SONUÇ
Halka açık anonim şirketlerin en önemli sorunlarından biri olan, genel
kurul toplantılarında güç boşluğu ve giderilmesi yolları konusu kanaatimce uzun
bir süre daha tartışılacak ve önemini koruyacaktır. Zira, ülkemizde bu sorun
yeni tartışmaya başlandığı halde, ABD`de 1935`li
yıllardan beri tartışılmakta, değişik çözüm yolları önerilmektedir. Gerçekte
sorun, halka açık anonim şirketlerin genel kurullarına işlerlik kazandırma ve
bu çerçevede pay sahiplerinin oy hakkını kullanarak güç boşluğuna engel
olunmasına yönelik düzenlemeleri, çıkar grupları arasındaki hassas dengeleri en
iyi şekilde gözeterek ortaya koyabilmektir. Çalışmanın önceki bölümlerinde
sorunu çözmek, yani pay sahiplerinin sermaye piyasasını çalıştıran süreçlere
etkin katılımını sağlamak açısında çeşitli çözüm önerileri yanında, özellikle
ABD`de uygulanan "Proxy System" olarak
adlandırılan, vekaleten oy kullanma sistemine ağırlık verilmiştir. Zira bu
konuya ilişkin olarak Sermaye Piyasası Kurulu tarafından çıkarılan tebliğ esas
itibariyle, ABD`de uygulanan sistemi esas almaktaydı.
SPKur. tarafından çıkarılan tebliğ ile ABD`de uygulanan sisteme ilişkin olarak
çıkarılan düzenlemeleri kıyasladığımızda, özellikle kamuyu aydınlatma
bakımından tebliğ hükümlerinin yetersizliğine şahit olmaktayız. Küçük pay
sahiplerinin şirkete ilişkin karar ve tartışmalara daha fazla katılımlarını
sağlamak ve bu şekilde sermaye piyasasının işleyişinde etkinliği artırabilmek
için, pay sahibi açısından; şirket hakkındaki bilgilerin eksiksiz, tam, doğru,
eşit ve güvenilir olarak etkin bir şekilde elde edilmesi ve kullanımı, şirket
açısından da; kamuyu aydınlatma yükümlülüğü çerçevesinde söz konusu nitelikleri
haiz bilgileri pay sahiplerine zamanında vermesi gerektiği açık şekilde
karşımıza çıkmaktadır.
Diğer önemli eksikliklerden birisi de, halka açık anonim şirketlerdeki
mevcut çıkar grupları arasında önemli bir yer alan pay sahiplerinin yanında,
diğer grupların ve özellikle yöneticilerin sahip olacakları haklar nedeniyle
daha güçlü ve egemen bir grup olduklarının dikkate alınmaması hususudur. Bu
açıdan, iktisadi demokrasinin gereği olarak, şirketteki gruplar arasındaki
çıkar dengelerinin gözetilmesi ve bir grubun diğeri üzerindeki baskısını ve
etkisini en aza indirilmesi gereklidir.
Vekaleten oy kullanma sistemi ABD`deki haliyle çok maliyetlidir. Bu
maliyet hem parasal ve hem de zaman maliyeti açısındandır. Sistem bazı
kolaylıklar getirmesine rağmen, ağır bir işleyiş prosedüre bağlanmıştır.
Vekaleten oy kullanma sisteminde vekil ile müvekkil arasında bir temsil
devri söz konusudur. Bu temsil devri, ABD`de olduğu gibi pay senetlerinin nama
yazılı olması halinde anlam taşımaktadır. Zira, vekalet toplayabilmek için pay
sahiplerinin ad ve adreslerinin bilinmesi gerekir. Bu durum ancak pay
senetlerinin nama yazılı olması halinde gerçekleşir. Türk hukukunda devir
kolaylığı açısından, şirketlerin hamiline yazılı pay senedini yaygın olarak
kullanmaları, vekaleten oy kullanma sisteminin işlerliğini yavaşlatmaktadır.
Gerçekte vekaleten oy kullanma sistemi, şirket ele geçirme yöntemlerinden
birisidir. Bundan dolayıdır ki vekaleten oy toplama işlemlerinin, şirket ele
geçirme faaliyeti ile doğru orantılı bir gelişme seyretmesi mümkündür. Ancak
henüz ülkemizde bu seviyede bir faaliyetten söz etmek güçtür. Bu durum,
şirketlerin büyük bölümünün çeşitli grupların idari egemenliği altında
bulunmasından kaynaklanmaktadır. Bundan dolayıdır ki vekaleten oy kullanma
sisteminin etkinliği ve geniş bir düzenleme yapılmasının güçlükleri gündeme
gelmektedir.
Son olarak vekaleten oy kullanma sisteminde, pay sahipleri bilinçli
olarak hareket etmek durumundadırlar. Aksi takdirde, pay sahipleri, sistemi
kötüye kullanan kişilerin emelleri doğrultusunda kullanılırlar.