SONUÇ

            12 Mart sonrası anılarımda yazdığım biçimde gelişmişti. Partinin direksiyonunu tutan eller değişmiş yeni bir rota çizilmişti. İsmet Paşa'yı haklı bulanlar bu rotayı beğenmeyerek istifalarını verdiler ben de onlardan biriydim.

            CHP'nin tam da tarihten gelme temeli üzerinde (Kemalist ve Atatürkçü) gelişmekte olan bir dinamizme kavuştuğu sırada yeni bir misyon yarattığını zanneden Ecevit belki de haberi olmadan belkide ben de artık lider olabilirim inancı ile direksiyonun başına geçiyor ve inandırıcı bir temelin üzerinde gelişmekte bulunan esas misyona ve onun ilerlemesine engel oluyordu.

            Sanırım Ecevit soldaki bir partinin tarihi temelleri üzerinde gelişemeyeceğine inanıyordu, o yeni bir sol yaratmak istiyordu. Ama bu yeni sol ne batıdaki örneklerine uygun olarak ne de vaktiyle red-i miras ettiği için ülke gerçeklerine ve tarihi gelişme esaslarına uygun bir temelin üstünde bulunuyordu. Bu yeni sol bize göre temelsizdi ve havada kalıyordu....

            Irmak Kabinesi'ndeki beş aylık geçici görevim son bulduğu gün bakanlık odamdan ayrıldığım sırada kendi kendime düşünüyordum. Rejim buhranları, hükümet krizleri çekilmiş, bütün bu sıkıntıların sonucunda öyle Ecevit'in söylediği gibi, ilerici toplumla geride kalanlar arasında bir çekişme olmamış, bu çekişmelerin sonucunda, toplumu ferahlatıcı,insanları daha mutlu, daha özgür kılıcı yeni kurallar ortaya çıkmamıştı. Aksine siyasi hayatımız, toplum yapımız 12 Mart Askeri Müdahalesi'nden sonra çok gerilemiş hatta müdahale öncesi durumdan da daha gerilere gitmişti. İktidardan indirilen bir hükumetin başbakanı eski koltuğuna oturtulurken, dini siyasete alet eden bir parti güçlenmiş, yeniden hükümete girmişti.

            Cumhuriyet Halk Partisi'ndeki geçici parlama ve sayısal gelişmenin bütün bu geriye dönüş olaylarını önleyici bir etkisi olmamış, gerçeklere uymayan politikalar izlenerek aksine bu gidişata bilinçsizce yardımcı da olunmuştu. Henüz çok yeni olan partiler demokrasimizde bir takım kuralsızlıklar baş göstermiş, örneğin milletvekili transferleri ile koltuk kapma yolu açılmış partilerin içinde güçlenen liderler, temsili demokrasinin ve parti içi demokratik yapıların dejenere olmasına göz yummuştur.

            12 Mart her şeyi yerli yerinden oynatmış, her şeyi değiştirmiş, daha ileri ki yıllarda ortaya çıkacak olan toplumsal ve siyasal olumsuzlukların ve problemlerin öncüsü olmuştur.

            Çantamı   koltuğumun  altına alarak  evime  ve  işime  döndüğümde, belleğimin bir köşesinde sakladığım, o insana çalışma gücü ve onurlu bir yaşama sevinci veren, Cumhuriyet Halk Partisi içinde geçirdiğim, 12 Mart öncesine rastlayan İnönü'lü yılların, bu son gelişmelerle ne büyük bir tezat teşkil ettiğini şimdi daha iyi anlıyordum. Meğer o yıllarda biz demokrasinin gerçekten bütün kuralları ile ülkemize getirildiğini ve böylece sürebileceğini sanmışız.

            Bakanlığım sırasında ise partilerin dışından ve hükümet cenahından, devletin bir köşesinden olaylara bakınca, insan gelişmekte bulunan bir ülkede demokrasinin yerleşebilmesi için daha ne kadar büyük zorluklara katlanılması gerektiğini anlıyordu.

            “12 Mart'tan sonra ülke gerçeklerine uygunsuzluğunu ispatlamış yönetimlerin başa gelmesinden ciddi endişe duyuyorum” diyen İsmet  İnönü meğer ne kadar da haklıymış.