GİRİŞ
Anonim şirketlerin ortaya çıkması, özellikle halka açık anonim şirketlerin gelişmesi kapitalizmi ve büyük sanayii geliştirmiştir. Pay sahiplerinin sorumluluk ve riskinin sınırlı tutulması, küçük tasarruf sahiplerinin riskli sanayi kuruluşlarına para yatırmalarını kolaylaştırmış, böylece sanayide sermaye birikimini hızlandırmıştır. Şirketler hızlı bir şekilde halka açılmaya başlamış, sermaye tabana yayılmıştır. Bunun sonucu olarak, anonim şirketlerin pay sahipleri sayısı da hızla artmaya başlamıştır.
Sermaye şirketi olarak nitelendirilen anonim şirketlerde pay sahipleri oylarıyla anonim şirketin yapısı, yönetimi ve denetimi üzerinde etkili olurlar. Şirket esas sözleşmesinin değiştirilmesi, yönetim kurulu üyeleri ve denetçilerin seçilmeleri, azledilmeleri, ibraları, kar payı dağıtımı, şirketin feshi, birleştirilmesi, nevi değiştirilmesi gibi kararlar pay sahiplerinin kullanacakları oylarla alınır. Başka bir deyişle oy hakkı, pay sahibinin en geniş anlamda yönetime katılmasını sağlar.
Anonim şirketlerde esas sermaye, pay sahiplerinin şahıslarından bağımsız ortaklık mevkiini oluşturan ve pay senetlerine bağlanabilen paylara bölünmüştür. Her pay veya pay senedi sahibine en az bir oy hakkı verir (TK.m.373). Esas sözleşme ile imtiyazlı paylar ihdas edilmiş olmadıkça, pay sahiplerinin oy hakları şirketteki sermayeleriyle doğru orantılıdır. Anonim şirketler; dar anlamda pay sahipleri, geniş anlamda ise bütün menkul kıymet sahiplerinin yönetimde ve karar verme mekanizmasında etkinliği ile iktisadi demokrasiyi geliştiren ve katılımcı iktisadi yapıyı oluşturan bir hüviyet kazanma yolundadır.
Anonim şirketlerde, pay sahiplerinin sayıca çok olması ve artması, ayrıca bunların ülke sınırlarını aşması, şirketin yönetimine etkin bir şekilde katılma ve karar verme mekanizmasında güçlükler çıkarmaktadır. Pay sahibinin yönetime katılmada kullandığı en önemli vasıta oy hakkıdır. Pay sahibinin çok olması ve buna karşılık genel kurullara katılımın çeşitli sebeplerle (genel kurul toplantı yerinin uzaklığı, katılım masrafları, küçük pay sahiplerinin etkili olamayacakları düşünceleri, pay sahiplerinin şirket işlerinden anlamamaları ve ilgi duymamaları vb.) çok düşük düzeyde kalması, anonim şirketlerde "GÜÇ BOŞLUĞU" sorununu gündeme getirmektedir. Bu durumda iktisadi ve sınai demokrasinin sağlanmasında katılımcı yönetim tarzı uygulama alanı bulamamakta, sermayenin çoğunluğuna sahip olmayan bir veya bir kaç grup yönetime hakim olmaktadır.
Buna göre, pay veya oy çokluğunu elinde bulundurmayan pay sahiplerinin anonim şirketin yapı ve yönetimi üzerinde söz hakkı ve etkinlik kazanabilmeleri, yeterli oranda pay veya pay senedi ya da bunlara ilişkin temsil yetkisini elde edebilmelerine veya genel kurulda kendi önerileri lehine yeterli oy desteğini sağlayabilmelerine bağlıdır. Yeterli oranda pay veya pay senedi için temsil yetkisi sağlanması ise, çeşitli psikolojik ve ekonomik nedenlerle münferit pay sahipleri için kolay elde edilebilir bir imkan olmaması yanında, müvekkilin her zaman için azil hakkı ve bu haktan önceden vazgeçmenin geçerliliği (BK.m.34) yönünden de sürekli ve güvenilir bir hukuki bağlantı oluşturmamaktadır([1]).
Özellikle halka açık anonim şirketlerde genel kurul için binlerce kişiyi biraraya toplamanın güçlükleri bir tarafa, pay sahibi, şirket faaliyetlerinden ziyade yatırımcı olarak hareket etmekte ve genel kurulun faaliyetine gereken ilgiyi göstermemektedir. Genel kurul bu ilgisizliğin sonucu olarak, toplanamamakta veya toplansa dahi, becerikli bir azınlığın ya da anonim şirket dışında bir gücün hakimiyetine girebilmektedir. Bu durumda anonim şirket faaliyetinin rizikosunu taşımayan bir kurumun idare de söz sahibi olması gibi, munzam bir sakınca doğabilmektedir([2]).
Bu sorun özellikle 1930`lu yıllarda ABD`de anonim şirketlerde kendisini iyiden iyiye hissettirmiştir([3]). Türkiye`de ise anonim şirketlerin gelişmesiyle birlikte, sorun önem kazanmıştır.
Anonim şirketlerin genel kurullarında oluşan güç boşluğu sorununun ortadan kaldırılabilmesi, yani pay sahiplerinin sermaye piyasasını çalıştıran süreçlere etkin katılımın sağlanabilmesi için, ya etkinlik minimize edilmiş ve oydan yoksun pay senetleri ile küçük tasarruf sahipleri oy hakkından mahrum edilerek karda veya tasfiye payında imtiyaz sağlanmış([4]), ya da genel kurullara katılımı sağlayan, oy hakkının etkin bir şekilde kullanılmasına imkan tanıyan vekaleten oy kullanma sistemi, mektupla oy kullanma veya oy sözleşmeleri gibi düzenlemeler getirilerek, azınlık haklarının (minority rights) korunmasına yönelik çalışmalar yapılmıştır. Bunların yanı sıra, sermaye piyasalarının gelişimi ve menkul kıymetlerin çeşitlenmesi pay sahibi yanında diğer menkul kıymet([5]) sahiplerinin de şirket yönetimine katılma ve söz söyleme haklarını gündeme getirmiştir.
Buraya kadar yapmış olduğumuz açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, güç boşluğu sorunu anonim şirketlerde önem arz eden bir konudur. Çalışmamızın amacı, bu sorunun nasıl çözüleceğine ilişkin önerileri değerlendirmektir. Özellikle Amerika`da bu konuda yapılan çalışmalar ve uygulamalar, bu sorunun çözümünde, yardımcı olacaktır.
Sermaye Piyasası Kurulunun vekaleten oy kullanılmasına ve vekalet toplanmasına ilişkin olarak çıkarmış olduğu tebliğ bir çok problemi çözümlemekle birlikte, yeni sorunları da beraberinde getirmiştir. Çalışmamızda bu yeni sorunların da çözüm yolları üzerinde durduk.
Çalışma konumuz olan "Anonim Şirket Genel Kurul Toplantılarında Oluşan Güç Boşluğunun Proxy Metoduyla Giderilmesi" esas itibariyle, ülkemizdeki sermaye piyasasına ilişkin mevzuat ile yabancı hukuk sistemleri, özellikle de Amerikan hukuku açısından ele alınarak giriş ve sonuç bölümleri dışında dört bölüm içerisinde incelenmiştir. Birinci bölümde, sorunun asıl kaynağı olan, güç boşluğu üzerinde durulmuş, ayrıca alternatif çözüm yollarına kısaca değinilmiştir.
İkinci bölümde ise, asıl konumuz olan, vekaleten oy kullanma sistemi hakkında, genel bir bilgi verilmiştir. Bu bölümde sistemin tarihçesi, tanımı ve kamuyu aydınlatma ilkesine ilişkin düzenlemeler incelenmiş ve çıkar çatışmaları üzerinde durulmuştur.
Üçüncü bölümde, vekaleten oy kullanma sisteminin (proxy system) işleyişi hakkında bilgi verilmiştir. Bu bölümde tamamen Amerikan istemi gözönünde bulundurularak, sistemin işleyişinde önem arz eden kavramlar, vekalet mücadelesinde tarafların aldığı karşılıklı tedbirler, seçim ve toplantının yürütülmesi konuları incelenmiştir. .
Dördüncü bölümde, Türk Hukuk Sistemindeki durum, Sermaye Piyasası Kurulu tarafından çıkarılan, vekaleten oy kullanma sistemine ilişkin tebliğ göz önünde bulundurularak, incelenmiştir. Çalışmamız sonuç bölümünde yaptığımız bir değerlendirme ile tamamlanmıştır.
[1] ) MOROĞLU, E., Özellikle Anonim ve Limited Ortaklıklarda Oy Sözleşmeleri, İstanbul 1978, s.3.
[2] ) POROY, R./TEKİNALP, Ü./ÇAMOĞLU, E., Ortaklıklar ve Kooperatif Hukuku, B.6, İstanbul 1995, s.350.
[3] ) ARANOW, E./EİNHORN, H., Proxy Contests for Corparate Control, Second Edition, New York 1968, s.11.
[4] ) KARAHAN, S., Anonim Ortaklıklarda İmtiyazlı Paylar ve İmtiyazların Korunması, İstanbul 1991, s. 100.
[5] ) ÜNAL, O.K., Menkul Kıymetler, Ankara 1988, s.5 vd.