|
1983 Yılında dükkanımızın yanındaki lokantaya, öreğler köyünden Halil İbrahim isminde 19-20 yaş civarında bekar, saf, temiz kalpli, şişmanca bir bulaşıkcı gelmişti. Halil İbrahim fakir, hoş görülüsevgi dolu bir insandı. Günler geçtikce onunla aramızdaki sevgi bağları kuvvetlendi, ağabey-kardeş samimiyeti doğdu. Halil İbrahim arkadaş grubumuza dahil olmuştu. Yaş farkını gözetmeksizin yaptıklarımız şakalara kızmıyor, hatta oda bu şakalara cevap veriyordu. Kış gelmişti; aylardan Aralıktı ve oldukca soğuk bir hava vardı. Bilindiği gibi yazın çoğalan işler, kışın yarıya iner. Bu nedenle bir sıkıntısı olmak ve başıboşluluk insanı lüzumsuz işlerle uğraştırır. İşte böyle soğuk bir akşam üstü idi arkadaşlarla dükkanımızda sobanın başında toplanmıştık. Şakayla karışık bir sohbete daldığımız sırada Halal İbrahim kapıyı açarak saf bir edayla ; _ Selamün Aleyküm ! Ve aleyküm selam ya hanzo! İşte benim ağzımdan çıkan bu '' hanzo'' sözü arkadaşlarımızın arasında benimsenmiş ve Halal İbrahimin göbek adı hanzo olmuştu. Artık o ona '' hanzo'' diye hitap emeye başlamıştık. Nerdeyse gerçek adı unutulacaktı, hanzo ise bundan hoşlanmadığı halde bizi kırmamak için ses çıkarmıyor, gülüp geçiyordu. Hanzo, 1984 yılında yanımızdaki lokantadan ayrılmış, başka bir lokantada çalışmaya başlamıştı sonradan duyduk ki; hanzo bulaşık yıkarken kaynar su üzerine dökülmüş ve vücüdun büyük bölümü feci şekilde yanmış. Sonra çalışmayı bırakmış ve köyünde kalmaya başlamış. Artık iyileşmiş ama lokantada çalışmıyormuş . 1985 yılını ramazan bayramının birinci gününde onun yanına arkadaşlarla ziyarete gitmiştik. Yalnız, evinin nerde olduğunu bilmiyorduk. Ama köy kahvesinde onu tanımayan yoktu birde benim taktığım isimle tanıyorlardı, yani '' hanzo gelive; hanzo gidive; de bakam hanzo; ne yaptın hanzo'' gibi cümlelerin ardı arkası kesilmiyordu. Akşam üzeri müsade isteyip kalkmaya karar verdik. Hanzo bizi ana yola kadar geçirmeye geldi. İşte, benim bir anlık gevezeliğim sayesinde bir insanın kendi adını unutturup lakap takılmasına sebeb olmuştum. O günlerde bunu düşünememiştim. Ama şimdi düşündükçe kahroluyor, kendimden nefret ediyordum. Şu bir gerçek ki kendimize yapılmasını isemediğimiz şeyi başkasınada yapmamamız gerekir. İnsanlara hoş olmayan lakaplar takmamalı, mümkün olduğu kadar isimleriyle hitap etmeliyiz. Rafet HODO
|