CAHİL 

Selamünaleyküm dedi oturdu 
Muskacı hocaya güvendi cahil 
Yanında da bir oğlunu getirdi 
Muskanın gücüne inandı cahil 
  
Hocam şu oğluma birhaller oldu 
Tazecik fidanım sarardı soldu 
De Allah aşkına bu nasıl oldu 
Hocaya muskaya pek kandı cahil 
  
Evli mi bekar mı bu oğlan dedi 
Kaşını kaldırıp seyran eyledi 
Babası konuştu hoca dinledi 
Sırrını anlattı saftandı cahil 
  
Oğlanın adını sordu ilk önce 
Acıdı oğlanla göze gelince 
Ooo ne büyüler deyince 
İrkildi hayretle sallandı cahil 
  
Ebced hesabıyla yıldızın açtı 
Yazacağı muska iyi ilaçtı 
Okuyup üfleyip bir sayfa açtı 
Hocanın eline kapandı cahil 
  
Yazdı muskaları tarifin yaptı 
Hocamız böylece milyonlar kaptı 
Allah'ı unutup hocaya taptı 
İNCE bir saygıyla toplandı cahil  

22.1.98/sabit ince
GÖNÜL 

Aşk oduna yanmasını 
Bilemedin behey gönül 
O deryaya dalmasını 
Bilemedin behey gönül 
  
Kalem alıp yazmasını 
Diyar diyar gezmesini 
Aşk sazını çalmasını 
Bilemedin behey gönül 
  
'Ben' deryasını dolaştın 
Hep masivaya bulaştın 
Sevgi varken hep dolaştın 
Sevemedin behey gönül 
  
Azgın seller gibi coştun 
Hırsla yorulmadın koştun 
Gönül erlerinden kaçtın 
Göremedin behey gönül 
  
Güzelle gönül eyledin 
Boşa türküler söyledin 
Hiç nasihat dinlemedin 
Eremedin behey gönül 
  
Ne utanmaz arlanmazsın 
Bu gidişle karlanmazsın 
İNCE gibi zorlanmazsin 
Ölemedin behey gönül  

10-11.97/ sabit ince
DÜNYAYA 

Dünya beni yenemezsin, 
Çünkü sende gözüm yok ki. 
Sen keyfince dönemezsin, 
Benim sana sözüm yokki.. 
  
Bir gram bile veremem, 
İstesem bile sevemem. 
Methedemem de övemem, 
Çünkü sende gözüm yokki. 
  
Cilveli bir dilbersin sen, 
Her şekile girersin sen. 
O sahte sevgini versen, 
Benim sende gözüm yokki. 
  
Yiğitleri yuttun yedin, 
Ahde vefa eylemedin, 
Yazık ettim diyemedin, 
İNCE sana sözüm yokki. 

19.4.1996-kayseri Sabit ince
GÜNAHKARIM 

Günahkarım aman yarab, 
Affet beni affet beni, 
Deli gönlüm olmuş harab, 
Affet yarab, affet beni. 
  
Cümle günahlar bendedir, 
Affetmek yalnız sendedir, 
Akan yaşlar didemdedir, 
Affet yarab, affet beni. 
  
Sevgi verdin sevemedim, 
Kulluk için evemedim, 
Can evime giremedim, 
Afet yarab, affet beni. 
  
Aşkına düştüm ağlarım, 
Boş gelip geçti çağlarım, 
İNCE çoktur hatalarım, 
Affet yarab, affet beni. 

18.5.1996 Kayseri/sabit ince
GİTTİ 

Gençliğimde, o delilik çağımda, 
Bir güzel görmüştüm gönül bağımda, 
Taht kurup oturdu aşk otağımda, 
Aldı gençliğimi süpürüp gitti. 
  
Aşkından del'oldum kendimden geçtim, 
İlk aşk şarabını elinden içtim, 
Azgın akan aşkın selinden geçtim, 
Takatım koymadı bitirip gitti. 
  
Gülen gözlerine gülenay dedim, 
Mah yüzlü sevdiğim sana ay dedim, 
Mutluluğa doğru, günler say dedim, 
Çaldı günlerimi götürüp gitti... 
  
İNCE geçen günler geri gelir mi? 
Solmuş goncalarda koku olur mu? 
Yalandır bu dünya sana kalır mı? 
Güzeli kar gibi eritip gitti... 

4.7.1995 kayseri/sabit ince
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 SÜRÜLDÜK 

Farzet ha ben, ha doğrular, 
Doğru dedikde sürüldük, 
Ejderhalar yuttu asam, 
Musa oldukda sürüldük. 
  
Paşam deyip bükülmedik, 
El pençe de dikilmedik, 
Hak yolunda yıkılmadık, 
Arslan oldukda sürüldük. 
  
Doğru dürüstce çalıştık, 
Suya-lastiğe karıştık, 
İkaz edildik alıştık, 
Sicil bozulup sürüldük. 
  
Haksızı yerdik karadık, 
Haklının hakkın aradık, 
Gizli kapı araladık, 
Açığa vurup sürüldük. 
  
Ne kör olduk ne de sağır, 
Söyleyince ağır, ağır, 
Mideler gelince ağır, 
Tartı bozulup sürüldük. 
  
Kediler arslanı boğdu, 
Bazı yerlerine değdi, 
Mazlumlar boynunu eğdi, 
Boyun vermeyip sürüldük. 
  
Elbet hak yerini bulur, 
Mazlumun ahı mı kalır, 
Adil de haklıyı bilir, 
Adalet dedik de sürüldük. 
  
Bir mazlum derdimi deşti , 
Yoluma hendekler eşti, 
Despotluğun demi geçti, 
Dedik ya ondan sürüldük. 
  
Bilgimizi kıskandılar , 
Büyüklere yaslandılar, 
Cevherler de paslandılar, 
Deyince ondan sürüldük. 
  
İnce'm yeter dostu ara , 
Kapanır mı acı yara , 
Uyuver yüce karara, 
Deme kapıdan sürüldük.

KÖYÜME ÖZLEM-2- 

Çocuklar gitti mi çiğdem kazmaya? 
Oya işlendi mi allı yazmaya? 
Millet başladı mı bağı bozmaya? 
Köyden bir havadis verseniz yeller. 
  
Kocadere kurudu mu akar mı? 
Kağnı gıcırtısı köyü tutar mı? 
Bulgur kaynatılır metel atar mı? 
Dam başına yatak serseniz güller. 
  
Dalle'mminin Hasan sevdalandı mı? 
Bizim köyün kızlar boyalandı mı? 
Evler dolaşılıp sayalandı mı? 
Sayacı'ya sizde verseniz eller. 
  
Kamil emmi süt tozunu yaktı mı? 
Hoca'fendi minareye çıktı mı? 
Herkes duyup oruçların açtı mı? 
Komşulara sofra serseniz A'ler. 
  
Tuz taşları söküldü mü durur mu? 
Emlik kuzu en arkada kalır mı? 
Çeşmelerde gene öyle sıra olur mu? 
Testilerden bir su içseniz yeller. 
  
Ekinler biçilip, yığın olur mu? 
Getirilip harman yere konur mu? 
Öküz ve atlara yem bulunur mu? 
İNCE ile düven sürseniz beyler. 

25.4.1996 Kayseri/Sabit İnce
GİTTİKTEN SONRA 

Bin defa hacca gitsen ne olacak, 
Gönül kabesini yıktıktan sonra, 
İltifat görecek hacı olacak, 
Mekke, Medineye gittikten sonra. 
  
Gönül kabesini tavaf etsene, 
Yaşın kemalini bulduktan sonra, 
Gönül tarlasına tohum eksene, 
Tohumu toprağı bulduktan sonra. 
  
Keramet olsaydı taşta, toprakta, 
Beden çürümezdi öldükten sonra, 
Bir vefa olsaydı varlıkta, tahtta, 
Gidenler gelirdi öldükten sonra. 
  
Varlık denizinde yüzgeç olsan da , 
Bir dalga batırıp, gömdükten sonra, 
Allah'ın arslanı Ali olsan da, 
Zalim hançer kalbi deldikten sonra. 
  
Taht ile tacıyla Süleyman olsan, 
Ayaksız bir ata bindikten sonra, 
İnce'm Azraile bir ferman sunsan, 
Şu nefsin atından indikten sonra. 
  
  
 
  
  
  
  
 

 BAYRAM GELDİ 

Bayram geldi barışalım, 
Sevgi için yarışalım, 
Dostlar ile kavuşalım, 
Bugün bayram geldi dostlar. 
  
Zengin yoksul bir arada, 
Hem denizde hem karada, 
Bosna Hersek, Karabağ da, 
Bayram kara geldi dostlar. 
  
Kimi garip kimi yaşlı, 
Duymuyor kulaklar paslı, 
Kerem yanmış duymaz Aslı, 
Bayram ateş yaktı dostlar. 
  
Gurbette garipler ağlar, 
Yaşıyor mu bilmem sağlar? 
Çeçenistan yürek dağlar, 
Kime bayram geldi dostlar? 
  
Bayram gelmiş gülemiyom, 
Yaşlar sel sel silemiyom, 
İNCE'm yalan diyemiyom, 
İşte bayram geldi dostlar. 

Sabit İnce
  YAŞIYOR O 

Veysel dünyada gülmedi, 
Benzeri aşık gelmedi. 
Bilin ki Veysel ölmedi, 
Canda, tende yaşıyor o. 
  
Aşkın deryasında gezdi, 
Maddeyi, manada sezdi. 
Kalp gözünden bade ezdi, 
Bardaklardan taşıyor o. 
  
Veysel çekilip oturmuş, 
Ötelerden sır getirmiş. 
Dertlere derman yetirmiş, 
Telde şifa taşıyor o. 
  
Her çiçekten balı almış, 
Dünyaya bir Veysel gelmiş. 
İnce'de gönülü vermiş, 
Çağdan çağa aşıyor o.