DÜŞTE GÖR

Düşenin dostu olmazmış
Düşüver de yılanı gör.
İçimde yara kalmazmış,
Açıver de yaramı gör.

Ben onu dostum sanmıştım,
Zehiri bana içirdi.
Kumaştır diye almıştım
Yedi de içim bitirdi.

Haddadî sınav geçer mi?
Ömrümü dersle geçirdi.
Bu acı günler biter mi?
Hep bana zehir içirdi.
 
 
 
 
 
 
 

ÇAĞLARIM

Durgun su gibi çağlarım,
Hakikatı gördüm doydum.
Piştim içimden yanarım,
Kabuğu tenime soydum.

Dergahına girdim bildim,
Gizlice yaramı sardım.
Gece gündüz hep yalvardım,
Ben kendi bağrımı oydum.

Hak yolunu birce bildim,
Kuzgunlara leşi verdim.
Aşkın şerbetini gördüm,
Kadehime dolu koydum.

Haddadî deliye döndüm,
Göz yaşımla dolu bend'im
Allah'ın aşkıyla yandım,
Başımı bu yola koydum.

21.9.1986 Aşık Haddadî
















 

BİZİM

Hazreti Muhammed, İmamı Ali
Onlarla birliktir özümüz bizim.
Hasan, Hüyesine kurban olurum
Hak, hakikat yolu yolumuz bizim.

Zeynel Abidini Hak imam bildim,
Evvela Resule göz, gönül verdim.
Dergahına şükür yüzümü sürdüm,
Sünneti Rahmandır yüzümüz bizim.

Muhammed haktır, Cafer-i Sadık
Musa Kazım ile cepheye vardık.
Düştük de yolunda sarardık solduk,
Üçümüz, yedimiz, kırkımız bizim.

Gelince hatıra İmam-ı Rıza
Çevirdim yüzümü Hakka niyaza.
Bir tekme savurdum kürre-i Arza
Tüm cihana yeter gücümüz bizim.
 
 
 

Erenler Serdarı Bektaş-ı Veli
Uyandır ondaki Naki Asker-i
Açmayın bu sırrı eskiden beri,
İmam-ı Mehdidir sırrımız bizim.

Hasbahçe içinde gülü neyleyim,
Oniki imamdan başka yolu neyleyim.
Hakka varamıyan yolu nideyim.
Muhammed'e çıkar yolumuz bizim.

Hazreti Ali'yi şehit ettiler,
Hüseyin'i alıp yere attılar,
Hasan'ın aşına zehir kattılar,
Yezit kavmi büktü belimiz bizim.

Aşık Haddadî yok sözünde yalan,
Muhammedden sonra olmadı gelen,
On iki imamın dedesi olan,
Hazreti Muhammed ulumuz bizim.

24.5,1991  AŞIK HADDADî

















 

SÖZÜM KALMADI

Yuvası dağılmış kuşlara döndüm,
Çırpına çırpına tüyüm kalmadı.
Ateşler içinde yandıkça yandım,
Kullara diyecek sözüm kalmadı.

Kanadı kırılmış turnaya döndüm,
Parçalandı yürek kan nara döndüm.
Yıkıldı hanlarım deliye döndüm.
Dünyada dostlara yüzüm kalmadı.

Saçıldı liralar ocaklar söndü,
Pazara sürecek malım kalmadı.
Aslan değil aslan, çakallar sindi,
Çürüdü dallarım, özüm kalmadı.

Garipler ezilmiş hali kalmamış,
Aklını yitirmiş del'lere döndü.
Yokluktan bükülmüş beli eğilmiş,
Gözümün feri yok, gözüm kalmadı.

Randevu verirler doktor bulunmaz,
Söküldü dişlerim azım kalmadı.
Haddadî  kolunda derman bulunmaz,
Karardı gündüzler, farım kalmadı.

11.9.1999 AŞIK HADDADî










 

ASRIN DÜĞÜNÜ

Bataklık yuvası hançer yarası,
İslamın sancısı asrın düğünü.
Gönüller yıkılmış yüzün karası,
Büküldü belimiz hasmın düğünü.

Ahlak, töre bitti yüzler güler mi
Bozulan yuvalar kuşlar teller mi
Akan göz yaşları gelen seller mi,
Kapanan kalplerin, pasın düğünü.

Gidişat azgınlık bela getirir,
Birazcık iman var onu bitirir.
Cahiller çoğaldı zehir yedirir,
İblisin işidir, onun düğünü.

Çalanlar neşeli göbek havası,
Okunmaz ayetler, kimin davâsı,
Ayrıldık kur'andan zulüm yuvası,
Avrupa'dan ithal bunun düğünü.

Karanlığa battık törem yürümez,
Güneş yakıcıdır, nefes erimez.
Aşık Haddadi'yem çilem ferimez,
Medeni dünyanın danslı düğünü.

12.9.1999 AŞIK HADDADî










 

BİR MİLLET YAŞIYORSA

Ayakta kaldıysa orda şair var,
Şairsiz  milletten gelmez bir hayır.
Haykırsa dünyaya ona gelir dar,
Şairsiz milletten gelmez bir hayır. 

Kükrerse dağları deler eridir,
Hidayet gelirse ölü dirildir.
Dökülür günahlar elin kiridir,
Şairsiz milletten gelmez bir hayır.

Sustukça yürekler, kalpler paslanır
Bulursa dengini varıp yaslanır.
Kırılır kolları durmaz hırslanır,
Şairsiz milletten gelmez bir hayır.

Dökülür dudaktan tatlı kelamlar,
Sıkıştıkça yazar çatlar kalemler,
Alemlerin rabbi şükür selamlar,
Şairsiz milletten gelmez bir hayır.

Onsuz hiçbir varlık yerden kıpramaz,
Yerinden oynayıp hemde  zıplamaz,
Aşık Haddadi'yem gözüm kıpramaz,
Şairsiz milletten gelmez bir hayır.

29.9.1999 AŞIK HADDADî

 


 
 
 

ANNENİN FERYADI

Kanayan yaralar sızı tutmaz mı,
Doktorlar derdine çare katmaz mı,
Bir lokma ekmekte alıp yutmaz mı,
Ecelin başında derman bulunmaz.

Gelmiş hemşireler sarmış dört yanı,
Bulamadım dostlar aradım kanı.
Bekledim günlerin gelmiş o anı,
Dökülür kanları saran bulunmaz.

Hastane kapısı dolup taşıyor,
Daha nabzı atar kuzum yaşıyor,
Elleri oynuyor başın kaşıyor,
Saçılmış saçları ören bulunmaz.

Aşık Haddadi de ağıt yakıyor,
Oturmuş ellerde bize bakıyor,
Durmuyor kanı da yavrum sıkıyor,
Dostları ağlıyor gören bulunmaz.

7.8.1999 AŞIK HADDADî










 


 
 
 

APO ASILMALI

Adalet yerini artık bulmalı,
Şehitler mezarda rahat yatmalı,
Şu hınzır kefinsiz yere kalmalı,
Şehitler mezarda rahat yatmalı,

Ciğeri yanmayan bunu bilir mi
Evlat acısını gören olur mu.
Ağlayan gözler de yaşsız kalır mı,
Şehitler mezarda rahat yatmalı.

Doktoru yanında, sağlık yerinde,
Yatıyor evlatlar, toprak derinde
İstirahat eder hain serinde,
Şehitler mezarda rahat yatmalı.

Zamanlar gecikti boşa duruyor,
Ne zaman asılır millet soruyor,
Islak toprakların kanı kuruyor,
Şehitler mezarda rahat yatmalı.

Bilmem ki katili kimler koruyor,
Rahatça beslenip, yatıp uyuyor,
Şehitlerin kanı yerde duruyor,
Şehitler mezarda rahat yatmalı.

Bunca zaman nerde insan hakları,
Otuzbin şehidin yok mu hakları?
Haddadi kimlere attın okları,
Şehitler mezarda rahat yatmalı.

13.10.1999 AŞIK HADDADî


 





 


 
 
 

BOZULDU

Musmul etlerimiz mundar ettiler,
İthal etle pastırmalar bozuldu.
Et, katır demeden yapıp sattılar,
İthal etle pastırmalar bozuldu.

Kesimler başlasın düzelsin etler,
Sağlığı koruyun yenmesin itler,
Devlet kasasına yapışmış bitler,
İthal etle pastırmalar bozuldu.

Marifet dediler domuz kesmeli,
Dar'ağcına çekip tek tek asmalı,
Dürüstleri ayırıp da seçmeli,
İthal etle pastırmalar bozuldu.

İt maması diye ithal ettiler,
Kavurma edip utanmadan sattılar,
Mümin kardeşlere azık yaptılar,
İthal etle pastırmalar bozuldu.

Aşık Haddadi'yem gözümle gördüm,
Sucukları düğüm düğüm ben ördüm,
Şu güzel ülkeme satıp da sürdüm,
İthal etle pastırmalar bozuldu.

24.9.1993 AŞIK HADDADî