O mahmur bakışın sinemi deldi. Bırak ağlamayı gül kara gözlüm. Firakınla gönlüm biharab oldu, Bitir şu hasreti dön kara gözlüm.
Güller hazar oldu yeşil bahçemde, Bu divane gönlüm yine matemde. Tüm dertlerim biter gelsen şu
demde, N'olur anla beni dön kara gözlüm.
Bu garip huzuru sende bulurdu, Gülüşünle dünya onun olurdu. Bir buseye sana canın verirdi, Yalvarırım artık dön kara gözlüm.
ZAMANE
Er kalmadı dünyada,namertler el
üstünde Hile,desise,yalan, o Asım'ın
neslinde. Heyhat ki ne heyhat hep dümene
sarıldık, Gün ağardı safak söktü rüya imiş
uyandık.
Sanki hep böyle geçecek,fani düzensiz
hayat, Serde akıl şaşırdı ve hep aynı
nakarat... İzzet,şeref kayboldu,taklitlere
bakarak. Doğruyu hiç görmedik siyahlara
dedik ak
Gençlik batağa düşmüş yılana sarılıyor, Yanlış yollara sapmış batıla
inanıyor, Mezarında şehidim onun için ağlıyor Kalp hastasına doktor kel ilacı
veriyor
Herkes bir ağa bulmuş sırtını
ona yaslar. Dürüstlükten bi haber çoğaldı
dalkavuklar. Haklı isen suçlusun,üste çıkar
haksızlar. Ateş olmuş sokaklar binlerce
rezalet var
Alime itaat yok,öğretmenler korkuda! Küfür avaneleri yatmış bekler
pusuda. Mahkemede kararlar bekletilir
askıda Şu dünya ahvaline üzülmez mi
şüheda?
Vicdan kalkmış esnaftan,başvuruyor
hileye Temiz süte su katıp satar tam
yağlı diye... Hokkabazlık revaçta,yükle suçu
kediye... Suçlu isen,yukarı ver de kurtul,hediye
AHMET UÇMAK
GURBET
Uzak kaldım ayrı düştüm vatandan, Yoksulluk kavurdu içimi gurbet. Körpe kuzuları koklayamadan Kar gibi saçımı ağarttı gurbet.
Cananımdan,yavrulardan uzakta Ne arayan,ne soran var be gurbet. Nur yüzlü yarimin gönlü merakta, Bilirim hasrettir yüzüme gurbet.
Çetindir yolların aşılmaz senin, Zehir gibi suyun içilmez senin, Çok gaddarsın önün kesilmez senin, Bir ara ver,yare varayım gurbet.
Şimdi bizim ilde çiçek açmakta, Koyunlar kuzular oyun oynaşta, Sılada yavrular gözleri yaşta, Gurbet yol vermiyor,varam sılama
Özlüyorum vatanımı çok fazla Yalvarırım Hak'ka bin bir niyazla Zalim gurbet ne baharda ne yazda Hiç fırsat vermiyor bana bu gurbet
Kethüdaoğlu'na mekan mısın sen Sıla,hasret nedir bilmez misin
sen? Ömrümü tükettin sen yok musun
sen? Topuna değişmem taşımı gurbet.
AHMET UÇMAK
AHVALİM
Üç yaşında öksüz kaldım anadan, Sıcak çorba tadamadım dostlarım. Şu koskoca ama tatsız dünyadan, Karnı tok sırtı pek gezmedim
dostlar.
Hep süründüm ayak üstü basmadım, Şöyle gül gibi açılıp kokmadım. Yine de hiç kimseye küsmedim, Kendi kaderime yanarım dostlar.
Elimden tutup kaldıran olmadı, Gariptim gönlümü alan olmadı, Attığım taş hiç yerini bulmadı. Ağustos ayında kar yağdı dostlar.
Feleğin sillesi çok çetin geldi, Acı oklar hep üstüme yöneldi, Anamın kolunda yatmak emeldi, Hayat bana ağını ördü dostlar.
Şebnem gibi gülde serpilemedim, Mahkum etti kader çözülemedim. Çok ızdırap çektim hiç gülemedim, Koca dünya bana dar geldi dostlar.
Kethüdaoğlu der benim ahvalim, Anlattıkça hep artıyor kederim, Yüce Hak'tan ömür boyu dileğim, Saadet kapısı açılsın dostlar.
AHMET UÇMAK
SECCADEM
Seher vakti ezanların nurunda, Önüme serilir yeşil SECCADEM, Her vakit namazda onun uğrunda, Beni hakka götürüyor SECCADEM.
Hak huzura onun ile varılır, Beş vakitte huşu ile durulur. Kıyamda seccade huzur bulunur, Velilerin yatağıdır SECCADEM.
KABE'nin örtüsü onun renginden Kokusu has MEDİNE'nin gülünden Hak'kın nuru akar dört bir yerinden İlham kaynağıdır benim SECCADEM
MÜMİN'in rabbine vuslat zamanı, Akıtır gözünden kan'ı revanı Nur'u aydınlatır yedi cihanı Yaratan'a kulluk yeri SECCADEM
SECCADE'min ucu KABE'bakar Ruhu aydınlatır kalpleri açar, Dört yanından Mümine nurlar saçar, CENNET'den müjdeler verir SECCADEM.
Sıkıntı gelince,huzursuz olsan Madde aleminde batağa dalsan Gönülden şevk ile bir abdest
alsan Sana mutluluğu verir SECCADEM
AHMET UÇMAK
ANNEM(BÜTÜN
ANNELERE)
Ayağın altında cennet yatar bilirim, Beni de al koluna o dünyada GÜL
ANNEM Bir namedir dilinde hece Kitabım, Hiç sönmedi sönmesin yüzündeki
NUR ANNEM.
Rahlenin başında sen Kur'an'dan
ayet oku, O sımsıcak nefesin sanki Cennet'den
koku. Yüce Rabbim sana hiç göstermesin
firak'ı, Gülüşün başka güzel sen her zaman
GÜL ANNEM.
Başucumda sabahlar uyku nedir
bilmezsin, Bana Yunus Emre'den hep ninniler
söylersin. Bülbülsün gül dalımda nede yanıktır
sesin, Şu Fanide her şeyim sensin inan
YAR ANNEM.
Yüzün gibi kalbinde bir nur gibi
parlıyor, Gönlün iman kalesi bizleri hep
koruyor. O minicik yavrular sen olmazsan
ağlıyor, Ne büyüktür şefkatin al kollarına
AL ANNEM
Drnsiz geceler hüsran gündüzler
zehir bana, Sensiz batmıyor hilal doğmaz
güneş cihana, Sensiz olmuyor sabah,geçmiyor
gündüz bana, Yanımdan hiç ayrılma hep benimle
KAL ANNEM.
AHMET UÇMAK
BACIM
Seher vakti düşer tozlu yollara, Kınalıdır ak elleri bacımın Ekin biçer orak tutar sap atar, Mis kokulu akar teri BACIMIN.
Gülle taşır mermi taşır savaşta, Ulak olur haber verir barışta, Vatan toprağından her bir karışta Oluk oluk kanı akar BACIMIN.
Hele namusuna bir göz edile Boğar bir katrede göz kırpmaz
bile Önderi müjdeler kutsal hadisle Ayağı altında cennet BACIMIN.
Nice yiğit yetiştirir vatana Balam sütüm helal olsun der ona Eğer saldırmazsa zalim düşmana O ak sütü haram olur BACIMIN
İlmek ilmek nakış atar elleri, Bir yanık türküyü söyler dilleri, Anadolu'dadır hep erenleri, Pir'i Rabia'dır benim BACIMIN
İşte benim bacım böyle biline. Şükür eder secde eder rabbine, Mevla yardım eder kenter kuluna Kethüda'lar oğlu ola BACIMIN
AHMET UÇMAK
GİZLEMİŞ
Mekandan münezzeh ol ulu Halık Her zerrede bir cihanı gizlemiş Karnında sakladı yunusu balık, Eceli gizlemiş,ömrü gizlemiş.
Yaratmış Adem'i temiz topraktan Akıl,ilim vermiş onlara yoktan, Ne gelirse cana hepside Hak'tan Can içinde nice canlar gizlemiş
Zar için bezemiş gülü bülbüle, Türlü arzu vermiş her bir gönüle, Narını nur için emretmiş fil'e. Karınca ağzında suyu gizlemiş
Gizlemiş habibi ol sıddık ile Davut'a zanaat vermiş zırh ile, İsrafil görevin almış sur ile Üflüyeceği o günü gizlemiş
Mel'un firavunun imanlı eşi Koynunda,Musa kerimi gizlemiş Hilafet nurunun en son güneşi Yatağında habibini gizlemiş.
Küthedaoğluyum sormayın içim, Tüm gizli sırlarla kavrulur içim Hidayet olursa Hak'tan kul için Cennet-i ala'da adın gizlemiş.
AHMET UÇMAK
BİLİRİM
İşveli, edalı ey güzel dilber Gönlümün muradı sende bilirim. Hasretin bu canı yaktı kül etti, Yellerde savurdu uçtu bilirim.
Sana erişmeye yetmiyor gücüm, İnan sensiz geçmez oldu bir günüm. Şu sinemde saklı tomurcuk gülüm, Yokluğunda soldu, açmaz bilirim.
Ne olur şu çeşm-i yaşımı dindir, Kapılmadı gönlüm hala senindir. Hicran yarasına lokman da nedir? Derdimin dermanı sende bilirim.
AHMET UÇMAK
GİTTİ
VEFASIZ
Şu gönlümü verdim bir vefasıza, Sevgimi bilmedi çekip de gitti. Beni böyle mahzun koydu bu yerde, Yüreğime ateş salıp da gitti.
Sahte imiş meğer tüm o sevgiler, Gülüşler, buseler, binbir nameler, Seven Âşık acep başka ne diler, Dileğimi yarım koyup da gitti.
Senden başkasının olamam derdi, Bendeki saf aşkı yerlere serdi. Bilmem ki bu halim ona ne verdi, Beni cân evimden vurup da gitti.
AHMET UÇMAK