|
DOĞUM
GÜNÜ
Doğum günün kutlu olsun sevgili
çocuk
Söylemesi güç olsa da
Nice nice yıllara...
Büyüyeceksin çocuk
"Kocaman" olacaksın amcan kadar
Çözeceksin
Anlam veremediğin sözlerini amcacığının
Küçük olmayı istediğin gün yeğenlerin
kadar
Ve diyeceksin birilerine:
"Doğum günün kutlu olsun sevgili
çocuk,
Söylemesi güç olsa da,
Nice nice yıllara"...
17.01.1999 İstanbul
05.38
|
|
GONCA
PAYLAŞILINCA
Bir gonca vardı minik ellerinde,
Hazinesini saklıyordu kendince.
Bir gonca vardı minik ellerinde,
Üstüne titriyordu çocuk kalbince.
Bir gün paylaşmak istedi
Hiç görmediği kardeşleriyle.
Öptü, kokladı, son kez bakıp
Goncayı yol kenarına bıraktı.
Ardına bakmadan ıslak gözlerle
Uzaklaşıverdi, hazinesi ardında
çocuk
Zaman geçti, aynı yere düştü yolu.
Bir gonca vardı o zaman ellerinde
Güller, gül bahçesi görüyordu,
Goncayı, yüreğini bıraktığı yerde...
10.03.2000 Kadıköy
14:19
.
|
|
PAPATYALAR
AÇTIĞINDA
Papatyalar açtığında
Hep kırlarda buluşur
Seninle aynı oyunu oynardık
çocukluğumuzdan beri
Ben gözlerimi kapar
Bir ağaca yaslayıp başımı
İçimden sayardım
Bir, iki, üç...
Sonra gözlerimi açar
Pes diyene kadar arardım
Seni bulamazdım
Saklanmakta ustaydın
Kazanmanın sevinciyle koşup
Bana sarılman vardı ya
Sarhoş ederdi beni sevgilim
Bir kadeh bile içmeden
Söylediler inanmadım gittiğine
Görmez misin papatyalar açtı
Yine kırlardayım
Başımı yasladım o ağaca
Bak kapıyorum gözlerimi
Sayıyorum içimden
Bir, iki, üç...
Duymuyor musun sevdiceğim
Hadi artık pes dedim...
04.04.1999 İstanbul 23:10
HARCIM
DEĞİL ŞİİR YAZMAK
Şiir yazmak harcım değil asla,
Bakmayın elime kalemi aldığıma,
Dostlarla bir şeyler,
Derinden kopup gelen,
Güzel şeyler paylaşmaktır arzum.
Hissederim,
Dökemem o güzellikte kağıda,
Dedim ya harcım değil şiir yazmak.
Ama neylersin ki aşığım mısralara.
Adam gibi bi şeyler yazamasam da,
Yaşarım hep o umutla:
Günün birinde gerçek bir şiir yazabilme
umuduyla...
20.01.1999 İstanbul 16:42
USLANMAZ
AŞK DELİSİ
Ben uslanmaz aşk delisi
Aşkın bile "kapımdan çektir git
"dediği
İstanbul sokaklarında bir romantik
serseri
Cüzdanım boş,
Bomboş ceplerim,
Yüreğim dolu,
Dopdolu gözlerim...
Ben uslanmaz aşk delisi
Aşkın bile "kapımdan çektir git"
dediği
Gecenin karanlığına sığınmış bir
romantik serseri
Sanmayın fakında değilim
Bilirim aşklar yalan
Leyla yalan,
Mecnun çöllerde perişan...
Ben uslanmaz aşk delisi
Aşkın bile "kapımdan çektir git"
dediği
Aşk bahçelerini kirleten bir romantik
serseri
Ana rahminde işlemişim ilk günahı
Tanrının gücüne gitmiş belli
Değmesem de sevilmeye
Mahkum etmiş beni sevmeye....
22.09.1999 İstanbul 20:56
BAFRA
TÜTÜNÜ
Ciğerlerime çekiyorum
Bafra tütünüm usulca seni
Sen yanarken için için
bilsen deli kız, bir bilsen
Döktüğüm yaşlar kim için
Başlı başına bir sanatmış yaşamak
Yaşamak düşmelerle kalkmalarla,
Hakkıyla, layıkıyla icrası için
Kah tufanları beslesin
Kah yangınları söndürsün gözlerim,
gözlerin
Hey derdi aşkımdan büyük sevdiğim,
Ağır ağır ciğerime çektiğim Bafra
tütünüm,
Ağla sellercesine yangın büyümesin
Sil gözlerin, taneler bağrımı delmesin
Ve yanasın için için, ben de yanarım
sen için...
10.02.2000 İstanbul
03:42
|
|
ODALARIMIZ
KÜÇÜK İDİ
Acı tatlı anları paylaştığım bir
dostta idim dün gece,
Uzaklarda, çok uzaklardaki günlerimizi,
Öğrenci köyümüzü, Efferen'i
andık.
"Odalarımız küçüktü,
Ama bizler mutluyduk" dedi.
Küçüktü odalarımız.
Gönlümüzün alabildiğine genişliğinin
aksine.
Küçüktü odalarımız,
Ama on metrekare özgürlük idi.
Haberlandhaus III, Zimmer 8 .
Memleketinden uzakta bir yalnız
adam vardı o odada,
Neyse ki dünyalı dostları vardı...
Faslı idi Jamal,
Hemen yanı başımda.
Bizim müziğimizi de dinlerdi.
Sezen Aksu'ya hayrandı.
İrlandalı idi Graham,
Benimle Türk mutfağını sevdi.
Irlanda çayını sütlü,
Bizimkini sütsüz içerdi.
Ben Ayna'dan Ceylanı söylerken,
Bana eşlik eder ritim tutardı...
Bir de Çinlilerimiz vardı,
Zi Zhong, eşi ve Bo,
Valentino dememizi isterdi kendisine
Bo,
Honk Kong'un Çine katılışını bir
türlü hazmedemezdi.
Tam bir Çin aşçısıydı.
Bir de İranlı Mostafamız vardı ki
hiç sormayın,
Din adına işlenen bir suçun mağduru.
Mülteciydi,
İran'ı ölesiye severdi.
Sosyalistmiş,
Okuldan alınıp cezaevine konmuş.
İki koca yıldan sonra cezaevinden
çıkmış.
Her hafta polise gidip imza atarmış.
Anlayacağınız sakıncalıymış.
Hayat hikayesini dinlediğimde gözlerim
dolmuştu.
Onu tanıdıktan sonra şükreder olmuştum
halime.
Uzağında olsam bile,
Bir biletlik,
165 dakikalık uzaklıktaydı yurdum.
On iki kişiydik
Yabancılar olarak Almanlardan çok
idik.
Christine, Astrid, Frank ve diğerleri.
Ha bir de George vardı unutmadan.
İspanyalı.
Çok farklı bir çocuktu bizim George.
Dönüşü ben isterken,
Önce o döndü yurduna.
Bir İspanyol'un vedalaşırken,
Ağlayıp da sarılacağı bana,
İnanın hiç gelmezdi aklıma.
Bir kaç blok ötede idi Osman ve İbrahim,
Osman Erzincan'dan dost idi.
İbrahim'i ise orada tanıdım.
Ramazan gecelerinin vefalı dostuydu
İbo
İzmir'in 3000 kilometre ötesinde,
İzmir köfteleri bi başkaydı İbo'nun.
Küçüktü odalarımız ve biz mutlu
idik.
Bir de vatan hasreti olmasa tabii.
Efferen'de bir asistan vardı.
Odası küçük,
Ancak özgürdü.
Sırt çantasını yüklenip,
Geçirdiğinde kafasına kepini,
Düşebilirdi artık Uni yoluna.
18 Numaralı tramvay,
Weisshausstrasse kaç durak
ötesiydi düşünmem lazım.
Köln'ün caddelerinde bir asistan
vardı.
Katedralin önünde,
Gün batmış,
Türk müziği dinlerken,
Gözlerinden dökülen bir kaç damla
gözyaşını,
İnsafsızca esen rüzgarın koparıp
götürdüğünü,
Hala unutmayan bir asistan.
Odalarımız küçüktü,
Ama kuşlar kadar özgürdük biz.
Bir de vatandan uzak olmasak.
Çok değişik insanlar,
değişik kültürler tanıdım,
her bir küçük odaya,
birer dünya sığdırmıştı insanlar.
Benim dünyalı dostlarım vardı,
Odalarımız küçük, bizler mutlu idik.
14.01.1999 İstanbul
20:10
|