|
EYLEYİP
GEÇTİN BENİ
Yüreğimde izin var
Çiğneyip geçtin beni
Ayağında tozum var
Görmeyip geçtin beni
Bastığın yer kurudu
Yaktın gönül evimi
Senin vefan bu muydu
Söyleyip geçtin beni
Yüce dağlar yol oldu
Dümdüz ettin bendimi
Yağmur oldu kar oldu
Düzleyip geçtin beni
Hallerim yaman oldu
Fark etmedin sen bunu
Yüreğim talan oldu
Sormayıp geçtin beni
Tatlı bir yalan oldu
Bana verdiğin sözler
Bir hayli zaman oldu
Eyleyip geçtin beni...
|
|
SEHER
YELİ
Uzayan yollarda gurbet çıkmazı
Duygularım buruk gönlümde sızı
Her telden çalıyor kaderin sazı
Esme seher yeli bağrım taş değil
Oynasam gülsem de gönlüm hoş
değil
Ben miyim bu girdap içinde dönen
İçimde bir alev yanıp da sönen
O ben değilim dıştan görünen
Kader ile başım hiçte hoş değil
Esme seher yeli bağrım taş değil
Garip gönlüm bir yaralı kuş gibi
Turna katarından ayrılmış gibi
Gönül sarayında bir derviş gibi
İçim ağlasa da gözüm yaş değil
Esme seher yeli bağrım taş değil
Yine duman duman dağların başı
Kaderim topal talihim şaşı
Bir türlü yoramam gördüğüm düşü
Hayır mı şer mi hiç de boş değil
Esme seher yeli gönlüm hoş değil
Bir anda yıkıldı gönül surlarım
Dalga dalga gelir sitem efkarım
Hep yağışlı geçer yazım baharım
Bu sebepten başım hiçte hoş değil
Esme seher yeli bağrım taş değil
|
|
ÖĞÜT
O masum bakışlar niyedir bilmem
İncitme güzelim taze kalbini
Ben o oyunları oynayıp geçtim
Ordan geçen ğeri dönmez güzelim
Kurumuş çeşmeden dolar mı
testi
Bizim bağımıza sam yeli esti
Çok oldu biz o yollardan geçeli
Yakalanan iflah olmaz güzelim
Sevda başta yanan ateşdir, közdür
Onun endazesi ağdalı sözdür
Gönül perdesinde çalınan sazdır
O havaya oynanılmaz güzelim
Evcilik değildir gönül oyunu
Hüsrana uğratır bir gün sonunu
Vakit varken henüz çevir yolunu
Gülün gonca her an durmaz güzelim
Çukurlar derindir boyunu aşar
Kimi düz ovada yolunu şaşar
Seven insanlar hep acıyla yaşar
Göz yaşları akar durmaz güzelim
|
|
YOLCULUK
Çile gibi hasret gibi uzuyor
Yollar gurbet ele doğru düşünce
Kimisini sevda gibi üzüyor
Yüce yüce dağ başların aşınca
Kimi umudunu yola sarıyor
Kimi gönül hasretiyle yanıyor
Kimisi yolları bitmez sanıyor
Yol uzayıp dağ başların aşınca
Kimi ayrılıkla yanar gönüller
Kimi kavuşmayı özlemle bekler
Yol boyları duyguları törpüler
Umutları kanatlanıp uçunca
Ayrılık sevinçle yıkıştığın da
Ellerin ellerle tutuştuğun da
Sarılıp ayrılıp öpüştüğünde
Bir yel estirir ki kişi başında.
Gözlerde pırıltı gönülde heycan
Anlarsın bakınca o duygulardan
Üzüntülerle karışır her yan
Kolların açılıp kavuştuğun da...
|
|
METHİYE
Hüzünlü gözlerinde siyah sürmeler
Çevrelemiş etrafını haleler
Her bakışın yürekleri örseler
Kim sararsa kollarına yar diye
Hazır olsun o cennete girmeye
Mahsunluğun güzelliğin artırmış
Zülüfünü iki yana yatırmış
Tanrı seni boş gününde bitirmiş
Kim sararsa kollarında yar diye
Hazır olsun o cennete girmeye
Sevap derler güzellere bakmaya
Güzel saranları ateş yakmaya
Kötüler sararsa seni onmaya
Kim sararsa kollarında yar diye
Hazır olsun o cennete girmeye...
|
|
EL
GİBİ
Tutuştu şu bağrım yandı har gibi
Bir damlaya hasret susuz çöl
gibi
Mihneti sinemde yaralar açtı
Savruldu küllerim esen yel gibi
Gücüm yetmez menziline ermeye
Can dayanmaz gözündeki
sürmeye
Gönül mecnun oldu çekmez sineye
Gözüm yaşı durmaz akar sel gibi
Dayanılmaz işvesine nazına
Dil vuramam gıybetine yüzüne
Söz geçmiyor neyleyim ki gönlüme
O da bana taşlar vurur el gibi.
|
|
KARA
TREN
Doldurmuş içine giden geleni
Kimi ağlayanı kimi güleni
Hasret kavuşturan şimendiferi
Su gibi yolları içip gidiyor
Hasreti vuslata çevirir gibi
Aşılmaz dağları devirir gibi
Susuz ovalara su gelir gibi
Kıvrıla kıvrıla akıp gidiyor
Bekleyeni var istasyon garda
Tüneller köprüler geçer ard arda
Düdüğünün sesi uzar uzarda
Neşeyi hüzüne katıp gidiyor
Nice pınarlardan ormandan geçer
Duygular yükleyip sevinçler eker
Düzülmüş vağonlar katarlar çeker
Ateşi dumanı saçıp gidiyor.
Rayların üstünde demirden evler
Bir biri ardına gidip gelirler
Beni büyüleyen kara tirenler
Yufka yüreğimi alıp gidiyor
|
|
DEYİLİM
Öze iner sancılarım
Katmerlenir acılarım
Görünürde hep dışarım
Et kemikle kan deyilim
Yolcuyum ben han deyilim
Bir deyilim bin deyilim
Bu bedende ben deyilim
Ne ilkim ne son deyilim
Kervan geçer devran geçer
Yolcuyum ben han deyilim
Kah yaşarım umutlarda
Kah gezerim tabutlarda
Gönlüm bir deli sevdada
Ömür böyle gelir geçer
Yolcuyum ben han deyilim
Kendi malımı satarım
Zararı kar'a katarım
Yokuşa vardı yollarım
Gelenler hep geçer gider
Yolcuyum ben han deyilim
Abdullah kendin haline
Sabır doladı diline
Yazıyor hep defterine
Özümden güman deyilim
Yolcuyum ben han deyilim
|