Anadolu Hececileri  
DÖN KARA GÖZLÜM

O mahmur bakışın sinemi deldi.
Bırak ağlamayı gül kara gözlüm.
Firakınla gönlüm biharab oldu,
Bitir şu hasreti dön kara gözlüm.

Güller hazar oldu yeşil bahçemde,
Bu divane gönlüm yine matemde.
Tüm dertlerim biter gelsen şu demde,
N'olur anla beni dön kara gözlüm.

Bu garip huzuru sende bulurdu,
Gülüşünle dünya onun olurdu.
Bir buseye sana  canın verirdi,
Yalvarırım artık dön kara gözlüm.
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

 

ZAMANE

Er kalmadı dünyada,namertler el üstünde
Hile,desise,yalan, o Asım'ın neslinde.
Heyhat ki ne heyhat hep dümene sarıldık,
Gün ağardı safak söktü rüya imiş uyandık.

Sanki hep böyle geçecek,fani düzensiz hayat,
Serde akıl şaşırdı ve hep aynı nakarat...
İzzet,şeref kayboldu,taklitlere bakarak.
Doğruyu hiç görmedik siyahlara dedik ak

Gençlik batağa düşmüş yılana sarılıyor,
Yanlış yollara sapmış batıla inanıyor,
Mezarında şehidim onun için ağlıyor
Kalp hastasına doktor kel ilacı veriyor

Herkes bir ağa bulmuş sırtını ona yaslar.
Dürüstlükten bi haber çoğaldı dalkavuklar.
Haklı isen suçlusun,üste çıkar haksızlar.
Ateş olmuş sokaklar binlerce rezalet var

Alime itaat yok,öğretmenler korkuda!
Küfür avaneleri yatmış bekler pusuda.
Mahkemede kararlar bekletilir askıda
Şu dünya ahvaline üzülmez mi şüheda?

Vicdan kalkmış esnaftan,başvuruyor hileye
Temiz süte su katıp satar tam yağlı diye...
Hokkabazlık revaçta,yükle suçu kediye...
Suçlu isen,yukarı ver de kurtul,hediye
                              AHMET UÇMAK

 
 
 


GURBET

Uzak kaldım ayrı düştüm vatandan,
Yoksulluk kavurdu içimi gurbet.
Körpe kuzuları koklayamadan
Kar gibi saçımı ağarttı gurbet.

Cananımdan,yavrulardan uzakta
Ne arayan,ne soran var be gurbet.
Nur yüzlü yarimin gönlü merakta,
Bilirim hasrettir yüzüme gurbet.

Çetindir yolların aşılmaz senin,
Zehir gibi suyun içilmez senin,
Çok gaddarsın önün kesilmez senin,
Bir ara ver,yare varayım gurbet.

Şimdi bizim ilde çiçek açmakta,
Koyunlar kuzular oyun oynaşta,
Sılada yavrular gözleri yaşta,
Gurbet yol vermiyor,varam sılama

Özlüyorum vatanımı çok fazla
Yalvarırım Hak'ka bin bir niyazla
Zalim gurbet ne baharda ne yazda
Hiç fırsat vermiyor bana bu gurbet

Kethüdaoğlu'na mekan mısın sen
Sıla,hasret nedir bilmez misin sen?
Ömrümü tükettin sen yok musun sen?
Topuna değişmem taşımı gurbet.
                    AHMET UÇMAK
 

 


AHVALİM

Üç yaşında öksüz kaldım anadan,
Sıcak çorba tadamadım dostlarım.
Şu koskoca ama tatsız dünyadan,
Karnı tok sırtı pek gezmedim dostlar.

Hep süründüm ayak üstü basmadım,
Şöyle gül gibi açılıp kokmadım.
Yine de hiç kimseye küsmedim,
Kendi kaderime yanarım dostlar.

Elimden tutup kaldıran olmadı,
Gariptim gönlümü alan olmadı,
Attığım taş hiç yerini bulmadı.
Ağustos ayında kar yağdı dostlar.

Feleğin sillesi çok çetin geldi,
Acı oklar hep üstüme yöneldi,
Anamın kolunda yatmak emeldi,
Hayat bana ağını ördü dostlar.

Şebnem gibi gülde serpilemedim,
Mahkum etti kader çözülemedim.
Çok ızdırap çektim hiç gülemedim,
Koca dünya bana dar geldi dostlar.

Kethüdaoğlu der benim ahvalim,
Anlattıkça hep artıyor kederim,
Yüce Hak'tan ömür boyu dileğim,
Saadet kapısı açılsın dostlar.
                       AHMET UÇMAK
 

 

SECCADEM

Seher vakti ezanların nurunda,
Önüme serilir yeşil SECCADEM,
Her vakit namazda onun uğrunda,
Beni hakka götürüyor SECCADEM.

Hak huzura onun ile varılır,
Beş vakitte huşu ile durulur.
Kıyamda seccade huzur bulunur,
Velilerin yatağıdır SECCADEM.

KABE'nin örtüsü onun renginden
Kokusu has MEDİNE'nin gülünden
Hak'kın nuru akar dört bir yerinden
İlham kaynağıdır benim SECCADEM

MÜMİN'in rabbine vuslat zamanı,
Akıtır gözünden kan'ı revanı
Nur'u aydınlatır yedi cihanı
Yaratan'a kulluk yeri SECCADEM

SECCADE'min ucu KABE'bakar
Ruhu aydınlatır kalpleri açar,
Dört yanından Mümine nurlar saçar,
CENNET'den müjdeler verir SECCADEM.

Sıkıntı gelince,huzursuz olsan
Madde aleminde batağa dalsan
Gönülden şevk ile bir abdest alsan
Sana mutluluğu verir SECCADEM
                 AHMET UÇMAK

 


 
 
 
 

ANNEM(BÜTÜN ANNELERE)

Ayağın altında cennet yatar bilirim,
Beni de al koluna o dünyada GÜL ANNEM
Bir namedir dilinde hece Kitabım,
Hiç sönmedi sönmesin yüzündeki NUR ANNEM.

Rahlenin başında sen Kur'an'dan ayet oku,
O sımsıcak nefesin sanki Cennet'den koku.
Yüce Rabbim sana hiç göstermesin firak'ı,
Gülüşün başka güzel sen her zaman GÜL ANNEM.

Başucumda sabahlar uyku nedir bilmezsin,
Bana Yunus Emre'den hep ninniler söylersin.
Bülbülsün gül dalımda nede yanıktır sesin,
Şu Fanide her şeyim sensin inan YAR ANNEM.

Yüzün gibi kalbinde bir nur gibi parlıyor,
Gönlün iman kalesi bizleri hep koruyor.
O minicik yavrular sen olmazsan ağlıyor,
Ne büyüktür şefkatin al kollarına AL ANNEM

Drnsiz geceler hüsran gündüzler zehir bana,
Sensiz batmıyor hilal doğmaz güneş cihana,
Sensiz olmuyor sabah,geçmiyor gündüz bana,
Yanımdan hiç ayrılma hep benimle KAL ANNEM.
                        AHMET UÇMAK 
 
 
 
 

 

BACIM

Seher vakti düşer tozlu yollara,
Kınalıdır ak elleri bacımın
Ekin biçer orak tutar sap atar,
Mis kokulu akar teri BACIMIN.

Gülle taşır mermi taşır savaşta,
Ulak olur haber verir barışta,
Vatan toprağından her bir karışta
Oluk oluk kanı akar BACIMIN.

Hele namusuna bir göz edile
Boğar bir katrede göz kırpmaz bile
Önderi müjdeler kutsal hadisle
Ayağı altında cennet BACIMIN.

Nice yiğit yetiştirir vatana
Balam sütüm helal olsun der ona
Eğer saldırmazsa zalim düşmana
O ak sütü haram olur BACIMIN

İlmek ilmek nakış atar elleri,
Bir yanık türküyü söyler dilleri,
Anadolu'dadır hep erenleri,
Pir'i Rabia'dır benim BACIMIN

İşte benim bacım böyle biline.
Şükür eder secde eder rabbine,
Mevla yardım eder kenter kuluna
Kethüda'lar oğlu ola BACIMIN
               AHMET UÇMAK
 
 
 
 
 
 

 

GİZLEMİŞ

Mekandan münezzeh ol ulu Halık
Her zerrede bir cihanı gizlemiş
Karnında sakladı yunusu balık,
Eceli gizlemiş,ömrü gizlemiş.

Yaratmış Adem'i temiz topraktan
Akıl,ilim vermiş onlara yoktan,
Ne gelirse cana hepside Hak'tan
Can içinde nice canlar gizlemiş

Zar için bezemiş gülü bülbüle,
Türlü arzu vermiş her bir gönüle,
Narını nur için emretmiş fil'e.
Karınca ağzında suyu gizlemiş

Gizlemiş habibi ol sıddık ile
Davut'a zanaat vermiş zırh ile,
İsrafil görevin almış sur ile
Üflüyeceği o günü gizlemiş

Mel'un firavunun imanlı eşi
Koynunda,Musa kerimi gizlemiş
Hilafet nurunun en son güneşi
Yatağında habibini gizlemiş.

Küthedaoğluyum sormayın içim,
Tüm gizli sırlarla kavrulur içim
Hidayet olursa Hak'tan kul için
Cennet-i ala'da adın gizlemiş.
                 AHMET UÇMAK
 
 
 
 

 
 
 


BİLİRİM

İşveli, edalı ey güzel dilber
Gönlümün muradı sende bilirim.
Hasretin bu canı yaktı kül etti,
Yellerde savurdu  uçtu bilirim.

Sana erişmeye yetmiyor gücüm,
İnan sensiz geçmez oldu bir günüm.
Şu sinemde saklı tomurcuk gülüm,
Yokluğunda soldu, açmaz bilirim.

Ne olur şu çeşm-i yaşımı dindir,
Kapılmadı gönlüm hala senindir.
Hicran yarasına lokman da nedir?
Derdimin dermanı sende bilirim. 
             AHMET UÇMAK
 


GİTTİ VEFASIZ

Şu gönlümü verdim bir vefasıza,
Sevgimi bilmedi çekip de gitti.
Beni böyle mahzun koydu bu yerde,
Yüreğime ateş salıp da gitti.

Sahte imiş meğer tüm o sevgiler,
Gülüşler, buseler, binbir nameler,
Seven Âşık acep başka ne diler,
Dileğimi yarım koyup da gitti.

Senden başkasının olamam derdi,
Bendeki saf aşkı yerlere serdi.
Bilmem ki bu halim ona ne verdi,
Beni cân evimden vurup da gitti.
                AHMET UÇMAK