|
DAĞLAR
Eğer siz de biraz merhamet varsa
Dertlerim artıyor yol verin dağlar
Nazlı yar çıkıpta yoluma dursa
Solmasın goncagül yol verin dağlar
çökmüş dayanmıyor gönlümün damı
Deli, mecnun deyi kınaman beni
Sağımda ardıcı solumda çamı
Size tutunayım el verin daglar
Ben de sizin gibi yoktan olmuşum
Beli demişim de, karar vermişim
Mansur misli ben de dara girmişim
İpinen öldürmen dal verin daglar
Mevla binbir çicek sizi süslemiş
Türlü renkler verip gergef işlemiş
Gelen gider olup göçe başlamış
Arıya çiceği bol verin dağlar
Acımadan yakıp kesip iz ettim
İniş yokuş dinlemedim düz ettim
İnce gönlü göyündürüp köz ettim
Yanan bağrınızdan kül verin dağlar
22.1.98/sabit
İnce
|
|
DOSTLARIM
Ayaklar altında yol ettin beni
Gelen giden ezer durur dostlarım
Koydu aşkı narı kül etti beni
Gece gündüz tozar durur dostlarım
Tükenmez cevherdim pul etti beni
özgürlüğüm alıp kul etti beni
Bülbül gibi gülde dil etti beni
Har içinde gezer durur dostlarım
İlkbahar, yaz derken güz etti beni
Gürgen ağacından saz etti beni
Dillere düşürüp söz etti beni
çala kalem yazar durur dostlarım
Yağmur kar gibiydim dol'etti beni
Has ipek dokudum çul etti beni
İnce'yim itlere yal etti beni
Kırk elekten süzer durur dostlarım
22.1.98/sabit İnce
|
|
KAH
Kah yanarım kah sönerim
Kah pervane kah dönerim
Kah ağlarım kah gülerim
Kah dağlarda dumanım ben
Kah deliyim kah divane
Kah Yunusum kah Mevlana
Kah Ethem'im kah da dana
Kah Mansura ol dar'ım ben
Kah sultanım kah gedayım
Kah sevgili kah sevdayım
Kah yarayım kah devayım
Kah Eyyuba magrayım ben
Kah bülbülüm kah bir gülüm
Kah laleyim kah sümbülüm
Kah ölümsüz kah ölüyüm
Kah ebed kah ezelim ben
Kah kalınım kah ince'yim
Kah aydınlık kah geceyim
Kah vezinim kah heceyim
Kah dillerde şiirim ben
2.7.97/Sabit İnce
|
|
KİMİ
Şu insan bin türlü hülyaya dalar
Zerreyi katreyi sele çevirir
Kimi de boşboşa fikrini yorar
Harcanıp tükenmiş pile çevirir
Bazıları koşar bir uğraş verir
Her sözü fikriyle çamlar devirir
Kimisi uslanmaz dümen çevirir
Bazısı sırımı tüle çevirir
çiçekler dökülür gelinir sona
Dallarda meyvalar can verir cana
Bir gülücük bile yeter insana
Arifler manayı dile çevirir
Vakit gelir yaprak solmaya başlar
Uğraşıp rızkını almaya başlar
Ol deyince yoklar olmaya başlar
Rahmet kesilince küle çevirir
Güz gelir tabiat çulunu soyar
Gökteki yıldızlar duramaz kayar
İnce her taşı da yerine koyar
Koca kainatı sala çevirir
22.1.98
|
|
BİR
TÜRKÜ YAK
Bir türkü yak...
Yanık bir türkü yak
Hüznünden kainat ağlasın
Beni anlatsın
Sen ol nağmelerde
Yankılansın dağ doruklarında
Saçlarının teli ile
Ellerimi bağlasın
Bir türkü yak
Yalnızlığıma yoldaş edeyim
Herkes ağlasın yanıklığına
Bir türkü yak
Geçmişim görüntülensin içinde
Geleceğime ayna tutayım
Sevgilileri unuttursun
Mısralarda tek seni yutayım
Bir türkü yak
Sonsuzluğa uzanan bir ses
Gönlümü serinleten nefes
Desinler ki 'harika, çok enfes'
Bir türkü yak
Dudaklarım titresin
O türkü dillerde gönüllerde
Unutulmasın söylensin
Bir türkü yak
24.3.97
|
|
BİRLİĞE
YOLCULUK
Ne çöllerde mataramdaki
Son damlayı sebil ettim
Ne dertli sazımın mızrabından
Tellere eziyet ettim
Ne kırk yıllık ömrümü
Geçmişime geleceğe ve sonsuza
Emanet ettim
Bülbülün nağmesinde
Dervişin nefesinde
Zenginin şişkin kesesinde
İltifat, itibar, kifayet, hidayet
Esaret cesaret... ettim
Sadece tertemiz gönlümü
kirlettim
Kapında tapunda yapında
Hatta incecik suratında
Oynadım, kıvırıp da dans ettim
Aşkınla, meşkinle
Ve sevdayın ateşinde
Piştim yanıp kül ettim
şu kocamaz gönlümü
an be an biten ömrümü
Ateşine pervane yaptım
Beni bencilliği ve ikinciliği
Bir edip birliğe gittim
24.3.97
|
|
KURTULMUŞUM
Hak nurunu gerçeklerde
Gördün demek kurtulmuşum
Güzelliği çiçeklerde
Gördün demek kurtulmuşum
Sevda alevinde sinsin
Oyna ki bire gidesin
Hak gerçeklerde bilesin
Sordun demek kurtulmuşum
Sevda ateşi yandıkça
Gönül o yare kandıkça
Gerçek sana inandıkça
Vardın demek kurtulmuşum
Gözler konuşur sevişir
Seven bu sırra erişir
Aşka yananlar bilişir
Verdin demek kurtulmuşum
Gahi sessiz gahi azgın
Böyle sanma yarın yazgın
Sevenlerde olmaz bozgun
Erdin demek kurtulmuşum
Sevda türküsü söylensin
Yanık gönlümüz eğlensin
İnce de hakka bağlansın
yerdin demek kurtulmuşum
24.3.97-sabit ince
|
|
DOYMADIM
O nasıl güzellik yaktı kavurdu
Güzelliğin seyretmeye doymadım
Zaman değirmenin hızlı çevirdi
Biran gibi gelip geçti saymadım
Aynı yere giden iki yolcuyuz
Sevgiye susamış iki elçiyiz
Gönül duvarına tutmuş alçıyız
Gönül yollarında sesin duymadım
ürkek ceylan gibi baktın yüzüme
Kavurdun köz attın özün özüme
Zehirli okları attın gözüme
Verdiğin acıyı acı saymadım
Deli rüzgar gibi estin de geçtin
O kibar ellerde kefenim biçtin
Gönül sarayımı izinsiz açtın
Sensiz geçen ömrü ömür saymadım
Kıyamadım mah yüzüne bakmadım
Senin kokun yetti güller takmadım
Mest oldum da has bahçeden çıkmadım
İnce ince seni sevdim doymadım
|
|
ORUÇ
etiketler oruç tuttu,
büyüdükçe sıfır yuttu.
Fakir ekmeği unuttu,
gene geldi bir ramazan.
Duyun ekmekde zamlandı,
vitrinde lambalar yandı.
Esneyerek aç uyandı,
böyle geçti bir ramazan.
Zengin zenginle sofrada,
mide şişkin laf tafrada,
İNCE din iman ortada,
öyle bitti bir ramazan.
|
|
SUSURLUK
Susurlukda kamyon çarptı,
bu pisliği kimler yaptı?
Bu pastadan kim pay kaptı
Söyle benim ak Türkiyem
ah Türkiyem, vah Türkiyem
kime şikayet eyliyem.
caniler, eroinciler
tarikatçılar, cinciler
nerde arsız rüşvetçiler,
Söyle benim ak Türkiyem
ah Türkiyem, vah Türkiyem
kime şikayet eyliyem
Devletten güçlü çeteler,
Vitrinlik oldu keteler,
kalınlaşan o enseler,
Söyle benim ak Türkiyem
ah Türkiyem, vah Türkiyem
kime şikayet eyliyem |