BU GECE

BU GECE

 

Yalnız seni düşündüm,

Ağladım hep bu gece.

Güle hasret hüzündüm,

Ağladım hep bu gece.

 

Aşkın gönülde çile,

Düşme dillerden dile.

Hayalin olsa bile,

Bağladım hep bu gece.

 

Hasret tüten sevgine,

Solan yaprak rengine.

Bakıp bakıp resmine,

Ağladım hep bu gece.

 

Muradına erdin mi,

Hiç mutluluk verdin mi,

Derdim senin derdin mi,

Dağladım hep bu gece.

 

Bülbül suskun bağında,

Şu sonbahar çağında,

Coştum gönül dağında,

Ağladım hep bu gece.

 

Bayram ÇAĞINDA

 

DURAN DALKILIÇ

 

01.09.1968 Bünyan Karakaya kasabası doğdu. İlkokulu kasabada okudu. Ortaokulu Kayseri 50. yıl Dedeman ortaokulunda, liseyi Kayseri Lisesinde okudu. Açık öğretim İktisat Fakültesi 3.sınıfta tahsiline devam etmekte. Evli ve iki erkek çocuk babasıdır. Kayseri'de ikamet etmekte ve Uhud Gıda LTD. ŞTİ.'de Ülker satış plasiyeri olarak çalışmaktadır. Şiire 1984'de başladı. Gazetelerde şiirleri yayınlandı. ANASAM üyesidir.

 

 

DİNLE

 

Aşkın şarabını zevkle içerken,

Sevdan şu gönlümü içten yakarken,

Mutluluk düşünüp hayal kurarken,

Ağlatıp da beni yıkma sevgilim.

 

Gönlümden gönlüne sevgi akarken,

Aşkını derdime ilaç yaparken,

Sensiz bir dünyaya bomboş bakarken,

Bırakıp da beni gitme sevgilim.

 

Duran Dalkılıç 7.5.1993

 

 

GÜLÜM

 

Gönlümü kaptırdım güzel bir güle,

Döndüm artık şimdi garip bülbüle,

Gün demem ben sensiz geçen bir güne,

Kazıdım ismini gülüm gönlüme.

 

Adını yazdığım o kara taşlar,

Mahveder gönlümü yay gibi kaşlar,

Senden ayrılınca acılar başlar,

Akar gözlerimden selim gönlüme.

 

Geçiyor sevgilim baharlar, yazlar,

Adını andıkça yüreğim sızlar,

Hep sana duyduğum sevgiler, hazlar,

Anlatır aşkımı telim gönlüme.

 

Duran Dalkılıç- 10,11,1987

 

 

 

YUNUS EMRE

-Yunus İçin-

 

Sade duru dilinle,

Sevgi dolu gönlünle,

Hakka açık elinle,

Unutulmazsın Yunus.

 

Hak yoluna düşensin,

Garip garip gezensin,

Hakka gönül verensin,

Unutulmazsın Yunus.

 

Duran Dalkılıç -Mart 1988

 

DERT ORTAĞIM

 

Sensin ancak dünyada benim sırdaşım,

Derdimi anlattığım dert arkadaşım.

Damlar bazen üstüne akan gözyaşım,

Dert ortağımsın benim şiir defterim.

 

Sanırım ki, beni yalnız sen seversin,

Benimle ağlayıp, benimle gülersin.

Çektiğim çileyi bir tek sen bilirsin,

Can yoldaşımsın benim şiir defterim.

 

Akar  bu göz yaşlarım sel gibi durmaz,

Dertlerim çok ağırdır taşıyan  kalmaz,

Halimi senden başka anlayan olmaz,

Keder yükümsün benim şiir defterim.

 

Duran Dalkılıç- 10,12.1988

 


SEN

 

Sen bir dumansın yüce dağımda,

Sen bir goncasın gönül bağımda.

Sen bir ışıksın karanlığımda,

Ümit çiçeğimsin yalnızlığımda.

 

Duran Dalkılıç- 10,12,1988

 

 

YENİ YIL

 

Ömür mü bitiyor, yıllar mı kısa,

Kalpleri sarıyor hüzün ve tasa.

Gerek yok tutmaya sanırız yasa,

Her geçen bir yılda elbet neşe var.

 

Geçti bir yıl daha yine ömürden,

Bülbüle figan var gonca gülünden,

Sevgi ve coşkular taşsın gönülden,

Her gelen bir yılda elbet ümit var.

 

Duran Dalkılıç- 1,1,1989

 

 

GURBET

 

Rüzgar gibi hep savuran,

Gönlümü yakıp kavuran,

Yurttan, yuvadan ayıran,

Sensin, hep sensin, sen gurbet.

 

Sevdiğim alıp götüren,

Gözlerimden yaş döktüren,

Bana hasreti çektiren,

Sensin, hep sensin, sen gurbet.

 

Duran Dalkılıç-20.2.1989

 

 

HİSSEDER MİSİN?

 

Saçların dökmüşün şakaklarına,

Gamzeler gül olmuş yanaklarına,

Bir buse kondursam dudaklarına,

Aynı duyguları hisseder misin?

 

Dilin bir an sürçüp beni anarsa,

Gönlünü bir garip duygu sararsa,

Dostların ne oldu diye sorarsa,

Aynı duyguları hisseder misin?

 

Hayalin gitmiyor hiç gözlerimden,

Yardıma muhtacım tut ellerimden,

Bir mana çıkarsa bu sözlerimden,

Aynı duyguları hisseder misin?

 

Duran Dalkılıç-22.2.1989

 

 

BAŞKADIR

 

Sevgiliyi anlatır tüm tatlı sözler,

İnsan sevdiğini her zaman özler,

Belki gelir diye yolunu gözler,

Hasret bir başkadır özlendiğinde.

 

Dünyada arasan eşi bulunmaz,

Ne para, ne pulla satın alınmaz.

Elmas ne ki, onla kıyaslanamaz,

Kıymet bir başkadır bilindiğinde.

 

Kara kış bitiyor, bahar geliyor,

Gönlümdeki gonca, güle dönüyor,

Belli ki halinden, o da seviyor,

Sevmek bir başkadır sevildiğinde.

Duran Dalkılıç- 22.1.1992

 

 

 

 

DEĞİŞTİRDİN

 

Yaşamayı sevmezdim,

Hayata sen bağladın.

O masum bakışınla,

Yüreğimi dağladın.

 

Kuru bir dal gibiydim,

Hayat verdin sen bana.

Feda olsun sevdiğim,

Bu can senin uğruna.

 

Gerçek özlem neyimiş,

Sen gidince anladım.

İçimde bir sızıyla,

Sabaha dek ağladım.

 

Duran Dalkılıç- 26.1.1992

 

YUNUS KARACA

 

1936 yılında Nevşehir Gülşehir ilçesine bağlı Yeşilli köyünde doğdu. Babasının aynı yıl vefatı üzerine Karaburnalı olan annesi ile Karaburna’ya döndü. Dedesi Hacı Yusuf Güleç’in yanında 12 yaşına kadar kaldı. Ondan sonra gurbet gurbet dolaştı. Askerlik dönüşü Ankara’ya yerleşerek 1964 yılında Ankara radyosunun açtığı saz sanatçısı sınavını kazanarak yurttan sesler korosuna bağlama sanatçısı olarak katıldı. 1997 yılında 36 yıllık hizmetden sonra emekli oldu. Aşıklara meraklı olan Karaca, yurdun dört bir yanını dolaşarak seyahat etmekte, derleme ve besteler yapmaktadır. Aynı zamanda şiirler yazan sanatçı, ANASAM üyesi olup, Ankara’da ikamet etmektedir.

 

 

FEDA OLSUN

-Sevgili Atilla Mayda’ya TRT ritm sanatçısı -

 

Bizi sevenlere canım

Hep varımız feda olsun.

Dile getirip öğene,

Bu canımız feda olsun.

Bizi bir yerde anana,

Bizleri derviş sanana,

Bizimle hem-hal olana,

Bu kanımız feda olsun.

Bizler herkesi severiz,

Haklı olanı överiz.

O’na varmağa everiz,

Bu şânımız feda olsun.

Atilla’dır rehberimiz,

Göz de gönülde ferimiz,

Olmak isterse pirimiz,

           Her şeyimiz feda olsun.

 

 

ERCİYES DAĞINA

 

Senin başın benim başım,

Niye dumanlı, dumanlı.

Senin halin, benim halim,

Her an gümanlı, gümanlı.

 

İlkin güneş sana doğar,

Ağustos da karlar yağar.

Avcıların avın kovar,

Haller yamanlı, yamanlı.

 

Alın yazım sana benzer,

Yağar yağmur kar serpeler.

Issız karanlık geceler,

Geçer temelli, temelli.

 

Tipi boran hallerimiz,

Kapalıdır yollarımız.

Kervan geçmez bellerimiz,

Yollar dumanlı, dumanlı.

 

Dağlar benim öz kardeşim,

Hem ekmeğim hemi aşım,

Hem yarenim, hem yoldaşım,

Göğsü çimenli çimenli.

 

Kalkmış başımız havaya,

El açtık ulu mevlâya.

Yunus hazır ol duaya,

Yalvar imanlı, imanlı.

 

Yunus KARACA

 

ÜÇYÜZ ON AŞAĞI NAZIM EYLEDİM

 

ANASAM denince Sabit İnce’yi,

Saymadan olur mu, yazmasak olmaz.

Âşık,maşuk, yazar,çizer oncayı,

Saymadan olur mu, yazmasak olmaz.

Erkan Ayrancı’yı, Ali Baş beyi,

Abdullah Erkal’la Ahmet Ekici,

Murtaza Ekici, Murat Dalgıç’ı,

Saymadan olur mu, yazmasak olmaz.

Şevki Çobanoğlu, Kadir Karaman,

Ayşe Zeynep Şahin, Kemal Ahmet Şen,

Hüseyin Karaman, İbrahim Şahin,

Saymadan olur mu, yazmasak olmaz.

Mustafa Yaralı, Nazende İnce,

Ülker Aygün, Emel Seçen, gül gonca,

Mustafa Akbaba, Ahmet Canbaba,

Saymadan olur mu, yazmasak olmaz.

Abdullah Satoğlu, Osman Çamur’u,

Hamit Bölücek’i, Şakir Susuz’u,

Abdülkadir Güler, Nusret Turan’ı,

Saymadan olur mu, yazmasak olmaz.

Ömer Albayrak’ı, Yüksel Kalkan’ı,

Bünyamin Mantıcı, Sait Sargın’ı,

Şemsettin Kuzeci, Mümtaz Beğen’i,

Saymadan olur mu, yazmasak olmaz.

Cemal Toptaş ile Ayla Yıldırım,

Rabia Barışâ€™la, Hüseyin Balım,

Kezban Karaman’la, Baki Yıldırım,

Saymadan olur mu, yazmasak olmaz.

Burhan Gümüş ile Recep Çalkaner,

Mehmet dervişoğlu, Ahmet Asma’lar,

Mustafa Bozkurtlar, Mahvi babalar,

Saymadan olur mu, yazmasak olmaz.

Abdurrahim Karakoç’a maşallah,

Karacaoğlan torunudur hem billah.

Bizlere rehberdir daim İnşaallah,

Saymadan olur mu, yazmasak olmaz.

Mualla Adıgüzel, Âşık Meydani,

Âşık dursun Cevlan, Ali Böhtani,

Ali Rıza Güney, Âşık Yetimi,

Saymadan olur mu, yazmasak olmaz.

Mehmet Postallı’yla, İsmail Kara,

Mustafa Özdere, Âşık Budala,

Kayserilidir Mustafa Sarıkaya,

İbaokurgil’i yazmasak olmaz.

Âşık Gazi Hasan, Arık Ozanı,

Arzu ile kamber, Âşık Duran’ı,

Âşık Dimişki’yi, Karslı Cihanî,

Saymadan olur mu, yazmasak olmaz.

Âşık Celbî, Cevrî, Cezbî, Cevabî,

Cemalî, Çınarî, Ceşmî, civanî,

Çırpanlı, Cehdî, Caferoğlu, Caferî,

Saymadan olur mu, yazmasak olmaz.

Dedemoğlu, Kayserili Didarî,

Şarkışlalı Âşık Hasan Devranî,

Aksaraylı Halvetî’den Cemalî,

Saymadan olur mu, yazmasak olmaz.

Hüseyin Çırakman, Karslı Divanî,

Doktor Bekir Mutlu, Âşık irşadî,

İsa Kayacan’la, Âşık Ferrahî,

Saymadan olur mu, yazmasak olmaz.

Afyonlu Dehşetî, Âşık Figanî,

Tekirdağlı Ferdî, Âşık Gülzarî,

Konyalı Gufranî, Vanlı Hayretî,

Saymadan olur mu, yazmasak olmaz.

 

Zaralı İsyanî, Kıbrıslı Kenzî,

Kalender Abdalla, Âşık Kanberî,

Kemalî Bülbülle, Âşık Nuzulî,

Saymadan olur mu, yazmasak olmaz.

Erzurumlu Üstad Osman Kemalî,

Öksüz Ahmet, Öksüz Dede, Nahifî,

Kandiyeli Nazmî, Âşık Neşatî,

Saymadan olur mu, yazmasak olmaz.

Tortumlu Ummanî, Semih Sergen’i,

Üçüncü Selimi, Fatih Mehmed’i,

Murat bir ile dördüncü Murat’ı,

Saymadan olur mu, yazmasak olmaz.

Karslı Askerî’le, Sivaslı Rindî,

Kırbıyıklı Ali, Âşık Çelebi,

Âşık Azmî, Arşî, Âşık Küşadî,

Saymadan olur mu, yazmasak olmaz.

Bursalı Kaygulu, Abdal Sarayî,

Vizeli Alattin, Âşık Lokmanî,

Âşık Lamekanî, Âşık Mazharî,

Saymadan olur mu, yazmasak olmaz.

Pazarcıklı Kul Ahmet’i Âşık miadî,

Âşık mebnî, Münir baba, Misalî,

Mahyî ,Mahvî, Mehdî, Muallim Naci,

Saymadan olur mu, yazmasak olmaz.

Şair Erkan Sürmen, aşık Meşrebî,

Kalcaklı Miratî , Âşık Nedimî,

Mehmet Akif Ersoy, Aşık Nailî,

Saymadan olur mu, yazmasak olmaz.

Tekirdağlı Namık Kemal, Nemayî,

Akkirmanlı Nakşî, Necib, Cahidî,

Kula’lı Nuzulî, Pir Mehmet, Pakî,

Saymadan olur mu, yazmasak olmaz.

 

Rıza Tevfik, Raptî, Razî, Rumuzî,

Üsküdarlı Ramî, Âşık Reculî,

Erzincanlı Rıza, Bağdadî Ruhî,

Saymadan olur mu, yazmasak olmaz.

Said Emre, Seher Abdal, Siyahî,

Seyyit Ali Sultan, Aşık suzanî,

Selman Cemal Baba, Sersem Ali’yi,

Saymadan olur mu, yazmasak olmaz.

Niğdeli Hitabî, Âşık Hakirî,

Kütahyalı Gaybî, Ürgüplü Mahvî,

Posoflu Müdamî, Borlu Meknunî,

Saymadan olur mu, yazmasak olmaz.

Moralı Mahzunî, Aşık Mazlumî,

Misalî, Meşrebî, Aşık Miçmerî,

Sivaslı Mecruhî, Aşık Matlubî,

Saymadan olur mu, yazmasak olmaz.

Üstat Neyzen Tevfik, Seyyit Nesimî,

Erzurumlu Nefî, şair Nedim’i,

Urfalı Nabi’yi, Giritli Resmî,

Saymadan olur mu, yazmasak olmaz.

Akkışlalı Koyun Abdal, Şemimî,

Sivas ellerinden Sefil Selimî,

Çıldırlı Şenlikle Sivaslı Suzî,

Saymadan olur mu, yazmasak olmaz.

Şemsi Yastımanla, Aşık Pinhanî,

Elbistanlı Pehlül Ali, Pervanî,

Sivaslı Şems ile Sivaslı Şeyhî,

Saymadan olur mu, yazmasak olmaz.

Elmalı’dan Abdal Musa, Mütlukî,

Miskin Aşık, Meczub Abdal Mecnunî,

Filibeli, Mehdi baba, Makbulî,

Saymadan olur mu, yazmasak olmaz.

 

Mevlit İhsan ile Aşık Medanî,

Aşık Miadî’le Aşık Mazharî,

Kırımlı Mihrabî, Aşık Meftunî,

Saymadan olur mu, yazmasak olmaz.

Meydan Abdal, Aşık Mahî, Mihnetî,

Mahmut Oğlu Mahremoğlu, Müştakî,

Yusufeli’li Muhibbî, Minhacî,

Saymadan olur mu, yazmasak olmaz.

Maraşlı Hezarî, Bayburtlu Hilmî,

Edirneli Hakkı ,Aşık Hengamî,

Vardarlı Hayretî, Aşık Hicranî,

Saymadan olur mu, yazmasak olmaz.

Ispartalı Seyrani’yi, Savni’yi,

Acemli Süruri, Aşık Sakiyi,

İstanbul’dan Sadık Baba, Sırrıyi,

Saymadan olur mu, yazmasak olmaz.

Sefil Dede, Sefil Abdal Senayi,

Tortumlu Sümmani, Sultan Veled’i,

Süleyman Nazif’i, Ümmi Sinan’ı,

Saymadan olur mu, yazmasak olmaz.

Muhlis Akarsu’yla, Aşık Daimi,

Maraşlı Mahzuni, Aşık İbreti,

Seyyitgazi’lidir Ali İlhami,

Saymadan olur mu, yazmasak olmaz.

Karamürsellidir Aşık İhlasi,

Erzurumlu  Hakkı, İbrahim Nakşi,

İbrahim Tennuri, Aşık İrfani,

Saymadan olur mu, yazmasak olmaz.

İkbal Bacı, Leyla Saz’ı, Arife,

Abdüllahat Nuri, Ademi Dede,

Adile Sultan’la, ol ali Beşe,

Saymadan olur mu, yazmasak olmaz.

 

Arzu ile Kamber, Ferhad’la Şirin,

Civan Ağa ile Çıracı Miskin,

Neşet Ertaş ile Aşık Muhyiddin,

Saymadan olur mu, yazmasak olmaz.

Hüseyin Elmaağaç, Seyyit Seyfullah,

Emini Düştü’yle, Aşık Kerim Şah,

Süleyman Çelebi, Erçişli Emrah,

Saymadan olur mu, yazmasak olmaz.

Murat Çobanoğlu, Aşık Kara’yı,

Şeref Taşlıova, Aşık Yeksani,

Çankırılı Yadi, Keşanlı Zati,

Saymadan olur mu, yazmasak olmaz.

 

Enderunlu Vasıf, Yaşar Reyhani,

Beşiktaşlı veli, Aşık Tufeyli,

Vali Abdurrahim, aşık Lezizi,

Saymadan olur mu, yazmasak olmaz.

 

Darendeli Aşık Ali Gürbüz’ü,

Ahmet Kutsi Tecer, Aşık Hüzni’yi,

Şekip Şahadoğru, Aşık Hükmi’yi,

Saymadan olur mu, yazmasak olmaz.

 

Hilmi Mehmet dede Sultanı,

Hulki Baba, Hüsni Baba, Herdemi,

Hulusi Babayla , aşık Hüsrevi,

Saymadan olur mu, yazmasak olmaz.

 

İzzet Molla, Hasan dede, İbreti,

Kasımi Can, Kazak abdal, Kul Cevri,

Kul semai, Rafet Fidan, Pir Ali,

Saymadan olur mu, yazmasak olmaz.

 

Hüsamettin Güney, Halil Soyuer,

Ali Çatak, Yavuz Bülent Bakiler,

Faruk Nafiz Çamklıbel, Orhan Veli’ler,

Saymadan olur mu, yazmasak olmaz.

 

Şair Bekir Sıtkı, Feyzi Halıcı,

Toklömenli Said, Mısırlı Ecri,

Ahıskalı Emrah, İranlı Sadi,

Saymadan olur mu, yazmasak olmaz.

 

Kadir kıymet bilir Müslüm Sümbül’ü,

Aşık  Vahit Bulut, Aşık Gülşadi,

Aşık Bayramî’le, Mahmut Erdal’ı,

Saymadan olur mu, yazmasak olmaz.

 

Doksanını daha önce söyledim,

Üç yüz on’u yeni nazım Eyledim,

Beş yüz daha yazmak için peyledim,

Saymadan olur mu, yazmasak olmaz.

 

Yunus Karaca’yım, artık yoruldum,

Bunca yıldır aşıklıktan ne buldum,

ANASAM denince takıldım kaldım,

Anmasak hiç olmaz, yazmasak olmaz.

 

5 Nisan 2001 ANKARA

 

Yunus KARACA

 

 

ALİ KIRAÇ

 

Kalabalık bir  ailenin en küçük oğludur. Dokuz  kardeşi var. K. Maraşâ€™ın Göksun İlçesine bağlı Kanlıkavak Köyü’nde Mart 1978’de doğdu. İlk ve ortaokulu köyde, liseyi Yeşiltepe lisesinde bitirdi. 1998’de askere gitti.Askerlik dönüşünde İstikbal A.Ş.’ye girdi. Okul yıllarında  birçok parodi ve skeçlerde oynadı.1992’de Göksun Lisesinde Düzenlenen Şiir Yarışmasında birinci oldu. Halen İstikbal A.Ş.’de çalışmaktadır.

 

 

BANA KIYMA

 

Titriyor bak dizlerim,

Ağır geliyor sözlerin.

Taşımaz yükü bedenim,

Ne olursun bana kıyma.

 

Göz yaşımı seller aldı,

Ümidimi yeller aldı,

Şu ömrümü yıllar aldı,

Ne olursun bana kıyma.

 

Ali KIRAÇ

 

 

OLMADI  MI?

 

Yordum bedenimi boşu boşuna,

Dayadım belimi pınar taşına,

O ela gözlerin bir bakışına,

Yürek alev alev kor olmadı mı?

 

Yel esip saçını aldı savurdu,

Cilven nazın beni yakıp kavurdu.

Şu Pınarın bile suyu kurudu,

İçim yanıp yanıp kül olmadı mı?

 

Nasıl da parlıyor yüzü sanki ay,

Taşımıyor beni vay dizlerim vay,

Oturup kuruyan çeşmeleri say,

Gönlüm açıp solan gül olmadı mı?

 

Deli ettin beni zalimin kızı,

Attın ki içime ince bir sızı,

Kıskanır görseler el alem bizi,

Ali’m yele giden dal olmadı mı?

 

Ali KIRAÇ

 

 

O GÜN

 

Dün gibi aklımda o gün,

Titriyordu ak ellerin.

Birkaç damla yaş gördüğüm,

Islandı kara gözlerin.

 

Hiç gülmedi yüzüm o gün,

Ayrılmaktan korkuyorum.

Çözülmesi güç kör düğüm,

Boş hayaller kuruyorum.

 

Elimi ilk kez tuttuğun o gün,

Hemen sarılı vermiştim.

Hayal değildi gördüğüm,

Bırakma beni demiştim.

 

O gün söz söyler olmuştum,

Duygulu güzel sözleri,

Ne şiirler okumuştum,

Daha çok sev diye beni.

 

İşte o gün bir yel esti,

Savrulduk ayrı yanlara.

Her şey ne de çabuk bitti,

Bakar olduk anılara.

Ali KIRAÇ

 

 

KESME ÜMİDİN

 

Dar olur gönül sevdamız,

Kanamaz yürek yarasız.

Olur mu dertler dermansız,

Kesme ümidin mevladan.

 

Tersine gitse işlerin,

Dökülse azı dişlerin.

Soba yanmaz mı kışların,

Kesme ümidin mevladan.

 

Başında saçın ağarsa,

Dostların kapın çalmasa,

Komşular seni sormasa

Kesme ümidin mevladan.

 

Elbet bir gün kader güler,

Bu çark da tersine döner.

Belki bir olur gönüller,

Kesme ümidin mevladan.

 

Kul Kıraç’ım gözüm dolar,

Anam dizlerini döver.

Dünya hali buymuş meğer,

Kesme ümidin mevladan.

 

Ali KIRAÇ

 

 

SEVMEZDİM

 

Belki de hiç böyle olmamıştım ben,

Sevmiştim seni canı gönülden.

Aramızda dağlar ne gelir elden,

Bilseydim sevmezdim birtanem seni.

 

Aklıma geldiğinde içim burkulur,

Gözlerim ufuklara bakar takılır.

Derinden derine bir off çekilir,

Bilseydim sevmezdim birtanem seni.

 

Istırapla dolu geçer günlerim,

Hiç ağlamam derken doldu gözlerim.

Sensiz bu illerde nasıl özlerim,

Bilseydim sevmezdim birtanem seni.

 

Öyle ki sevdiğim küstüm hayata,

Belki de sevemem böyle bir daha.

Azıyor kalbime açtığın yara,

Bilseydim sevmezdim birtanem seni.

 

Ne zormuş Kıraç’ım gönül yarası,

Allah’ıma kaldı bundan sonrası.

Eski bir resimdi tek hatırası,

Bilseydim sevmezdim birtanem seni.

 

Ali KIRAÇ

 

 

KÖYÜMÜN KIZI

 

Kurmak istemiştik sıcak bir yuva,

Kenarlarda koltuk ortada soba.

Sen evin kadını bense bir baba,

Nasıl unutursun köyümün kızı.

 

Çok değişmişsin duydum ki elden,

Çalar olmuşsun kız sen de her telden.

Bizi kimse ayıramaz diyorken,

Nasıl unutursun köyümün kızı.

 

Gönülden severken neden değiştin,

Gelmiyor mu aklına ettiğin yemin.

Deliler gibi sevdiğin bendim,

Nasıl unutursun köyümün kızı.

 

Şimdi ne sen varsın ne de hayalin,

Kurudu dudağım boş kaldı elim.

Seven gönlüm mahcup sevilen zalim,

Nasıl unutursun köyümün kızı.

 

Her şey bitti yıllar geçti aradan,

Küllendi ateşim kapandı yaram.

Yalan oldu Ali’m o büyük sevdan,

Nasıl unutursun köyümün kızı.

 

Ali KIRAÇ

 

 

ZAMAN

 

Yıl yetmiş sekiz miş ayı bilmem  ya,

Şu beni anamdan doğduğum zaman.

Okula başladım sayı bilmem ya,

Tam yedi yaşına geldiğim zaman.

 

İlk okulu yedi yılda bitirdim,

Tam yaşımı on dördüne yetirdim.

Yazın düğün edip gelin getirdim,

Yenice kendimi bildiğim zaman.

 

Kul Kıraç’ım der de ne olur,

Ancak kötü kader dert beni bulur.

Korkarım cenazem meydanda kalır,

Şu gurbet ellerde öldüğüm zaman.

 

Ali KIRAÇ

 

 

 

ÖZLERİM

 

Bak geçiyor ömrüm çile, dert ile,

Bülbülün feryadı vefasız güle.

Var git arkadaşım sen güle güle,

Şimdi kara gözlü yari özlerim.

 

Çaresiz bedenim, yaram çok derin,

Gitmiyor gözümden senin hayalin.

Bu yarama inan melhem yok benim,

Şimdi kara gözlü yari özlerim.

 

İntizarım var ki uzun yollara,

Dolu yağmış zarar verir güllere.

Derdimi diyemem yaban ellere,

Şimdi kara gözlü yari özlerim.

 

Tanyeri ağarıp sabah olunca,

Doluyor gözlerim güneş doğunca.

Ellerim koynumda yalnız kalınca,

Şimdi kara gözlü yari özlerim.

 

Yüklemişim derdi ben katar katar,

Ümitler dünyama mutluluk satar.

Gün gelir Ali’m de toprağa yatar,

Şimdi kara gözlü yari özlerim.

 

Ali KIRAÇ

 

 

MECBUR MUYUM?

 

Aktı gözlerimden yaşım,

Dertle doldu garip başım.

Zehir oldu suyum aşım,

Dert çekmeye mecbur muyum?

 

Sevmemeye yenim ettim,

Bilseniz ki neler çektim.

İnan ki canımdan bıktım,

Dert çekmeye mecbur muyum?

 

Gönül sarayım yıktılar,

Mecnun ismini taktılar.

Zaman geçti unuttular,

Dert çekmeye mecbur muyum?

 

Alnımın kara yazısı,

Gitmez yüreğin sızısı,

El almış sevdiğim kızı,

Dert çekmeye mecbur muyum?

 

Bahçemde güllerim solmuş,

Siyah saçım akla dolmuş.

Bak gençliğimde kaybolmuş,

Dert çekmeye mecbur muyum?

 

Düşe kalka geçer ömrüm,

Bazen rüyamda görürüm.

Belki dayanmaz ölürüm,

Dert çekemeye mecbur muyum?

 

Ali’m düştün bu hallere,

Bir şey diyemem ellere,

Sonu gelmez hayallere,

Aldanmaya mecbur muyum?

 

KIZIM

 

Okulda yanmazdı teneke soba,

Çıkmazdı sırtımdan pireli aba.

Karneme baksan iyi yok töbe,

Orta ile sınıf geçerdim kızım.

 

Ne kadar uğraştım çalamam sazı,

Bir araba aldım geçmiyor yüz’ü.

Nazlandı Memili vermiyor kızı,

Olsa bir yarımlık içerdim kızım.

 

Olmadı işlerim çözüldü kolum,

Nere gitsem köye düşüyor yolum.

Sensiz bu illerde ne olur halim,

Seni güzellerden seçerdim kızım.

 

Devlet işi diye tutturdu anan,

Zengin olacakmış isteyen adam.

Yeter artık gülüm tükendi çabam,

Ben yüce dağlardan geçerdim kızım.

 

Kul Kıraç’ım yoktur cebimde param,

Anladım fakire evlenmek haram.

Olsaydı pakette bir tek sigaram,

Bunun üstüne de içerdim kızım.

 

Ali KIRAÇ

 

 


ŞEMSETTİN KÜZECİ

 

Şemsettin Küzeci, Türkiye’nin Lozan’da kaybettiği, adıyla ve sanıyla Türk, suyu ve toprağıyla Türklük kokan, atalar yadigarı  Kerkük’te doğdu. İlk-orta ve liseyi Kerkük’te bitirdi. Yüksek öğrenimini Musul Üniversitesi Beden Eğitimi Fakültesinde tamamladı.  1983-1987 tarihleri arasında Irak 1. Futbol liginde Kerkük takımını temsil etti.  Acı bir olaydan sonra futbolu terk etmek zorunda kaldı. 1992’de Kerkük’te beden öğretmeni olarak göreve başladı. 1993’te Dünya Futbol Federasyonu FİFA tarafından Antrenörlük ve 1994’te Irak Futbol Federasyonu tarafından Hakemlik Diploması aldı.

 

1989-1996 yılları arasında şiir ve düz yazılarını Türkmence yayınlanan Yurt gazetesi, Kardeşlik ve Birlik Sesi dergilerinde ve 1992’de Şair Şehit Kemal Ömer Bey ile ilgili ilk kitabını yayınladı. 1993’te Irak Edebiyatçılar ve Yazarlar Birliği’ne Şair ve Yazar üye olarak kabul edildi. 1992-1995 yılları arasında Kerkük TV’sinde ilk kez olarak “Gençlik ve Spor” programını  ve 1994’te Bağdat Türkmence radyosunda “Spor Dergisi” programını hazırlayıp sundu.

 

1995’te Irak Radyo Sinema ve Televizyoncular Sendikasına üye kabul edildi. 1997’de Şair Sami Tütüncü ile birlikte  ‘‘İki Gönül’’adlı şiir kitabını yayınladı.

Haziran 2000 tarihinde Ankara’da Suçum Türk olmaktır Şiir kitabı yayınlandı. Eylül 2000 tarihinde merkezi Azerbaycan da olan Dünya Genç Türk Yazarlar Birliğinin Başkan yardımcısı ve Uluslararası Genel Koordinatörü seçildi.

 

Kasım 2000’de Anadolu İlim ve Edebiyat Eserleri Sahipleri Meslek Birliği (Anasam)’ın İçanadolu Bölge şubesinin Yönetim Kurulu Üyesi ve Uluslararası  Koordinatörü görevini aldı .

 

 

KERKÜK İÇİN

 

Kerkük  için  arzular al al kana  boyandı

Ne gül kaldı ne çiçek, ne dağ başında karlar

Ne güvercin ne kumru, ne millet seven erler

Kıyım aştı haddini bıçak göğse dayandı

 

Kerkük için serpildi topraklara yüreğim,

Ellerimden zincirler sıkı sıkı büküldü.

Gökyüzünden yıldızlar bir dağ gibi söküldü,

Işıldadı gözümde pembe yeşil dileğim.

 

Şemsettin KÜZECİ-  Kerkük 1991

 

 

YÜREĞİMDE

 

Yüreğimde gurbet dünyamı bilmem

Oklar parçalarken kana   batarım

Bedenim sarsılır düşüp   yatarım

Bu yaşam gerçek mi rüya mı bilmem

 

Yüreğimde bin bir özlem dolaşır

Bitmeyen ayrılık acı  yüzünden

İçimde umutlar kana  bulaşır

Her an savaş kopar kızıl gözünden

 

Yüreğimde deprem, aşk oku değil

Ne yoldaştır ne de kalpteki sevgil1

Henüz söylememmiş bir yad’a eğil

Sevda mı hasret mi hülya mı bilmem

                            

Şemsettin KÜZECİ-kerkük 19891 Yar         

 

 

İNSANIM

 

Anam   belli,  babam  belli bir erim

Tarihlerde  aydan  yüksek şanım var

Zilletle yaşamak kabul etmirem1

Yurt uğrunda dökülecek kanım var

 

1 Etmezim                       

Şemsettin KÜZECİ-  Kerkük 1994


SAYNA1 DİLİM

 

Sayna dilim sayna özgürlük sayna

Yansıt haklarını ey parlak ayna

Düşmanın gözünde volkan ol kayna

Sayna dilim sayna  özgürlük sayna

 

Öten  bülbül  gibi millet  bağında

Tuz2, Telefer3 , Kifri4, Kerkük bağında

Yeter acı, gurbet gençlik çağında

Sayna dilim sayna  özgürlük sayna

 

Özel yurt kurmaya acıdan uzak

Özgürlük bayrağın asmaya parlak

Budur dileğimiz  aç tarihe bak

Sayna dilim sayna özgürlük sayna

                         

 Şemsettin KÜZECİ-  Kerkük 1990

1 Öt, Şakı

2, 3, 4 Türkmenlerin yerleşim merkezleri                       

 

 

 

NİÇİN

                     

Neşe  sevinç  ekmişim ben

Türlü hasret çekmişim ben

Dağı dağdan sökmüşüm ben

      Niçin gözüm nemli bugün

      Yaşıyorum gamlı  bugün

 

İnce duygu yazmışım  ben

Nice yürek ezmişim ben

Diyar diyar gezmişim ben

      Niçin gözüm nemli bugün

      Yaşıyorum   gamlı bugün

 

               Şemsettin KÜZECİ

 

 

KERKÜK HOYRATLARI 1

 

1 Halk şiirinin bir türüdür

 

Kerkük'üm mert Kerkük'üm

Milleti  sert  Kerkük'üm

İçine  yadlar     girip

Çekiri 1   dert  Kerkük'üm

 

Üzülme  derde   yarım

Yaşa her yerde yarım

Vefasıza yar olma

Gevil ver merde yarım

 

Bu menim naşı gevlim

Dertler yoldaşı gevlim

Derdini daşa dese

Ağladı daşı gevlim

                

Bizi vuran felekti (r)

İçimizde ğem1 ekti

Görme üzde gülürüğ

Hasret çeken ürekti (r)

 

Gam üregim dağlırı

Gözümde yaş çağlırı

İçimde bir şeyler var

Meni yurda bağlırı

 

Kerkük hoyratlarında  yaygın olan iki ses kullanılmıştır:

X        x          =          H         h (Hırıltılı he ) yerine

Q        q          =          K         k ( Arka damak K'sı ) yerine

 

 

 

 

 

 


TÜRKMEN KIZINA

 

Kız senin aşkın gönlümü oydu

Dertli, kederli, yaralı koydu

İçimde her gün bezeksiz toydu1

     Gurbet şerbetini yalnız içtim

     Yüce dağları kanatsız geçtim

 

Kız senin adını gönlümde kazdım

Mecnun olurken çölleri gezdim

Aşkımız için  şiirler yazdım

    Al şirin canım sana kurbandır

    Zannetme aşkın biten romandır

 

Kız senin gözün gecemde yıldız

Sevdan bağrımda yaralı bir giz

Sende olduğu şahane bu yüz

    Gören şad olur senin gözlerin

    Baldan tatlıdır şirin sözlerin

 

 Kız senin saçın altıdan sarı

 Sırta dolaşmış yarı  beyarı2

 Sensin dünyamda sevdamın varı

   Aşkını yüreğimde besledim

   Gökyüzünde yıldızla süsledim

                      

1 Düğündü                   Kerkük 1990

2 Yarı yarıya

 


YAŞANTIMIZ

 

Biz çok saf insanlarız

Hülyalara dalmışız

Acılar sırtımızda

Karanlıkta kalmışız

 

Zehirdir göz yaşımız

Kederdir  içtiğimiz

Çileler çekmek için

Boş dünyaya  gelmişiz

 

Şemsettin KÜZECİ

 

 

 

ÖZGÜRLÜK

 

Bir zaman çile çektim  yüzlerce  acı  gördüm

Doğmayan güneş için kendimi  boşa   yordum

Geçti hep gençlik çağım boğuldu pembe erek

Solmuşsa da Papatyam pişmanlık neye gerek

 

Yeter akma göz yaşım özgürlük anı geldi

Yeşerecek çiçekler bağımın canı geldi

Kurtuldum karanlıktan buldum yeni dünyamı

Kavuştum ana yurda gerçek ettim rüyamı

 

Şemsettin KÜZECİ -   İstanbul 1996

 

 


AĞLAYIŞ

 

Sen ağlarken vurgun gönlüm ezilir

Sana aşkım    kurşunlarla  dizilir

Gözünün seliyle özlem    yazılır

Ben özlemli, sen de gurbet gezersin

 

Sen ağladın yine kalbe gam ektin

Yürek acısıyla   dağları   söktün

Zahitler derdini  gurbette çektin

Gurbet yollarında kendin ezersin

 

Sen ağlarken kayboluyor yoldaşın

Karışıyor denize o sıcak  yaşın

Yakacaktır beni   güçlü ateşin

Alevli  ateşten  aşkın  sezersin

 

Sen ağladın içten beni ağlattın

İçindeki aşkla kalbim dağlattın

Beni seviyorsun   öyle  anlattın

Aşk uğrunda türlü derde dözersin1

 

1 Direnirsin                     Musul 1988

  

Şair, Şemsettin Küzeci’nin şiirleri

Irak Kültür Bakanlığı’nın 366 sayılı

19.08.1996 tarihli izini ile basılan

İKİ GÖNÜL başlıklı şiir kitabından alınmıştır

 

BÜNYAMİN MANTICI


1955 Bünyan Karakaya kasabasında doğdu. İlkokulu Karakaya’da, liseyi Kırşehir ilköğretmen okulunda okudu.

Diyarbakır ve Kayseri de çeşitli yerlerde öğretmenlik yaptıktan sonra 1980 yılında Hollanda’ya gitti. AÖF İktisat bölümünü de bitiren Mantıcı, halen Hollanda da öğretmenlik yapmaktadır. Şiirleri Türk Edebiyatı, Türkiye gazetesi, Türk Star ve Kayseri gündem gazetelerinde yayınlandı. Evli ve üç çocuk babasıdır.

 

 

NE İSTİYORUM

 

Gözlerdeki çakmak çakmak

Çakan ateş istiyorum

Ruhunda ölümsüzleşen

Sönmez aşkı istiyorum

 

Yağmur yüklü bulutlarda

Sonsuz rahmet istiyorum

Maddedeki gizli saklı

Enerjini istiyorum

 

Ağaç dalında asılı

Türlü meyve istiyorum

Kainatın düzeninde

Kanunları istiyorum

 

Kalabalık şehirlerde

Tabiatı istiyorum

Sözün kısası ki yani

Ben seni hep istiyorum

 

Bünyamin Mantıcı- Amsterdam 1999

 


YARE YALVARIŞ

 

Neden benden böyle uzak kalırsın

Hicran ateşiyle canım yakarsın

Hiç aklımdan hayalimden çıkmazsın

Gelip bir an önce sen sar yar beni

 

Bülbül gibi gonca güle konayım

Arı gibi her çiçekten tadayım

Bal olup canana rızık olayım

Yutma damağında sakla yar beni

 

Ayağında ayakkabı olayım

Altında çiğnenen toprak olayım

Dilersen kapında kölen olayım

Layık görüp kabul buyur yar beni

 

Uçak ile semalarda uçalım

Görmesin kimseler uzak kaçalım

Ezelden ebede hep dost kalalım

Tut elimden götür çabuk yar beni

 

El ele tutuşup sahilde gezsek

Hayal değil hakikatten görüşsek

Usanmadan ömür boyu söyleşmek

Gel daldırma hülyalara yar beni

 

Açılsak ummana binip gemiye

Dönmesek bir daha asla geriye

Ne kalırsa kalsa bizden geriye

Bir an olsa dahi sen sar yar beni

Bünyamin Mantıcı- Amsterdam 1999

 


SILAYA TÜRKÜ

 

Hayatım gurbette geçti gidiyor

Hasretim köyüme ömür bitiyor

Kavuşalım artık çok zor geliyor

İlk fırsatta hemen dönerim sana

 

Özledim sılamı ağlar gezerim

Doğduğum yerlere destan düzerim

Unuttu zannetme asla güzelim

Ölsem de gurbette dönerim sana

 

Kendim gurbet elde gönlüm sılada

Yılların hasreti yanar bağrımda

Ne zaman biter ki bilemem amma

Geç olsa da bir gün dönerim sana

 

Giderim sılama birkaç senede

Öyle verir şartlar düşmüşüm derde

Sorar mı acaba bu garip nerde?

İçimdesin bir gün dönerim sana

 

Cismani vücudum yaşar uzakta

Ruhani varlığım hala sırada

Görenler simamı mutlu sansa da

Mutlu olmak için dönerim sana

 

Unutmak mı dedin doğduğum yeri

Hiç aklımdan dahi çıkartmam seni

Ne kadar zorsa da sıla özlemi

Çıkıp bir gün olur dönerim sana

 

Param var pulum var yerim çok rahat

Verirmi mutluluk bilmem bu hayat

Dağdaki çobanın sürdüğü hayat

Hayal olsa dahi dönerim sana

 

Çamurlu yolların papucu yırtar

Gurbetin asfaltı bana dert katar

Derin hasretliğin bağrımı yırtar

yalın ayak olsam  dönerim sana

 

Bünyamin Mantıcı- Amsterdam 1999