.

Çocukların Dansı  
            6 - OKULÖNCESİ EĞİTİM KURUMLARI 

            Çocuğun; anne, anneanne vb. dışında biri tarafından bakılması zorunluluğu çoğumuzun, özellikle de çalışan annelerin karşı karşıya kaldığı bir sorundur. Aslen ben bunun bir sorun olduğu görüşüne katılmıyorum. Çocuk için, ilkokul, lise vb. nasıl gereklilik arzediyorsa okulöncesi eğitim de o kadar gereklidir, çocuğun yaşamında diğerleri kadar önemli rol oynar. 

            Okulöncesi Eğitim Kurumları da ailenin birer kolu olarak düşünülebilir. Aileler çocuklarını ileriki yaşamlarında kendilerini bekleyen zorluklarla başedebilecek, sorumlulukların üstesinden gelebilecek gibi çokyönlü eğitebilselerdi, okul eğitimi diye birşeyin gereği kalmazdı. Bireysel Psikoloji, çocukların okula başladıkları dönemin, yaşamlarının en önemli dönemi sayılacağını vurgulamıştır hep. 4-5 yaşından sonra bir çocuğun yaşam biçiminin büyük bir kısmı oluşur ve dış etkenlerin bu yaşam biçimini değiştirmesi çok zorlaşır. Bu yaşam biçimini anlama, uygun ve sürekli gelişir hale getirme okulöncesi eğitimle başlar. Bir çocuktaki birazcık yeteneğin uygun yöntemler sayesinde çok büyük boyutlara ulaşabildiğini görmüşüzdür. Çocuğa ancak bir soru yönelttiğimiz, karşısına bir ödev çıkarttığımız zaman nasıl yanıt verdiğini öğrenebiliriz. Amaç; ilk 4-5 yıl içinde ileride karşılaşacağı problemlere çözüm üretebilmesini sağlamaktır. Çocuğun önünde, yolgöstericilik işlevini yerine getirecek bir idealin varlığı gereklidir ki; evdeki bakım ve eğitimle, toplumsallık olgusu çocukta belirmeden, bu idealin veya modelin oluşumu mümkün değildir. Bu söylediklerimi bir örnekle somutlaştırmak ve aynı zamanda toplumsallığın önemini vurgulamak istiyorum: Kardeşler arasında en büyük çocuk, aile içinde bir süre tek çocuk konumunu elinde bulundurur. Kardeşi olunca etkinlik alanı daralır ve zor günler yaşar. Bu gibi çocuklar ileride zaman zaman öyle davranır ki, sanki bir başkası onu geride bırakıp önüne geçecektir, hep önplanda yer almaya çalışır. Oysa ikinci doğan; hiçbir zaman tek çocuk konumunda yaşamamış, asla çevresinin bütün ilgi ve dikkatini üzerinde toplamamıştır. Pozisyonu, büyüğünkinden daha olumludur, arkasından gideceği bir kılavuz, bir yolgösterici vardır. Bazı koşullar kendileri ne engel olmazsa, yarıştaymış gibi davranış sergilerler. En küçüğe gelince; genellikle kendinden büyük kardeşlerden daha elverişli pozisyona sahiptir, anababa iyice tecrübelenmiştir. Diğerlerini geride bırakmak için açıktan açığa çaba harcar ve bu çabaları da genellikle sonuçsuz kalmaz, çünkü zorlukları yenme konusunda büyük bir güçle donatılmıştır. (Adler, 1996) 

            Herkes ve tabii ki çocuklar da kazanmak ister. Ne var ki, yenilmemelerini sağlayacak silahları ellerine teslim etmemiz gerekiyor çocukların, onları cesaretle donatmamız gerekiyor, çocuk eğitiminde dikkate alınacak en önemli kuraldır bu. Bir çocuk için en tehlikeli şey, umudunu yitirmektir. 

            6.1 - ÇOCUĞU ANAOKULUNA/KREŞE BAŞLATMA KARARI 

            Halk arasındaki genel kanıya göre; çocuk ilkokula başlamadan bir yıl önce anaokuluna başlamalıdır, çünkü artık kendini daha iyi idare edebilmekte, daha az hasta olmaktadır, kendini daha iyi koruyabilmektedir, yarım gün gidecektir, gıdası eksik kalmayacaktır vb. Ama tüm bunların yanında daha zor ilişki kurabilen, görmüş olduğu tek topluluk büyüklerin ahbapları olduğu için diğer çocuklara uyum sağlamada güçlük çeken bir çocuk da olacaktır. Ayrıca artık bugün kreşlerdeki beslenmenin yetersiz olduğu tezi tamamen geçerliliğini yitirmiştir, nice çocuk bilirim, düzenli beslenme ve yaşam sayesinde okula başladıktan sonra kilo alır. Çocuğunuz kendini korumayı da evde öğrenemez, çünkü evde geçirebileceği sıradışı yaşantı, okulla kıyaslanınca pek azdır .Okulun temel işlevi; çocuğun yeteneklerini uygun ortamlar sağlayarak ortaya çıkartmak ve geliştirmektir, demiştik. Bu işlevin yerine getirilebilmesi, çocuğun yaşantısının bir düzene oturtulabilmesi için tek kıstas, bence çocuğun fiziksel olgunluk derecesidir. Bu anlamda; 0-18 ay arası mecbur kalınmadıkça çocuğu okula başlatmaktan kaçınılmalıdır, tabii bu sürede çocuğa verilecek bakımın son derece özenli olması gerekir. 

            6.2 - ANAOKULUNDA/KREŞTE İLK GÜNLER 

            Çocuk; okula ilk başladığı gün, kendisine tamamen yabancı bir ortama adım atar. Herşey-herkes o güne kadar gördüklerinden farklıdır. Güzel oyuncaklar vardır, herşey çocuk için tasarlanmıştır, ama bu güzelliği gölgeleyen anne ve babadan ayrılma fikridir. Çocuk bunu içeri adım attığı ilk anda sezer ve anababa onu daha önceden bu olaya ne kadar hazırlamış olursa olsun, o ortamda tek başına kalmayı reddeder. Biz büyükler dahi, yeni ve bize tamamen yabancı ortamda kendimizi rahatsız hissederiz. O; henüz çocuktur, yaşam deneyimi çok azdır ve sürekli güven duygusuna gereksinimi vardır. 

            Anne ve babasının onu bırakıp gideceğini anladığı anda ağlayıp sızlanma, tepinme, anne babaya vurma veya gidişini geciktirebilmek için defalarca öpme davranışları ortaya çıkabilir. Bu noktada yapılması gereken, olayın çocuğa tekrar açıklanması ve kabul ettirilmeye çalışılmasıdır, ancak bu yazdıklarımdan; çocuğun olayı hemen kabullenip sakinleşeceği sonucunu çıkartmayın, aynı davranışlar yine devam edebilir. 

            Bu tür davranışların devam etmesi durumunda; anaokullarında uygulanan ve yöneticinin stiline, tarzına bağlı olarak değişen çeşitli yöntemler vardır: Bunlardan biri; çocuğun yavaş yavaş okula alıştırılmasıdır. İlk günler, çocuk okula günde 2-3 saat gelir, sonra yavaş yavaş bu 5-6 saate ve sonra tüm güne dönüşür. Böyle durumlarda uygulanan bir diğer yöntem de; çocuğun okula bir süre ebeveynlerinden birisi ile birlikte gelmesidir. Bu yöntemin diğerlerine göre, çocuğun okula alışma süresini uzattığına ve ebeveyni duygusal bakımdan yıprattığına inanıyorum. Çocuğun ebeveyni ile okula gelmesinin yine ebeveyni ile çocuk parkına veya başka değişik bir ortama girmesiyle pek bir farkı yoktur, yine kendisine yabancı olan öğretmen ve idarecilerden ve belki de diğer çocuklardan uzak duracaktır ve dolayısıyla alışma sürecine girebilmesi de çok zorlaşacaktır. Bir diğer yöntem ki bu benim uyguladığım ve önerdiğim yöntemdir; başlayacağı gün çocuk okula gelir ve kapıda ne kadar ağlasa da ebeveyni yanında olmaksızın öğretmeni ile birlikte içeri girer ve gününü okulda geçirir. Bu yöntem ilk bakışta çok katıymış gibi görünebilir, ancak bu şekilde çocuk okulda olduğu sürece annebabasının gideceği korkusunu yaşamaz, çünkü artık gitmişlerdir. Anababanın gidişinden en fazla 10-15 dakika sonra çocuk çevresini ve diğer çocukları, öğretmenlerini incelemeye başlar. Vakit öğleye yaklaştığında sanki eskiden beri o okula devam ediyormuş gibi davranır. Çocuk okula alışmıştır, şimdi esas zorluk başlamıştır; dış dünya ile okul yaşantısını birleştirebilmek. 

            Sevgili anababalar; hangi yöntem uygulanırsa uygulansın, çocuğun alışma sürecinde en büyük zorluğu çekme ve kararlı davranma görevi yine size düşüyor. Hiçbir çocuk bütün gün ağlamaz, bütün gün aç kalmaz vb., ama her çocuk kendine göre bu olaya karşı psikolojik tepkiler ve savunma mekanizmaları geliştirir. Bu tepki ve davranışların kalıcı olmaması ve çabuk atlatılabilmesi için mutlaka okul psikoloğu, çocuğun öğretmenleri ve idareciler ile iletişime geçiniz. 

            Bu konuda diğer bir önemli nokta da; çocuğunuza okula alışması için en az bir ay süre tanıyın, ortamı tanıması ve uyumlu, sakin davranabilmesi için bu süre kaçınılmazdır. Çocuğunuzun size olan güvenini sarsmamak için, onu okuldan söz verdiğiniz saatte alın. Son olarak; okulun ilk günlerinde çocuğu okula ebeveynlerden hangisi bırakmışsa okuldan da o almalıdır. Aksi takdirde çocuk kendisini bırakana karşı güven-sizlik geliştirebilir. 

            6.3 - ANAOKULU/KREŞ PERSONELİ 

            Çocuğunuzu emanet edeceğiniz ortamda ilk dikkat et-meniz gereken şey temizliktir. Çocuğunuzu emanet edeceğiniz kişiler de bir o kadar önemlidir. Görevli personelin çocuğa karşı tutum ve davranışları olumlu ve çocuk açısından yapıcı, rahatlatıcı olmalıdır. Bu anlamda; okuldaki tüm personelin, çocuk sevgisine sahip ve çocuk gelişimi, psikolojisi bilgisine sahip, kendini çocuğun yerine koyabilme yetisi olan bireyler olmaları gereklidir. Öğretmenler ve idarecilerin eğitimli olmalarına çok dikkat edin, çocuğunuzu okula bırakırken dahi onlara teslim edin, yemek veya temizlikten sorumlu personele değil. Unutmayın! Okulöncesi eğitim süreci de tıpkı diğer eğitim süreçleri gibi çocuğunuzun yaşamında çok etkili olacaktır. 

            6.4 - ANAOKULU GENEL GÜNLÜK PROGRAMI 

            8:30-10:00 Karşılama/serbest oyun/kahvaltı 

            10:00-10:30 Spor ve oyun saati 

            10:30-11:15 Temel kavramlar;harfler/sayılar/renkler 

            11:15-11:45 Bahçe ve oyun saati 

            11:45-12:15 Dil etkinliği 

            12:15-13:30 Öğle yemeği 

            13:30-15:00 Dinlenme saati 

                         Konu/kavram/planlı etkinlik 

            15:30-15:50 Spor/müzik/sosyal faaliyet 

            16:00-16:30 Kahvaltı 

            16:30-17:30 Köşe etkinliği saati 

            17:30-18:00 Masa etkinliği 

            NOT:Bu son derece genel bir programdır.Detaylı olarak çocuğunuzun gittiği okuldan temin edebilirsiniz. 

            Anaokulu veya kreşde çocuğa verilen faaliyetlerin belirli amaçları olmalıdır ve sizlerin anababa olarak bu faaliyetleri desteklemeniz gereklidir. Örneğin; öykü, kukla, masal anlatma, yorumlama, dramatizasyon, tiyatro, resim tamamlama, sıralama, şiir ve kart dosyası, sessiz film vb. çalışmalar çocuğun dil gelişiminin düzenli olmasını, düş gücü ve yaratıcılığının dışa vurumunu sağlar. Jimnastik, serbest oyun, dans, folklör vb. faaliyetler çocuğun motor gelişimine katkıda bulunur ve spor alışkanlığı kazanmalarını sağlar. 

            Çocuğunuzu okula başlatmaya karar verdiğinizde;uygulanacak günlük program, aylık yemek listesi, aylık faaliyet prog- ramı hakkında mutlaka bilgi isteyiniz. Program; çocuğunuz için ağır veya hafif olabilir, bu konuda ve çocuğunuzla ilgili diğer konularda yetkilileri bilgilendiriniz ve her zaman iletişimde bulununuz. 

            Çocuğunuzun okula alışmış olması her probleminin çözülmüş olduğu anlamına gelmez. Bizler, işte ve dış dünyada nasıl problemlerle karşılaşıyorsak; çocukta okulda zaman zaman bu tip sorunlar yaşar. Bu sorunlardan haberdar olmanız; hem çocuğunuzla ilişkiniz hem de çocuğun size olan güven duygusunun yerleşmesi bakımından önemlidir. 

            Bu konuda size son bir önerim de; çocuğun okulda neler yaptığını, öğretmenleri ve arkadaşlarıyla arasının nasıl olduğunu öğrenmeye çalışırken , onun okulu kötü bir yermiş gibi algılamasına neden olmamaya özen gösterin, nasıl bir olayla karşı karşıya olursanız olun tepkileriniz hep ölçülü olsun. Unutmayın! Okul değiştirecek dahi olsanız bu tepkileriniz çocuğun kafasında yer eder ve çocuk bunu tüm okul yaşantısına geneller.