|
Herşeyde olduğu gibi müslümanlar olarak da Deccala karşıda uyanık olmalıyız. Atalarımızın bize Deccalı nasıl öğrettilerse onun hakkında nasıl geniş bilgiler verip Deccalı bize tam manasıyla tanıtmışlarsa işte bizde çocuklarımızı bu hususta aydınlatacağız onlara Deccal hakkında gerekli bilgiler vereceğiz. İnsanlar çok değişti tedrisat sistemleri çok değişti. Belki de Deccal hakkında bilgi edinecek kitaplar bulamazlar belkide bu hususta onları aydınlatacak hoca ve arkadaşlardan yavrularımız yoksun olurlar çünkü artık din adamlarımız bilhassa vaizlerimizde bu konuya temas edememektedirler onun için görev ebebeyne düşüyor çocuklarımıza Deccalı tanıtmak yine bizlere düşüyor. Dünyamızda gerçekten fuhuş çoğalmış her gün biraz daha çoğalmakta ... Giyinmişler fakat yarı çıplak halde; dekolte elbiseler, mini etekler, bikini mayolar, kuaförde yapılan saçlar halinde genç kızların gezmesi namahreme bakmak yasak etmiş. Yabancı kadınla el sıkışmak onunla baş başa kalmak haram kılınmıştır. iki ayrı cinsin bir arada yalnız kalması, bir birine bakışması; göz zinasına, gönül zinasına sebep olur. Sonra esas büyük zinaya iter ! ve sonra da hersey orda biter ;cinayetler yuvaların yıkılması ,çocukların öksüz kalması vs.. Kadınların erkek gibi dolaşmaları erkeklerin makyaj yapıp saç uzatıp kadın kılığına bürünmesi kendini erkeklere benzeten kadınlara Allah resulü lanet okumuştur. Her gün gazetelerde ''falan kadın falanca erkekle aldattı .falanca kişi hanımını polislere zina yaparken suç ütü yakalattı ''gibi haberler okuyoruz her gün dahada artmakta... Ülkemizde ve diğer islam ülkelerinde zekat verecek kimse kalmamış, kalmış ise de parmakla gösterecek kadar azdır. Sadaka ve zekat kabul edecek;fakir ve yoksul bulmak da bir sorun haline almıştı. Zaman değişmişti,insanlar çağa uygun putlara tapar olmuş;maddi putlar para,ev ve araba...vs. sosyal putlar liderlere, maçlara, modaya, şöhret olma sevdasına veya şöhretçiye ve yatırlar ile mezarlara tapar olmuşlar. Gerçek anlamda ilim kalmamıştı yani fazilet ve üstün ahlak prensipleri taşıyan ilim kalmamıştı. İnsanlar ayı feth ettiler, atom bombasını patlattılar, uzaya her gün füzeler fırlattılar, teknoloji hayal edemeyecekleri bir düzeye çıkartılar, fakat insanlara huzur sağlayamadılar. Her yerde zulüm ve işkenceler hakimdi. Cinayetler, adam kaçırmalar, insan öldürmeler, banka soygunları, yol kesmeler kısacası yer yüzünde yasayan zenginler, fakirler ve tüm insanlarda can ve mal emniyeti kalmamıştı. Kimse yarından emin değildi. Yaşayanlar tesadüfen yaşıyordu. İnsanlar hayatlarından bezmişti; ne köylü köyünden, nede şehirli şehirden memnun. Fakirde şikayetçi zenginide, alimi de bıkmış cahilide bıkmış bu hayattan öyle ki insanlar; - Ah bu mezarda yatanlar kalksa da biz yatsak keşke bunlar sağ olsalardı da ölenler biz olsaydık demeye başlamışlardı. Depremlerin çoğalması ve sık sık vaki olması insanlara öyle alıştırmış ki bunlar olağan şeylerdir deyip geçiştirmekdeler ve en ufak bir ders ve ibret lmamakdaydılar. Türkiye’nin bir çok mütahitleri; geçmiş zamanlarında yalın ayak, başı açık bir vaziyette, davarların peşinde, tarladan tarlaya koşturup durdukları, bir kaç liraya muhtaç kimselerdi. Sonradan kendi caba ve gayretleriyle zengin oldular. Türkiyemizin her vilayetinde ve kazalarında gördüğümüz semaları delecek kadar gök delenler, hızlı bir inşaat yatırımları; evler apartmanlar, oteller ve iş yerlerinin gerçek sahipleri geçmişte ayağı ve başı çıplak olan fakir ve çobanlardır. Allah (cc) Adem (a.s) zürriyetini yeryüzünden yaratmış olduğu günden bu yana Deccalin fitnesinden daha büyük şey olmamıştır Hadis şerif; Hz. Süleyman’ın zamanında Deccal isminde; kırk arşın uzunluğunda genç bir adam vardı. Dinç yapılı ve teni kırmızıydı. Kıvırcık saçlı, sağ gözü duvarda patlak veren sıva gibi patlak ve şaşıydı. Sol gözü ise inciyi andıran bir yıldız gibiydi bir ayağı ile diğer ayağı arasında birgün, bir gecelik mesafe vardı sağ eliyle bulutu ve havada ucan kuşu tutabiliyordu. Anında güneşin altında kızartıp yiyordu. Kendisi rüzgarın önünde bulut gibi gidecek. Yemenden sarp ve garp ehlinin rahatlıkla duyulabileceğı tizde üç nahrası vardı. Bir gün Hazreti Süleyman Deccali; kavmi arasında fitne ve bozgunculuk çıkardığı için yemenin işsiz bir adasındaki bir mağarada zincire vurdu. Allah tan kıyamete kadar burda kalması için dua etti. Allah Hz Süleyman’ın duasını kabul etti. Kıyamete yaklaştığı her yıl Allah o halkalarından birini çözecek bu halkaların çözümü bitince ve zincir kaybolunca mağaradan çıkıp önüne bir merkep gelecek kulaklarının arasi kırk arşın ,bol kıllı bir merkepti merkebin üstüne bakırdan bir semer yapıp üzerine oturacak. Bunu gören Süleyman’ın cinleri kabile kabile fevç fevç Deccela tabii olacaklar .Yer altında ki hazineleri çıkarıp sunacaklar. Çıktığı zaman insanlara ilk defa iman ve doğruluğa davet edecek: herkes onu sahici bir mürşit sanıp peşine takılacak sonra tüfeğe gelince ayni şekilde çalışmalarını sürdürecek. Aradan zaman geçtikten sonra büyücü olduğunu iddia edecek daha sonra peygamberlik iddia edecek. İsfahana girerken yolun kenarındaki nehre doğru merkebini sürdü etrafında yahudiler olacakları seyretmeye geldiler Deccal; -Ey nehir ak deyince akacak -Ey nehir kaynağa doğru ak deyince yukarı donup akacak -Ey nehir kuru deyince kuruyacak ... Bunu gören isfahan bunu gören 70 bin kişi ona tabii olacak 13 bin kadında tabii olacak daha sonra uluhiyet davasında bulunacak;Hasa < <Ben Allahım > > diyecek bunu der demez KAFR mührü melekler tarafından vurulacak bütün müslümanlar onun kafir olduğunu anlayacaklar kalbinde zerre kadar iman taşıyan herkes ondan ayrılacak. Allah Deccale şeytanları yollayacak şeytan ona -Ne istersen emret yapalım . Deccal de : -Haydi gidin, insanları ben onların rabbi olduğunu söyleyin. Bunun üzerine şeytanlar kişinin babası,annesi ve kardeşi kılığına giripte bir eve vardılar. Şeytan- -Sen bizleri tanıdın mı? Adam- -Evet;şu babam şu annem bu da kardeşim. Adam -Bizler yokken ne yaptınız. Ne gibi haberler vereceksin şeytan -Önce sen söyle adam -Duyduğuma göre yalancı deccal çıkmış o Allah’ın düşmanıdır şeytan -Yavaş ol! o, Allah’ın düşmanı değil o sizin rabbinizdir. Aranızda hüküm vermek için gelmiş, cenneti ve cehennemi vardır. Yanında yiyecek ve içecekleri de bulunmaktadır. Önceki yemekleriniz bile Deccalin dileğiyle olmuştur. Demeye kalmayacak adam hemen şu cevabı suratlarına çarptı; adam -Yalan söylüyorsunuz! siz şeytanlarsınız, Deccal yalancının biridir. Bize Resulüllah (s.a.v) sizden bahsettiği haberi ve Deccalın yardımcıları da şeytanlar olduğu İsa (a.s) gelipde Deccalı öldürecek. Bütün bunları bize Allah’ın resulü Hz.Muhammed (s.a.v) haber vermiştir. Bunun üzerine Deccal ın yanına boş dönecekler deccal ın fitnelerinden biride yanında cennet ve cehennemi var. Onun cenneti aslında ve cehennem ,cehennemi ise aslında cennettir .Her kim onun cehennemiyle karşı karşıya kalırsa kehf suresinin ilk on ayeti okusun okuyan kişiye cehennem soğuk ve selamet bır hale inkilap eder. Tıpkı İbrahim (a.s)da olduğu gibi önünde 70 bin isfahan yahudisinden bir ordu, en önde başı tüylü bir adam durmadan -Berv berev ileri ileri ...diye haykıracak. Deccal ve ordusu bütün ülkeleri feht edecekler ve insanlara imandan vazgeçirmek için akla gelmedik türlü işkencelere tabii tutacaklar . Deccalın önlerinden iki adam gelecek, girdikleri her ülke halkını Deccal a karsı uyardılar. Onun ardından Deccal ve ordusu ile gelecek hülassa Deccal Mekke ile Medine hariç bütün ülkelerde zülüm edecekler. Deccal her yeri dolaştıktan sonra Medine yakınlarına gelince; Medine’nin yedi kapısı var her kapısının üzerinde iki melek bulunuyordu Deccal oraya girmeye çalıştıkça melekler onları uzaklara fırlatıyordu. Medine’nin çevresine geldiğini duyan müminlerden bir Hızır (a.s) ileri atılıp -Deccalı göreceğim bakkalım Deccel peygamberin bizlere anlattığı gibi mi Deccalın adamları onu Deccalın yanına sokmak istemiyordu fakat adam ısrar edince Deccalden müsaade aldıktan sonra müsaade edecekler. Hızır (a.s) Deccalı görünce Allah’ın resulunun tarif ettiği şekilde bulduğu için onu hemen tanıdı ve insanlara dönerek; -Ey! insanlar işte rasulun anlattığı Deccal budur bunun üzerine Deccal onu türlü işkencelere tabii tuttu fakat adam imanından taviz vermedi Deccal ne kadar uğraştıysa da imanında en ufak fedakarlıkta bulunmadı, işkenceler yaptıkca her defasında ; -Şimdi Deccal oldugunu daha iyi anladım. Sonunda Deccal dayanamayıp adamı ikiye böldü ve öldürdü ve halkın önüne cesetini gösterip ; -İşte gördünüz öldürdüm şimdide ben onu tekrar dirilteceğim o kendisinin benden başka ilah olmadığını iddia edecektir yani şahitlik edecektir. Bunun üzerine Allah onun öldürdüğü adamı diriltecek ve Deccal adama sordu ; -Söyle bakalım rabbin kim senin -Rabbim Allah'tır sen Allah’ın düşmanı Deccalsın. Vallahi tam manasıyla şimdi seni tanıdım Mehdi sabah namazını kıldırmaya hazırlanırken son derece ilerlemiş bir teknoloji harikası uçan nuhun gemisiyle İsa (a.s) yere iner. Cemaatten bir kahkari mehdiye -Siz durun namazı İsa (a.s) kıldırsın dedi. Fakat bu teklifi İsa (a.s) ; -İmamınız geçsin ve namazınızı kıldırsın , diyerek ellerini mehtinin iki omuz arasına koyarak -Haydi geç bu namaza ,senin kıldırman için kamet getirildi... namaz bitince İsa (a.s) -Haydi kapıyı açın açıncada birde ne görsün :hepsi silahlanmış 70 bin yahudiyle birlikte Deccal duruyordu Deccal İsa yı görünce korkudan suda eriyen tuz gibi eridi ve kaçmaya yeltendi İsa arkasından seslendi; -Benim darbemden kurtulamazsın İsa (a.s) Deccalı Beyti Maktis in doğusuna düşen lut kapısının yanında yakaladı ve oracıkta tek bir darbe ile öldürdü ...... |