Kral ve Martı  
ADI BARIŞ OLACAK
Yakında bir oğlum olacak 
adını "Barış" koyacağım,
Savaşın ortasındayken bile
yüzü hep gülecek yavrumun,
Gülen fotoğraflarına bakacağım 
Hasbelkader cephedeysem,
Yaşama umudum olacak
benim gül yüzlü ciğerparem 

Ya kızım mı olursa?
Ne fark eder ki?
Öğütledim hayat arkadaşıma
Adı yine "Barış" olacak

31.03.1999 İstanbul 02:59
 

KELEBEK
Doğru mu anne? 
Yalnızca bir gün mü yaşarmış kelebek?
Olsun, nerde yanlışım söyle
Özenmişsem kelebeklere 
Olacaksa benim de kanatlarım 
Ve kırlar da mekanım
Özgürlük diye 
Çarpacaksa sol yanım 
Allah'ım
Ol de!
Ben de kelebek olayım...
 
 
 
27.07.1999 İstanbul 03:18

 


 
 
 
 

KRAL VE MARTI
"Bir martı bulmalı dedi" kral
İlanlar verildi, tellallar dolaştı tüm ülkede
Haber bizimkine ulaştı
Gencecik bir martı, biraz safça,
"Aradıkları benim" dedi isyanla
Gözleri yaşlı ana-babasına
Bir sabah doğan güne karşı koyuldu yola
Karlı dağlar aştı, öte diyarlara vardı

"Bu maviye fazla düşkün" dedi
Kralın soytarıları, "yıllar oldu hizmete alınalı
unutamadı hala uçsuz bucaksız deryaları"
Buyruk saldı tahtında kurulu kızıl suratlı şişman
"Kahretsin! saraya bu da alışamadı 
Akıbeti öncekiler gibi ola"

Gözleri bağlandı martımın 
Ve bir sabah doğan güne karşı onu dönülmez yola vurdular...

Kulağımda hala son sözleri:
"Haddim değil söylemek belki kralım
Ama martıya mavi gerek bilesin
Çok istiyorsan sarayına 
Muhabbet kuşu getirtesin...

13.4.1999 İstanbul 23:57
VİRGÜLLERİNE KARIŞMAM
Sevdiğim
Öyle bir yuva kurmalıyız ki seninle
Ölüm gibi gelmeli evden ayrılışım
İple çekmeliyiz akşamı
Kapıda karşılamalısın beni
Öyle bir buse vermelisin ki
Döndüğümde eve
Nefesimi kesmeli öpücüğün
Öylesine bunaltmalısın ki
Beni sevginle
Ve öyle yormalısın ki
Gidermeye yorgunluğumu
Çarem olsun gözlerinde
Öyle bir an gelmeli ki
Senden kaçmalı
Sevgine sığınmalıyım
virgüllerine karışmam hayatta
ama
Noktayı birlikte koymalı
08.06.1999 İstanbul 01:02

 
 

GÖZYAŞI 
Gözyaşlarında mutluluk saklı 
Azad edebiliyorsan inci tanelerini 
Şükretmelisin tanrıya 

Nerde, ne zaman, nasıl 
İnan farketmez 
Hürriyet ertelenemez 

Kim demiş ağlayan zayıf diye 
Ben ki bir ulu çınarım 
Arza gömülü candamarımı 
Gözyaşımla sularım 

26.02.1999 Erzincan 01:39

 


 

DEĞMEZ Mİ
Uğruna dağları delemedim
Bir Ferhat gibi.
Çöllere de düşmedim
Bir Mecnun gibi.

Ama,
Senin için çarpan,
Şu sıcacık yüreğimi,
Ellerimle sundum sana.

Değmez mi sence buna da...

09.12.1998-İstanbul

 


 
 
 

DOĞUM GÜNÜ
Doğum günün kutlu olsun sevgili çocuk

Söylemesi güç olsa da
Nice nice yıllara...

Büyüyeceksin çocuk
"Kocaman" olacaksın amcan kadar
Çözeceksin 
Anlam veremediğin sözlerini amcacığının
Küçük olmayı istediğin gün yeğenlerin kadar

Ve diyeceksin birilerine:
"Doğum günün kutlu olsun sevgili çocuk,
Söylemesi güç olsa da, 
Nice nice yıllara"...

17.01.1999 İstanbul 05.38

 
 
 

 


 

GONCA PAYLAŞILINCA
Bir gonca vardı minik ellerinde,
Hazinesini saklıyordu kendince.
Bir gonca vardı minik ellerinde,
Üstüne titriyordu çocuk kalbince.

Bir gün paylaşmak istedi
Hiç görmediği kardeşleriyle.
Öptü, kokladı, son kez bakıp
Goncayı yol kenarına bıraktı.

Ardına bakmadan ıslak gözlerle 
Uzaklaşıverdi, hazinesi ardında çocuk

Zaman geçti, aynı yere düştü yolu.
Bir gonca vardı o zaman ellerinde
Güller, gül bahçesi görüyordu,
Goncayı, yüreğini bıraktığı yerde...

10.03.2000 Kadıköy 14:19
.
MÜSADERE
Bir cinayet işledim 
saf, masum bir aşka kıydım
El konuldu suç aletine
Artık kalpsiz sokaklardayım
16.09.1999 Ankara-İstanbul 18:00 (Uçakta)
 

 

SEVDİM-SEVİLDİN
Beni sevesin diye sevmedim seni 
Sevmeliydim, sevdim 
Sevilmeliydin, sevildin 
Ben sevmek, sen sevilmek içindin 
Sevdim, Sevildin 

20.02.1999 Erzincan 01:53

 


 

BOŞLUĞU SEN DOLDUR
Sen
Soruyorsun
Ben senin neyinim
Sen
Adını koyamadığım
Geceler boyu uyutmayanımsın
Sen
Sevdası yüreğimde saklı
Tenhada ağlatanımsın
Tutup da ellerimden
Asırlık inzivamdan
Kurtaranım
Yeniden hayata bağlayanımsın
Sen
Canımsın
Öteki yarımsın
Sen
...sın

02.06.1999 İstanbul 18:52

NÖBETÇİ ŞAİR
Hükmedemem kelimelere
Ben kalplerin dili
Dizelerin hizmetçisiyim

Bir şiir de benim olsun derim kendime
Başım ellerimde, 
Bitmezleri beklerim sessizce
Büyülü sözler bulamam
Hislerin neferiyim sadece

Nasıl mı doğar dizeler?

Beklenmedik bir an, bir ses belirir,
Yalnız ben duyarım
Emrini fısıldar kulağıma gizlice
"Geldi vakit, kalem ele, haydi nöbete..."

16.11.1999 İstanbul-Erzincan Yolunda (Sakarya) 20:22
VAZGEÇİLMEZ KILAN
Ne sineme döktüğün
Seni kokan saçların, 
Ne bakışlarında kaybolduğum 
Eşsiz gözlerindi

Seni vazgeçilmez kılan,
Varlığına sebep
Sonsuz sevgi,
Ve sevgiye barınak
Sıcacık yüreğindi.

05.02.1999 İstanbul 01:10

 
 
 
 

PASAPORT
Sınır Polisi  :Pasaportunuz lütfen 
Seyyah:      :Yoktur pasaportum
Az öteye geçmektir arzum 
Sınır Polisi  :Geçemezsiniz üzgünüm
Lütfen vize talep edin
Seyyah        :Sizden sual etmeden izin
Ama bir sürü kuş geçti demin
Sınır Polisi: : Onlar kuştur geçerler
İnsanoğlu değiller 
Sınır denileni nerden bilsinler
Seyyah       : Bir kuş olsaymışım demek
Tüm dünyayı rahatça gezermişim
Yapay duvarlara ben
İnsan doğmakla hüküm giymişim....

11.05.1999 İstanbul 02:45
 

 
 
 
 

PAPATYALAR AÇTIĞINDA
Papatyalar açtığında 
Hep kırlarda buluşur 
Seninle aynı oyunu oynardık 
çocukluğumuzdan beri 

Ben gözlerimi kapar
Bir ağaca yaslayıp başımı
İçimden sayardım
Bir, iki, üç...

Sonra gözlerimi açar 
Pes diyene kadar arardım
Seni bulamazdım 
Saklanmakta ustaydın

Kazanmanın sevinciyle koşup
Bana sarılman vardı ya 
Sarhoş ederdi beni sevgilim
Bir kadeh bile içmeden 

Söylediler inanmadım gittiğine
Görmez misin papatyalar açtı
Yine kırlardayım
Başımı yasladım o ağaca
Bak kapıyorum gözlerimi
Sayıyorum içimden
Bir, iki, üç...

Duymuyor musun sevdiceğim
Hadi artık pes dedim...
 04.04.1999 İstanbul 23:10
 
 
 
 
 

HARCIM DEĞİL ŞİİR YAZMAK
Şiir yazmak harcım değil asla,
Bakmayın elime kalemi aldığıma,
Dostlarla bir şeyler,
Derinden kopup gelen,
Güzel şeyler paylaşmaktır arzum.

Hissederim,
Dökemem o güzellikte kağıda,
Dedim ya harcım değil şiir yazmak.
Ama neylersin ki aşığım mısralara.
Adam gibi bi şeyler yazamasam da,
Yaşarım hep o umutla:

Günün birinde gerçek bir şiir yazabilme umuduyla...
20.01.1999  İstanbul 16:42
 
 
 

USLANMAZ AŞK DELİSİ
Ben uslanmaz aşk delisi
Aşkın bile "kapımdan çektir git "dediği
İstanbul sokaklarında bir romantik serseri
Cüzdanım boş, 
Bomboş ceplerim,
Yüreğim dolu, 
Dopdolu gözlerim...

Ben uslanmaz aşk delisi
Aşkın bile "kapımdan çektir git" dediği
Gecenin karanlığına sığınmış bir romantik serseri
Sanmayın fakında değilim
Bilirim aşklar yalan
Leyla yalan, 
Mecnun çöllerde perişan...

Ben uslanmaz aşk delisi
Aşkın bile "kapımdan çektir git" dediği
Aşk bahçelerini kirleten bir romantik serseri
Ana rahminde işlemişim ilk günahı 
Tanrının gücüne gitmiş belli
Değmesem de sevilmeye
Mahkum etmiş beni sevmeye....
22.09.1999 İstanbul 20:56
 
 
 
 

BAFRA TÜTÜNÜ
Ciğerlerime çekiyorum 
Bafra tütünüm usulca seni
Sen yanarken için için
bilsen deli kız, bir bilsen
Döktüğüm yaşlar kim için

Başlı başına bir sanatmış yaşamak
Yaşamak düşmelerle kalkmalarla,
Hakkıyla, layıkıyla icrası için
Kah tufanları beslesin
Kah yangınları söndürsün gözlerim, gözlerin

Hey derdi aşkımdan büyük sevdiğim, 
Ağır ağır ciğerime çektiğim Bafra tütünüm,
Ağla sellercesine yangın büyümesin
Sil gözlerin, taneler bağrımı delmesin
Ve yanasın için için, ben de yanarım sen için...

10.02.2000 İstanbul 03:42
 
ODALARIMIZ KÜÇÜK İDİ
Acı tatlı anları paylaştığım bir dostta idim dün gece,
Uzaklarda, çok uzaklardaki günlerimizi,
Öğrenci köyümüzü, Efferen'i  andık.
"Odalarımız küçüktü, 
Ama bizler mutluyduk" dedi.

Küçüktü odalarımız.
Gönlümüzün alabildiğine genişliğinin aksine.

Küçüktü odalarımız,
Ama on metrekare özgürlük idi.
Haberlandhaus III, Zimmer 8 .
Memleketinden uzakta bir yalnız adam vardı o odada,
Neyse ki dünyalı dostları vardı...

Faslı idi Jamal,
Hemen yanı başımda.
Bizim müziğimizi de dinlerdi.
Sezen Aksu'ya  hayrandı.

İrlandalı idi Graham,
Benimle Türk mutfağını sevdi.
Irlanda çayını sütlü,
Bizimkini sütsüz içerdi.
Ben Ayna'dan Ceylanı söylerken,
Bana eşlik eder ritim tutardı...

Bir de Çinlilerimiz vardı,
Zi Zhong, eşi ve Bo,
Valentino dememizi isterdi kendisine Bo,
Honk Kong'un Çine katılışını bir türlü hazmedemezdi.
Tam bir Çin aşçısıydı.

Bir de İranlı Mostafamız vardı ki hiç sormayın,
Din adına işlenen bir suçun mağduru.
Mülteciydi,
İran'ı ölesiye severdi.
Sosyalistmiş,
Okuldan alınıp cezaevine konmuş.
İki koca yıldan sonra cezaevinden çıkmış.
Her hafta polise gidip imza atarmış.
Anlayacağınız sakıncalıymış.
Hayat hikayesini dinlediğimde gözlerim dolmuştu.
Onu tanıdıktan sonra şükreder olmuştum halime.
Uzağında olsam bile,
Bir biletlik, 
165 dakikalık uzaklıktaydı yurdum.

On iki kişiydik 
Yabancılar olarak Almanlardan çok idik.
Christine, Astrid, Frank ve diğerleri.
Ha bir de George vardı unutmadan.
İspanyalı.
Çok farklı bir çocuktu bizim George.
Dönüşü ben isterken,
Önce o döndü yurduna.
Bir İspanyol'un vedalaşırken,
Ağlayıp da sarılacağı bana,
İnanın hiç gelmezdi aklıma.

Bir kaç blok ötede idi Osman ve İbrahim,
Osman Erzincan'dan dost idi.
İbrahim'i ise orada tanıdım.
Ramazan gecelerinin vefalı dostuydu İbo
İzmir'in 3000 kilometre ötesinde,
İzmir köfteleri bi başkaydı İbo'nun.
Küçüktü odalarımız ve biz mutlu idik.
Bir de vatan hasreti olmasa tabii.

Efferen'de bir asistan vardı.
Odası küçük,
Ancak özgürdü.
Sırt çantasını yüklenip,
Geçirdiğinde kafasına kepini,
Düşebilirdi artık Uni  yoluna.

18 Numaralı tramvay,
Weisshausstrasse  kaç durak ötesiydi düşünmem lazım.
Köln'ün caddelerinde bir asistan vardı.
Katedralin önünde,
Gün batmış,
Türk müziği dinlerken,
Gözlerinden dökülen bir kaç damla gözyaşını,
İnsafsızca esen rüzgarın koparıp götürdüğünü,
Hala unutmayan bir asistan.

Odalarımız küçüktü,
Ama kuşlar kadar özgürdük biz.
Bir de vatandan uzak  olmasak.

Çok değişik insanlar,
değişik kültürler tanıdım,
her bir küçük odaya,
birer dünya sığdırmıştı insanlar.

Benim dünyalı dostlarım vardı,
Odalarımız küçük, bizler mutlu idik.

14.01.1999  İstanbul  20:10