Nasıl tanıtayım kendimi size

ANADOLU HECECİLERİ - 3

 

ÖMER ALBAYRAK

 

1940 da Kayseri Felahiye Kuruhüyük köyünde doğdu. 5 yaşında yetim kaldı. 1965 de Hollanda’ya işçi olarak gitti. Şiirleri 60’dan fazla dergide yayınlandı. Anadolu Rüzgarı, Bayrak Çekerken, Güle Zehir damlattım, Feryadın inkılabı ve Anadolu hececileri adlı l2 kişiyle birlikte yayınlanan 5 şiir kitabı olan şair, ANASAM kurucu üyesidir. Huzur Mihrabı ve İdam Artıkları adlı kitaplarının yayın hazırlığındadır. Halen Hollanda da yaşamaktadır.

 

GÜL AĞACI

Alırım başımdan güllük tacını,

Yârin bahçesinde gördüğüm zaman.

Kökünden sökerim gül ağacını,

Yârin bahçesinde gördüğüm zaman.

İzine rastlarsam yârin bağında,

Rengini görürsem al yanağında,

Aç tırtıl olurum gök yaprağında,

Yârin bahçesinde gördüğüm zaman

Yaprağın değerse nazik tenine,

Dikenin batarsa yârin eline,

Kırk balta vururum her sitiline,

Yârin bahçesinde gördüğüm zaman.

Girdiğin duyarsam yârin düşüne,

Rastlarsam yâr ile bir cümbüşüne,

Götürüp dikerim mezar başına,

Yârin bahçesinde gördüğüm zaman

Bülbül olur, gül dalında öterim,

Goncanı koparır, gülün atarım,

Her buketin beş paraya satarım,

Yârin bahçesinde gördüğüm zaman.

 

 

ÜÇLER-BEŞLER-ONİKİLER

-ANASAM Genel Bşk. Sayın Sabit İnce’ye-


Tâ Dedem Korkut’dan beri,

Destanlaşmış eserleri,

Sayısız ulular, pirler,

Üçler, beşler, onikiler,

Bunlar bizim Alperenler!..

Kafiye, vezin ve hece,

Anadilim güzel Türkçe,

Tam da Ahmet Yesevi’ce,

Üçler, beşler, onikiler,

Bunlar bizim Alperenler!..

Sevgisiyle derviş Yunus,

Mevlâna’sıyla okyanus,

Bunlarla yaşar bu ulus,

Üçler, beşler, onikiler,

Bunlar bizim Alperenler!..

Üç kıtada dokuz asır,

Hemi uygar hem muassır,

Yiğit, mağrur, atak, cesur,

Üçler, beşler, onikiler,

Bunlar bizim Alperenler!..

Bestesi “İstiklâl Marşı”

Mehteri titretir Arşı,

Her biri bir köşe taşı,

Üçler, beşler, onikiler,

Bunlar bizim Alperenler!..

Kimi “şairler sultanı”,

Kimi “ozanlar ozanı”,

Ömer hepsinin hayranı,

Üçler, beşler, onikiler,

            Bunlar bizim Alperenler!..

 

Ömer ALBAYRAK

 

SAADET-İ  EBEDî

 

Dilde tevhit, kalbde iman

Aşkı cemâlullah olan,

Cennetinle muştulanan,

Kullarından eyle Ya Rab!...

 

Erenlerin kemâlini,

Cennetinde cemalini,

Görenlerin amelini,

nasib eyle bize Ya Rab!...

 

İlâhî aşkla cezbeye,

Saadet-i Ebediyye,

Erişilmedik mevkiye,

erenlerden eyle Ya Rab!...

 

ilmin deryasına dalan,

rehberi Hazret-i Kur’an,

menzili Maşuka varan,

Kullarından eyle Ya Rab!...

 

Akıl, fikir, mantık, beden,

Amentüye iman eden,

Hak yolunda candan, serden

Geçenlerden  eyle Ya Rab!...

 

Aklı selim kullarından,

Ehli kelam dillerinden,

Sana giden yollarından,

Varanlardan eyle Ya Rab!...

Ömer ALBAYRAK

 

AL BAYRAK

 

Ey ! kutsal sevdamın sırrı AL BAYRAK:

Sensizlik esaret, sensizlik ölüm...

Seninle vatandır ancak bu toprak,

Vatan, millet, din ve devlet sembolüm...

 

Mülkümün tescili, ufkumun süsü,

Kahraman ırkımın şeref tacısın,

Naçiz tabutumun kutsal örtüsü,

Cihangir ruhumun son miracısın....

 

Şühedâ kanıdır rengiyin AL’ı

Sancağı Resul’sün, hilâl’i Ekber...

Tâ doğuştan gönlüm sana sevdalı,

Kâbemdir gölgeyin düştüğü her yer...

 

Türk - İslam  harsı’yla dokudum seni,

Nesilden- nesile kalan istikbâl...

İlahi bir aşkla yazdım besteni,

Yaşanmaz billâhi sensiz İstiklâl...

 

Çanakkale, Dumlupınar, Sakarya;

Zaferiyle tescil ettim ismini,

Yemin ettim, Şahit olsun hür dünya,

Yan bakanın canlı koymam neslini!....

 

Ömer ALBAYRAK

 

UYGAR DÜŞLERİ....

 

Şölene çağırdım eski çağları,

Yeniler yanında köhne mi köhne.

Gönül sarayının mamur surları,

Eski haşmetinden yoksun bir sahne.

 

Çağa tutsak olmuş yonu taşları,

Beton hücrelerde küflenir kanım.

Sinan’la gömülmüş uygar düşleri,

Mermer sütunlardan silinmiş adım.

 

Halıdan, kilimden kalkmış nakışım,

Boyalı tırnaklar oymuş gözümü.

Ustasız çırakla, zevksiz nakkaşım,

Yozlaştırmış, sanatımı, feyzimi..

 

Üç kıtada giyindiğim kisbeti,

El çırpmadan soyunmuşlar mindere

Üç asır taktığım altın kemeri,

Bir çırpıda kaptırmışlar ellere...

 

Hecesiz, vezinsiz, şiirsiz; şair,

Taklitçi, kopyeci, şöven bir inat.

Yunus’suz, Bâki’siz, Akif’siz devir,

Ne kadar yeniyse o kadar bayat...

 

Ömer ALBAYRAK

 

ALBÜM

 

Kendim acırım halime,

Erişemezsem gayeme.

Anlatmak kolaysa dile,

Bir ömür sığdı albüme.

 

Acı, tatlı günlerimi,

Hasret dolu yıllarımı,

Garip, mahzun hallerimi,

Bir hayat sığdı albüme.

 

Annem, bacım, kardeşlerim,

Neşeli, mesut günlerim.

Bununla gönül eğlerim,

Bir nesil sığdı albüme.

 

Amca, dayı, arkadaşlar,

Kimi ölmüş, kimi yaşar.

Hayat bunda yeni başlar,

Bir tarih sığdı albüme.

 

Unuttum hatıralarım,

Bakar hayale dalarım.

İçim burkulur ağlarım,

Nefret ederim albüme.

 

Bu bir hayat seceresi,

Yazmak Ömer’in gayesi.

Anlamazsan dersin, deli

Hazine var bu albümde.

 

Ömer ALBAYRAK

 

FATİH NAME

 

Yaratıktan yaradan’a uzanır,

Bizim gönlümüzün karasevdası.

Bu yolda ölenler bile kazanır,

Gonca güle benzer aşkın yarası.

 

Med-cezir raksında hayat denizi,

Her tufanda Nuh’un gemisindeyiz.

“Sev” diye yaratmış Yaradan bizi,

Yunus’ca bir aşkın pençesindeyiz.

 

Vuslat kılavuzu Hazret-i Kuran,

Leyle-i  Kadr-de inen mucize.

Ezelden, ebede götüren iman,

Sayesinde güldü bahtımız yüze.

 

Veda Hutbesi’nden  gelir deseni,

Bünyemize giydiğimiz libasın.

Kankardeşi bildik hakk’ı seveni,

Kalbden, kalbe gider yolu ihlâsın.

 

Bezm-i Elest’deki “AHD” e vefamız,

Şehadet imzalı ikrâr senedi.

Nefs-i Emmareyle olan kavgamız,

Kan davası gibi bitmek bilmedi.

 

Kabe’yi gönülde, kalbde taşıdık,

Kıtalara çil çil minarelerle.

Bir “müjdeyle” çağlar açıp, kapadık;

Fetih namazları kıldık Fatih’le...

 

Ömer ALBAYRAK

 

MELAL

 

Lağım çukurundan farksız kalbimi;

Tevhidin nuruyla yıkayan iman.

Seninle bulurum ancak ben-beni;

Ebedi rehberim Hazreti Kur-an!..

 

Kuduz salyasından iğrenç şehvetim,

Şeytan’ın nefsime kurduğu pusu.

İslam’ın zırhında arım, iffetim;

“El hayaül minel iman” tapusu!..

 

Bitkisel hayatta akıl hastası,

Bana benliğimi çok gören yasak.

İnsanlık hakkımın anayasası,

Hakikate teslim, hakkı savunmak...

 

Bünyemi, kurt gibi  saran cehalet;

İlimsiz alimin makam sarhoşu.

Gönlümü fetheden sevgi, muhabbet:

İstiklal Marşı’na  duyduğum huşu!..

 

Olanca çıngısı, koru bağrımda,

Hürriyet aşkıyla yanan kölenin.

Düşman boğazlarım Dumlupınar’da,

“Geçilmez” emriyle Çanakkale’nin!..

 

Hilalle süslenmiş Bayrak güzeli;

Kırk melal koynunda geçer her gecem.

Nefer gönlüm gurbet ele  düşeli,

Serhat nöbetçisi duygum düşüncem!..

 

Ömer ALBAYRAK

 

EVLADIM

 

Ya Şehit ya Gazi tanı soyunu!

Fatih’le yaşıtsın bırak oyunu!

Sakın ha kaybetme  milli duygunu:

Kaybedince yaşaman zor evladım!..

 

Örf, adet, an’ane kanunun yasan;

En kutsal varlığın bil ki bu Vatan!

Göklerdeki Bayrak nabzımdaki kan:

Demeyince yaşaman zor evladım!..

 

İnançta, amaçta tek vücut millet,

Sosyal adaletle mücehhez devlet,

Her birini namus, şeref, haysiyet:

Bilmeyince yaşaman zor evladım!..

 

İlimde , sanatta, fende  mucit ol!

Zaten mevcut değil başka çıkar yol.

“Türk-İslam harsı”nı kendine ekol;

Yapmayınca yaşaman zor evladım!..

 

Bırak sağı, solu sade Türküm de !

Laz , Kürt, Türkmen, dadaş tek bir ırkım de !

Vatan, millet, din ve devlet ülküm de!

Demeyince yaşaman zor evladım!..

 

Beyhude konuşur sanma Ömer’i,

Elbette mümkündür aklın zaferi.

Çağdaş uygarlıkta özlenen yeri;

Almayınca yaşaman zor evladım!..

 

Ömer ALBAYRAK

 

TUTSAK EMELLER

 

Tutsak emellerim bir dolunaya

Gözlerim takılıp kalmış uzaya,

Çakılmış çıkmıyor soylu umutlar

Paslı çivilerle çürük tahtaya.

 

Ferhadın şirini gözümde sıla,

Böylesi nasip mi bilmem her kula?

Deli gönül feth-i Mübin sevdalı,

Sarılmış yakamdan aşk-ı müptelâ.

 

Gülmekle çözülmez gönlümün buzu,

Basmışlar kanayan yarama tuzu,

Nice Kays’ı  Mecnun etmiş bu sevda,

İçtikçe yanarmış aşkın susuzu.

 

Çığa sevdalanır gönlümdeki kar,

Kıskanır halimi görse kutuplar,

Haykırsam duyar mı acep yâr beni,

Seni seviyorum sende gözüm var.

 

Küle döndüm hâlâ yanmak isterim,

Halimi tarife yetmez bir terim.

Esrarında yâr gizliyse ölümün,

Çarmıha gerseler sever Ömer’im.

 

Ömer ALBAYRAK

 

OSMAN BALOĞLU


1961 Kayseri doğumlu. İlk öğrenimini tamamladıktan sonra çalışma hayatına atıldı. 1979 da Kayseri akşam ortaokulundan mezun oldu. Şoför olarak pazarlamacılık yaptı. Askerlik dönüşü 1985 de bir kamu kuruluşunda memur olarak göreve başladı. 1993 yılında liseyi dışarıdan bitirdi. Aynı yıl A. Öğretim fakültesine kayıt oldu. Halen 3. Sınıfta okumaktadır. "İnsanlara ne dedim" adlı kendi şiir kitabının hazırlıklarını sürdüren şair ANASAM üyesi, Evli ve 3 çocuk babasıdır.

 

UTANIRIM

 

Kurtulur mu baş beladan?

Ne buldum ki sinemadan,

Çok sevdiğim okulumdan,

Kaçtığımdan utanırım.

 

Tüttürürken sigaramı,

Deşmeyin sakın yaramı,

Cebimden ekmek paramı,

Saçtığımdan utanırım.

 

Yolarken o çiçekleri,

Boşa giden emekleri,

Sofradaki yemekleri,

Seçtiğimden utanırım.

 

Görmez iken yarınları,

Giyerken hep karaları,

Su yerine rakıları

İçtiğimden utanırım.

 

ESKİDEN

 

Böbürlenme boşuna üstteki yaprak,

Ben de senin gibiydim güzler gelmeden,

Sen de döküleceksin saracak toprak,

Ben de senin gibiydim güzler gelmeden.

 

Kurtarabilmek seni olsa elimde,

Hep salınıp dursan büyüdüğün yerde,

Tutacak dalın yoksa kapanır perde,

Ben de senin gibiydim gözler görmeden.

 

Bir bahar, yaz yemyeşil salındın durdun,

Onca kurdu, kuşu sakındın korudun,

Bir tüfek patladı önce sen vuruldun,

Ben de senin gibiydim avcı sezmeden.

 

Tam  biterken  şiirim  baktım  düşmüşsün,

İmrenerek  bakıyordum  büzülmüşsün;

Bekle, daha  neler  geçecek  başından,

Ben de senin gibiydim nazar değmeden.

 

Engel gururun topraklara düşmene,

Duymazlar seni hiç gerek yok sövmene,

Balta vurdular büyüdüğün gövdene,

Ben de senin gibiydim hızar değmeden.

 

Osman BALOĞLU - 13.09.1998