|
ANNELER
İÇİN
-Anneler gününde-
Yıldızlardan bir demet buket yerine
Dünyayı bağışlasam bir taç yerine
Ay'la güneşi versem de ellerine
Anne hakkı ödenmez saygı olmadan
Yemeyip yediren,giymeyip giydirensin
Acılarımıza kol kanat gerensin
İki cihanda varsın bir dileğimsin
Cennetine girilmez iznin olmadan.
Sen güldüğünde aydınlanır dünyamız
Sevginle coşarız,hüznünle ağlarız
Sevgilerden birine gönül bağlarız
Sevdaların bilinmez sevgin olmadan
Mehmet KÜÇÜK, Nevşehir 1990
|
|
SEVDA
BAHÇEMDE AÇILAN SEVGİ ÇİÇEĞİM
-Sevgililer gününde-
Sevdikçe sevdasına doyulmayan
sevdiğim
Susadıkça içtiğim kanılmayan
sevdiğim
Ölünceye kadar tahtımın sultanısın
Sevda bahçemde açılan sevgi çiçeğim.
Gündüzüm seninle,gecelerim seninle
Tüm engelleri aşar giderim sevginle
Seninle çarpan kalbimin sesini
dinle
Gönül bahçemde açılan gönül çiçeğim.
Seven kalbimiz keder nedir bilmesin
Gece aydınlığım,gündüz ipek böceğim
Yuvamın bekçisi gönlümün neşesisin
Güz bahçemde açılan son çiçeğim
benim.
Mehmet KÜÇÜK, Kayseri 1995
|
|
KAYSERİ
Akılla ilim bir olmuş sanatında
Türbeler, kümbetler şehri Kayseri'nin.
Süleymaniye'yi Erciyes'ten
almış
Memleket mimarı Sinan Kayseri'nin.
Erciyes'e inat dikmiş bedesteni
Koca Selçuklu Sultanı Alaeddin.
Hat sanatında kıvrılmış inceliği
Halıları nakış nakış Kayseri'nin.
Kendimi bildim bileli imanımı
Hala sesleniyor Seyyid Burhaneddin.
Cumaları,bayramları,akşamları...
Coşar minareler, dolar camilerin.
Aşık olup sevdalaşmış yıllar yılı
Adınla özdeştir canlı ticaretin.
Ne gözü açıklar var Türkiye'mizde
Yalnızca adı çıkmış Kayseri'nin.
Kadınları kek'ten,erkekleri çek'ten
Hırsından ölüp gidecek Kayseri'nin.
Meşhur bir mantısı var birde çemeni
Pastırma sucuk diyarı Kayseri'nin.
Mehmet KÜÇÜK, Kayseri 1990
|
|
BİR
PINAR Kİ
Pınarım, pınarlar gibi çağlardın
Gönüllerden gönüllere akardın
Susayan yolcular senden içerdi
Kaynağı sendeydi tüm pınarların...
Senide kattılar köpüklerine
Döktüler deryalara denizlere
Alıp götürdüler seni faniler
Dalga dalga ummanlara karıştın...
Tadı yok artık sensiz sevgilerin
Kayboldu gamzelerin gülücüklerin
Bir gül fidanıydın bu bahçelerde
Suları çekildi sevda çeşmelerinin...
Hayal mi,gerçek mi nedir sandığım?
Can evimden vurdun beni yaraladın
Meğer rüya imiş yaşadıklarım
Beni tatlı rüyadan uyandırın.
Mehmet KÜÇÜK, Kayseri 1990
|
|
MEMLEKET
SEVGİSİ
Bu gençler ki,
Ümit dolu yarının büyükleri
İstikbalde büyük hamleler yapar
Bu gençler ki geleceğin sembolleri
İstiklal için can atar, can katar.
Öyle bir millet ki,
Her bir parçası cennet şirini
Kokuyor bir gül gibi yaprak yaprak
Bir memleket ki üzerinde sahibini
Yaşatıyor, yaşatacak bu toprak.
Bir millet ki,
Yüksek minarelerinden ezanlar
Okundu yıllar yılı kalbimize
Aşkla imanla mucize destanlar
Getirip yazdırdı tarihimize.
Bu bayrak,
Dalgalandı bütün burçlarda
Şan şeref verdi kanıyla rengiyle
Dalgalanır göğsümüz kabarır da
"Ne mutlu türküm diyene"
Mehmet KÜÇÜK, KAYSERİ
1980
|
|
YALVARIŞ
Seninle olmak gibi,kalbimdir
Dokunduğum her şeyde sen varsın
Her nimetim de senin sevgindir
Kokladıkca,güllerim solmasın
Allahım
Sensin bana sevmeyi öğreten
Ümidim sevmek,sensiz olmasın
Açtırdığın güllerdir titreten
Hazan yaprağı gibi solmasın Allahım
Güzelliği seyrettik özünden
Sevgi verdin sevgisiz yüzünden
Kadehler dolu gönül suyundan
Susuz çeşmelerinden dolmasın
Allahım
Mehmet KÜÇÜK, Avanos 1983
|
|
SENİNLE
ARZUM
Seninle dolaşmak kızıl akşamlarda
Seninle yok etmektir kor alevlerimi
Sır dolu gözlerinde bilmecelerimi
Ve seninle sonsuzlaşmak karanlıklarda...
Yaşamak, en iyisi arzularımızın
Uykusuz gecelerimde masal anlatmak.
Keder ve sevinçleri beraber paylaşmak
Sefil yaşadığımız o kötü günlerin.
Yuvamızda mutluluk parolamız olsun,
Neşe dolu günler, gecelerimiz
olsun.
Alnımızdaki hatlar nakışımız
olsun
O en güzel, en eşsiz gülüşlerimizin.
Mehmet KÜÇÜK,Ankara 1978
|
|
CUMHURİYET
ve ATATÜRK
Her yıl yirmi dokuz ekimlerde
Seni anıp, seni yaşıyorum
Çarşılarda, pazarlarda
Gönlümce gülüyor, ağlıyorum.
Sen yükseldiğin bunca yıllarda
Ben yaşadığım onca yıllarda
Sen gürbüz çocuklarınla doldun
İleri gittiler uygarlıkta.
Artık gök yüzü bulut yerine
Başka başka görüyor gözlerim
Duman kaplı ekmeğim ondan
Şimdi demir dövüyor ellerim.
Samsundan bir güneş gibi doğduk
O fikrin ışığında kurtulduk
Dağlara, denizlere kıyasla
Ona dev gibi anıtlar kurduk.
O ruhta bükülmez bir çelik var
Fidan filizlenip dallanıyor
Orda kartal güvercin beraber
O ruh yine seninle yatıyor.
Eğer bir hükmetseydim zamana
çocukluğumu senden alırdım
Tarihe sor cevap versin sana
Burda Millet olarak yaşadım
Mehmet KÜÇÜK, Kayseri 1995
|
|
GÖZLERİNDE
KAYBOLSAM
Ateşler içinde bir kızıl lale
Kor olmuş dudaklar sanki meşale
Gönülden gönüle akan şelale
Sevdalanmış beni yakar gibisin
Sarılıp koklasam bir gül yerine
Sevdanda gezinsem bir çöl yerine
Baygın hülyalara dalar gibisin
Gözlerinde kaybolsam göl yerine
Mehmet KÜÇÜK, Kayseri 1995
|
|
VEFASIZ
AŞK
Başka sallanıyor artık saçların
O güzel yüzünden eser kalmamış
Bir manasız olmuş ki bakışların
Vefasız aşkından eser kalmamış.
Büyük aşkımızın sonu bir hazin
Yıllar çabuk geçti, ayrılık zalim
Bende ne sen kaldın, ne
de hayalin
Vefasız aşkımız meğer yalanmış.
Mehmet KÜÇÜK, Kayseri 1995
|
|
ANI
Senden kalanlar ne var ki şimdi
Anılarımda kalanlar olmuş
Yaz bahçeleri çiçeklerdendi
Eskisi solmuş, yenisi solmuş.
Kuşlar gibi uçmak hevesinde
rüya cenneti mutluluğumuz
Hani ya o güz bahçelerinde
Yaslandığın ağaçlar kurumuş.
Gönül ufkunda hayaller vardı
Bir sarhoşluktu yaşadığımız
Dağ pınarları ceylan bakardı
Su içtiğin çeşmeler kurumuş.
Mehmet KÜÇÜK, Kayseri 1973
|
|
|