1966 da
Ardahan Göle ilçesinin Balçeşme köyünde doğdu. 10 yaşında saz çalmaya
başladı. Halk ozanlarıyla konser ve atışmalara katıldı. İlk kasedini 1985
yılında çıkardı. Postacı, Anne babam dönmedi mi, üstüme varma benim, ham
çökelek adlı kasetleri vardır. Evli olan şair ve Ozan Dervişoğlu şiirlerini
çeşitli dergi ve gazetelerde yayınlattı. Gurup Dervişoğlu adlı bir topluluk
da kuran Mehmet Dervişoğlu Kayseri ve yöresinde özel gece ve düğünlere de
katılmakta, Türküler söylemektedir. Bu ilk ortak kitapla Anasam
şairleri arasına katıldı. Anasam Meslek Birliği üyesidir. Ozanla görüşmek
isteyenler 0352 8113002 nolu telefonla irtibat kurabilirler.
GELİN
Gözleri sürmeli bir gelin
ağlar,
Ağlamış da gözlerini
silmemiş.
O da benim gibi yardan
ayrılmış,
Genç yaşta saçların
ağarmış gelin.
Güllerin açmadan sararmış,
solmuş,
Aslanın payını çakallar
almış.
Dün gelin olmadan ne hale
gelmiş,
Kocan kıymetini bilmemiş
gelin.
SARIKIZ
Sarıkızı aldım çıktım
yaylaya,
Öptüm, sevdim, başım koydum belaya.
Hele de eylen neler deyim
sarıkız,
Oğlan şeker, kızlar
bekar,sarıkız.
Sarıkızın topuğunda
nalçası,
Sallanıyor sarıkızın
kalçası.
Hele de eylen neler deyim
sarıkız,
Oğlan şeker, kızlar bekar,
sarıkız.
SORA DURSUN
Ferhat dağı yaramıyor,
Bırak yara, yaradursun.
Benim yaram çok derindir,
Tabip sara, saradursun.
Gurbet oldu son durağım,
Artıyor gamım, merağım,
Zaten kurumuş yaprağım,
Dolu vura, vura dursun.
Boş dünya da neydi kârım,
Gülmedim ki, hep ağlarım.
Yol bekleyen nazlı yarim,
Beni sora, sora dursun.
POSTACI
Baktıkça halime bakar ağlarım,
Gelde bu halime çare postacı.
Seversen mevlâyı ağlatma beni,
Götür bir haberim yâre postacı.
Ben çekerim bunca bunca çilemi,
Felek yıkmış bütün cümle âlemi.
Yeter gelsin bana bir tek selamı,
Götür bir haberin bire postacı.
Yıllar oldu çilelerim bitmedi,
Haber saldım nazlı yâre gitmedi.
Bir gün olsun bülbüllerim ötmedi,
Götür bir haberin pir’e postacı.
YAŞIMA SORUN
Çok zamandır terk eyledim yurdumu,
Gurbette geleni başıma sorun.
Gözler gönül aynasıdır diyorlar,
Gözlerimden akan yaşıma sorun.
Eyüp gibi saran olmaz yaramı,
Terk eyledim vatanımı, yurdumu.
Kimse anlayamaz benim derdimi,
Altı telli arkadaşıma sorun.
Ben de gurbet eli tuttum bir mekan,
Yastığım taş oldu, yorganım diken.
Anlamazlar beni bu gün sağ iken,
Öldüğümde mezar taşıma sorun.
DARILMA SAKIN
Durup dinlenmeden akarsa pınar,
Kıştan sonra gelir ise bir bahar,
Balıkların suyu sevdiği kadar,
Ben seni seviyom darılma sakın.
Bırakamıyorum şiir yazmayı,
Bozar ise bozsun kadar arayı.
Aç ekmeği sever, tok da sarayı,
Ben seni seviyom darılma sakın.
YÜRÜYORUM
Gece ıssız ay karanlık,
Yürüyorum, yürüyorum.
Aklım kalbe savaş açmış,
Yürüyorum, yürüyorum.
Gerçek olan izim ile,
Sazım ile, sözüm ile.
Oğlum ile, kızım ile,
Yürüyorum, yürüyorum.
Dervişoğlu bu iradım,
Acep olur mu imdadım.
Özgürlüğe adım, adım
Yürüyorum, yürüyorum.
AŞIKLAR
Bazen diyorlar ki, aşıklar deli,
Cahilin dilinde deli aşıklar.
Bilmezler ki, budur erenin yolu,
Halkının kanadı, kolu aşıklar.
Aşık bir deredir, aşık ırmaktır,
Aşık eğemendir, aşık bayraktır.
Aşık bir yapraktır, aşık topraktır,
Yanan sevdaların külü aşıklar.
Aşık hem erende, hem de canlarda,
Aşık yüreklerde, aşık kanlarda.
Bazen otellerde, bazen hanlarda,
Mekan tutmuş gurbet eli aşıklar.
VAH BENİM KÖYÜM
Evim dağ başında kuşlar ötmüyor,
Yüksek bir yerdeyim kervan gitmiyor.
Zalim bu yoksulluk baştan gitmiyor,
Köyüm, köyüm,köyüm vah benim köyüm.
Giyim oldum dostum ele gelmezdim,
Ben fakirlik nedir asla bilmezdim.
Bir kuş idim konaklara konmazdım,
Köyüm, köyüm,köyüm vah benim köyüm.
Köyümden ayrıldım bitmez ah-u zar,
Aman doktor gel de yaralarım sar.
Aşık oldum yüreğimde yara var,
Köyüm, köyüm,köyüm vah benim köyüm.
SEVGİSİZ İNSAN
Sevgi öyle bir şeydir ki,
Sevginin bedeli vardır.
Sevgisiz insan olur mu?
Gariplere dünya dardır.
Sevda hiç sevgisiz olmaz,
Çekmeyenler bunu bilmez,
Cefalı insanlar gülmez,
Çekilmeyen dertler vardır.
MEHMET POSTALLI
1959 yılında Kayseri’nin
Yahyalı ilçesinde dünyaya geldi. A.Ö.Fakültesi sosyal bilimler bölümünden
mezun olan şair, Yahyalı da bir kamu kuruluşunda görev yapmaktadır.
ANASAM üyesi Postallı’nın şiirleri bazı gazete ve dergilerde yayınlanmıştır.
KANARYA
Her yanı tel örgülü;
Dar kafeste mahkumsun.
Dağlar çeksin yasını,
Gonca güller kurusun.
Özlemi yumak yumak,
Hür olduğun günlerin.
Dalında şakıdığın
O rengarenk güllerin.
Bilmem hangi çiçekten,
Alıyorsun ilhamı.
Durma şakı kanaryam,
Bırak kederi, gamı.
Şirin dilin olmasa,
Koymazlardı kafese.
Derdime dert katsa da,
Tutkunum yanık sese.
1995
ANNECİĞİM
Günlerim geçiyor senden
uzakta,
Kapadı yolları kar,
anneciğim.
Gurbet ellerinde kaldım
tuzakta,
Beni turnalardan sor
anneciğim.
Evimizin önü bir sıra
kavak,
Anneciğim, düşmüş
saçlarına ak.
Geleceğim ama yollar çok
ırak,
Hasretin iççimde kor
anneciğim.
Senin gül yüzüne olmuşum
hasret,
Var mı ayrılıktan başka
büyük dert?
Kuş tüyünde yatsam, olur
taştan sert,
Sensiz dünya bana dar
anneciğim.
Değişmem dünyaya bir
annemsin sen,
Hakkını ödemez canımı
versem,
Tek isteğim hakkın helal
edersen,
Eşsiz merhametin var
anneciğim.
CANANIM
Ben senin sevdana düştüm
düşeli,
Gözyaşlarım durulmuyor
cananım.
Sevda yolu, kara çalı
döşeli,
Kıvrım kıvrım, varılmıyor
cananım.
Adını zihnime yazdı
kalemim,
Bir saat görmesem artar
elemim.
Seni uçurursam boş kalır
elim,
Yalnız yuva kurulmuyor
cananım.
İflah olmaz işler açtın
başıma,
Mecnuna döndürdün, gezdim
düşüme,
Acı söz söylersen, gitmez
hoşuma,
Dil yarası sarılmıyor
cananım.
Fırtınalar koparırsın
içimde,
Unutamam ak kıl bitse
döşümde,
Sakın niçin deme, bu zor
seçimde,
Kalbe sual sorulmuyor
cananım.
Sırrını açmaktan haya
ederim,
El yanında gayretini
güderim.
Eğer, hayır dersen, çeker
giderim,
Ama, sensiz durulmuyor
cananım.
BABA
YÜREĞİ
-Kardeşim Ali’ye-
Bir vefasız çekip kopardı
benden,
Kuzular gözümde tütüyor
ana.
Zihnimi tırmalar, ne varsa
dünden,
Düşünceler beni yutuyor
ana.
Boğazıma diziliyor
lokmalar,
Uykusuz gözüme kanlı yaş
dolar.
Tuz ekildi kapanmıyor
yaralar,
Yüreğime bin ok batıyor
ana.
Eski güzel günler tersine
döndü,
Evim, barkım sessizliğe
büründü,
Yavruların hayalleri
göründü,
Yuvamda baykuşlar ötüyor
ana.
Hasret kaldım kuzuların
sesine,
Onları severdim
ölürcesine.
Çığlıkları kulağımda, bak
yine,
Benim derdim bana yetiyor
ana.
Çileler içinde dolacak
ömrüm,
Her gece rüyamda kabus
görürüm.
Ya onları alır, ya da
ölürüm,
Sıtma nöbetleri tutuyor
ana.
Neden böyle diye
hayıflanırsın,
Ayrılık derdine düşme
yanarsın.
Baba yüreğini taş mı
sanırsın,
Gönlümde gam yükü yatıyor
ana.
25.4.2000 KARÇİÇEĞİ
TOPRAĞA BİR CAN DÜŞTÜ
Yeminler ederek gelirim
diye,
Bir sabah yollara düştü
Elif’im.
Senin hasretinle döndüm
deliye,
Yüreğime ateş düştü,
Elif’im.
Dağların başına kızıllık
çöktü,
Bir kuş diğerine içini
döktü.
Yıldızlar kayboldu, bak
şafak söktü,
Takvimden bir yaprak
düştü, Elif’im.
Gelirim diyerek usulca
kaydın,
Günlerce gözümü yollarda
koydun.
Yaksa ummadığın bir söz mü
duydun?
Aramıza kan mı düştü,
Elif’im.
Yollara bakmaktan gözüm
karardı,
Döner gelir diye ümidim
vardı.
Arkadaşlar, vazgeç diye
yalvardı,
Komşular araya düştü,
Elif’im.
Söyle, ceylan gözlüm bize
ne oldu,
Ettiğin yemine, söze ne
oldu?
Sam vurdu, tomurcuk
çiçekler soldu,
Gülbağıma hazan düştü,
Elif’im.
Kara sevda dedikleri
buyumuş,
Bir ben sokaktayım, herkes
uyumuş,
Tek sen biliyordun, elâlem
duymuş,
Sırrımız dillere düştü,
Elif’im.
Ne telefon ettin, ne
mektup yazdın,
Ne haber gönderdin, ne
kendin geldin.
Acaba, kalbinden beni mi
sildin?
Umutlarım suya düştü,
Elif’im.
Gözümün selinden deniz
yükseldi,
O zaman doğanlar askerden
geldi.
Sanırım, düşmanlar aklını
çeldi,
Sevgimize gölge düştü,
Elif’im.
Seherlerde rüzgarları
kokladım,
Bir çıtırtı duysam, yolu
yokladım.
Bir ömür bekledim, asla
bıkmadım,
Gönlüm tuzağına düştü,
Elif’im.
Aşkın tezgahında mekik
dokudum,
Hep harfleri
“Elif” diye okudum.
Sana, kavuşmadan ölmekten
korkum,
Saçlarıma aklar düştü,
Elif’im.
Tabipler halimi görünce
şaştı,
Feryadım, figanım göğe
ulaştı,
Üstümüzde kara bulut
dolaştı,
Başıma yıldırım düştü,
Elif’im.
Bu yük ağır geldi cılız
cüsseme,
Hayata döndürür bir
gülümseme,
Şu fani dünyada benim
hisseme,
Çilenin büyüğü düştü,
Elif’im.
Anladım, yıkacak beni bu
sevda,
Yöneldim kıbleye, dilim
duada,
Yüzünü görseydim, etmeden
veda,
Sevdalın yatağa düştü,
Elif’im.
Âlemin içinde yoktu
menendin,
El parayı, ben de seni
dilendim.
Kırılmadım ama, biraz
gücendim,
Bak toprağa “Bir can
düştü”, Elif’im.
TABİAT
İNCİSİ
Nasıl methedeyim
Yahyalı’m seni,
Sana, sevenlerin bakışı
başka.
Güzelliğin ile cezbettin
beni,
Hasretin içimi yakışı
başka.
Gezdim karış karış ovayı,
dağı,
Yeşile boyanmış bahçesi,
bağı,
Açmış elvan elvan gülü,
zambağı,
Miski anber gibi kokuşu
başka.
Seyrettim Aksu’ da
çamı, çınarı,
Tahtacık dağının eksilmez
karı.
Unutulur mu hiç o
buz pınarı?
Gökgölün üstüne akışı
başka.
Şehadet parmağı
minarelerin,
Kırları süsleyen mor
lalelerin.
Tabiat incisi şelâlelerin,
Köpükten kurdela takışı
başka.
Elma’sı, Çileği,
narı, kirazı,
Koyunu, kuzusu, kekliği,
kazı.
Türlü nimetlerle doyurur
bizi,
Şükredip boynunu büküşü
başka.
Sensiz yaşanır mı canım,
sevgilim?
Vasfını saymaya yetmiyor
dilim.
Kınalı parmaklar, halı ve
kilim,
Dokur, ilmek ilmek nakışı
başka.
ŞELÂLE
Yalçın kayalardan fışkırır
suyu,
Beyaz bulut gibi çıkar
şelâle.
Giymiş gelinliği servidir
boyu,
Sevdalı sevdalı bakar
şelâle.
Başına kondurmuş sedeften
tacı,
Gülücükler saçar, gönül
ilacı,
Komşusu çam, ardıç, gürgen
ağacı,
Sevgiliye hasret çeker
şelâle.
Sisli gecelerle ederken
cengi,
Köpük köpük olmuş masmavi
rengi.
Yeşille birleşmiş, kurmuş
ahengi,
Kardan kurdelayı
takar şelâle.
İnsanı cezbeder hırcın
duruşu,
Dinleyeni, dinlendirir
çümbüşü.
Ona eşlik eder kekliği,
kuşu,
Sevgi tohumunu eker
şelâle.
Var mı tabiat da böyle bir
inci?
Emsalleri arasında
birinci.
Yüzünden okunur hüznü,
sevinci,
Dur, dinle derdini döker
şelâle.
Kışın alır yağmurunu,
karını,
Sağırlar işitmez ahu
zarını.
Anmamak mümkün mü
sanatkârını,
Haykıra haykıra akar
şelâle.
TÜRKİYEM
Benim cennet vatanımsın
Türkiye’m,
Ay- yıldızlı Bayrağına
aşığım.
Uğrunda can vermiş
şehittir dedem,
Tarih kokan toprağına
aşığım.
İl, ilçe kasaba gezsem her
yanı,
İstanbul, Ankara, Kayseri
Van’ı,
Konya, İzmir, Rize,
Şanlıurfa’nı,
Tüm şehrine, bucağına
aşığım.
Üç tarafın denizlerle
çevrili,
Kaynaştırdın mavi ile
yeşili.
Gönül ferahlatır, suların
dili,
Şelâlene, ırmağına aşığım.
Kimliğini haykırıyor
mabetler,
Dünyaya duyulsun bu
şahadetler.
Bağrında yetişir türlü
nimetler,
Yediveren başağına aşığım.
Acep cennetten mi bu yer
küresi?
Sakinlerin ne güzeldir
töresi.
Motif motif örlü her bir
yöresi,
Mor gülüne, yaprağına
aşığım.
Ey toprağım, emanetsin
dedemden,
Ölsem de ayrılmak istemem
senden.
Benim için bir yer ver de
sinenden,
O şefkatli kucağına
aşığım.
MURTAZA EKİCİ
1961 yılında Kahramanmaraş Göksun
ilçesi Yeniyapan köyünde doğdu. İlkokulu köyünde, Ortaokulu Ankara’da,
Lise öğrenimini Kayseri Yapı Meslek Lisesinde tamamladı. Askerliğini
Kıbrıs’da yaptı. Kayseri’ye yerleşerek Birlik Mensucat Soley
Havlu’da bölüm yöneticiliği yapmaktadır. Evli ve 2 kız çocuk babasıdır.
Çeşitli gazete ve dergilerde şiirleri yayınlandı. “Sen ben de bir
ömür” adlı şiir kitabının hazırlığını yapmakta olan şair, ANASAM
üyesidir.