'yı,  
Birgün gösterirler sana anyayı.  
Dünyayı boşuna geçirir adam .  
   
İnce 'yim, incecik hikaye edem,  
Emelim, muradım o yare gidem.  
Dostu, sevgiliyi, sevdayı nidem  
Diyerek günlerin geçirir adam. 
 

1 Aralık 1994'de TMO Bölge 
Müdürlüğünde yazılmıştır.
HASRETİ'YE...  

Hasreti seyrettim seni ekranda,  
Ne malların varsa göster dükkanda.  
Kıymetim var dersin yakut taşında,  
İşlenmiş yakutu gördün mü ki sen ?  
   
Aşık pir elinden badeyi içer,  
İçen aşıklar da kendinden geçer.  
Altının ayarın sarraflar ölçer,  
Bir sarraf elinden süzüldün mü sen?  
   
Aşık bir ateştir gönüller yakar,  
Masiva bırakmaz kirleri yıkar.  
Viranelerde de aslanlar yatar,  
Aslanlar yurdunu gördün mü ki sen?  
   
Anlar isen şu İNCE'nin sözünden,  
Bir kor al eline aşkın közünden.  
Biraz daha git yolların düzünden,  
Yüce dağ başına vardın mı ki sen? 

SENSİN SEN...  

Sevgin içimdedir unutmam seni,  
Mevlam kararımda koymuyor beni.  
Kimi över bizi, kimi der deli,  
Gönül sarayımın sultanı sensin.  
   
Senin gibi yoktur ulu bir veli  
Hem ebedi gördüm, hem de ezeli  
Ben de şu alemi gezdim gezeli,  
Onsekiz bin alem nişanı sensin.  
   
Ehli Beyt soyudur efendim neslin,  
Gece gündüz demez zikir edersin.  
Yolun belli Hak yolunda gidersin,  
Dört yolun üstadı rehberi sensin.  
   
Garip oldum senden aldım nefesin.  
Dünya, ukba senin ağyar nidersin,  
Ehli beyt yolunda ulu bir ersin.  
Muhammed yolunun çerağı sensin...

 
BENİ...  

Kahbe dünya ne acayip işin var,  
Derin düşünceye daldırdın beni.  
Ne insafın, ne kocamaz yaşın var,  
Kırkına geldim de soldurdun beni.  
   
Yalan dünya sana aldananın var,  
Heveslenmem sana kandırdın beni.  
Zengine çok geniş, fakire de dar,  
Bundan sonra kandıraman sen beni.  
   
Yüce dağlarıyın başında karlar,  
Yazın yakıp, kışın dondurdun beni.  
Dünya diye çok da methin yaparlar,  
Kaç kere mezara koydurdun beni.  
   
Ateşin var, toprağın da suyun var,  
Gaflete daldırıp yandırdın beni.  
Ben Adem torunu bende ruh da var,  
Şakıyan bülbüle döndürdün beni. 
 

4.10.1994
YA ALİ  

Ayrılık od'una yandım tutuştum,  
Yanarım aşkına söndür ya Ali.  
Gül cemalin için ummana düştüm,  
Yönünü bize de döndür ya Ali.  
   
Elestü bezminde ahdimiz vardı,  
Yalansak pirime sordur ya Ali.  
Medet ya Muhammed diye ağlardı,  
Gözlerimden yaşı durur ya Ali.  
   
Yedi iklim dört köşeyi aradım,  
Gördüğüm Ademe sordum ya Ali.  
On sekiz bin alemleri taradım,  
Haydar'ım diye de sordum ya Ali.  
   
İNCE'de yanmada aşkın narına ,  
Ateşin cismimde kordur ya Ali.  
Aşıkların, sadıkların nuruna,  
Muhammed aşkına vardır ya Ali.
 

8.8.1995
 NAKIŞ NAKIŞ SEVGİ  

Şair Mustafa Yaralı'ya....  
Dantel dantel işlemişsin yüreği,  
Nakış nakış sevgi çizmiş yaralı.  
Arayarak bulmuş sırlı gerçeği,  
Sırma sırma sevgi örmüş yaralı.  
   
"Kandil asmış ay doğmamış geceye,"  
Nuru hece hece saçmış yaralı.  
Ruhu enginlerden çıkmış yüceye,  
Nice doruklardan aşmış yaralı.  
   
"Dertliyle gem çeker, gamlıya gamdaş"  
Kutlu yolda yolcu olmuş yaralı.  
Sevgi hale hale, hep sarmaş dolaş,  
Sevgide maşuk'un bulmuş yaralı.  
   
Gönül kovanında bal petek petek,  
İnce'yi de kovan yapmış yaralı.  
Gönlünce bir dostu bulsun da o tek,  
Dost uğruna neler yakmış yaralı. 

1 Kasım 19995-Kayseri/Sabit İnce
SORDUNUZ MU?  

Gidenler geri gelmiyor,  
Acep neden sordunuz mu?  
İnsan n'olduğun bilmiyor,  
Böyle körü gördünüzmü?  
   
İnsan dünyaya doymuyor,  
Sebebini sordunuz mu?  
Sağırlar niye duymuyor,  
Buna sebep buldunuz mu?  
   
Göz yaradanı görmüyor,  
Bu sırra siz erdiniz mi?  
İnce'de sırrın vermiyor,  
Hiç farkına vardınız mı?  
 

30.8.1995-Kayseri/Sabit İnce
 
 
 
 
 
 
 SAPMADIM ŞÜKÜR  

Kula kulluk etmeyince,  
Çile çektim bu dünyada.  
Azım çoğa yetmeyince,  
Aç da kaldım bu dünyada.  
ım yöğrük gitmeyince,  
Yaya kaldım bu yollarda.  
Bahçemde gül bitmeyince,  
Gül aradım şu dağlarda.  
   
Un edipte buğdaylarda,  
Ezdi değirmen taşları.  
Çıkarcı büyükbaşlar da,  
Götürdüler milyarları.  
   
Hak bildiğim yoldan birgün,  
Sapmadım şükür yaradan.  
O yüzden ettiler sürgün,  
Dolandım ta Urfalardan.  
   
İNCE, uzaydan mı geldin?  
Sen mi seçildin aradan ?  
İlmi siyaset bilseydin, Gemin yürürdü karadan. 

                                                     4.8.1995-Kayseri/Sabit İnce