|
5 - DİSİPLİNDE FARKLI BİR YAKLAŞIM
Çocukların da her zaman her şeyi yapamayacaklarını bilmeleri, sınırlar
olduğunun farkında olmaları gereklidir. Bu; hem çocuğun ruh sağlığı hem
de ileriki yaşamı bakımından büyük önem taşır. Hepimiz çocuklarımızın en
iyiye, güzele sahip olmasını, toplumca onaylanan (!) davranışları sergilemesini,
ileride toplumda iyi bir yer edinmesini isteriz. Bunu sağlayabilmek adına
da bulunması gereken sınırları hep biraz daha geri çekeriz, bir anlamda
çocuğumuzu disipline etmekten kaçınırız. Kuşkusuz bunu yaparken; kendimize
göre nedenlerimiz vardır. İşte anne babaların disiplin uygulamama nedenlerinden
bazıları; Anne baba uygulayacağı disiplin sonucunda çocuğun davranışlarını
değiştireceğine ya da söyleyeceklerini anlayacağına inanmaz, umutsuzdur
.
Çocuğun en çok kendisini sevmesini ister. Çocuğuyla yeterince ilgilenmediğini
düşünür. (Bu düşünce çalışan annalerde daha fazladır .) Çocuğun sevgisini
kaybetmemek ya da kötü anne-baba (!) olmamak için çocukla zıtlaşmaktan
kaçınır .
Bir davranışı değiştirmek, çocuğu disipline etmek uzun zaman ve çok uğraşı
gerektirir. Anne babaların ise; bu kadar enerjisi olmayabilir (!)
Çocuk istenmeyen bir davranış sergileyip, bunu sürdürdüğünde ebeveyn "
ben ne yaptım da böyle oldu "diyerek kusuru kendinde arar ve suçluluk duygusuna
kapılır .
Çocuğun davranışını değiştirmek sabır ister , ancak bazı yetişkinler öfkelidirler
ve kendilerini kontrolde zorluk çekerler .
Ebeveyn, özellikle başka insanların yanında engellenmeyle karşılaşır. "Şimdi
ceza verirsem ne derler, ne düşünürler?''düşüncesine saplanır .
Eşlerden birinin uygulamak istediği disipline diğeri karşı çıkar.
Çocuğunuzu disipline etmeye karar verdiğinizde eşiniz- le tutarlı olmanız
çok önemlidir. Hangi davranışın uygun, hangisinin istenmeyen olduğu konusunda
anlaşmaya varmanız gereklidir. Çocuğunuzla açık iletişimde bulunmanız ve
çocuğa tutarlı davranmanız da büyük önem taşır .
Unutmayın ! İyi davranış da kötü davranış da çocuğun ödüllendirilmesi yoluyla
oluşur. Çoğu zaman anne ve baba kötü davranışı "farkında olmadan'' ödüllendirerek
pekiştirir. Örneğin, çocuğunuz sürekli ağlayıp, rujunuzdan sürmek isterken
siz ruju ona vermekle davranışını pekiştirmiş olursunuz. Bundan sonra;
her zaman birşey istediğinde ağlayacaktır. Bazen de anababalar iyi davranışı
farkında olmadan cezalandırırlar. Örneğin ;
Çocuk : Anne tabakları yıkadım , sevindin mi ?
Anne : Artık bazı işlerde bana yardım edecek yaşa geldin ama burada iki
tabak daha vardı . Onları yıkamayı unuttun mu ?
Kimi zaman da farkında olarak ya da olmayarak ana baba kötü davranışı uyarmaz,
atlar. Örneğin; 4 yaşındaki erkek çocuk sürekli küfür ediyor .
Anne : Hep küfür ediyor , bir şeyler söyle .
Baba : Erkek çocuk bu , yapar elbette .
5.1 - ETKİN ALDIRMAZLIK VE MOLA
Etkin aldırmazlık ; uygun davranmamakta olan çocuk ile ilgilenmeye kısa
bir süre ara vermektir. Ayrıca; farkında olmadan kötü davranışı ödüllendirmenizi
de engeller. Şunu unutmayın! Azarlamak dahi yerine göre ödül niteliği taşır,
çünkü çocuğa dikkat çektiğini, kendisiyle ilgilenildiğini düşündürür. Çoğu
uygun olmayan davranışın azaltılmasında etkilidir . Öfke nöbetlerinde uygulanması
gereken ana yoldur . Şimdi ne zaman ve nasıl uygulayabileceğinize göz atalım
:
Çocuğunuz nedensiz yere veya bir isteğinin yerine getirilmesi amacıyla
huysuzlandığında, somurtup size küstüğünü söylediğinde, sizi rahatsız etmek
amacıyla yüksek sesle ağladığında, ısrarla istekler ileri sürüp yalvardığında,
boğulur gibi soluğunu tutup hafif öfke nöbeti geçirdiğinde bu yöntemi uygulayabilirsiniz.
Uygulamada aklınızda tutmanız gereken en önemli şey; onu cezalandırmıyor
olduğunuzdur. Siz onu cezalandırmıyorsunuz, sadece bir süre onunla ilgilenmeye
ara veriyorsunuz. Çocuğunuza "Etkin Aldırmazlık" uygulamaya karar verdiğinizde,
bir süre ona herhangi bir şekilde ilgi göstermeyin. Onunla tartışmaya girmeyin,
onu azarlamayın ve hatta konuşmayın. Başınızı çevirin ve onunla gözgöze
gelmekten kaçının. Ne davranışınızla ne de yüz ifadenizle kızgınlık belirtisi
göstermeyin. Başka bir şeyle uğraşıyormuş gibi yapın ya da odadan çıkın.
Çocuğun sergilediği istenmeyen davranış için ödül elde etmemesine dikkat
edin (Örneğin ; babanın ya da başka birinin ilgisi ). Çocuğun uygun olmayan
davranışı son bulunca; davranıştan bahsetmeden çocuğa bol bol ilgi gösterin.
Tüm bunları istenmeyen davranış her ortaya çıktığında uygulayın. Hemen
istenmeyen davranışın kesilmesi gibi bir mucize beklemeyin. Tutarlılık
ve sabırla davranış önce seyrekleşecek, sonra da ortadan kalkacaktır. Kolay
gelsin !
NOT : Bu bölümdeki "Etkili Komut Verme" , "Etkin Aldırmazlık" , "Mola Yöntemi"
için ayrıntılı bilgiyi Kaynakça bölümünde belirttiğim Clark'ın "SOS ! Anababalara
Yardım" adlı kitabından edinebilirsiniz.
SEHPA
Çocuk aşırı derecede hareketlendiğinde, kendine zarar verme riski bulunduğunda;
aşağıda tarif edilen pozisyonda uygulanan; çocuğun uygulayana zarar vermesini
engelleyen yöntemdir. Durum uygunsa; çocuk davranışının doğal sonucunu
yaşamaya bırakılabilir.
Örneğin: Pelin evin salonunda tüm uyarılarınıza rağmen uzun süre kendi
etrafında dönüyor. Önce Pelin'e "Dönme dediğim halde devam ettiğin için
sehpasın" diyorsunuz. Buradaki "sehpa" sözcüğü çok derin anlamlar içermiyor,
sadece harekete bir isim niteliği taşıyor. Daha sonra çocuğu yerde, kucağınızda
dört ayak üzerine getiriyorsunuz yani düz köprü kurdurtuyorsunuz. Bir dakika
kadar bu pozisyonda tutuyorsunuz. Bitiminde "Sürekli döndüğünde kendine
zarar verebileceğin için sehpa oldun" açıklamasını getirmelisiniz. Buradaki
bir dakikalık sıkıntılı dönem çocuğun içine girdiği hareketliliği biraz
yavaşlatacaktır.
Sehpa yöntemi; şiddet içermez. Bu yöntemi uygularken ne sözle ne de duygusal
şiddet uygulamayınız.
ETKİLİ KOMUT VERME
Çocuğu uyarırken kullanacağınız ses tonu, beden dili-niz, davranış şekliniz
çok büyük önem taşır. Çocuğunuzu uyarırken etkili komutlar vermelisiniz.
1- Çocuğa yaklaşın.
2- Ciddi bir yüz ifadesi takının .
3- Adını söyleyin .
4- Gözgöze gelin .
5- Kararlı ses tonuyla konuşun .
6- Dolaysız , basit ,açık komutlar verin .
7- Gerektiğinde komutunuzu yaptırımla destekleyin .
MOLA
" Çabuk odana git !" ya da " Seni gözüm görmesin" tarzındaki şiddet sözcüklerinden
sıyrılmış, ama çocuğun istenmeyen davranışını çabuk zayıflatan bir yöntemdir.
Çocuk açısından her türlü etkinliğin kısa bir süre durdurulmasıdır. Çocuğu
bulunduğu ortamdan çabucak uzaklaştırıp, hoşlanılacak bir yanı bulunmayan,
sakin - sıkıcı bir yere koymaktır. Oyuncakların, televizyonun bulunmadığı,
ama ısı, ışık açısından yeterli ortamlar, odanın bir köşesindeki duvara
doğru çevrilmiş sandalye uygun mola ortamı oluşturabilir. Çocuk; mola aldığı
her zaman bu belirlenmiş yere gelmelidir. Bu yöntemin en önemli yönü; çocuğun
molanın bitimini beklerken kendi davranışlarını değerlendirme olanağı bulmasıdır.
Mola yöntemiyle istenmeyen davranış çabucak zayıflar. Anababaların bu yöntemi
öğrenip kullanmaları kolaydır ve bu arada anababalar çocuk için saldırgan
olmayan, akla uygun bir model olurlar. Mola bittikten sonra anababa ve
çocuk arasındaki ilişki çabucak normale döner. Mola yöntemi sayesinde sorunlu
davranış anında durdurulmuş olur ve çocuk kendini denetleyebilmeyi öğrenir.
DİKKAT EDİLECEK NOKTALAR
- Çocuğa molanın ne olduğu açıklanmalıdır.
- Çocuk bir davranış için ilk kez molaya gitmeden önce ben iletisi ve etkili
komut almış olmalıdır.
- Mola esnasında çocuk başka bir şeyle ilgilenememelidir.
- Belirli bir mola yeri olmalıdır.
- Çocuk istenmeyen davranıştan ve uyarılardan hemen sonra molaya gitmelidir.
- Çocuk molaya giderken veya götürülürken mola nedeni açıklanmalıdır.
-Mola süresi çocuğun yaşı kadar dakikadır. Buna hassasiyetle uyulmalıdır.
- Mola bitiminde çocuğa haber verilmeli ve neden molaya gittiği sorulmalıdır.
Şimdi "Ben İletileri", "Etkili Komut" ve "Mola Yöntemi"ni kapsayan gerçek
hayattan alınma örnekleri incele yelim :
Örnek 1- Birgül her gün akşam yemeğinden önce çikolatalı ekmek yemek istemektedir.
Annesi etkin aldırmazlık yöntemini denemiş, neden yememesi gerektiğini
açıklamış ama sonuca ulaşamamıştır. Şimdi biz biraz yardım edelim :
Anne : Senin yemeklerden önce çikulotalı ekmek yemenden hoşlanmıyorum (
biraz kapalı )
Anne : Yemekten önce çikulotalı ekmek yersen yemeğini yemeyeceğini düşünüyorum.
Birgül : .... ( ısrar ediyor )
Anne : Çikolatalı ekmeği yemekten sonra yersen daha iyi olacağını düşünüyorum
Birgül : .......
Anne : Yemekten önce çikulotalı ekmek yemek için böyle
davranmandan hoşlanmıyorum
davranman beni sinirlendiriyor.
Birgül : .... (ısrar ediyor )
Anne : Hemen şimdi sofraya otur ve yemeğini ye! (Etkili komut)
Birgül . ..... (Yine olmadı)
Anne : Yemeğe oturmadığın ve ısrar ettiğin için 6 dakika molaya gidiyorsun
!
........ Mola bitti .
Anne : Birgül mola bitti , yanıma gelir misin ?
Birgül : ......gelmiyor
Anne : Artık yemek yeme vaktinin geldiğini düşünmüyor musun ?
( YANLIŞ )
Anne : Artık yemek yeme vaktinin geldiğini düşünüyorum.
Gelince ...
Anne : Birgül 'cüğüm neden molaya gittiğini hatırlıyor musun ?
Birgül : Hayır ( ya da evet diyerek açıklayacaktır )
Anne : Yemekten önce çikolatalı ekmek yemek için ısrar etmiştin.
Örnek 2- Merve kendi yatağında yatmamak için direniyor.
Anne : Merve'ciğim, artık kendi yatağında yatacak kadar büyüdüğünü düşünüyorum.
Anne : Sen kendi yatağında yatmayınca ben geceleri rahat uyuyamıyorum .
Anne : Benimle yatarken aşağı düşeceksin diye korkuyorum.
Anne : Odada tek başına kalmaktan hoşlanmadığını / korktuğunu hissediyorum
( çocuğu konuşturmaya yönelik ben iletisi)
Ben İletileri sonuç vermiyorsa ...
Anne : Derhal odana git ve yat ! ( Etkili Komut )
Sonuç vermezse ...
Anne : Yatağına yatmadığın için 3 dakika molaya gidiyorsun !
...... Mola bitti .Yapılacakları biliyorsunuz.
İncelediğimiz bu iki örnekten sonra değerlendirme yapabilmenizi sağlamak
amacıyla size üzerinde düşünebileceğiniz birkaç örnek veriyorum :
- Çocuğunuz ısrarla arkadaşına vuruyor.
- Çocuğunuz caddeye fırlıyor.
- Süpermarkette uygunsuz davranıyor .
- Israrla televizyon izlemek istiyor.
5.2 - ÇOCUĞA
TAVİZ VERMEK ... AMA NE KADAR ?
Kuşkusuz hiçbirimiz çocuğumuzun toplumca 'şımarık' olarak tabir ettiğimiz
çocuklardan biri olmasını istemeyiz. Hepimiz çocuğumuzu en iyi şekilde
yetiştirmek, çocuğumuzun toplumumuzun genel geçer kurallarına uygun hareket
etmesini sağlamak ve daha da önemlisi toplum tarafından takdir edilmesini
(tabii ki bu takdirler dolaylı da olsa onu yetiştiren bizleredir) sağlamak
için çırpınır dururuz.
Toplumun yargılarını, kalıplarını, çevredeki insanların neler diyeceğini
vb. kendimiz için bir yana bırakmamız çok zordur. Yıllardır toplum içinde
yaşamış insanlar olarak bu yargıları fazla dikkate almazsak toplum tarafından
kınanacağımızı, dışlanacağımızı veya yalnız kalacağımızı düşünürüz; bu
düşüncenin etkisinde kalarak da önemsediğimiz bir çok şeyden vazgeçer,
toplumda kullanmak üzere kendimize maskeler yaratırız. Eşimizin ailesinin
yanındayken 'iyi gelin', kendi ailemizin yanındayken 'vefalı,iyi evlat',
arkadaşlarımızın yanında 'çok iyi sırdaş', önemli cemiyetlerde 'çok yardımsever
insan' vb. türünde rollere girer dururuz.Tabii bunca maske içinde çocuğumuza
karşı kullanabileceğimiz uygun bir tane de mutlaka vardır ve bu maske çocuğumuzla
kesintisiz, uygun, çocuğun ihtiyacı olan türde ilişki kurmamızı engeller.
En önemlisi de; biz böyle şekilden şekile girerken çocuğumuz da bizi izlemektedir
ve hatta kendi kendine taklit etmektedir.
Kanaatimce çocuğumuza verdiğimiz tavizlerin temelini de bizim toplum içinde
kendimize atfettiğimiz bu maskeler ve toplumdaki yerimizi belirleyen statülerimiz
oluşturuyor. Aynı davranış için evde hiçbir yaptırım veya kınama ile karşılaşmayan
çocuk; dışarıda, misafirlikte, anne ve babasının arkadaşlarının yanında
kınanıp ceza alabiliyor veya evde hoşgörülmeyen davranış için evde ceza
alıp toplum içinde hiçbir yaptırımla karşılaşmayabiliyor ve tabii bu durumda
çocuk istenmeyen davranışlarını ceza almadığı,kınanmadığı ortamda daha
çok sergilemeye başlıyor.
Anne ve baba iyi rolünü sürdürebilmek için, çocuğuna kızmıyor, evde asla
yapmadığı şekilde açıklamalara girişiyor ama yine de bu istenmeyen davranışları
engelleyemiyor ve o ortamı terkediyor. Eve gelince çocuk gecikmiş olarak
cezalandırılıyor ve doğal olarak bu cezanın hiçbir etkisi olmuyor. Şu ana
kadar sürekli vurguladığım ve çocuk eğitiminde en önemli kuralı tekrarlamak
istiyorum: Çocuk eğitiminde en önemli kural tutarlılıktır. Bir davranış
istenmiyorsa evde de, misafirlikte de, büyükanne ve büyükbabanın yanında
da istenmemeli ve ortaya çıktığında çocuk uygun bir şekilde karşılığını
görmelidir.
Şimdi konuyu daha detaylı inceleyebilmek için çocuğun temel gereksinimlerinde
ne kadar taviz verilebileceğine değinmek istiyorum:
YEMEK
Çocuk için en temel ve yaşamsal gereksinim yemektir ve kuşkusuz anne ve
babaların sorunları en yoğun yaşadıkları konu budur. Ben okul öncesi dönemde
aşırı disiplini çocuk açısından gereksiz buluyorum, ancak herkes gibi çocuk
da sınırları olduğunu bilmek zorundadır. Bu sınırların en dikkatli korunması
gereken alan da yemektir. Yemek konusunda olağanüstü haller dışında taviz
verilmesine kesinlikle karşıyım. Çocuk önüne konan yemeği yemeli ve kesinlikle
artık bırakmamalıdır .Bu sadece bir disiplin değil, aynı zamanda beslenme
ve dolayısıyla sağlık sorunudur ve çocuk bu konuda uygun kararları verme
yetisine sahip değildir. Yemek seçme, yemeğini bitirmeme veya bir büyüğün
yemeğini yedirmesini isteme türünden davranışlarla karşılaşmak istemiyorsanız,
kendiniz ve çocuğunuz için belirli yemek kurallarınız olmalı ve bunları
uygulamalısınız.
Çoğu anne ve baba evde yemek yemeyen ya da yemek yerken binbir türlü zorluk
çıkaran çocuğunun nasıl olup da anaokulunda, kreşte yemek artırmadığına,
seçmediğine vb. anlam veremez ve merakta kalır. Burada ortaya çıkan daha
önce de belirttiğim gibi tutarlılık sorunudur .Okulda yemeğin, oyunun,
uykunun saati bellidir ve bu saatlerin dışına çıkılmaz; her gün tüm bunlar
aynı şekilde uygulanır ve belirli kurallar vardır, tüm çocuklar da bunlara
uymak zorundadır, uyarlar da. Böyle bir ortamda çocuğun kendi istediği
gibi bir yemek düzeni oluşturması olanaksızdır ve çaresiz bu oluşmuş düzene
uyar. İşte bu yüzden sizin de kurallarınız olması ve bunları uygulamanız
önemlidir. Şimdi düzen oluşturmanızda size yardımcı olabilecek bazı kurallardan
bahsetmek istiyorum:
Çocuğunuza asla yiyebileceğinden fazla yemek koyup bitirmesi için onu zorlamayın.
Her yaş çocuğunun yiyebileceği (aşağı yukarı) belirli bir miktar vardır
ve çocuk o kadar yemeği bitirmek zorundadır, isterse daha fazlasını yiyebilir.
Yemek yemek için belirli bir mekan olmalıdır. Çocuğunuzun dolaşarak yemek
yemesi hem sizin açınızdan çok yorucu olacak, hem tüm ev kirlenecek, hem
de çocuğunuz sofra düzeni nedir bilmeyecek ve her nerede olursa olsun dolaşarak
yemek yemek isteyecektir.
Yemeğe başlamadan önce yapılması gerekenleri (ellerini yıkama,dua etme...)
belirlemeli ve uygulamalısınız.
Çocuğunuzla birlikte ve aynı yemeği yemelisiniz. Örneğin; o sebze çorbası
içerken siz sevmiyorsunuz diye içmezseniz o da sevmediği yemekleri yememek
için direnecektir. Aynı şeyleri, aynı zamanda yemeniz yemek kuralları konusunda
da çocuğunuza ipuçları verecek, yemek yeme biçiminizi örnek alacaktır.
Ayda 3-4 kez (gün) çocuk belirgin iştahsızlık yaşayabilir; böyle zamanlarda
yemek kurallarınızda biraz esneklik gösterebilirsiniz. Yemek yemesi tabii
ki önceliklidir, düzeninizi fazla aksatmadan ve ana kuralların dışına çıkmadan
hoşgörülü davranabilirsiniz. Örneğin; "Hadi sen başla,yorulunca ben yardım
edeceğim" diyebilirsiniz ya da karışık sebze yemeğinin içinden istemediği
bir çeşit sebzeyi yememesine göz yumabilirsiniz.
Hastalık gibi biz yetişkin insanları bile çok etkileyen durumlarda tamamen
çocuğunuzun istediği gibi davranınız. Yemek zorunda olduğu şeyler dışında
(ishalde patates haşlaması gibi...) onu zorlamayınız.
UYKU
Uyku da yemek gibi okul öncesi çağdaki çocuğun temel gereksinimlerinden
biridir. Yaş ilerledikçe çocuğun uyku ihtiya cı azalmasına rağmen 6 yaş
bitimine kadar çocukların öğle uykusuna yatmalarının son derece yararlı
olduğuna inanıyorum. Bu; çocuğun sadece uykusunu alması açısından değil,
tüm günün yoğunluğunu taşıyabilmesi için de gereklidir.
Genellikle tüm anne babalar uyku saati geldiğinde "uyku öncesi seramonileri"
denen olaylarla karşılaşırlar. Çocuk uykusu geldiği halde binbir bahane
uydurarak yatağa gitmekten kaçınır, anne ve babasını yanına ister, sürekli
yatma saatini geciktirir, uyurken yanında durulmasını, yanına yatılmasını,
elinin okşanmasını ... ister, ayakta sallanmadan uyumaz vb. Bu tür davranışlar
sadece okul öncesi dönemde problem olmakla kalmaz, okul döneminde de farklı
biçimlerde yoğun olarak etki- sini gösterir. Hiç vakit kaybetmeden bu davranşlara
son veril melidir ve bunu yaparken inatlaşmadan açıklama yapılmalı,daha
önce değindiğimiz "ben iletileri" ve "mola yöntemi"gibi yöntemlere başvurulmalıdır.
Yetişkin bir insan için sağlıklı uyku süresi 7-8 saat olarak belirlenmiştir.
Çocuk için bu süre kuşkusuz daha uzundur. Çeşitli nedenlerle çocuğun uyku
süresi her zamankinin altına düştüğünde mutlaka telafi edilmelidir. Eskilerin
son derece geçerli bir sözünü unutmayın! Çocuklar uyuyarak ve yıkanarak
(banyo yaparak) büyürler.
OYUN
Çocuğun büyümesinde bizlere ayrıntı gibi gözüken oyun; hem fiziksel hem
de sosyal gelişimde oldukça büyük rol oynar. Oyun konusuna daha önce ayrıntılı
bir şekilde değinmiştik, şimdi çocuğunuz oyun oynarken ona ne kadar taviz
verebileceğinizi inceleyelim.
Birlikte bir oyuna dalmışsanız bu oyunun süresi konusunda kısıtlamaya girmemenizi
önereceğim, çünkü günümüzde çocuklar anne-babalarıyla pek fazla vakit geçirme
ve oyun oynama şansına sahip olamıyorlar. Bırakın yemeğini bir saat geç
yiyiversin, sizinle geçirdiği o saat ona fiziksel olmasa da duygusal açıdan
çok büyük destek verecektir. Ancak; çocuk tek başına veya bir arkadaşı
ile oynarken belirli bir etkinliğin vakti gelmişse mutlaka onu yerine getirmelidir
(yemek yemek, uykuya yatmak gibi...)
Çocuk; oynadıktan sonra mutlaka oyuncaklarını toplamalıdır, bunun aksi
davranışa kesinlikle müsaade etmemeli ve ortaya çıktığı takdirde uygun
şekilde karşılığını vermelisiniz. Oyun; çocuğun gıdasıdır, evet ama, sizin
kadar o da bunun kıymetini bilmek zorundadır. Ayrıca çocuğunuzun düzene
alışması bakımından da oyuncaklarını toplaması önemlidir. Toplamadığı durumlarla
ilgili bilgi için "Mola yöntemi,ben iletileri" bölümlerine bakabilirsiniz.
Çocuk oyuncaklarıyla kırmadan, fırlatmadan ... oynama alışkanlığını edinmelidir.
Bunu sağlamak için; fırlattığı oyuncaktan bir kaç günlüğüne mahrum bırakabilirsiniz.Oyuncağı
bir süreliğine molaya kaldırabilirsiniz vb.
Oyun çocuğunuza hoşgörünüzün en yoğun olması gereken alandır, bu konuda
sadece söylenenleri değil, içinizden gelen sesi de dinlemeniz gereklidir
.Hiç bir anne-baba veya eğitimci çocuğu çok sevdiği bir şeyden mahrum bırakmak
istemez.
|