|
MÜRÜVVET KAPISI
Mürüvvet kapısına geldim
dayandım
Can dost diye canı koydum
yoluna
Canansız bedende candan
usandım
Al dost diye canı koydum
yoluna
“Aç derdini”
dedim açtım kapadın
Hikmetin sorulmaz nedir
muradın
Eyyub gibi dertler ile
sınadın
Al dost diye canı koydum
yoluna
Sevgili çaredir, çaresiz
derde
Çare sevgilerin bittiği
yerde
Kavuşmak mümkünse eğer
kaderde
Al dost diye canı koydum
yoluna
Cemalini görmek ise
cennetin
Kerbela susuzu etme
hasretin
Kerem gibi yakmak ise
niyetin
Al dost diye canı koydum
yoluna
İbrahim’e ateş,
Yusuf’a zindan
Med, cezir raksında sürer
bu devran
Ömer’i acziyle
eden imtihan
Can dost diye canı koydum
yoluna
21-07-2000 Oberhausen
|
Can dost can Halil
ENKAZ-I MUHTEŞEM -8-
Binlerce fay hattı geçer
beynimden,
Beni-benden ayırmışlar
ruh, beden.
Mümkün mü? Kurtulmak böyle
izbeden;
Ömer’i biçare kul
eder, Halil!
Yakar gülistanım çöl eder,
Halil!..
“İhtiyar
savaşçı” denen civanım,
Hazan mevsiminde bir
bahçıvanım,
Kırım, Kerkük menem-men
Nahcivan’ım;
Bu hasret Ömer’i kül
eder, Halil;
“Gel” dense
dağları yol eder, Halil!..
At koşturup
Viyana’da, Budin’de,
Taht kurmuştum
Çaldıran’da, Vidin’de,
Akıncıydım
Kosova’nın fethinde;
Bu kader Ömer’e zul
eder, Halil;
Yıkar saltanatım hal eder,
Halil!..
Ezanları susmuş
Ayasofya’mın;
Miracı yıkılmış sanki
duamın.
Nerede? Ülküsü kutlu
sevdamın;
Bu melal Ömer’i lal
eder, Halil;
Akan göz yaşımı sel eder,
Halil!..
Tesettürü hor görülür
bacıma,
Oynasam, gülsem de gider
gücüme.
Her gelen tuz, biber eker
acıma.
Bu çile Ömer’e zul
eder Halil;
Yaradan ateşi, gül eder,
Halil!..
Apeldoorn 26-04-2000
|
RECEP ÇALKANER
Doğum yerim Kayseri, yıl
dokuz yüz kırk yedi,
Kulağıma tok bir ses, adın
Recep’tir dedi.
Beni de erken buldu hayat
mücadelesi,
Acı, tatlı bir yaşam,
vardı türlü çilesi.
Yaşadıkça anladım hayatın
boşluğunu,
Ben de genç yaşta tattım
gönül sarhoşluğunu,
O günlerde hissettim duygu
zenginliğini,
Sevgilerle anladım, aşkın
enginliğini.
Yüzler, binlerce yazdım,
aşka, sevdaya dair,
Dediler; “bu yazılar
şiir, sen ise şair.”
İlimdi arzdan, arşa,
zerre, küreyi bilmek,
Her konuyu işledim,
kendimce ilmek, ilmek.
İnternetle dünyaya duyurdu
teknoloji,
Beş kitabım oluştu, dokuz
da antoloji.
Görmek dileğimizdir,
toplumun dirliğini,
Kayseri’mizde kurduk
ANASAM Birliğini.
Anadolu’da yaktık
sevgi meşalesini,
Çağlattık kitap, kitap
şiir şelalesini.
Yazdığımız şiirler bilmem
kaç kitap alır?
Hayat fani olsa da,
eserler baki kalır...
H.RECEP ÇALKANER -Anasam
2. Başkanı
AŞKIMIZ
Gönüllerden dillere
dökülürken şarkımız,
Bir yaz yağmuru gibi,
geçiverdi aşkımız.
Âşina bir yüz olduk, var
mı elden farkımız?
Bir yaz yağmuru gibi,
geçiverdi aşkımız.
Bir zamanlar, nasılsa el
ele, göz gözeydik,
Duyguların altında
sevgiyle yüz yüzeydik.
Suç sende mi, bende mi,
zamana mı baş eğdik.
Bir yaz yağmuru
gibi, geçiverdi aşkımız.
AŞKIM
Şu ümitsiz günlerde
teselliye muhtacım,
Bir hayal kralıyım ne tahtım var , ne tacım,
İstemem hiç kimsenin izzet ve ihsanını,
Yalnız senin aşkına senin sevgine açım.
Bir gönül yolcusuyum şu
gönül pare pare,
Hasretin hicranıdır kalbime açan yare,
Hiçbir tabib elinden olamaz buna çare,
Bir tebessümlü bakış, bir çift gözdür ilacım.
Çekerim özlemini içimde duya
duya ,
Bir gün dahi görmesem özlerim hasret buya,
Bir aç nasıl ekmeğe, bir susuz nasıl suya,
Muhtaçsa benim sana öyledir ihtiyacım.
|
KAYSERİLİ OLMAK
Zorlukları aşmak için,
Kayserili olmak yeter.
Başarıya koşmak için,
Kayserili olmak yeter.
Kıvrak zeka, fikir için,
Soylu sevda, zikir için,
Yaradana şükür için,
Kayserili olmak yeter.
En güzel bir üretici,
Hesaplı bir tüketici,
Olmak için yönetici,
Kayserili olmak yeter.
Çalışkanlık ana hatta,
Ustadır her zanaatta,
Kazanç bulur kanatta,
Kayserili olmak yeter.
Vardır sohbetinde hoşluk,
İş ehlidir yapmaz boşluk,
Olmasa da okumuşluk,
Kayserili olmak yeter.
BİLİYOR
MUSUN?
Aşkımı yıllarca senden
sakladım,
Kalbime başka bir isim
sokmadım.
Kendime kıydım da diken
kokladım,
Senin gibi bir gül
solmasın diye.
Açarak elimi çok ettim
dua,
Zannetme istedim derdime
deva,
Derdimi kendime gördüm de
reva,
Bana olan sana olmasın
diye.
Günlerce sevginle gizli
inledim,
Seni tanıyalı gülmek
bilmedim.
Gözlerim yaşarsa sulandı
dedim,
Aşkımı kimseler bilmesin
diye.
Sen de benim gibi inliyor
musun,
Gizli göz yaşları siliyor
musun?
Neden peşindeydim biliyor
musun,
Kimseden bir zarar
gelmesin diye.
|
|
DEĞİŞMEM
“Güfte”
Benim için akan bir damla
yaşı,
Denizlere, deryalara
değişmem.
İçimde duyduğum küçücük
aşkı,
Destanlaşan sevdalara
değişmem.
En içten duygular beslerim
sana,
Görünce yüzünü can gelir
bana.
Yürekten sevenler gelse
bir yana,
Ben aşkını Leylalara
değişmem.
Sensizlik ruhuma tükenmez
acı,
Yaralı kalbimin sensin
ilacı.
İstemem ben sensiz ne
tahtı, tacı,
Varlığını dünyalara
değişmem.
NOT: Dr. Mustafa Uyan
tarafından bestelenmiştir.
BULAMAZSIN
Senin can dediğin bir
yarin olsa,
Benim gibi seven
bulamazsın sen.
Mecnunlar diyarı diyarım olsa,
Benim gibi seven
bulamazsın sen.
Olsa da hoş dille kalbini
çalan,
Bulunsa gönlünü sevdaya
salan.
Çıksa da sevgini vefalı
bulan,
Benim gibi seven
bulamazsın sen.
İnanmazsan gül ol,
bülbülleri gez,
İstersen bülbül ol, tüm
gülleri gez.
İstersen sevgi ol,
gönülleri gez,
Benim gibi seven
bulamazsın sen.
Sen benim gönlümde açan
çiçeksin,
Ruhumda, duygumda, gözümde
teksin.
Zaman gösterecek, sen
göreceksin,
Benim gibi seven
bulamazsın sen.
|
SENİN
YANINDA
“Güfte”
Güneş doğar, gül açar,
senin olduğun yerde,
İnsan uğramaz asla senin
yanında, derde.
Uçar ruhum göklere,
yükselir perde, perde,
İnsan uğramaz asla senin
yananda, derde.
Sevgin varken gönülde
günler bir başka olur,
Teneffüs bir başkadır,
insan bir başka solur,
Senin yanın saadet, ruh
tadı senden alır,
İnsan uğramaz asla senin
yananda, derde.
Sen bambaşka güzelsin,
seni sevmek saadet,
Gülmek güzel bir duygu,
senle gülmek saadet.
Yaşamak zaten güzel, senle
ölmek saadet,
İnsan uğramaz asla senin
yananda, derde.
NOT: Dr. Mustafa Uyan
tarafından bestelendi
(Anneler gününde)
UNUTMUŞSUN
Hani daha dün tapardın,
Zamana nisbet yapardın.
Bağları erken kopardın,
Hayret ne tez UNUTMUŞSUN.
Ne kadar kendinden emin,
Sözler veriyordun demin,
Çarpmadı mı onca yemin,
Hayret ne tez UNUTMUŞSUN.
Uykuları bölüyordun,
Nerde olsam buluyordun,
Sözde, bensiz ölüyordun,
Hayret ne tez UNUTMUŞSUN.
Zannettim aşkın sahiydi,
Unutulmamak vakiydi,
Hani aşkımız bâkiydi?
Hayret ne tez UNUTMUŞSUN.
Zorlukları aşacaktık,
Mutluluğa koşacaktık,
Vuslatta buluşacaktık,
Hayret ne tez UNUTMUŞSUN.
|
|
SIZI
KALIR
Geçip giden sevgilinin,
Hayallerde yüzü kalır.
Açtığı yara, dilinin,
Deva bulsa izi kalır.
Söndüremez yıllar üç, beş,
Ömür sürer, cana kardeş,
Sevda ile yanan ateş,
Sönse bile közü kalır.
Kapanmaz aşkın yarası,
Uzak oldukça arası,
Geçse de sevgi sırası,
Gönüllerde sızı kalır.
SENİ DE ALIR BENİ DE
Bir gün şu bildiğin ölüm,
Seni de alır, beni de.
Güzelliğe bakmaz gülüm,
Seni de alır, beni de.
Hiç anlamaz dişi, başı,
Ayırmaz kuruyu, yaşı,
Bilmez sonbaharı, kışı,
Seni de alır, beni de..
Döne döne gelir sıra,
Bakmaz eşe, dosta,
yâr’a,
Bir saniye vermez ara,
Seni de alır, beni de...
Yaşayanlar ölür bir, bir,
Ne fizik dinler, ne cebir,
Bizi ürperten o kabir,
Seni de alır, beni de...
|
SABİT İNCE
1954 yılında NEVŞEHİR ili KOZAKLI
ilçesi Gerce köyünde doğdu. 1976 yılında İSTANBUL İktisadi ve Ticari İlimler
Akademisinden mezun oldu. BİZİM ANADOLU, TERCÜMAN, HERGÜN ve TÜRKİYE
gazetelerinde Yazar, muhabir, istihbarat şefi olarak çalıştı. Töre ve Devlet
Gülpınar, Yesevi, Ozan, Bizim Kuşak, Kayseri Çağdaş, Sevgi Yolu, Ana,
Erciyes, Çemen, Simav Anadolu gibi dergilerde şiirleri halen
yayınlanmaktadır. VE AYNI RÜZGARLA SAVRULDUK ,AŞKIN ATEŞİ, SIRLI SÖZ,
Anadolu Hececileri-1 –2- Şiir kitapları vardır.Şiir dalında Ozan
Dergisinden mansiyon, Bizim Kuşak dergisinden mansiyon, makale dalında
üçüncülük ödülleri aldı. Kayseri de bulunan ANASAM Anadolu ilim
ve edebiyat eseri sahipleri meslek birliğinin Genel başkanlığını ve
Nevşehirliler Derneğinin başkanlığını yapmaktadır. NURCAN hanımla Evli,
MUHAMMED ve ÇAGRI adlı iki oğlu, NAZENDE isimli bir kız çocuk babasıdır.
GEL
GAYRI SEN
Yıllar oldu neredesin,
Gel sevdiğim, gel gayrı
sen.
Neden sen beni üzersin,
Gel sevdiğim, gel gayrı
sen.
Yıllar oldu haber gelmez,
Arayıp hiç halim sormaz.
Ömür biter gider durmaz,
Gel sevdiğim, gel gayrı
sen.
İNCE yanar aşk oduna,
Dayanılmaz yar acına,
Çıkardılar darağcına,
Gel sevdiğim, gel gayrı
sen.
26.10.1999 kayseri
AYDAN
KOPMUŞ
-Ayşegül’e-
Aydan kopmuş ateş misin
yakarsın,
Yeter imdat eyle yanıyorum
ben.
Ak gerdana neden fular
takarsın,
Bağlanmış bir köle
sanıyorum ben.
Kağıt bitti kelimeler
yetmiyor,
Mecnunum çöllerim git git
bitmiyor,
Versen de bir buse gönlüm
etmiyor.
Canımı aşk için sunuyorum
ben.
İnce’dir bu gönül
kırılmaz sanma,
Ben sönüyüm, ben yanıyım,
sen yanma.
Sözüm haktır, ister inan,
inanma,
Sevgin pervanemdir
dönüyorum ben.
4.6.2000 Ankara
|
|
ÇOK
KOLAYMIŞ
Aldım elime kalemi,
Çok kolaymış şiir yazmak.
Karıştırdım el-alemi,
Ne kolaymış şiir yazmak.
Süslü kelimeler dizdim,
Kolaycacık bade ezdim.
Okudukça candan bezdim,
Ne kolaymış şiir yazmak.
Hece tamam kafiye hoş,
Kelime çok, manası boş,
Yürü kaf dağınaca koş,
Ne kolaymış şiir yazmak.
Has bahçede güller bitir,
Şakıyan bir bülbül getir,
Kendin sırça köşkte otur,
Ne kolaymış şiir yazmak.
Yoksulluğu sakız eyle,
Aşk, aşk diye türkü söyle,
İşte bizim şiir böyle,
Ne kolaymış şiir yazmak.
Ne bulduysan kelime diz,
İçine koy süslü bir giz.
Belki senden kalır bir iz,
Ne kolaymış şiir yazmak.
İnce olsun, kalın olsun,
Şair densin adın kalsın.
Vitrinler kitapla dolsun,
Ne kolaymış şiir yazmak.
21.7.2000 Kayseri
|
SUÇUM
MU?
Münkir-Nekir gibi sorgu
sorarsın,
Ne devletten çaldım, ne de
aşırdım.
Sen kim oluyorsun hesap
sorarsın,
Yurt dışına sanki mal mı
kaçırdım.
Hesap-kitap deme iyi
bilirim,
Doğruluğun ben yoluna
ölürüm.
Maksat başka ise, iste
gelirim,
Kız dururken yoksa, dul mu
kaçırdım.
Yetim malı yemediysem
suçum mu,
Benden almak istediğin öç
müdür?
Ne istersin, haraç mıdır,
baç mıdır,
Yoksa yaladığın yal mı
kaçırdım.
Yıllar yılı sömürdünüz
yetmez mi?
Araban mı durdu yola
gitmez mi?
Hiç kimsenin sana gücü
yetmez mi
Yoksa kovanından mal mı
kaçırdım.
Bu düzenin böyle gider mi
sandın,
Sandın ise bil ki baştan
aldandın.
Yoksa ince ince nara mı
yandın?
Tökezledin demek, nal mı
kaçırdım.
27-7-2000 Kayseri
|
|
SEV
BENİ
Dilerim güzelim can-ı
gönülden
Doyasıya, doyanaca sev
beni.
Olmuyorsa sevmek beni
gönülden,
“beni sevdi”
diye nolur sev beni.
Gökten ay indirip getirmez
miyim,
Görmesinler diye yitirmez
miyim,
Gönlümdeki gülü yetirmez
miyim,
Gül solmasın diye nolur
sev beni.
Utanç duvarını yıkan da
benim,
Kalbinde ateşi yakan da
benim.
Rüyanda karşına çıkan da
benim,
“rüyalarım “
diye nolur sev beni.
İste sen, kapında kölene
olayım,
İste ki, uğrunda ölen
olayım.
Gözündeki yaşı silen
olayım,
“hizmetkârım”
diye nolur sev beni.
İnce’yim, incel de
kırıl diyorsan,
Kuşak ol belime sarıl
diyorsan,
Beni sevenlere darıl
diyorsan,
“beni tek seven
o” diye sev beni.
27-7-2000 Kayseri
|
YARA GELDİM
Yara geldim, yara geldim,
Denizleri yara geldim.
Dağlar aşıp, çöller geçip
Bilmediğim yar’a
geldim.
Zâra geldim, zâra geldim,
Dü beş atıp zar’a
geldim.
Dertlerimi yazsın diye,
Güçlü bir yazara geldim.
Sur’a geldim,
sur’a geldim,
Aşılmaz bir sur’a
geldim.
Halimi arz edem
diye,
Hakime ku-sur’a
geldim.
İnce koşup yâra geldim,
Ciğerimi yara geldim.
Bir leyla’nın aşkı
ile,
Şu çölleri yar’a
geldim.
27-7-2000 Kayseri
|
|
KARAÖZÜ’NDE
Karaözü denmiş ak olan
yere,
Akça özler dolu
Karaözünde.
Kevser ırmağıdır akan her
dere,
Gel testiyi doldur
Karaözünde.
İlim, irfan, medeniyet
oradan,
İnsanları seçkin, değil
sıradan.
İstedikçe vermiş ulu
yaradan,
Ne ararsan boldur
Karaözünde.
Çevresi tertemiz, sanki
cennettir,
Amaç tektir, insanlığa
hizmettir.
İnsana saygı var, çok da
cömerttir,
Özgürlüğe yoldur Karaözünde.
Çalışkandır, üretirler,
yaparlar,
Hak diyerek insanlara
taparlar,
Faydalı işlere hep bir
koparlar,
Hünkâra bir koldur
Karaözünde.
Anlatılmaz yaşanırsa
bilinir,
Sevginin uğruna orda
ölünür,
İNCE muhabbetten üçe
bölünür,
Hak yanında kuldur
Karaözünde.
28-7-2000 KARAÖZÜ
|
TAKILDI
KALDI
Sen beni arayıp hiç
sormasanda,
Yüreğim adına takıldı
kaldı.
Bu dünyadan göçsen hiç
olmasanda,
Yüreğim adına takıldı
kaldı.
Yıllar geçse hiç haberin
almasam,
Hafızam silinse harfler
bilmesem.
İçim kan ağlasa, ben hiç
gülmesem,
Yüreğim adına takıldı,
kaldı.
Vefasızlık ettin hiç
aramadın,
Belki de utandın sen
soramadın.
Aceleci oldun, sen
duramadın,
Yüreğim adına takıldı
kaldı.
Adını andıkça maziye
dalıp,
Hayalen dudaktan bir buse
alıp,
Aşkınla Mecnunu çöllere
salıp,
Yüreğim adına takıldı
kaldı.
10.5.2000 Kayseri
|
|
GELİRSİN
DİYE
Ömür boyu usanmadım
bekledim,
Belki bir gün çıkar
gelirsin diye.
Yıllarımı verdim, yıllar
ekledim,
Belki bir gün çıkar
gelirsin diye.
Gençliğimi, şu ömrümü
bitirdim,
Tam buldum sanmıştım geri
yitirdim.
Sana Erciyes’den
karlar getirdim,
Belki bir gün çıkar
gelirsin diye.
Biliyorum sen de yanarsın
öyle,
Kavlimiz mi buydu, kader
mi böyle,
Allah’ın aşkına bir
kelam eyle,
Beklerim hep çıkar
gelirsin diye.
Gönül sarayımda tek sultan
sensin,
Gel ki, kanlı akan şelalem
dinsin.
Gelki mutluluktan cihan
şenlensin,
Alem gözler çıkar gelirsin
diye..
Sırat İnce midir gönül
bendimden,
Neyim varsa verdim sana
kendimden,
Söz etmem sen varken,
kendi kendimden,
Aşk çıramı yakar gelirsin
diye....
24.6.2000
Kayseri 17,55
|
BAŞIMA
Erciyes başında kar var,
bora var
Yüreğimde bir kapanmaz
yara var.
Ne arayıp, ne hatırım
soran var,
Yuvasız kuş gibi kaldım
başıma,
Denizler dayanmaz şu
gözyaşıma.
Erciyes bir gelin salınır
durur,
Zirvesinde garip gönlüm
oturur,
Esen yeller senden selam
getirir,
Yuvasız kuş gibi kaldım
başıma,
Denizler dayanmaz şu
gözyaşıma.
Bülbül idim diken battı
gülüme,
Kanlı mendilimi bastım
gönlüme,
Aşk atını sürdüm kattım
önüme,
Yuvasız kuş gibi kaldım
başıma,
Denizler dayanmaz şu
gözyaşıma
28.5.2000 kayseri
|
|
YUNUS KARACA
1936 yılında
Nevşehir Gülşehir ilçesine bağlı Yeşilli köyünde doğdu. Babasının aynı yıl
vefatı üzerine Karaburnalı olan annesi ile Karaburna’ya döndü. Dedesi
Hacı Yusuf Güleç’in yanında 12 yaşına kadar kaldı. Ondan sonra gurbet
gurbet dolaştı. Askerlik dönüşü Ankara’ya yerleşerek 1964 yılında
Ankara radyosunun açtığı saz sanatçısı sınavını kazanarak yurttan sesler
korosuna bağlama sanatçısı olarak katıldı. 1997 yılında 36 yıllık hizmetden
sonra emekli oldu. Aşıklara meraklı olan Karaca, yurdun dört bir yanını
dolaşarak seyehat etmekte, derleme ve besteler yapmaktadır. Aynı zamanda
şiirler yazan sanatçı, ANASAM üyesi olup, Ankara’da ikamet etmektedir.
TÜRKİYEM
Üç tarafı denizlerle
çevrili,
Benim canım, benim kanım
Türkiyem.
Seni gezen dertlerinden
kurtulur,
Benim adım, benim şanım
Türkiyem.
Besmeleyle basmak gerek
üstüne,
Tatlı canım feda olsun
kastına,
Sularından su doldurdum
testime,
Benim ömrüm, benim kanım
Türkiyem.
Üstünüzde Evliyânın
izleri,
Âşığıyla, Ozanıyla
sazları.
Dağlarıyla, yaylasıyla
düzleri,
Canımı vermeye varım
Türkiyem.
Yusun seni över durur
dillerde,
Kokusu var her bitki de
güllerde,
Ezgisiyle, Türküsüyle
tellerde,
Benim işim, benim aşım
Türkiyem.
EĞLEMİYOR DELİ GÖNLÜM
Babadan yetimim yüzüm
gülmüyor,
Bundan böyle yakar, beni
köz gayrı.
Bir yerlerde kalmak ile
olmuyor,
Garip Yunus ilden ile gez
gayrı.
Felek kısmetimiz saçmış
yabana,
Edirne, Kars ile Samsun,
Adana,
Alışmışım gurbet hoş gelir
bana.
Geçti aylar yıllar, acılı
tatlı,
Kimi çok güzeldi, kimi
firkatli,
Kısmet bizi nice illere
attı,
Bul bir yerde matağını çöz
gayrı.
Attiğimiz oklar hedef
bulmadı,
İşaret belirdi, zaman
kalmadı,
Miskin Yunus vakit geldi
tez gayrı.
Gücümüz yettikçe her yana
yeldik,
Nice meclislerde eylendik
kaldık.
Sevildik, sayıldık,
açıldık solduk,
Görünüyor beş metrelik bez
gayrı.
Nice sonu olmaz sevdaya
yeldim.
Dibi görünmeyen sulara
daldım,
Eğlemiyor deli gönlüm saz
gayrı.
Yunus avaresin, hem de
delisin,
Göksun’un
Fırat’ın çoşkun selisin.
Bir de utanmadan ozanım
dersin,
Oturup da nen varise yaz
gayrı.
|
KAYSERİ ÖZLEMİ
Ağzını yediğim
Kayserili’min,
Yöresel konuşan sözün
özledim.
Yârim İstanbul’un,
Gesi bağının,
Nenni gibi gelen sazın
özledim.
Buluşsak
bir yerde üç beş âşıklar,
Çileli,
kederli, bağrı yanıklar,
Şairlik
yolunda nice konuklar,
Hoş
bulduk; diyerek yüzün özledim.
Sabit İnce ile Recep
Çalkaner,
Ahmet Ekici’ler, Ali
Başer’ler.
Abdullah Erkal’la
daha niceler,
Nörüyon â, diyen sesin
özledim.
Beraber
oturup, merhaba, desek,
Muhabbet
eylesek, çay kahve içsek,
Kuşgömüden
bir pastırma doğratsak,
Çemenin,
pidenin hasın özledim.
Gezsek şöyle Hisarcığın
dağını,
Sultan Sazlığını, Gesi
bağını,
Çiftoluktan akan soğuk
suyunu,
Alidağ’ın
Erciyas’ın özledim.
Etlimantı,
suluköfte, Yağbâri,
Kovalama,
fırınağzı, gatmeri,
Soğansarmasıyla,
karınmumbarı,
Börâşı,
pöç, katıklaş’ın özledim.
Yunus Karaca’yım
mekanım dağlar,
Gönülden gönüle dostluk
bağı var.
Ayıplaman beni beyler,
ağalar,
En üstüne
Baklava’sın özledim.
MEDHİYYE
-Karaburna Belediye
Başkanı Yusuf Koçak’a-
Eğer gencecik bir başkan
sorarsan,
Yusuf Koçak gibi başkan
bulunmaz.
Aslı tertemizdir, eğer
ararsan,
Yusuf Koçak gibi başkan
bulunmaz.
Etrafına yârenleri
derilir,
Erkân ile hizmetleri
görülür.
Nice müsbet kararları
verilir,
Yusuf Koçak gibi başkan
bulunmaz.
Rabbim, yüce devlet vermiş
başına,
Meşgul olmuş makamına,
işine,
Köylüsünün, kentlisinin
aşkına,
Yusuf Koçak gibi başkan
bulunmaz.
Âşıktır yüreği, yanar
tutuşur,
Çiğliğin var ise, var onda
pişir.
Başın sıkışınca hemen
yetişir,
Yusuf Koçak gibi başkan
bulunmaz.
Âhlakıyla, bilgisiyle
salınan,
Ne mürvettir meclisinde
bulunan,
Edebiylen, erkânıylen,
yolunan,
Yusuf Koçak gibi başkan
bulunmaz.
Dostumuzdu Yusufcuğun
pederi,
Erken götürmüştür onu
kaderi.
Eğer görse idi, acep ne
derdi,
Yusuf Koçak gibi başkan
bulunmaz.
Karaburnamıza kutlu
olasın,
Hizmetlerin ile mutlu
olasın.
Eşin-dostun ile tatlı
olasın,
Yusuf Koçak gibi başkan
bulunmaz.
Yolun düşüp, o beldeye
varırsan,
Saydığımız vasıfları
görürsen,
Yunus Karaca’ya eğer
sorarsan,
Yusuf Koçak gibi başkan
bulunmaz.
|
|
YAĞMUR
Yağmur yağar rahmet derler
adına,
Yağ yağmurum, yağ ki,
hayat can bulsun.
Sen yağmazsan bunca canlı
ne içer,
Yağ yağmurum, yağ ki,
hayat can bulsun.
Yağmur yağsın eller
kalksın havaya,
Yağmayıpda muhtaç etme
duaya,
Yiyip, içip şükredelim
Mevlâ’ya,
Yağ yağmurum, yağ ki,
hayat can bulsun.
Çok yağıp da zarar verme
bizlere,
Erişelim bereketli
güzlere.
Gözler gülsün, sevinç
gelsin yüzlere,
Yağ yağmurum, yağ ki,
hayat can bulsun.
Çok azizsin kıymetini
biliriz,
İdareli kullanırız,
alırız,
Sen olmazsan mutlak bizler
ölürüz,
Yağ yağmurum, yağ ki,
hayat can bulsun.
Sensiz ne kış olur, ne de
yaz olur,
Ne elimde mızrap, ne de
saz olur.
Sen-ben olmaz, zaten ne de
söz olur,
Yağ yağmurum, yağ ki,
hayat can bulsun.
Yunus Karaca der, hayat su
imiş,
Ne o, ne bu değil, önce su
imiş.
Su olmayan yerde bir şey
yoğimiş,
Yağ yağmurum, yağ ki, hayat
can bulsun.
|
BİR SEN İÇ SEVDİĞİM
Senin ile olmak ne güzel
haldır,
Çok çabucak geçti sekiz on
yıldır,
Aşkın badesinden çokcana
doldur,
Bir sen iç sevdiğim, bir
de bana ver.
Kayseri, İncesu, Ürgüp
boyundan,
Nevşehir, Avanos, ırmak
kıyından,
Erciyes dağının soğuk
suyundan,
Bir sen iç sevdiğim, bir
de bana ver.
Niğde, Pozantı’dan,
Tarsus sağından,
Mersin, Adana’dan,
Kozan dağından,
Feke’ye varınca,
Göksu çayından,
Bir sen iç sevdiğim, bir
de bana ver.
Ankara, Elmadağ,
Kırıkkale’den,
Akpınar, Kırşehir,
Çiçekdağından,
Hacıbektaş pirin
Aslanağzından,
Bir sen iç sevdiğim, bir
de bana ver.
Yunus Karaca der yüce
dağlardan,
Mor sümbüllü bahçalardan,
bağlardan,
Kızılırmak, Fırat, nice
çaylardan,
Bir sen iç sevdiğim, bir
de bana ver.
|
|
DOKSAN ÂŞIK SAYDIM HİMMETİ OLSUN
ANASAM denince benim
aklıma,
Yunus Emre, Ahmet Yesevî
gelir.
Fuzulî Sultanla, Lokman
Perende,
Hacı Bektaş Velî, Gülşehrî
gelir.
Pir Sultan, Hatayî, Âşık
Viranî,
Kul Himmet, Kul Yusuf,
Âşık Seyranî,
Âşık Paşa, Karacoğlan,
Gevherî,
Hacı Bayram Velî, Harabî
gelir.
Aşık Kerem, Aşık Ömer,
Celalî,
Kağızmanlı Hıfzî, Âşık
Hayalî,
Erzurumlu Emrah, Aşık
Sümmanî,
Seyyid Nizamoğlu, Ruhsatî
gelir.
Talibî Çoşkunla, Ali
İzzeti,
Zülalî,Huzurî, Aşık
Müdamî,
Veysel Şatıroğlu, Davut
Sülarî,
Köroğlu, Kuloğlu, Meslekî
gelir.
Kul Deveci, Geda Muslu,
Usulî,
Kaygusuzla, Teslim Abdal,
Sururî,
Dadaloğlu, Itrî, Tokatlı
Nuri,
Zilelî, Ceyhunî, Kamilî
gelir.
Sıtkı Baba, Öksüz Aşık,
Niyazî,
Kul Mustafa, Aşık Hasan,
Türabî,
Aşık Dertli, Aşık Levnî,
Fedaî,
Zamanî, Kusurî, Katibî
gelir.
Aşık Said, Aşık Garip,
Gedaî,
Kul Budala, Benli Ali,
Bağdadî,
Abdî, Azbî, Kemter Baba,
Hüdaî,
Şeyh Galip, Mecnunî,
Nesimî gelir.
Ömer Sarıkaya, namı
Viranî,
Kuddusî, Ağahî, Aşık
Efkarî,
Ceyhunî, Hatifi, Aşık
Yesarî,
Konya da Şem’iyle,
Cevabî gelir.
Sivaslı Sıtkî’le,
Sivaslı Velî,
Fakir Edna, Fethî Baba,
Esrarî,
Aşık Vartan ile Aşık
Hayalî,
Eşrefoğlu Rumî, Hüseynî
gelir.
Doksan Aşık saydım himmeti
olsun,
İsmi geçmeyenler bir sona
kalsın.
ANASAM (1) büyüsün, dal
budak salsın,
Yunus Karaca’dan
temenni gelir.
(1) Anasam, Anadolu İlim
Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği Genel Merkezi Kayseri de.
|
GÜZELLEME
-Mucurlu
sanatçı Ali Rıza Güney Kardeşimize-
Tâ çocukluk yıllarını tanırım,
Ali Rıza Güney derler biri var.
Mucur
der de başka bir şey söylemez,
Ali
Rıza Güney derler biri var.
Kalbi pırıl pırıl içi aşk dolu,
Her işi güzeldir, doğrudur yolu.
Kaynıyor içinde âşıklık seli,
Ali Rıza Güney derler biri var.
Ekrem ile Ertuğrul’u, Emel’i,
Her
birine bir maşallah demeli,
Kimi
çalar, kimi söyler, nağmeli,
Ali
Rıza Güney derler biri var.
Şiirleri okuyanı mest eyler,
Gurbet o’na çok dokunur,
hasteyler,
Eşe dosta kavuşmaya kast eyler,
Ali Rıza Güney derler biri var.
Adı yayılmıştır Mucur eline,
Pek
de güzel vurur sazın teline.
Kaptırmış
gidiyor aşkın seline,
Ali
Rıza Güney derler biri var.
Bahçe beller, çiçek yapar
gayretli,
Çocukları kendisine hürmetli.
Alt’ay Mucurludur,
alt’ay gurbetli,
Ali Rıza Güney derler biri var.
Yunus
Karaca’yım, dostu överim,
Yüzün
görmekliğe her an everim.
Ben
insanın iyisini severim,
Ali
Rıza Güney derler biri var.
Yunus KARACA
YUNUSCA
-Yunus Karaca’ya
ithaf-
Bana dostluklardan söz
edip durma
Dostluğun kadrini bileni
getir
Yersiz duygulardan hiç de
dem vurma
Hakkını yarıya böleni
getir
Selamı keseni
değil,kederde,
Elimden tutanı,düşünce
derde,
Ye,iç,yolculuk et;yaşayıp
,gör de,
Dostun göz yaşını sileni
getir.
Görmeyi istemem dostumu
zarda,
Dosta kenetlenen
zararda,karda,
Tam dosta ihtiyaç
olunca,darda,
Çırpınarak koşup geleni
getir.
Dostlukları kokusundan
bilirim,
İstesin, fizan da olsa
gelirim.
Dostluk duygusuyla
yaşar,ölürüm,
Bana da dost için öleni
getir.
Dostun Kulaç’ına
dardır okyanus
Dostluğa uzak mı
Cezayir,Tunus?
Önemli mi adı olmasın
Yunus?
Dostlukta Yunusça kalanı
getir
H.RECEP ÇALKANER
|