YUNUS KARACA
-Değerli saz üstadı Yunus Karaca'ya-

Sanki Yunus'un bir misli,
Nevşehirli, Türkmen aslı.
Hoş bakışlı gül nefesli,
Sarıyor Yunus Karaca.
Beş Ocak da Ankara da,
Gözü yok ikbal, parada.
Acısı var her yarada,
Kanıyor Yunus Karaca.
Saz çalıp, türkü söylüyor
Gönlünü dostla eğliyor,
Kalbini hakka bağlıyor,
Yanıyor Yunus Karaca.
Dost meclisinde pervane,
Hak kapısında divane.
Erce geliyor meydane,
Yarıyor Yunus Karaca.
Dağlar O'na engin gelir,
Dost kadrin kıymetin bilir,
Sarraf olur altun alır,
Biliyor Yunus Karaca.
İnce dünya boş bilirsen,
Canın verir dost olursan,
Kapısı açık varırsan,
Tanıyor Yunus Karaca. 


SABİT İNCE  Ankara yolunda

 
 

 

USULDAN USULDAN

Sabah oldu gün doğuyor usuldan,
Yine efkar bastı deli gönlümü...
Bıktım usanmadım ben bu fasıldan,
Boşa harcadım da bütün ömrümü...

Her seher her sabah böyle olurum,
Donar el ayağım öyle kalırım.
Ahdim kalmaz vallahi de alırım,
Koymam kapıma da zalim ölümü...

Güneş doğdu amma geri batacak,
Hayal çarkı kimi ezip atacak..
Varı yoğu birbirine katacak,
Gene solduracak benim gülümü..

Yeni mi başladı nasıl bitecek,
Zaman suyu akıp nere gidecek?
Nasıl çevrilecek nere dönecek,
Başlayış mı sonu mu bu, önümü...

Zırvalama artık bırak kalemi,
Sen mi düşünürsün koca âlemi.
Ayırt edemezsin çürük sağlamı,
İNCE gelir elbet günün dönümü... 


5.1.1999 kayseri- Sabit İNCE

 
 
 

 


 
 
 
 
 

 

BUNDAN SONRA

Hacer-ül Esveddi kara gözlerin,
Bakmam gayrı bundan sonra sevdiğim.
Baldan tatlıyıdı nazlım sözlerin,
Duymam gayrı bundan sonra sevdiğim.

Sen vefasız çıktın bel'oldu gayrı,
Sen bir başkayıdın hepsinden ayrı.
Düğün edecektim çifte halaylı,
Yapmam gayrı bundan sonra sevdiğim.

Ceylan bakışlıydı sürmeli gözün,
Ay gibi parlardı, nur muydu yüzün.
Ne çabuk unuttun verdiğin sözün,
Sormam gayrı bundan sonra sevdiğim.

Karacaoğlan gibi coşkun çağlarım,
Bu yüreğim ataşlarla dağlarım,
Viran oldu gitti gönül bağlarım,
Bakmam gayrı bundan sonra sevdiğim.

İNCE inceldi de iplere döndü,
Aşkın ataşıyla kaynayıp yandı,
Senin için her renklere boyandı,
Yunmam gayrı bundan sonra sevdiğim.
 

15.6.1996-Kayseri/Sabit İnce
 
DEMEDİM Mİ?

Gafletle uyuma yeter,
Demedim mi dostum sana.
Sayılı günlerde biter,
Demedim mi dostum sana.

Uyuma hep uyanık ol,
Tüm varları kendinde bil.
Sevda ile açıyor gül,
Demedim mi dostum sana.

Ummanlarda yüzelim gel,
'Hu' diyerek taşıyor sel.
Bırak divane desin el,
Demedim mi dostum sana.

Ara ara kendin ara,
Koyma gelecek bahara.
İNCE bu derdine çara ,
Demedim mi dostum sana.
 

12.8.1996-Kayseri/Sabit İnce

 
 
 

 


 
 
 
 
 
 

 

DÜNYA

Bir tuzak kurmuşsun, apaçık durur
Gafiller tuzağa düşüyor dünya.
Bilmeyenler ikbal için yorulur,
Her gelen peşine düşüyor dünya.

Perdeyi kaldırsam ilân eylesem,
Gerçeğini birer birer söylesem.
Yolcuların durdurup da eğlesem,
Bir çokları dağdan aşıyor dünya.

Kimi zengin olup eğlenir durur,
Kimi "kader" diye dizine vurur.
Kanaat sahibi şükre oturur,
Bir çoğu bu hale şaşıyor dünya.

Bir yeşil yaprağa hasret edersin,
Hırslının peşinde koşar gidersin,
Akibet İNCE'yi toprak edersin,
Kimler baki kaldı, yaşıyor dünya. 


17.10.1996-Kayseri/Sabit İnce
 
HAKİMİM

Konuşak diyorsun sayın hakimim,
hangi derdi nasıl söyleyim bilmem.
beni ne sandın sen, ben bir ademim 
ne yapıp da nasıl edeyim bilmem..

Bu aşka düşeli yanar ağlarım,
Everestten yüce gönül dağlarım
nehirlerden taşkın göz pınarlarım
bu seli ben nasıl keseyim bilmem. 

Gam yükünü kervanlara yükledim,
geceleri gündüzüme ekledim.
gelir diye yâr yolların bekledim,
o güzeli nasıl söyleyim bilmem.. 

Aşkın tandırına attım kendimi,
kavurdu kül etti şu bedenimi,
İnce bir ok deldi geçti sinemi,
yara dosttan geldi nasıl söyleyim. 


Kayseri/Sabit İnce
 

 
 
 
 

 

BAYRAM GELDİ

Bayram geldi barışalım,
Sevgi için yarışalım,
Dostlar ile kavuşalım,
Bugün bayram geldi dostlar.

Zengin yoksul bir arada,
Hem denizde hem karada,
Bosna Hersek, Karabağ da,
Bayram kara geldi dostlar.

Kimi garip kimi yaşlı,
Duymuyor kulaklar paslı,
Kerem yanmış duymaz Aslı,
Bayram ateş yaktı dostlar.

Gurbette garipler ağlar,
Yaşıyor mu bilmem sağlar?
Çeçenistan yürek dağlar,
Kime bayram geldi dostlar?

Bayram gelmiş gülemiyom,
Yaşlar sel sel silemiyom,
İNCE'm yalan diyemiyom,
İşte bayram geldi dostlar.

Sabit İnce
ADAM

İşi gücü para pulda, hesapta,
Etin gramını arar kasapta.
Üzerine yoktur ince hesapta,
Küçük hesaplarla uğraşır adam.

Selamı zor verir, düşünür biraz,
Üstüne varınca kızarır kiraz,
Bir çay içecek ya, eyler cilve naz,
Bir gününü fişle geçirir adam. 

Küçük bir çıkara satar dünyayı,
Menfaati varsa gezer Konya'yı,
Bir gün gösterirler sana anyayı.
Dünyayı boşuna geçirir adam . 

İnce'yim, incecik hikaye edem,
Emelim, muradım o yare gidem.
Dostu, sevgiliyi, sevdayı nidem
Diyerek günlerin geçirir adam.
 

Kayseri/Sabit İnce

 

 


 
 
 
 
 
 
 
 
 
BAZI BAZI

Hayali gitmeyen kara gözleri,
Ürkek ceylan gibi süz bazı bazı.
Yıllar, aylar, yazı, kışı, güzleri,
Maziyi hatırla gez bazı bazı. 

Perdeyi açıpta baktığın zaman,
Sinene gülleri düz bazı bazı.
Yıllardır haber yok yeter el aman,
Birkaç satır olsun yaz bazı bazı. 

İstanbul'da sarı lale açınca,
Sevgi bahçemizde gez bazı bazı.
Beni derde koyup ele kaçınca,
Yaralı bağrımı ez bazı bazı.

İNCE'yim dünyada almadım murat,
Selam gönder yeter az bazı bazı.
Dağ delinecekse olaydım Ferhat,
Şirin sunam gölde yüz bazı bazı.

11.5.1996- SABİT İNCE





 

OLMADIM MI?

Nedir bu eziyet ettiğin cefa,
Eğilip kapında kul olmadım mı?
Anladım ki sende zerre yok vefa,
Harcanıp elinde pul olmadım mı?

Durmadım ben hep peşinde yeldirdim,
Sevgimi ben yeller ile bildirdim.
Adını hep teller ile çaldırdım,
Serilip önünde yol olmadım mı?

Gökteki yıldız da ay da aradım,
Rüzgarın sesiyle zülfün taradım,
Mutlu olmak idi senle muradım,
Coşup derelerde sel olmadım mı?

Dünyada gülmedim ahreti bilmem,
Sen cennette yoksan billahi gelmem,
Azraile bile bu canı vermem,
Sevdayın peşinde del'olmadım mı?

İnce bir sızıdır gönlümde adın,
Kavlimiz var idi, bu mu muradın.
Ben koştukça sen hep kaçıp ıradın,
Sevda türkümüzde dil olmadım mı?

31.7.l999  Kayseri SABİT İNCE