T.C.
MALİYE VE GÜMRÜK BAKANLIĞI

MUK : İŞLE.127002-4/29673                                                             19.4.1979
Konu: Tahakkuk Memurluğu hk.

MUHASEBAT GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
GENEL TEBLİĞİ
SERİ NO: 342 (M)

            Bilindiği gibi, kamu yönetiminde ve harcamalarında savurganlığı önlemek amacıyla çıkarılan, 26.9.1978 tarih ve 2171 sayılı yasanın 2’nci maddesinde, kaynakların verimli kullanılması ve kamu hizmetlerinde etkinliğin artırılması amacıyla, yasa uyarınca çıkarılacak kararnamelerde;

            - Belli bir kamu fonu ile en fazla mal ve hizmet sağlanması,

            - Mal ve hizmetlerin en az bedelle elde edilmesi,

            - Ödeneklerin gerçek gereksinmelere göre yerinde kullanılması,

            - Harcamaların tutumluluk anlayışı içinde yürütülmesi,

            - Programlanmış hizmetlerin süresinde gerçekleştirilmesi,

            İlkelerine uygun düzenlemeler getirilmesi öngörülmüştür.

            1050 sayılı yasanın 24 sayılı KHK ile değişik 22’nci maddesinde tahakkuk memurları, ödeneklerin zamanında ve yerinde kullanılmasından, giderin gerçek gereksinme karşılığı olmasından, programlanmış hizmetlerin zamanında yerine getirilmesinden sorumlu tutulmuş, böylece verimlilik, etkinlik, tutumluluk ve süresinde sonuçlandırma konuları da tahakkuk memurlarının sorumlulukları arasına alınmıştır. Öte yandan, tahakkuk memurlarının bu görevi gereği gibi yerine getirebilmesi amacıyla; aynı maddede sorumluluk giderlerin yapılmasına katkıda bulunanlara da yaygınlaştırılmıştır.

            I-TAHAKKUK MEMURLARI
            Kamu hizmetlerinin verimli ve etkili bir şekilde yürütülmesinden sorumlu olan üst kademe yöneticilerinin bu hizmetleri için yapılacak giderlerin tahakkuk işlemlerini de sonuçlandırmaları yetki-sorumluluk dengesinin doğal bir sonucu ve objektif hukuk kurallarının bir gereğidir. Bu nedenle, sözü edilen maddede tahakkuk memurluğu görevinin en üst kademe yöneticileri tarafından yapılması ilkesi getirilmiştir. Ancak, Devlet Kuruluşları yapıları açısından birbirine benzer nitelikte olmadıklarından, genel ilke dışında belli tanımlamalar getirilmemiş ve tahakkuk memurlarının genel ilke doğrultusunda belirlenmesi görevi Maliye Bakanlığına bırakılmıştır. Maddede yer alan “Bu kanunun uygulanmasında hangi görevlilerin gider tahakkuk memuru sayılacağı, bütçe kanunlarındaki ayrım da göz önünde bulundurularak Maliye Bakanlığınca belli edilir. Tahakkuk memuru sayılanlara ita amirliği yetkisinin verilmesi durumunda tahakkuk memurları görevi yetki kademesindeki en yakın yönetici tarafından yürütülür..." hükmü, tahakkuk memurluğu görevinin ita amirliği yetkisi devredilebilecek düzeydeki kişiler tarafından yürütülmesi gereğini vurgulamaktadır. Aslında bu ilke sözü edilen yasaya yeni getirilmiş değildir. Bu değişiklikten önce de tahakkuk memurluğu görevinin üst kademe yöneticileri tarafından yürütülmesi gerektiği sözü edilen yasanın genel ilkelerinden anlaşılmaktadır. Nitekim yasanın 10.11.1927 tarih ve 732 sayılı Resmi Gazetede yayınlanmış, “İzahname”sindeki “Gider tahakkuk memuru, merkezde hizmetin ait olduğu birimin müdür veya amiri, illerde de gideri yapan Bakanlığın en büyük memuru olup, hizmetin bittiğine veya malın alındığına ilişkin usulünce düzenlenmesi gereken belgeler bu memurlar tarafından hazırlanır ve onaylanır” cümlesi bu durumu açıkça ortaya koymaktadır.

            1050 sayılı yasanın Bakanlığımıza verdiği yetki uyarınca, ita amirlerine en yakın üst kademe yöneticilerinin tahakkuk memuru olarak görevlendirilmesi kuralına bağlı kalınarak, tahakkuk memurluğu görevinin kimler tarafından yürütüleceği aşağıda açıklanmıştır.

            A- MERKEZ BİRİMLERİNDE
            1. Kural
            Yasa ve program bütçe ilkeleri ile uyum sağlamak üzere, merkez birimlerinde tahakkuk memurluğu görevinin, kural olarak, programların uygulanması ve sonuçlandırılması ile yükümlü bulunan program sorumlularınca yürütülmesi kabul edilmiştir. Bu günkü bütçe uygulamasında “Program Sorumluları”; her Bakanlık ve ayrı bütçesi bulunan her kuruluşta ödenekleri 111, 112, 113, ... kodlarıyla ifade edilen belli programlarda bütçelenmiş “Müsteşarlık”, “Genel Müdürlük”, “Başkanlık”, “Daire Başkanlığı” görevlerini yürüten yöneticilerdir. Buna göre, bütçede “program” olarak tanımlanmış hizmetlerin en üst yöneticileri (Müsteşar, Genel Müdür, Başkan, Daire Başkanı) tahakkuk memuru sayılacaklardır.

            Yukarıda sayılan program sorumlularına ita amirliği yetkisinin verilmesi durumunda Yasanın gereği olarak ve tahakkuk memurluğu görevinin hizmetlerini aksatabilmesi durumunda da yönetimin işlerliğini sağlamak amacıyla Genel Müdür Başyardımcısı, Yardımcısı, Başkan ya da Daire Başkan Başyardımcısı ve Yardımcısına ita amiri onayı ile tahakkuk memurluğu görevi devredilebilecektir.

            2. İstisnalar
            Bazı birimlerde kuruluş yasalarından ileri gelen özellikler ve bu günkü bütçe uygulamasının zorunlulukları kuralın tüm Devlet örgütüne uygulanmasını olanaksız kılmaktadır. Bu nedenle, aşağıdaki özel durumlar için değişik ilkelerin benimsenmesi gerekli görülmüştür.

            a) Kuruluş yasalarından ya da düzenleyici metinlerden ileri gelen yasal ya da (örgütsel zorunluluklar nedeniyle bütçelerinde program ayrımının gözetilemediği birimlerde, tahakkuk memurluğu görevi, belli bir programın “alt program” dilimini yürütmekle yükümlü Genel Müdür, Başkan, Dire Başkanı tarafından yapılacaktır.

            b) Yasal ve örgütsel gerekler doğrultusunda, bütçeleme hizmetleri Personel ve İdari İşler, Personel ve Mali İşler gibi belli bir destek birimi tarafından yürütülen kuruluşlarda, tahakkuk memurluğu görevi, ita amiri onayı ile söz konusu hizmeti üslenen birim başkanına verilecektir.

            c) Kuruluşların merkezden yönetme, planlama, araştırma, geliştirme, danışma, denetim, personel ve levazım hizmetlerini yapan birimlerinin harcamalarını ortak bir başlık altında toplayan 101 kod numaralı “Genel Yönetim ve Destek Hizmetleri” programları (a) ve (b)’de belirtilen kuralların uygulanamaması ya da uygulanmaması durumunda, ita amiri onayı ile ilgili birim başkanları tahakkuk memuru olarak görevlendirilebilecektir.

            d) Hizmet programlarına dağıtılamayan transfer ödeneklerini bir arada gösteren 900 kod numaralı programlara ait ödeneklerde, her harcamanın ilgili bulunduğu birim, ita amiri onayı ile belirlenecek ve tahakkuk memurluğu görevi ilgili birim başkanı tarafından yürütülecektir.

            Yukarıda (a), (b), ve (d) paragraflarında sayılan görevlilere ita amirliği yetkisinin verilmesi ya da yönetim açısından zorunluluk duyulması durumlarında, 1’inci maddede belirtildiği gibi, tahakkuk memurluğu, ita amirinin onayına dayanılarak bu görevlilerin yardımcıları tarafından yürütülebilecektir.

            3. Özelliği Olan Kuruluşlar
            Cumhurbaşkanlığı, T.B.M.M., Üniversiteler, MGK Genel Sekreterliği, MİT Müsteşarlığı, Devlet Personel Dairesi Başkanlığı ve Atom Enerjisi Komisyonu Başkanlığı bütçelerinden yapılacak harcamalarda tahakkuk memurluğu görevi, ita amirleri onayı ile belirlenecek üst yöneticiler tarafından yürütülecektir.

            Yüksek yargı organlarında, bu görev, Genel Sekreter veya yardımcıları tarafından yapılacaktır.

            MSB ile Jandarma Genel Komutanlığında tahakkuk memurluğu görevi, 1453 sayılı yasa uyarınca çıkarılan TKM.larda gösterilen en kıdemli görevlilerce yürütülecektir.

            B-TAŞRA KURULUŞLARI
            1. Kural
            İl ve İlçe kuruluşlarında tahakkuk memurluğu görevi, kuruluşu temsil eden en üst yönetici tarafından yürütülecektir. Örneğin Milli Eğitim Bakanlığı bütçesinden yapılacak harcamalarda Milli Eğitim Müdürü, Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı bütçesinden yapılacak harcamalarda Sağlık ve Sosyal Yardım Müdürü, Maliye Bakanlığı bütçesinden yapılacak harcamalarda Defterdar, tahakkuk memurluğu görevini üstlenecektir. Bölge Müdürlüklerinde ve Baş Müdürlüklerinde, bu Müdürlüklerin harcamaları için Bölge Müdürleri veya Başmüdürleri, Bölgelere bağlı Müdürlüklerde Müdürler, şubelerde ise şube başkanları tahakkuk memurluğu görevini yürüteceklerdir.

            2. İstisnalar
            İdari şube başkanı sayılmamakla birlikte program bütçe açısından bir ünite oluşturan hizmetlerin yürütücüsü durumunda bulunan birim başkanları, örneğin, hastane başhekimleri, verem savaş dispanseri başhekimleri, ruh sağlığı dispanseri başhekimleri, hükümet tabipleri, okul ve enstitü müdürleri, gelir müdürleri, takdir ve itiraz komisyonları başkanları, milli emlak müdürleri, teknik ziraat müdürleri, zirai mücadele müdürleri, veteriner müdürleri, tapulama müdürleri, tapu sicil muhafızları, tahakkuk memurluğu görevini yürüteceklerdir. Ancak, merkez ilçeler dışında hizmet birimi bulunan kurumlarda, bu istisna uygulanamadığı takdirde 1 inci maddede belirtilen ilkeye göre işlem yapılacaktır.

            1 ve 2’nci maddelerde belirtilenlere ita amirliği yetkisinin verilmesi halinde, tahakkuk memurluğu görevi yetki zincirinde bu yöneticilere en yakın kişilere devredilecektir.

            3. Özelliği Olan Kuruluşlar
            Emniyet Müdürlüğü harcamalarında örgütün yapısı ve hizmetin bölünmezliği nedenleriyle tahakkuk memurluğu görevi 1 inci maddede belirtilen kural da dikkate alınarak, ita amiri onayı ile belirlenecek görevli tarafından yürütülecektir. Milli Savunma Bakanlığı ile Jandarma Genel Komutanlığına bağlı birimlerde tahakkuk memurluğu görevi 1453 sayılı yasa uyarınca çıkarılan TKM’larda gösterilen en kıdemli görevlilerce üstlenilecektir.

            II- DİĞER GÖREVLİLER
            Bilindiği gibi, değişiklikten önce, özel haller dışında, Devlet harcamalarındaki tüm mali sorumluluk Sayıştay’ca tahakkuk memurları ve saymanlara yükletilebilmekteydi. 22 nci maddenin değişik şeklinin incelenmesinden de anlaşılacağı gibi, sorumluluk, giderin yapılmasına gerek gösteren kişilerden başlayarak mal ve hizmetin alınmasında görevli olanlara kadar yaygınlaştırılmış, çeşitli aşamalarda görev yapan kişilerin daha titiz davranması, savurganlığın önlenmesi ve Sayıştay denetiminin etkinliğinin artırılması amaçlanmıştır.

            Bu nedenle Sayıştay ve diğer mercilerce sorumluluğu taşıyan görevlilerin saptanabilmesi ve gereksiz yazışmalara yer verilmemesi için, Devlet harcamalarının tahakkukuna dayanak olan lüzum müzekkeresi, onay, keşif, hakediş, tutanak, rapor, karar, bordro, bildirim gibi belgeleri düzenleyen kurul ve komisyon üyeleri ile uzman veya diğer yetkili kişilerin ve bu belgeleri onaylayanların ad ve soyadları ile unvanlarının okunaklı bir biçimde ve noksansız olarak ilgili belgelere yazılması gerekmektedir.

            Bilgileri ve uygulamanın bu esaslara göre yürütülmesinin sağlanması arz ve rica olunur.

Maliye Bakanı Y.
Müsteşar Yardımcısı
            3. İTA AMİRLERİ
            3.1. Tanım
            Devlet hizmetlerine ilişkin giderlerin geçici veya kesin surette ödenmesi hakkında saymanlara yazılı emir ve izin verenlere ita amiri denilir. (1050 Md.10)

            Tanımdan anlaşılacağı üzere bütçe sistemimizde ita amirliği giderler için söz konusu olup, gelirler tahakkuk ettikten sonra tahsili için ita amiri veya benzeri bir makamın emir vermesine ihtiyaç  yoktur. Gelir bütçesinin uygulanmasından Maliye Bakanlığı sorumludur.

            Mali mevzuatımızda Birinci Derece ve İkinci Derece İta Amirliği olmak üzere iki tür amiri italık vardır. İkinci derece amiri italık da kanundan gelen ikinci derece amiri italık ve yetkilendirme ile meydana gelen ikinci derece amiri italık olmak üzere iki türlüdür. Birinci derece ita amirleri olan Bakanların sorumlulukları TBMM tarafından tespit edilmekte olup bu kitabın konusu dışında kaldığından açıklamalarımız ikinci derece ita amirleri baz alınarak yapılmıştır. 

            Birinci derece ita amiri olan Bakanlar kendi yetkileri dahilindeki hizmetlerin yürütülebilmesi için Bütçenin (A) cetvelinde tespit edilen harcama yetkilerini ödenek dağıtımı (ödeme emri) yoluyla taşradaki temsilcilerine devrederler. İşte birinci derece ita amirleri adına ödenek kullandırmaya yetkili kılınan temsilcilere ikinci derece ita amiri denilmektedir. İl ve ilçelerde daire müessese müdür ve amirlerine ikinci derece ita amirliği yetkisi verilmemesi durumunda, o il ve ilçelerdeki kurum ve kuruluşlarca yapılacak ödemelerde ikinci derece ita amirliği görevini ilçede Kaymakam, ilde ise Vali yürütür. (SGKK, 07.11.1963/2886-3)

            1050 sayılı Kanunun 117’nci maddesi gereğince, Katma Bütçeli İdarelerin Genel Müdürleri bağlı oldukları Bakana izafeten ita amiri sıfatıyla ödemelere izin verirler ki, bu müesseseye kanundan gelen ikinci derece ita amirliği denilir. İl Özel İdarelerinde ita amirliği görevi Valiler tarafından, belediyelerde ise Belediye Başkanları tarafından yürütülmekte olup, bunlar ikinci derece ita amiri değil birinci derece ita amirleri olarak kabul edilmelidirler. Zira Bakanların birinci derece ita amirlikleri genel ve katma bütçe uygulaması bakımından geçerlidir. 

            Döner sermayeli işletmelerde ita amirliği müessesesi, bu işletmelerin kendi yönetmeliklerinde yer alan hükümlerle belirlenmiş olmakla beraber, bu konuda yönetmelikler arasında büyük farklılıklar mevcuttur. Şöyle ki, bazı döner sermaye yönetmeliklerinde ita amirliği konusunda hiç bir hüküm vazedilmemiş, bazılarında ita amirliğinden bahsedilmiş olmasına karşın bu görevin kim tarafından yürütüleceği belirtilmemiştir. Bazı yönetmeliklerde ise ita amirliği görevinin kimin tarafından yürütüleceği açıkça belli edilmiş bulunmaktadır.(94)  Örneğin, SHÇEK Döner Sermaye İşletme Yönetmeliğinin 13’üncü maddesinde ita amirliği saymanlık ve tahakkuk memurluğunun aynı kişi üzerinde birleşemeyeceği belirlenmiş ancak ita amirinin kim olacağına hiç değinilmemiştir. Benzer şekilde, Ceza İnfaz Kurumları İş Yurtları DSY’nde de ita amirliğinden hiç bahsedilmemiş, ancak yönetmeliğin 204’üncü maddesinde bahsedilen, birinci derece imza selahiyetini haiz mümessilin; ita amiri olduğu dolaylı olarak anlaşılmaktadır. 

            Kültür Bakanlığı DSİY’nin 11 ve Tarım Bakanlığı DSİY ile İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü DSİY’nin 9’uncu maddelerinde, bu işletmelerin ita amirlerinin Bakan olduğu ve bakanların bu yetkilerin devredebilecekleri hükme bağlanmıştır.

            Bazı yönetmeliklerde ise ita amirliği konusunda merkez-taşra ayrımı yapılmıştır. Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Yapı İşleri Genel Müdürlüğü DSİY’nin 8’inci maddesinde, döner sermayenin ita amiri merkezde Yapı İşleri Genel Müdürü, illerde ise Bayındırlık ve İskan Müdürü; Orman Bakanlığı DSİY’nin 7’nci maddesinde ita amirinin merkezde Bakan, taşrada ise işletme müdürlüğü görevi verilen müdür veya başmühendis; Tapu ve Kadastro Genel müdürlüğü DSİY’nin 14 ve Ek:2’nci maddelerinde genel müdürlükte ita amirinin genel müdür, bölge müdürlüklerinde ise bölge müdürleri olduğu belirtilmiştir.

            Devlet hastaneleri ve sağlık bakanlığına bağlı hastanelerin döner sermayelerinde ita amiri başhekim, üniversite hastanelerinde rektördür. Bundan başka, YÖK, Adli Tıp Kurumu, DİE, Başbakanlık Basımevi, Diyanet İşleri Başkanlığı Dini Yayınlar DSİY’nde, bu döner sermayelerin ita amirlerinin, kurum başkanları olduğu hükme bağlanmıştır.

            3.2. İta Amirlerinin Sorumluluğu
            Mevzuatımızda evrakın düzenlenmesinde ita amirlerine herhangi bir sorumluluk yükletilmemiştir. Bu nedenle sayman ve tahakkuk memurları gibi düzenlenen belgelerin sıhhatinden ve kanunlarına uygunluğundan sorumlu değildirler. İta amirlerinin sorumlulukları onların deruhte-i mes’uliyet vermeleri, diğer bir ifade ile sorumluluk üstlenmeleri halinde ortaya çıkar. Bunun yanında ita amirlerinin onaylayan sıfatı ile sorumlulukları olduğu gibi, belli konularda gözetim yükümlülükleri de bulunmaktadır. Diğer yandan bazı döner sermayeli işletmelerde ita amirlerine mali açılardan sorumluluk yükletilmiştir.

            3.2.1. Deruhte-i Mes’uliyet Halinde Sorumluluk
            Mevzuatımızda yöneltildiği yere göre dört türlü sorumluluk üstlenme mekanizması vardır:

            a) Sayıştay’a karşı (832 Md.32, 33)

            b) Saymana karşı (1050 Md.13, 82)

            c) Maliye Bakanlığına karşı (1050 Md.64)

            d) İta amiri mutemedine karşı (1050 Md.90)

            Burada genel sorumluluk üstlenme hali olan ve 1050 sayılı kanunun 13’üncü maddesinde açıklanmış olan saymana karşı sorumluluk üstlenme mekanizması üzerinde durulacaktır. İta amiri mutemetlerine karşı sorumluluk üstlenme mekanizması ‘İta amiri mutemetlerinin sorumluluğu’ bahsinde incelenmiştir. Sayıştay’a karşı sorumluluk üstlenme ise ‘Sayıştay Denetim ve Yargılama Usulü’ başlıklı bölümde ele alınmıştır.

            1050 sayılı Kanunun 13’üncü maddesinin konuyla ilgili hükmü aşağıdaki şekildedir:

             “Varidat ve masraf tahakkuk memurları ile muhasipler tanzim ettikleri evrakın sıhhatinden ve kavanine mutabakatından mesuldürler.

            Memurların, kanuna muhalefetten bahsile ifasından imtina ettikleri tediyatın icrası amiri italar tarafından tahriren tebliğ olunursa mesuliyet, emri veren amiri italara raci olur.

            Aynı Kanunun 82’nci maddesinde ise; “vilayetlerdeki muhasiplerin, kanun ve nizama muvafakat, tertibe mutabakat hakkındaki vaki olacak itirazları üzerine ikinci derece amiri itaları tarafından tahriren mesuliyet deruhte edildiği takdirde muhasip tediye etmeye mecburdur. Bu halde deruhte evrakı ita emrine raptolunur.” hükmü yer almaktadır.

            Yukarıdaki madde hükümlerine göre, sorumluluk üstlenilmesi ile ilgili şartlar şunlardır:

            a) Sorumluluk üstlenme sadece kanuna aykırılık  iddiasına karşı verilebilir. Tertibe uygunsuzluk iddiası da sorumluluk üstlenilebilecek bir husus olarak sayılmıştır.

            b) Sorumluluk üstlenme yazılı (tahriri) surette olmalıdır.

            c) Sorumluluk üstlenme sadece ödeme aşamasında kullanılabilir. Tahakkuk etmemiş veya gayri muayyen bir devlet gideri için sorumluluk üstlenilmez.

            d) Sorumluluk üstlenme sadece giderler için söz konusudur. Gelirlerle ilgili sorumluluk üstlenme olamaz.

            e) Her ita amiri sadece kendi ödetme yetkisi içinde bulunan giderler için sorumluluk üstlenebilir.

            Aşağıdaki hallerde sorumluluk üstlenme mekanizmasının işletilmesi mümkün değildir: (1050 Md.82)

            a) Ödenek yetersizliği,

            b) Atama ve istihdam için yeterli kadro bulunmaması,

            c) Ödenmesi istenen giderin taahhüt ve tahakkuk evrakı noksan olması,

            d) Evrakta maddi hata bulunması,

            e) Ödeme yapılacak kişinin kimliğinin tespit edilememesi.

            Yukarıda sıralanan hallerde, İta amirlerinin sorumluluk üstlenme yoluyla giderin yapılmasını istemesi, saymanların da böyle bir durumda ödeme yapması mümkün değildir. Ödeme yapılır ise, sayman sorumlu olacaktır. 

            Sorumluluk üstlenme mekanizması ita amirlerinin kendilerine yapılacak bir ödeme hususunda da gerçekleşebilir. Bu durumda diğer şartlar oluşmuş ise sayman ödemeyi yapmak zorundadır. Sorumluluğun ita amirine ait olacağı tabiidir.

          KARAR SIRA NO : 85            İta Amirinin Kendisine Yapılacak Ödeme İçin Sorumluluk Üstlenmesi
            İta amiri sorumluluğu üstlenirse, kendisine yapılacak bir ödeme dahi olsa saymanın ödemeyi gerçekleştirmesi gerekir. Bu ödeme nedeniyle tahakkuk memuru ve saymanın sorumluluğu yoktur.
Danıştay, 12. Daire; Tarih, 27.06.1967; E.1200; K.1173

            Belirtilmesi gereken bir husus da birinci derece ita amirleri ile ilgilidir. Birinci derece ita amirleri olan Bakanların taşradaki bir ödeme için sorumluluk üstlenmesi mümkün olmadığından, bu yolla kendilerine sorumluluk yükletilmesi imkanı yoktur.

          KARAR SIRA NO : 86            Bakanın Taşradaki Ödeme İçin Sorumluluk Üstlenmesi
            Birinci derece ita amiri olan Bakanın taşradaki bir tediye münasebetiyle deruhte-i mes’uliyet etmesinin mümkün olup olmadığı hakkında hasıl olan tereddüt üzerine konu Genel Kurula intikal ettirilmiş olup, Savcının da hazır bulunduğu toplantıda yapılan inceleme ve görüşmeler sonucunda;

            1050 sayılı Muhasebe-i Umumiye Kanununda Bakanların bütçe üzerindeki tasarrufları ve harcamalara ilişkin yetkileriyle mes’uliyet şekli belirtilmiş ve ayrıca ita amirlerinin mes’uliyet deruhtesi bahsinde de, biri merkez dairelerince tahakkuk ettirilip sarftan önce Sayıştay’ın vizesine tabi bulunan harcamalara(95) , diğeri, merkez daireleri dışında il saymanlıklarınca yapılan ve sarftan sonra idare hesaplarıyla Sayıştay’ın murakabesine tabi olan harcamalara, ilişkin olmak üzere iki nevi işlem tarzı tespit ve kabul edilmiş bulunmaktadır.

            Kanunun konu ile ilgili 82’nci maddesinin birinci fıkrasında; tahsisatın kifayetsizliği, tayin ve istihdamın kadro fevkinde bulunması, taahhüt ve tahakkuk evrakının noksanı, hatayı maddi, istihkak sahibinin hüviyeti dolayısıyla kabul olunmayan ita emirlerinin tediyesine muhasiplerin icbar edilemeyeceği hükme bağlandıktan sonra son fıkrasında; “Vilayetlerdeki muhasiplerin, kanun ve nizama muvafakat, tertibe mutabakat hakkında vaki olacak itirazları üzerine ikinci derece amiri italar tarafından tahriren mes’uliyet deruhte edildiği takdirde muhasip tediye etmeye mecburdur. Bu halde deruhte evrakı ita emrine raptolunur.” denilmek suretiyle illerde, hangi derece amiri itaların, hangi ahvalde deruhtei mesuliyet edebilecekleri gösterilmiş olup, bu meyanda birinci derece amiri itaların illerde yapılacak tediyeler münasebetiyle mes’uliyet deruhtesinde bulunabilecekleri hakkında her hangi bir sarahata rastlanmamıştır.

            Öte yandan Muhasebe-i Umumiye Kanununun 71’inci maddesinde Bakanların kendi bütçelerinin amiri itaları olduğu ifade edilmiş olmakla beraber, maddenin müteakip kısmında, “..... vekiller veya tevkil ettikleri memurlar bütçeleri dahilinde icra etmek istedikleri masraflar için merkez muhasipleri üzerine ita emri isdar ederler. Masraf tahakkuk ettikçe mahallindeki muhasibin veznesinden tediye edilmek üzere her vekil ikinci derece amiri italara mezuniyet verebilir. Bu mezuniyetler tediye emirleri ile tebliğ olunur...” denildiğine göre bu hükme istinaden gönderilen ödeme emrine dayanılarak, yapılan harcamaya ilişkin her türlü yetkinin ve bu arada 82’nci maddede yazılı, saymanı ödemeye icbar selahiyetinin de kanunen ikinci derece amiri itaya intikal etmiş olduğunu kabul etmek gerekir.  Diğer bir deyişle ikinci derece amiri itaların Bakana nazaran hukuki durumları özel hukuktaki vekil ile asıl arasındaki hukuki münasebetten farklı olup, ikinci derece amiri italık bütçe uygulamalarında müstakil bir kanuni müessese niteliği taşıdığından Bakanın herhangi bir mülahaza ile ikinci derece amiri ita yerine kaim olabileceğini kabule imkan yoktur.

            Bir an için Bakanların deruhtei mesuliyet konusunda ikinci derece amiri itaların yerine kaim olabilecekleri farz olunsa, bu takdirde 1050 sayılı Muhasebe-i Umumiye Kanunu ve 832 sayılı Sayıştay Kanunu ile Sayıştay’ın kaza hakkına tabi tutulan taşra saymanlıklarına ait harcamalarla ikinci derece amiri itaların mesuliyetlerinin tayinine taalluk eden Sayıştay kaza hak ve yetkisinin bertaraf edilmiş olacağı, bu halin ise sözü geçen kanunların ruhuna ve kanun koyucunun maksadına aykırı düşeceği aşikardır.

            Bu sebep ve düşüncelere binaen birinci derece amiri ita olan Bakanın taşradaki bir tediye için deruhtei mesuliyet etmesinin mümkün bulunmadığına karar verildi.
Sayıştay GKK; Tarih: 02.07.1969; E,1969/4; K.3385/1

            3.2.2. İta Amirlerinin Gözetim Sorumluluğu
            1050 sayılı Kanunun 22’nci maddesinin (A) fıkrasında tahakkuk memurları; ödeneklerin zamanında ve yerinde kullanılmasından, giderin gerçek gereksinme karşılığı olmasından, programlanmış hizmetlerin zamanında yerine getirilmesinden sorumlu tutulmuşlar ita amirleri de bu hususları gözetmekle yükümlü kılınmışlardır. 

            Aynı maddenin (D) bendinde ise; Bu Kanunun sorumluluk üstlenme ile ilgili hükümleri saklı kalmak üzere, gözetim yükümlülüğünü yerine getirmeyen ikinci derece ita amirlerinin birer aylıklarının kesilmesine Sayıştay’ın veya Maliye ve Gümrük Bakanlığının istemi üzerine İçişleri Bakanlığınca karar verilir.” denilmiştir. 

            Metni aşağıya alınan Sayıştay GKK’nda, 1050/22'nin (D) bendinde sözü edilen müeyyidenin sadece İçişleri Bakanlığına bağlı ita amirleri hakkında uygulanabileceği ifade edilmiştir.

          KARAR SIRA NO : 87            İta Amirlerinin  Gözetim Sorumluluğu 
          İNCELEME
          Konu ile ilgili mevzuat ve Daire Kararı incelenerek gereği görüşüldü: 

          I. 1050 Muhasebe-i Umumiye Kanununun 24 sayılı KHK ile değişik 22’nci maddesinin (A) bendinin ilk fıkrasında, bütçe ödeneklerinin verimli ve tutumlu olarak kullanılmasını sağlamak amacına yönelik olarak tahakkuk memurları, ödeneklerin zamanında ve yerinde kullanılmasından, giderin gerçek gereksinme karşılığı olmasından, programlanmış hizmetlerin zamanında yerine getirilmesinden sorumlu tutulmuş, ita amirleri de bu hususları gözetmekle yükümlü kılınmış;  (D) bendinde de, bu gözetim yükümlülüğünü yerine getirmeyen ikinci derece ita amirlerinin birer aylıklarının kesilmesine Sayıştay’ın veya Maliye Bakanlığının istemi üzerine İçişleri Bakanlığınca karar verileceği hüküm altına alınmıştır.

          (D) bendiyle ilgili gözetim yükümlülüğü konusunda müeyyide getirilirken, (A) bendinin ilk fıkrasında, tahakkuk memurlarının sorumlu tutulduğu hususlardan ita amirleri gözetimle yükümlü kılınmak suretiyle nelerin gözetim kapsamına girdiği açıkça belirtilmiş bulunmaktadır. Tahakkuk memurları, ödeneklerin zamanında ve yerinde kullanılmasından, giderin gerçek gereksinme karşılığı olmasından, programlanmış hizmetlerin zamanında yerine getirilmesinden sorumlu tutulduğuna göre, ita amirlerinin gözetim yükümlülükleri de aynı konularla sınırlı olup, bu hususta yeterli açıklığı ihtiva etmektedir.

          II. 1050 sayılı Yasanın 24 sayılı KHK ile değişik 22 nci maddesinin (D) bendinde, bu Kanunun sorumluluk üstlenme ile ilgili hükümleri saklı kalmak üzere, gözetim yükümlülüğünü yerine getirmeyen ikinci derece ita amirlerinin birer aylıklarının kesilmesine, Sayıştay’ın ve Maliye Bakanlığının istemi üzerine İçişleri Bakanlığınca karar verileceği belirtilmekle yetinilmiş ve bu yaptırımın niteliğiyle, uygulanmasında nasıl bir yol izleneceği açıklanmamıştır.

          Genel anlamda ceza vermeye yargı yerleri yetkili olup, burada İçişleri Bakanlığı yetkili kılındığına göre, söz konusu müeyyideyi, disiplin cezası olarak nitelemek gerekmektedir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunun değişik 125’inci maddesinde disiplin cezaları; uyarma, kınama, kısa süreli durdurma, uzun süreli durdurma ve geçici olarak görevden çıkarma olarak sayılmış; değişik 126 ncı maddesinde, disiplin cezalarının Bakanlar Kurulunca veya ortak kararla atanan memurlarda ilgili bakan, diğer memurlarda atamaya yetkili amir, mahkemeler veya adliyeye bağlı memurlarda Adalet Komisyonu tarafından verileceği; uyarma ve kınama cezalarının sicil amirlerince de doğrudan doğruya verilebileceği; kısa ve uzun süreli durdurma ve geçici olarak görevden çıkarma cezalarının verilebilmesi için memurun bağlı bulunduğu kurumun yetkili disiplin kurulu görüşünün, Devlet Memurluğundan çıkarma cezası için de yüksek disiplin kurulu kararının şart olduğu belirtilmiştir.

          .................

          III. 1050 sayılı Yasanın değişik 22 nci maddesinin (A) bendinin ilk fıkrasında herhangi bir ayrım yapılmadan ita amirleri, tahakkuk memurlarının sorumlu oldukları hususları gözetmekle yükümlü kılındığı halde, (D) bendinde, bu gözetim yükümlülüğünü yerine getirmeyen ikinci derece ita amirlerinin birer aylıklarının kesilmesine Sayıştay’ın veya Maliye Bakanlığının istemi üzerine İçişleri Bakanlığınca karar verileceği hükme bağlanmıştır.

          Karanın II nci bölümünde açıklandığı üzere 1050 sayılı Yasanın değişik 22 nci maddesinin (D) bendinde öngörülen müeyyide, disiplin cezası niteliğindedir. 657 sayılı DMK’nun 126 ncı maddesi uyarınca disiplin cezaları, ilke olarak ilgili bakan veya atamaya yetkili amir tarafından verilebileceğine göre, (D) bendindeki hüküm değişmediği sürece, söz konusu cezanın, ancak İçişleri Bakanlığına bağlı ikinci derece ita amirlerine verilmesi mümkün olup, bunların dışındaki ita amirlerine uygulanması mümkün bulunmamaktadır.
Sayıştay GKK; Tarih: 17.11.1980; Sayı: 4091/1
Sayıştay Kararları, Sayıştay Yayınları No:14, s.58-60.
 

(94)  Döner Sermayelerde İta Amirleri ve Bunların Sorumlulukları ile ilgili açıklamalar için bkz. Zekeriya TÜYSÜZ, Döner Sermayeli İşletme Müdürlüklerinde İta Amirlerinin Mali Sorumluluğu, Mali Hukuk, S.71,s.45-51.
(95)  Harcamadan önce vize uygulaması 28.05.1970 gün ve 13504 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 1260 sayılı Kanun ile uygulamadan kaldırılmıştır.