|
Bir gün hocası onu sofiler dergahına yollar. Orda bir topluluk oturuyordu.Ozan. Elinde bir pasta ile gitmişti. Pastayı o topluluğa uzattı onlar ise; - Bu pastayı senin yemen lazım çünkü bundan sonra senin doğum günün bu gün senin ismini Abdal Ozan olarak verdik. Sana rüyalarla ve ilhamlarla sana doğru yolu gösteceğiz. Bu yolla sana inanaları islamiyete çağıracaksın. Tabiki senin asıl görevin insanları Allah'dan gelecek olan şidetli depremden haberdar etmen ve on tane gelecek olan felaketlerle onları uyarmanı istiyoruz. Bu görevin sana verilmesi İbrahim Ethem seçti. Rasullah'ında hoşuna gitmiş, rüyamda da bu görevi sana vermek için emir aldım. Ozanın içine öyle bir duygu seli ile doldu ki oradan mutlu bir şekilde ayrıldı. Halkına bu felaketlerle uyarmaya başlamıştı. Sesi de güzel olduğundan şiirli ve müzikli bir şekide halkı uyarıyordu, ozan şimdi bir halk ozanı olmuştu ama halk onun sözlerine inanmıyor ve bunları onun kafasından uydurduğunu sanıyordu . 1-Şehirin büyük bir kısmını su ile dolacaktı, 2- Depemleri yazın ortasında kar yağdığı sırada olacağı, 3- Rüzgarla evlerin çatılarının uçması, 4- Hortumun gelmesi, 5- Yeni bir yaratığın çıkması yani ecüc ve mecücün çıkmasının vaktinin gelmesi, 6-Büyük bir kıbrıs savaşı çıkacağı ve bu savaş sırasında orta asyada yeni bir imparotorluk kurulacağını, 7- Bu imparotorluğun simgesi anahtar yani bayrağında anahtar var. Bu anahtar kıyametin başlamasını ve ecüc ve mecücün kapısının açan bir anahtar olduğu, 8-Yeni bir dünya savaşı çıkacağı bu savaş sonuçunda bir din devleti kurulacağı ve yeryüzünde batı tarafından yok etmeye başlıyacak, ve ecüc ve mecücü yenecek bir liderin başkanlığında yönetileceğini, 9-Sıcaklıkların artacağı öyleki büyük baş hayvanlar bu sıcaklıkdan öleceğini, 10-Bazı evliyaların resimlerini putlaştırcak düzeyde heykelleri yapılmaya başlanacağını, Bunları uyarmasına rağmen hiç kimse bu Abdal Ozanı dinlemiyorlardı. Bildikleri gibi yapmaya başlamışlardı. Abdal Ozanın dedikleri kısa bir zaman içinde bir bir ortaya çıkmaya başlamıştı. Her şey çok çabuk gelişiyorduki hiç kimse bunların önüne nasıl geçeceğini düşünemiyorlardı? Abdal Ozan anlamıştıki bu kıyametin son elçisi olduğunu yalnız bundan sonra geri dönüşün hiç bir fayda vermediğini biliyordu. Halkının böyle yok olmasını büyük bir üzüntü içinde bakıyordu. Halkının yanından ayrılıdıkdan sonra bir daha onu gören olmamıştı..... |