ZEYNEP ŞAHİN

 

1955 yılında kayseri Pınarbaşı'nda doğdu. Okumayı çok sevdiği halde kız çocuğu olduğu için babası tarafından okutulmadı. İlkokulu bitirebildi. Evli ve 5 çocuk annesi şaire, ANASAM üyesidir. Eserleri çeşitli gazete ve dergilerde yayınlanmaktadır. "Ben Anadoluyum " adlı şiir kitabı yayınlandı.

 

 

 

NE OLUR GURBETTE KALMAYIN TURNAM

 

Yine mi göründü gurbet yolları

Turnam aşar gider karlı dağları

Mevlam yakın etsin uzak yolları

Ne olur gurbete kalmayın turnam

 

Nevşehir'e vardım kurumuş bağlar

Kış gelince alır karını dağlar

Uçurmuş yavruyu bir ana ağlar

Ne olur gurbete kalmayın turnam

 

Kızılırmak Avanos'u bölüyor

Göreme'de görülmeyi değiyor

Turnam gurbet eli meskan ediyor

Ne olur gurbete kalmayın turnam

 

Gurbet beni yaralıyor özümden

Turnamı vurmuşlar iki gözünden

Gurbeti bekliyor geçim yüzünden

Ne olur gurbete kalmayın turnam

 

Gök yüzünde kara bulut dolaşır

O bulutlar yağmur suyunu taşır

Akar gözüm yaşı ile karışır

Ne olur gurbete kalmayın turnam         

 

 

YÜCE DAĞBAŞI

 

Yüce dağ başında meleyen kuzu

Yüreğime açtı ince bir sızı

Hep mi yalan idi o dostun sözü

Bir selam göndersen gelir mi ola

 

Yüce dağ başında ben bir dikenim

Yel vurur da yaprağımı dökerim

Senin için her cefayı çekerim

Çektiğim cefayı bilir mi ola

 

Yüce dağ başında ufacık taşlar

Yıllardır kurumaz gözümde yaşlar

Yanağımda soldu pembe gülüşler

Görse,şu halime ağlar mı ola

 

Yüce dağ başında karlar eriyor

Eriyen kar düz ovaya yürüyor

Seniyinen gidenler hep dönüyor

Gurbet elde günü doldu mu ola

 

Yüce dağ başında çiçekler açmış

Her çiçek kendine ayrı renk seçmiş

Bu dünyaya gelen mutlaka göçmüş

Bu yoldan bizim göç geçer mi ola

 

ZEYNEP ŞAHİN

 

 

OĞLUMA ÖZLEM

 

Bindirdim seni uçağa

Haydi oğlum güle güle

Gittin uzak Japonya'ya

Hiç gelmedin iki sene

 

Amerika neme gerek

Türkiyede yok mu ekmek

Her yerin kapısı açık

Yeterki çalış ver emek

 

Geçtin doğudan batıya

Mevlam rastlatma kötüye

Kaç memleket gezdin oğlum

Salmaz idim bir kapıya

 

Resimlerin kandırmıyor

Ne söylesem aldırmıyor

Bari sesini duyayım

Telefonu çaldırmıyor

 

Yıllarca gurbete gittin

Oralarda nasıl ettin

Haberin aldın mı oğlum

Kardeşini gelin ettim

 

Sensiz bayramlar hüzünlü

Yollarda koydun gözümü

Günün gurbet elde geçti

Oğlum bu dünya ölümlü

 

Gönder oğlum Amerika

Yalvarıyom büyük kıta

Bilmediğim yere gitmiş

Okyanuslar gece gece

 

Uçaklar gider havada

Yolu yok imiş karada

Gemiye binde gel oğlum

Karşılarım İstanbul'da

 

Yıllar geçer devran döner

Ana kuzusuna meler

Hep böyle ağlanılmazya

Elbet bir gün yüzüm güler

 

İtlerde olmasın ana

Usandım gün saya saya

Bende kurban keseceğim

Gurbetten dönünce sana

 

ZEYNEP ŞAHİN

 

 

SEVERİM

 

Büyük isen sevmesini

Küçük isen saymasını

Selam verip almasını

Selam vereni severim

 

Kış olmasa gelir mi yaz

Yalan değil gerçeği yaz

N'olur fedakar ol biraz

Ben fedakarı severim

 

Hak deyince hakkı bilen

Sofrasında helal yiyen

Dostlarına güven veren

Özü sözü bir severim

 

Kolay girilmez gönüle

Bir demet gül al eline

Tatlı kelam koy  diline

Muhabbeti çok severim

 

Dünyaya bakan iki göz

Hakka bağlı olmalı öz

Aya benzer gülen bir yüz

Yüze güleni severim

 

Hiç gösteriş yapmayanı

Dine akar katmayanı

Kula minnet etmeyeni

Yüreklileri severim

 

Hayat akan suya benzer

Bazan coşar bazan diner

Ne eylerse güzel eyler

Gönlü güzeli severim

 

İnsan ömrü bir gün gibi

Sabah öğle ikindini

Uçsuz bucaksız evreni

Kuran Allahı severim

 

ZEYNEP ŞAHİN

 

 

KADINLAR GÜNÜ

 

Mustafa Kemal bize

Bütün hakları vermiş

İnsan olan insanlar

Her yerde eşit demiş

 

Sekiz mart kadınların

Birlikte kutlayalım

Bizler köle değiliz

Dünyaya duyuralım

 

Yıllar önce cepede

Bizde savaşmadık mı

Kadın erkek elele

Engeller aşmadık mı

 

Biz kadınlar emekci

Hem de üretkenleriz

Kadın olduğumuzdan

Pratiktir beynimiz

 

Çocukların annesi

Evlerin hanımıyız

Adımız kadın bizim

Bizler haksızlar mıyız

 

Kadın erkek birlikte

Kurulmaz mı bir yuva

Huzur mutluluk yeri

Karışır çoluk çocuğa

 

Bence çok önemlidir

Kadının eğitimi

Kadın bir güneş gibi

Aydınlatır her yeri

 

Okumanın yaşı yok

Okuyalım bacılar

Okuduğumuz bilgiyi

Dokuyalım bacılar

 

Gerici olmayalım

Hep ileri gidelim

Cennet ayağımızda

Kıymetini bilelim

 

Terlik papuç değiliz

Usanınca atsınlar

Meclisin yarısını

Kadınlara versinler

 

Hiç kimse kadınlara

Kem gözlerle bakmasın

Kadınlık bir suç değil

Herkes hakkın arasın

 

Biz kadınlar olmasak

Olur mu huzur düzen

Ne bir ezen olalım

Ne de biz bir ezilen

 

ZEYNEP ŞAHİN

 

SENİ

 

Erciyes'in beyazında

Torosların ayazında

Dadaloğlunun sazında

Sevdim seni sevdim seni

 

Bahçelerin güllerinde

Bülbüllerin dillerinde

Mahsuni'nin tellerinde

Çaldım seni çaldım seni

 

Koyunları postu korur

Fikir başka başka olur

Veysel gönlü ile görür

Dedim seni dedim seni

 

Ellerde olmaz mı güzel

Kaşları hep kalem yazar

Karacaoğlan güzel gezer

Sordum seni sordum seni

 

Pınarların gözlerinde

Sevgi kaynar özlerinde

Mevlananın izlerinde

Buldum seni buldum seni

  

Yanan otel dumanında

Sazları kaldı yanında

Pir  sultanın dar'ağcında

Gördüm seni gördüm seni

 

Ozanların sazlarında

Güzellerin nazlarında

Hacı bektaş sözlerinde

Bildim seni bildim seni

 

Çiçek güzeldir dalında

Diken olur hep yanında

Yunus emre hak yolunda

Verdim seni verdim seni

 

Türkiyenin dört yanında

Bayrak çok güzel bağrında

Mustafa Kemal'in yolunda

Derdim seni derdim seni

 

Zeynep hanım bitir sözü

Güzel olmalıdır özü

Bitmez şairi yazarı

Yordum seni yordum seni

 

ZEYNEP ŞAHİN

 

 

İLYAS TÜRKMEN

 

1956 yılında Yozgat ili Fehimli köyünde dünyaya geldi. İlkokulu köyünde tamamladı. Ozan 70'li yıllarda saz çalmaya başladı. Evli ve dört çocuk babası halen çiftçilikle iştiğal etmekte. 2 adet kaseti yayımlanmış olup üçüncü kaseti hazırlık safhasındadır. Çeşitli televizyon proğramlarında yer almaktadır. Emeklidir ve Kayseri'de ikamet etmektedir. Çeşitli kitaplarda şiirleri ve eserleri yayınlanmaktadır. ANASAM Anadolu ilim ve edebiyat eseri sahipleri meslek birliği üyesidir.

 

 

 

YAVRU VATANIMIZ

 

Asırlardır yaşamıştır soyumuz

Kıbrıs yavru vatanımız diyorum

Limanımız,sahilimiz,köyümüz

Kıbrıs yavru vatanımız diyorum

 

Bir bütündür bölemezler,bölünmez

Aldırmayız,öyle kolay alınmaz

Ha deyince haritadan silinmez

Kıbrıs yavru vatanımız diyorum

 

Ozan İlyas can vermeye hazırız

Düşman varsa temelinden kazırız

Tetikteyiz,çağırınca varırız

Kıbrıs yavru vatanımız diyorum

 

İLYAS TÜRKMEN

 

 

DERİM

 

Nasıl tanıtayım kendimi size

Hoş muhabbet tatlı sözünen derim

Dünyada kötüden dost olmaz bize

Dilim dönmesede sazınan derim

 

Yüreğimden taşar tükenmez sevgim

Kendi nefsim ile sürüyor cengim

Büsbütün aleme sonsuzdur saygım

Çoğu bırakır azınan derim

 

Yozgat vilayetim içimde coşar

Fakılı ilçemdir trenler aşar

Fehimli köyümdür göleti taşar

Ekin biter bahar yazınan derim

 

Çok severim vatanımı yurdumu

Bayrağımı sancağımı ordumu

Ozan İlyas haktan alır yardımı

İnanarak sıtkı özünen derim

                              

İlyas TÜRKMEN

 

 

BAĞLANIP GALMA

 

Dolu yağar rüzgar eser sam vurur

Güneş yakar ayaz çeker hep gurur

Sermayen yükselmez kısmetin durur

Bağlılık yapıpta bağlanıp galma

 

Bir ekerim beş alırım sanarak

Sıcağın altında boşa yanak

Arı gibi daldan dala gonarak

Çiftçilik yapıpta bağlanıp galma

 

Tavşan dutulur mu koşmazsa tazın

Tüccar ol yavrum birliktir yazın

Büyük ticarette atılmak lazım

Yiğit ol çekimser davranıp kalma

 

Yaşım kırkı geçti böyle çalıştım

Kayseri'ye geldim biraz alıştım

Çevre edip aşık ozan tanışdım

İlyas'ım çal söyle geride galma

 

İlyas TÜRKMEN

 

 

İLYAS TÜRKMEN'DEN ANI

 

Hey benim Yozgatım bozok yaylası

Kardeşlik sevgisi bildiği yerdir

Gayet serin olur serttir havası

Oğuz boylarının geldiği yerdir

 

Çapanoğulları soylu bir yandan

Misafirperverdir hepsi de candan

Su istedi bir evliya çobandan

Yazuna yoz gatsın dediyi yerdir

 

Gurbet elde vatanıma hasretim

Böyle her yerlerde eylerim metin

Ozan İlyas derki işte Yozgat'ım

Yiğitlerin harman olduğu yerdir.

 

İlyas TÜRKMEN

 

 

BENİM KÖYÜM

 

Gezin görün şu Fehimli köyünü

Merasında kuru besli koyunu

Tarlası göletten alır suyunu

Soğuktur ayranı gör bizim köyün

 

Pancarı bol olur kantar bulamaz

Araç bulup fabrikaya salamaz

Emeğinin karşılığını alamaz

Gardaş geçimi zor bizim köyün

 

Eskiören Fakılı sulanır bizden

Dertlerim okudum saz ile sözden

İşçiler çadırı kurarlar yazdan

Çok yere faydası var bizim köyün

 

Ozan İlyas Fehimli'nin ozanı

Dert kaynatır sevgi sunar kazanı

Müezzini yanık okur ezanı

Azıcık yolları dar bizim köyün

 

"Suyun serin bereketin bol olsun!

Duyup da gelen bizden huzur bulsun!"

 

İlyas TÜRKMEN

 

 

ÖĞRETMENE MESAJ

 

Kaleminle fikrin en etkin silah

Bunu sen böylece bil öğretmenim

Mesleğin kutsaldır yardımcın ALLAH

Sende özü bulur dil,öğretmenim

 

İlimde teknikte fende sen varsın

Bu günde,yarında,dünde sen varsın

Ararım bulurum Çin'de sen varsın

Kazı cehaleti sil,öğretmenim

 

Ozan İlyas,size muhtacım bende

Yürürüm ecdadın çizdiği yönde

Kültürde yükseldik senin sayende

Dilerim ebedi gül,öğretmenim

                       

İlyas TÜRKMEN

 

 

GÖRME BANA

 

İnsaf et ne olur zalim felek

Üç günlük ömrünü çok görme bana

Giydirdin sırtıma ateşten yelek

Üç günlük ömrünü çok görme bana

 

Bir gün yüzüm gülse bir şey oluyor

Hep çileli dertler beni buluyor

Bülbülüm gafeste güller soluyor

Üç günlük ömrünü çok görme bana

 

Talihimmi böyle yazımmı gara

Git gide artıyor yürekte yara

Şu Ozan İlyas'ı düşürme dara

Üç günlük ömrü çok görme bana

 

İlyas TÜRKMEN

 

 

BÖYLE

 

Her gün çileliyim yüzüm gülmedi

Ezelden yazılmış gaderim böyle

Ahbaplarım gitti geri gelmedi

Ondan artar oldu kederim böyle

 

Anamın babamın ahın almadım

Garibin yetimin hakkın çalmadım

Senelerdir gerçek dostu bulmadım

Gurbet ele doğru giderim böyle

 

Söyle Ozan İlyas sözün hasını

Mızrabımla sildim gönül pasını

Aşk ile doldurdum bade tasını

Dostlarıma sitem ederim böyle

 

İlyas TÜRKMEN

 

 

NEREDE

 

Öyle bir güzelsin bulunmaz eşin

Neredesin gara gözlüm nerede

Kaldır bulutları,doğsun güneşin

Neredesin gara gözlüm nerede

 

Habersiz bırakma ne olur ara

Gönlüm dayanmıyor bu ahu zara

Sürde merhemini gapansın yara

Neredesin gara gözlüm nerede

 

Aşk gerdanı ipek şaçın gizliyor

Hasretinden ciğerlerim sızlıyor

Ozan ilyas yollarını gözlüyor

Neredesin gara gözlüm nerede

  

İlyas TÜRKMEN

 

 

GÖRÜN

 

Şikayetim vardır benim sizlere

Gelin şu Yozgat'ın elini görün

Ulaşılmaz hizmet neden bizlere

Benim memleketin halini görün

 

Çiftçiliktir çalışmaktır huyumuz

Arazi bol dolup taşar suyumuz

Vilayete çok uzaktır köyümüz

Gağnı bile gitmez yolunu görün

 

Seçimlerde mepusları gelir

Yalan vaatlere herkes gülüyor

Ozan İlyas sizin için çalıyor

Elindeki birkaç telini görün

 

 İlyas TÜRKMEN

 

 

AHMET UÇMAK

 

1960 yılında Kayseri Kocasinan ilçesi Ebiç köyünde doğdu. Küçük yaşta annesini kaybetti. Kethüdaoğlu soyundan olan şairin çeşitli gazetelerde ve dergilerde şiirleri yayınlanmaktadır. Karanfiller adlı şiir kitabı 1996 de yayınlandı. 9. Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel tarafından "Hoş geldin baba" adı şiirinden dolayı altın saat ile ödüllendirildi. Evli ve 4 çocuklu şair, halen Türk Telekomda Kayseri de görev yapmakta olup, ANASAM  üyesidir.         

 

 

                      

DÖN KARA GÖZLÜM

 

O mahmur bakışın sinemi deldi.

Bırak ağlamayı gül kara gözlüm.

Firakınla gönlüm biharab oldu,

Bitir şu hasreti dön kara gözlüm.

 

Güller hazar oldu yeşil bahçemde,

Bu divane gönlüm yine matemde.

Tüm dertlerim biter gelsen şu demde,

N'olur anla beni dön kara gözlüm.

 

Bu garip huzuru sende bulurdu,

Gülüşünle dünya onun olurdu.

Bir buseye sana  canın verirdi,

Yalvarırım artık dön kara gözlüm.

 

 

ZAMANE

 

Er kalmadı dünyada,namertler el üstünde

Hile,desise,yalan, o Asım'ın neslinde.

Heyhat ki ne heyhat hep dümene sarıldık,

Gün ağardı safak söktü rüya imiş uyandık.

 

Sanki hep böyle geçecek,fani düzensiz hayat,

Serde akıl şaşırdı ve hep aynı nakarat...

İzzet,şeref kayboldu,taklitlere bakarak.

Doğruyu hiç görmedik siyahlara dedik ak

 

Gençlik batağa düşmüş yılana sarılıyor,

Yanlış yollara sapmış batıla inanıyor,

Mezarında şehidim onun için ağlıyor

Kalp hastasına doktor kel ilacı veriyor

 

Herkes bir ağa bulmuş sırtını ona yaslar.

Dürüstlükten bi haber çoğaldı dalkavuklar.

Haklı isen suçlusun,üste çıkar haksızlar.

Ateş olmuş sokaklar binlerce rezalet var

 

Alime itaat yok,öğretmenler korkuda!

Küfür avaneleri yatmış bekler pusuda.

Mahkemede kararlar bekletilir askıda

Şu dünya ahvaline üzülmez mi şüheda?

 

Vicdan kalkmış esnaftan,başvuruyor hileye

Temiz süte su katıp satar tam yağlı diye...

Hokkabazlık revaçta,yükle suçu kediye...

Suçlu isen,yukarı ver de kurtul,hediye

 

AHMET UÇMAK

 

 

GURBET

 

Uzak kaldım ayrı düştüm vatandan,

Yoksulluk kavurdu içimi gurbet.

Körpe kuzuları koklayamadan

Kar gibi saçımı ağarttı gurbet.

 

Cananımdan,yavrulardan uzakta

Ne arayan,ne soran var be gurbet.

Nur yüzlü yarimin gönlü merakta,

Bilirim hasrettir yüzüme gurbet.

 

Çetindir yolların aşılmaz senin,

Zehir gibi suyun içilmez senin,

Çok gaddarsın önün kesilmez senin,

Bir ara ver,yare varayım gurbet.

 

Şimdi bizim ilde çiçek açmakta,

Koyunlar kuzular oyun oynaşta,

Sılada yavrular gözleri yaşta,

Gurbet yol vermiyor,varam sılama

 

Özlüyorum vatanımı çok fazla

Yalvarırım Hak'ka bin bir niyazla

Zalim gurbet ne baharda ne yazda

Hiç fırsat vermiyor bana bu gurbet

 

Kethüdaoğlu'na mekan mısın sen

Sıla,hasret nedir bilmez misin sen?

Ömrümü tükettin sen yok musun sen?

Topuna değişmem taşımı gurbet.

 

AHMET UÇMAK

 

 

AHVALİM

 

Üç yaşında öksüz kaldım anadan,

Sıcak çorba tadamadım dostlarım.

Şu koskoca ama tatsız dünyadan,

Karnı tok sırtı pek gezmedim dostlar.

 

Hep süründüm ayak üstü basmadım,

Şöyle gül gibi açılıp kokmadım.

Yine de hiç kimseye küsmedim,

Kendi kaderime yanarım dostlar.

 

Elimden tutup kaldıran olmadı,

Gariptim gönlümü alan olmadı,

Attığım taş hiç yerini bulmadı.

Ağustos ayında kar yağdı dostlar.

 

Feleğin sillesi çok çetin geldi,

Acı oklar hep üstüme yöneldi,

Anamın kolunda yatmak emeldi,

Hayat bana ağını ördü dostlar.

 

Şebnem gibi gülde serpilemedim,

Mahkum etti kader çözülemedim.

Çok ızdırap çektim hiç gülemedim,

Koca dünya bana dar geldi dostlar.

 

Kethüdaoğlu der benim ahvalim,

Anlattıkça hep artıyor kederim,

Yüce Hak'tan ömür boyu dileğim,

Saadet kapısı açılsın dostlar.

 

AHMET UÇMAK

 

 

SECCADEM

 

Seher vakti ezanların nurunda,

Önüme serilir yeşil SECCADEM,

Her vakit namazda onun uğrunda,

Beni hakka götürüyor SECCADEM.

 

Hak huzura onun ile varılır,

Beş vakitte huşu ile durulur.

Kıyamda seccade huzur bulunur,

Velilerin yatağıdır SECCADEM.

 

KABE'nin örtüsü onun renginden

Kokusu has MEDİNE'nin gülünden

Hak'kın nuru akar dört bir yerinden

İlham kaynağıdır benim SECCADEM

 

MÜMİN'in rabbine vuslat zamanı,

Akıtır gözünden kan'ı revanı

Nur'u aydınlatır yedi cihanı

Yaratan'a kulluk yeri SECCADEM

 

SECCADE'min ucu KABE'bakar

Ruhu aydınlatır kalpleri açar,

Dört yanından Mümine nurlar saçar,

CENNET'den müjdeler verir SECCADEM.

 

Sıkıntı gelince,huzursuz olsan

Madde aleminde batağa dalsan

Gönülden şevk ile bir abdest alsan

Sana mutluluğu verir SECCADEM

 

AHMET UÇMAK

 

 

ANNEM(BÜTÜN ANNELERE)

 

Ayağın altında cennet yatar bilirim,

Beni de al koluna o dünyada GÜL ANNEM

Bir namedir dilinde hece Kitabım,

Hiç sönmedi sönmesin yüzündeki NUR ANNEM.

 

Rahlenin başında sen Kur'an'dan ayet oku,

O sımsıcak nefesin sanki Cennet'den koku.

Yüce Rabbim sana hiç göstermesin firak'ı,

Gülüşün başka güzel sen her zaman GÜL ANNEM.

 

Başucumda sabahlar uyku nedir bilmezsin,

Bana Yunus Emre'den hep ninniler söylersin.

Bülbülsün gül dalımda nede yanıktır sesin,

Şu Fanide her şeyim sensin inan YAR ANNEM.

 

Yüzün gibi kalbinde bir nur gibi parlıyor,

Gönlün iman kalesi bizleri hep koruyor.

O minicik yavrular sen olmazsan ağlıyor,

Ne büyüktür şefkatin al kollarına AL ANNEM

 

Drnsiz geceler hüsran gündüzler zehir bana,

Sensiz batmıyor hilal doğmaz güneş cihana,

Sensiz olmuyor sabah,geçmiyor gündüz bana,

Yanımdan hiç ayrılma hep benimle KAL ANNEM.

 

AHMET UÇMAK           

 

 

BACIM

 

Seher vakti düşer tozlu yollara,

Kınalıdır ak elleri bacımın

Ekin biçer orak tutar sap atar,

Mis kokulu akar teri BACIMIN.

 

Gülle taşır mermi taşır savaşta,

Ulak olur haber verir barışta,

Vatan toprağından her bir karışta

Oluk oluk kanı akar BACIMIN.

 

Hele namusuna bir göz edile

Boğar bir katrede göz kırpmaz bile

Önderi müjdeler kutsal hadisle

Ayağı altında cennet BACIMIN.

 

Nice yiğit yetiştirir vatana

Balam sütüm helal olsun der ona

Eğer saldırmazsa zalim düşmana

O ak sütü haram olur BACIMIN

 

İlmek ilmek nakış atar elleri,

Bir yanık türküyü söyler dilleri,

Anadolu'dadır hep erenleri,

Pir'i Rabia'dır benim BACIMIN

 

İşte benim bacım böyle biline.

Şükür eder secde eder rabbine,

Mevla yardım eder kenter kuluna

Kethüda'lar oğlu ola BACIMIN

 

AHMET UÇMAK

 

 

GİZLEMİŞ

 

Mekandan münezzeh ol ulu Halık

Her zerrede bir cihanı gizlemiş

Karnında sakladı yunusu balık,

Eceli gizlemiş,ömrü gizlemiş.

 

Yaratmış Adem'i temiz topraktan

Akıl,ilim vermiş onlara yoktan,

Ne gelirse cana hepside Hak'tan

Can içinde nice canlar gizlemiş

 

Zar için bezemiş gülü bülbüle,

Türlü arzu vermiş her bir gönüle,

Narını nur için emretmiş fil'e.

Karınca ağzında suyu gizlemiş

 

Gizlemiş habibi ol sıddık ile

Davut'a zanaat vermiş zırh ile,

İsrafil görevin almış sur ile

Üflüyeceği o günü gizlemiş

 

Mel'un firavunun imanlı eşi

Koynunda,Musa kerimi gizlemiş

Hilafet nurunun en son güneşi

Yatağında habibini gizlemiş.

 

Küthedaoğluyum sormayın içim,

Tüm gizli sırlarla kavrulur içim

Hidayet olursa Hak'tan kul için

Cennet-i ala'da adın gizlemiş.

 

AHMET UÇMAK

 

 

BİLİRİM

 

İşveli, edalı ey güzel dilber

Gönlümün muradı sende bilirim.

Hasretin bu canı yaktı kül etti,

Yellerde savurdu  uçtu bilirim.

 

Sana erişmeye yetmiyor gücüm,

İnan sensiz geçmez oldu bir günüm.

Şu sinemde saklı tomurcuk gülüm,

Yokluğunda soldu, açmaz bilirim.

 

Ne olur şu çeşm-i yaşımı dindir,

Kapılmadı gönlüm hala senindir.

Hicran yarasına lokman da nedir?

Derdimin dermanı sende bilirim.

 

AHMET UÇMAK

 

GİTTİ VEFASIZ

 

Şu gönlümü verdim bir vefasıza,

Sevgimi bilmedi çekip de gitti.

Beni böyle mahzun koydu bu yerde,

Yüreğime ateş salıp da gitti.

 

Sahte imiş meğer tüm o sevgiler,

Gülüşler, buseler, binbir mameler,

Seven Âşık acep başka ne diler,

Dileğimi yarım koyup da gitti.

 

Senden başkasının olamam derdi,

Bendeki saf aşkı yerlere serdi.

Bilmem ki bu halim ona ne verdi,

Beni cân evimden vurup da gitti.

 

AHMET UÇMAK