EYLEYİP GEÇTİN BENİ

Yüreğimde izin var
Çiğneyip geçtin beni
Ayağında tozum var
Görmeyip geçtin beni

Bastığın yer kurudu
Yaktın gönül evimi
Senin vefan bu muydu
Söyleyip geçtin beni

Yüce dağlar yol oldu
Dümdüz ettin bendimi
Yağmur oldu kar oldu
Düzleyip geçtin beni

Hallerim yaman oldu
Fark etmedin sen bunu
Yüreğim talan oldu
Sormayıp geçtin beni

Tatlı bir yalan oldu
Bana verdiğin sözler
Bir hayli zaman oldu
Eyleyip geçtin beni...

ABDULLAH GÜNEŞ 1994


 
SEHER YELİ

Uzayan yollarda gurbet çıkmazı
Duygularım buruk gönlümde sızı
Her telden çalıyor kaderin sazı
Esme seher yeli bağrım taş değil
Oynasam gülsem de gönlüm hoş değil
Ben miyim bu girdap içinde dönen
İçimde bir alev yanıp da sönen
O ben değilim dıştan görünen
Kader ile başım hiçte hoş değil
Esme seher yeli bağrım taş değil
Garip gönlüm bir yaralı kuş gibi
Turna katarından ayrılmış gibi
Gönül sarayında bir derviş gibi
İçim ağlasa da gözüm yaş değil
Esme seher yeli bağrım taş değil
Yine duman duman dağların başı
Kaderim topal talihim şaşı
Bir türlü yoramam gördüğüm düşü
Hayır mı şer mi hiç de boş değil
Esme seher yeli gönlüm hoş değil
Bir anda yıkıldı gönül surlarım
Dalga dalga gelir sitem efkarım
Hep yağışlı geçer yazım baharım
Bu sebepten başım hiçte hoş değil
Esme seher yeli bağrım taş değil

ABDULLAH GÜNEŞ 4.11.1991


 
 
 
 
 

 

ÖĞÜT

O masum bakışlar niyedir bilmem
İncitme güzelim taze kalbini
Ben o oyunları oynayıp geçtim
Ordan geçen ğeri dönmez güzelim

Kurumuş çeşmeden  dolar mı testi
Bizim bağımıza sam yeli esti
Çok oldu biz o yollardan geçeli
Yakalanan iflah olmaz güzelim

Sevda başta yanan ateşdir, közdür
Onun endazesi ağdalı sözdür
Gönül perdesinde çalınan sazdır
O havaya oynanılmaz güzelim

Evcilik değildir gönül oyunu
Hüsrana uğratır bir gün sonunu
Vakit varken henüz çevir yolunu
Gülün gonca her an durmaz güzelim

Çukurlar derindir boyunu aşar
Kimi düz ovada yolunu şaşar
Seven insanlar hep acıyla yaşar
Göz yaşları akar durmaz güzelim

ABDULLAH GÜNEŞ /1976

 
YOLCULUK

Çile gibi hasret gibi uzuyor
Yollar gurbet ele doğru düşünce
Kimisini sevda gibi üzüyor
Yüce yüce dağ başların aşınca

Kimi umudunu yola sarıyor
Kimi gönül hasretiyle yanıyor
Kimisi yolları bitmez sanıyor
Yol uzayıp dağ başların aşınca

Kimi ayrılıkla yanar gönüller
Kimi kavuşmayı özlemle bekler
Yol boyları duyguları törpüler
Umutları kanatlanıp uçunca

Ayrılık sevinçle yıkıştığın da
Ellerin ellerle tutuştuğun da
Sarılıp ayrılıp öpüştüğünde
Bir yel estirir ki kişi başında.

Gözlerde pırıltı gönülde heycan
Anlarsın bakınca o duygulardan
Üzüntülerle karışır her yan
Kolların açılıp kavuştuğun da...

ABDULLAH GÜNEŞ 1982

 

 
 
 
 

 

METHİYE

Hüzünlü gözlerinde siyah sürmeler
Çevrelemiş etrafını haleler
Her bakışın yürekleri örseler
Kim sararsa kollarına yar diye
Hazır olsun o cennete girmeye

Mahsunluğun güzelliğin artırmış
Zülüfünü iki yana yatırmış
Tanrı seni boş gününde bitirmiş
Kim sararsa kollarında yar diye
Hazır olsun o cennete girmeye

Sevap derler güzellere bakmaya
Güzel saranları ateş yakmaya
Kötüler sararsa seni onmaya
Kim sararsa kollarında yar diye
Hazır olsun o cennete girmeye...

ABDULLAH GÜNEŞ 1997


EL GİBİ

Tutuştu şu bağrım yandı har gibi
Bir damlaya hasret susuz çöl gibi
Mihneti sinemde yaralar açtı
Savruldu küllerim esen yel gibi

Gücüm yetmez menziline ermeye
Can dayanmaz gözündeki  sürmeye
Gönül mecnun oldu çekmez sineye
Gözüm yaşı durmaz akar sel gibi

Dayanılmaz işvesine nazına
Dil vuramam gıybetine yüzüne
Söz geçmiyor neyleyim ki gönlüme
O da bana taşlar vurur el gibi.

ABDULLAH GÜNEŞ 1999




 


 
 
 
 
 
KARA TREN 

Doldurmuş içine giden geleni
Kimi ağlayanı kimi güleni
Hasret kavuşturan şimendiferi
Su gibi yolları içip gidiyor

Hasreti vuslata çevirir gibi
Aşılmaz dağları devirir gibi
Susuz ovalara su gelir gibi
Kıvrıla kıvrıla akıp gidiyor

Bekleyeni var istasyon garda
Tüneller köprüler geçer ard arda
Düdüğünün sesi uzar uzarda
Neşeyi hüzüne katıp gidiyor

Nice pınarlardan ormandan geçer
Duygular yükleyip sevinçler eker
Düzülmüş vağonlar katarlar çeker
Ateşi dumanı saçıp gidiyor.

Rayların üstünde demirden evler
Bir biri ardına gidip gelirler
Beni büyüleyen kara tirenler
Yufka yüreğimi alıp gidiyor

ABDULLAH GÜNEŞ 1999

 

DEYİLİM

Öze iner sancılarım
Katmerlenir acılarım
Görünürde hep dışarım
Et kemikle kan deyilim
Yolcuyum ben han deyilim
Bir deyilim bin deyilim
Bu bedende ben deyilim
Ne ilkim ne son deyilim
Kervan geçer devran geçer
Yolcuyum ben han deyilim
Kah yaşarım umutlarda
Kah gezerim tabutlarda
Gönlüm bir deli sevdada
Ömür böyle gelir geçer
Yolcuyum ben han deyilim
Kendi malımı satarım
Zararı kar'a katarım
Yokuşa vardı yollarım
Gelenler hep geçer gider
Yolcuyum ben han deyilim
Abdullah kendin haline
Sabır doladı diline
Yazıyor hep defterine
Özümden güman deyilim
Yolcuyum ben han deyilim

ABDULLAH GÜNEŞ 1997

 

 
 
 
 
 
İNSAF EYLE

Açma kömür gözlüm açma yaramı
İnsaf eyle taş vuracak sıra mı
Ben başıma bağlamışım karamı
Ne haldeyim ara bir kez sor beni

Seni sevdim diye dert buldu başım
Hiç belirsiz oldu baharım kışım
Dışarım serindir yanıyor içim
Ne olursun kınamasın el beni

Kar yağıyor Ağustos da başıma
Hiç varmıyor elim kolum işime
Kader kuzgun olup düştü peşime
Gel de ellerinden çabuk al beni

ABDULLAH GÜNEŞ 1996