|
UTANIRIM
Kurtulur mu baş beladan?
Ne buldum ki sinemadan,
Çok sevdiğim okulumdan,
Kaçtığımdan utanırım.
Tüttürürken sigaramı,
Deşmeyin sakın yaramı,
Cebimden ekmek paramı,
Saçtığımdan utanırım.
Yolarken o çiçekleri,
Boşa giden emekleri,
Sofradaki yemekleri,
Seçtiğimden utanırım.
Görmez iken yarınları,
Giyerken hep karaları,
Su yerine rakıları
İçtiğimden utanırım.
|
|
ESKİDEN
Böbürlenme boşuna üstteki yaprak,
Ben de senin gibiydim güzler
gelmeden,
Sen de döküleceksin saracak toprak,
Ben de senin gibiydim güzler
gelmeden.
Kurtarabilmek seni olsa elimde,
Hep salınıp dursan büyüdüğün
yerde,
Tutacak dalın yoksa kapanır perde,
Ben de senin gibiydim gözler
görmeden.
Bir bahar, yaz yemyeşil salındın
durdun,
Onca kurdu, kuşu sakındın korudun,
Bir tüfek patladı önce sen vuruldun,
Ben de senin gibiydim avcı sezmeden.
Tam biterken şiirim
baktım düşmüşsün,
İmrenerek bakıyordum
büzülmüşsün;
Bekle, daha neler
geçecek başından,
Ben de senin gibiydim nazar değmeden.
Engel gururun topraklara düşmene,
Duymazlar seni hiç gerek yok
sövmene,
Balta vurdular büyüdüğün gövdene,
Ben de senin gibiydim hızar değmeden.
Osman BALOĞLU 13.09.1998
|
|
OLMADIKÇA
Emsalsiz
bir elmas olsan,
Zırh çelikten
olsa yuvan,
Bakılmayla
sevilir mi?
Sen ellerde
olmadıkça.
Mum Petekte
ballar olsan,
Arından
arınsa kovan,
Düşünmeyle
doyulur mu?
Seni dilde
tatmadıkça.
Ab-ı hayat
sular olsan,
Sessizce
gönlüme dolsan,
Hayali
serinletir mi?
Sen dudakta
olmadıkça.
Dere ağzında
kar olsan,
Erisen
gelsen yar olsan,
Durduk
yere sevilir mi?
Sen gönülde
olmadıkça.
Hiç birisi
olamazsın,
Aşkı oyuncak
sanırsın,
Bir kuru
taş sevilir mi?
Taş kabe
de olmadıkça.
Osman BALOĞLU
|
|
GİZ
OLDUN
Sevdiğime inanmadın buruştun,
Bal gibiydi hayat buna alıştın,
Sevgim fazla gelmiş demek kırıştın,
Ekşi oldun, tatlı oldun, tuz
oldun.
Aşkından alev alırken baktın mı?
Sever nasıl olsa deyip yaktın
mı?
Yalandan sevip başıma kaktın
mı?
Barut oldun, ateş oldun, köz
oldun.
Sevgiyle bağrına basmamış mıydın?
Bekletirken beni asmamış mıydın?
Gülüm derken sana küsmemiş miydin?
Sıcak oldun, soğuk oldun, buz
oldun.
Tertemiz aşkı sevgiyi tatmadım,
Benimle mezara girer muradım,
Nerden sevdim seni inan bunaldım,
Çamur oldun, toprak oldun, toz
oldun.
Her türlü duyguyu tattırdın bana,
Sanma ki yaşadım attım yabana,
Sevdiysen de bildirmedin Osman’a,
Yakın oldun, uzak oldun, GİZ
OLDUN.
Osman BALOĞLU
|
|
KÖPRÜDEKİ
ADAM
Lanetler olsun seni tanıdığım
güne,
Senin yüzünden dağıldık gittik
bir güme,
Duysan senin de aklın ermez kördüğüme,
İşin bitmedi daha köprüdeki adam.
Kime sorsam söyledi marifetlerini,
Rezil rüsva olup yitirdiğin dengeni,
Çok genişmiş anlattılar senin
mideni,
Birazcık dar bu yolun köprüdeki
adam.
Duramadın memlekette her yeri
gezdin,
Liseli talebe gibi mektuplar
yazdın,
Kör lokmaydı karşındaki nasıl
da sezdin,
Gözüm hep üstündedir köprüdeki
adam.
Kaba hesabını denk getirdin sayıya,
Biraz daha uğraş, çok az kaldı
kıyıya,
Ulaşana kadar dayı dersin ayıya,
İşin bitene kadar köprüdeki adam.
Anlayabilirsen bu düzeni Kur-an’ı
Akbabalar gibi dağıtmazsan yuvanı,
Belirlidir süren geçersen imtihanı,
Tutarım da elinden köprüdeki
adam.
Osman BALOĞLU
|
|
ERCİYES
İç Anadolu’nun bağrında
Havan temiz semalarında,
Bir bereket topraklarında,
Üstünde nur vardı
Erciyes
Suyundan mı yoksa havan
mı ?
Terk etmedik seni
yalan mı?
Ağustos ta kurultayın mı
?
Beni aşkın sardı
Erciyes.
Yaşantımız eteklerinde
Süt donduran ve Tekirinde
Her gün varmayı isterimde,
Yollarında dardı
Erciyes.
Görünür Nevşehir, Niğde
den
Ne bilsin uzaktan
seyreden
Senin gölgende serinleyen,
Bilir misin yardı
Erciyes.
Yaz ayında ayaz
kestin de,
Güneyinden rüzgar
estin de,
Allah yazdırmıştın
üstünde.
Nakışında kardı
Erciyes.
Osman BALOĞLU
|
|
AVRUPALI
Helsinki köşenin başı,
Anadolu’m elmas taşı,
Gör şimdi Yunan gardaşı,
Artık olduk Avrupalı.
Sıkı durun geliyoruz,
Hep olumlu bekliyoruz,
Enfilasyon da durmalı,
Artık olduk Avrupalı.
Götür yine hayalici,
Naylon faturan çok cici,
İhracat mı, ithalat mı,
Artık olduk Avrupalı.
Unutulmuştu Liramız,
Pula dönmüştü paramız.
Kapanacak mı yaramız,
Artık olduk Avrupalı.
Şehidim titrer mezarda,
Gezsin Apo sokaklarda,
Hepten götürsünler malı,
Artık olduk Avrupalı.
Osman BALOĞLU
|
|
MAYIS
BÖCEKLERİ
Memleket sizin gibilerden
ne bekler ?
Kimsiniz kapalı yüzünüz
köçekler,
Defolun gidinde kurtulsun
çiçekler
Mayıs geldikçe çıkarsınız
böcekler.
Saldırırsınız vitrinlere
camlara,
Haksızsınız başınız
düşünce dara,
Hemen kaçarsınız
ara sokaklara,
Sahi neden çıkarsınız
meydanlara?
İstemeyiz bozmayın
huzurumuzu,
Sevmiyorsanız terk edin yurdumuzu,
Gereği yok aramayın hakkımızı,
Kulu değil Allah versin belanızı.
Biz de işçiyiz, biz de emekçi
dedik,
Babamız da memurdu bu güne geldik,
Aç kalmadık bizler soğan ekmek
yedik,
Sizlere Mayıs, Mayıs böceği dedik.
Osman BALOĞLU 02.05.1998
|
|
İYİ
GÜN DOSTLARIM
Siz, benim gibi inlemediniz,
İzah edeyim dinlemediniz.
İnatçıydınız değişmediniz,
Dersiniz hepbana, bencildiniz.
Kendi kendinize yetmezdiniz,
Duramadı yıkıldı bendiniz,
Ben takdir görürken, siz ben
diniz,
Ben hep siz oldum, siz de kendiniz.
Gemim yüzerken beraberdiniz,
Batıp yosun tutarken bendeniz,
Kabaran sular dalgalı deniz,
İşte onlardan biri sizdiniz.
İstemem gelmesin desteğiniz,
Dolanır boynuma kösteğiniz,
İlle de yardım edecekseniz,
Sizden büyük olmasın gölgeniz.
Osman BALOĞLU
|
|
VELHASILI
Kavga gürültü ve nizah,
Edemeyiz neden izah,
Biraz hoş söz biraz mizah,
Yapamadık, yapamadık.
Emmim, dayım vekil olsa,
Bizlere de biraz parsa,
Yol kenarından bir arsa,
Kapamadık, kapamadık.
Memur olduk rızık T.E.K.’den,
Diz eskidi sürünmekten,
Doğduk diye memleketten,
Kopamadık, kopamadık.
Ceket delik sırt Kutup’ta,
Gözümüz açık olup ta,
Tüylüce bir kaz bulup ta,
Yolamadık, yolamadık.
Para yok surat asılı,
Cüzdanın senet basılı,
Bana bir dost velhasıl'ı,
Bulamadık, bulamadık.
Osman BALOĞLU Haziran
1999
|