|
SORUMLULUKLARI
MUHASEBE-İ UMUMİYE KANUNU VE SAYIŞTAY KANUNUNDA MALİ SORUMLULUK HALLERİ SORUMLULUKLARI SAYIŞTAY TARAFINDAN SAPTANAN KAMU PERSONELİ Kamu personelinin mali sorumluluğu konusunda şu ana kadar yapılan açıklamalar genel mahiyet arz etmektedirler. Zira şimdiye kadar kamu personelini sorumlu tutabilmek için idareye doğrudan veya dolaylı olarak verdikleri zararlarda kusurlu olmaları ön koşul olarak karşımıza çıkmakta idi. Ancak, memurların sorumluluğu konusunda hüküm vazeden kimi yasalarda kusurlu sorumluluk ilkesinin dışına çıkılmıştır. Aşağıda genişçe üzerinde durulacağı üzere Sayıştay Kanunu ve Muhasebe-i Umumiye Kanunu hükümlerine göre sorumlulukları Sayıştay’ca tespit edilen kamu personeli görevleri sırasında, görevleriyle ilgili olarak her ne suretle olursa olsun mevzuata aykırı yapılan ödemelerden kusurları olmasa da sorumlu tutulmaktadırlar. Diğer bir ifadeyle fazla veya yersiz ödemeler hiç bir şekilde hizmet kusuru ya da görev kusuru kapsamında değerlendirilerek devlet bütçesinden karşılanamaz. Bu kişiler, idarenin takdir hakkı olan alanlarda bile hazinenin menfaatini ön plana çıkararak takdir haklarını buna göre kullanmak zorundadırlar. Bu kamu görevlileri açısından 657 sayılı Yasanın 12 ve 13’üncü maddelerinde diğer kamu personeli için getirilen teminatlar hükümsüzdür. Zira 657 sayılı Yasa hükümleri genel, 1050 ve 832 sayılı yasa hükümleri özel niteliklidir. 1050 sayılı Muhasebe-i Umumiye Kanunu genel olarak kusursuz sorumluluk ilkesini benimsemiştir. Sayman ve Tahakkuk Memurları ortaya çıkan hukuka aykırı ödemeler nedeniyle kusurları olmasa dahi sorumlu tutulmuşlardır. Diğer bir ifade ile bu kişiler, imzaladıkları belgelerde tespit edilen usulsüz ve yersiz ödemeler konusunda kendilerine yükletilebilecek bir kusurun olmadığından bahisle sorumlu tutulmamaları gerektiğini iddia edemezler. Bu bağlamda hakediş, tutanak, rapor vb. teknik mahiyetteki belgeleri ‘onaylayan’ sıfatıyla imzalayan ve teknik bilgileri yetersiz olan kamu personelinin “teknik eleman olmadıkları, bu nedenle teknik belgelerden sorumlu tutulmamaları gerektiği” yönündeki iddialarının kabul olmadığı Sayıştay’ın yıllardır süren istikrarlı kararları ile kesinleşmiştir.
KARAR SIRA NO : 69
Sayıştay’a Karşı Sorumluluğun Niteliği
......... Sayıştay yargılaması sonunda sayman ve tahakkuk memurlarının
kusurlu olup olmadıklarına bakılmaksızın sorumlu tutulacaklardır.
Saymanların sorumlulukları sadece imza attıkları belgelerle sınırlı değildir. Zamanı idareleri içinde imzalamadıkları hatta başkalarının yetkisiz bir şekilde imzaladıkları belgelerden dahi sorumlu tutulabilmektedirler. Diğer taraftan sayman mutemetleri tarafından yapılan işlemlerden yine saymanlar sorumludur. 1050 sayılı Kanunun 13'üncü maddesinde, "Varidat ve masraf Tahakkuk Memurları ile muhasipler tanzim ettikleri evrakın sıhhatinden ve kavanine mutabakatından mes'uldür." denilmek suretiyle mali olaylarla ilgili temel sorumluluk sayman ve tahakkuk memurlarına yükletilmiştir. İleride ayrıca üzerinde durulacağı üzere, bu iki kısım kamu görevlisi için kanunun bir çok maddesinde özel sorumluluklar getirilmiştir. Sayman ve Tahakkuk Memurları yanında ita amirinin de sorumlu olduğu haller kanunun muhtelif maddelerinde yer almıştır. 13'üncü maddede "Memurların, kanuna muhalefetten bahs ile ifasından imtina ettikleri tediyatın icrası, amiri italar tarafından tahriren tebliğ olunur ise mes'uliyet emri veren amiri italara raci olur." denilerek, deruhte-i mes'uliyet müessesesinin (sorumluluk üstlenme) harcama yapılmasındaki boyutu belirtilmiştir. Kanunun 64'üncü maddesinin ikinci fıkrasında ise harcamayı gerektirecek taahhüt ve sözleşme tasarılarının Maliye Bakanlığı'nca vizesinden imtina edilmesi durumunda amiri itanın sorumluluk üstlenmesi hali düzenlenmiştir. Diğer taraftan, 90’ıncı maddede mutemetlerin avanslarından yapılacak harcamalarla ilgili itirazları üzerine amiri itaların, deruhte-i mes'uliyet vermeleri halindeki sorumlulukları düzenlenmiştir. İta amirlerinin yukarıda belirtilen üç hal dışında 832 sayılı Sayıştay Kanununun 32 ve 33'üncü maddelerine göre sorumluluk halleri, onaylayan sıfatıyla sorumlu tutulmaları (1050/22-E) ve nihayet gözetim sorumlulukları (1050/22-A) ile Tahakkuk Memurlarına ita amirliği yetkisinin verilmesi halinde yeni Tahakkuk Memuru ile birlikte sorumlu olmaları halleri bulunmaktadır. Bu hususlar üzerinde sonraki bölümlerde ayrıntılı olarak durulacaktır. 1050 sayılı Kanunun 22’nci maddesinde 24 sayılı KHK(83) ile yapılan değişiklikle sorumluluk, Sayman, Tahakkuk Memuru ve ita amiri dışındaki kamu görevlilerine de yaygınlaştırılmıştır. Maddenin (B) bendinde iki kısım kamu görevlisine daha sorumluluk yüklenmiştir. (a) fıkrasında; bir giderin yapılmasına gerek gösteren görevliler, giderin gerçek gereksinme karşılığı olmasından sorumlu tutulmaktadırlar. (b) fıkrasında ise, bir mal veya hizmetin alınmasında görevli olanlar ilgili usul hükümleri çerçevesinde, belli nitelikteki mal veya hizmetin en uygun bedelle elde edilmesinden, belli bir bedelle amaca uygun nitelikte en fazla mal veya hizmet sağlanmasından doğrudan doğruya sorumlu kabul edilmişlerdir. Maddenin (E) bendinde ise, "Adı ne olursa olsun bir komisyon veya kurul gibi bir organ ya da uzman bir görevli tarafından düzenlenen keşif, hakediş, tutanak, rapor, karar vb. belgelere dayanılarak yapılan ödemelerde .............. sorumluluğa ......... düzenleyen ve onaylayan kişiler de katılır." denilerek, sorumluluk alanı düzenleyen ve onaylayan sıfatını haiz kamu görevlilerine de yaygınlaştırılmıştır. Yukarıda kısaca yapılan açıklamadan da görüleceği üzere 1050 sayılı kanun çerçevesinde mali sorumluluk yüklenen kamu görevlileri şunlardır: a)Sayman b)Tahakkuk Memuru c)İkinci Derece İta Amirleri d)Düzenleyen e)Onaylayan f)Harcamaya Gerek Gösterenler g)Bir Mal veya Hizmetin Alınmasında Görevli Olanlar Sayılan kamu görevlilerinin sorumlulukları aşağıda açıklanmaya çalışılmıştır. Diğer taraftan belediye başkanlarının, mutemetlerin, emanet komisyonu üyelerinin, ambar memurlarının vb. bazı kamu görevlilerinin sorumlulukları üzerinde durulmuştur.
1. SAYMANLAR VE SORUMLULUKLARI
Varidatı tahsil, nukud ve ayniyatı muhafaza, masarifi istihkak sahiplerine tediye ve teslim ve bu işlere müteallik her türlü müraselat ile buna müteferri nakdi ve ayni bilcümle mali muamelatı ifa ve Divanı Muhasebata idare hesabı ita edenlere muhasip denilir. (Md.9) Madde hükmünde saymanın genel olarak asli vazifeleri üzerinde durulmuş ve saymanlık kurumunda temel bir ayrıma yer vermiştir. Buna göre sayman;
-Gelirleri toplayan,
‘Sayman’ kavramı bir sorumluluk unvanıdır. Bu kimselerin görev unvanları çok çeşitli olabilmektedir. Malmüdürü, Defterdarlık Muhasebe Müdürü, İl Özel İdare Müdürü, Hesap İşleri Müdürü, Katma Bütçe Saymanlık Müdürü vb. görev unvanları olan kimseler sorumluluk açısından saymandırlar. Örneğin, 1580 sayılı Belediye Kanunun 127’nci maddesi hükmü gereğince; belediye muhasebecileri ve hesap işleri müdürleri belediye bütçesinin sorumlu saymanıdırlar. Belediye saymanları hakkında uygulanacak mevzuat hükümleri Devletin (genel ve katma bütçeli idareler) saymanları hakkında uygulanacak hükümlerin aynıdır. Saymanlık müessesesi Türk mali sisteminin temel taşı olarak görülmektedir. Bu nedenle, mevzuatımız mali açıdan saymanın kusuru olup olmamasını fazla da gözetmeksizin, yönetim dönemi ile ilgili olarak oluşan her fazla ya da yersiz ödemeden kendisini sorumlu tutma yoluna gitmiştir. Hatta denilmektedir ki, ‘ita amirinin tek başına sorumlu olmadığı(84) durumlarda sayman her halde sorumludur. Devlet alacağının takip ve tahsilinden, ödeme belgelerinin eksik olmasından, ödenek üstü harcamalardan, hak sahibinin kimliği, verile emri üzerinde maddi hata bulunması hususlarından doğacak fazla ödemelerden tek başlarına saymanlar sorumludurlar.’(85)
1.2. Sayman Çeşitleri
832 sayılı Kanunda ise saymanlar üçe ayrılmıştır. Buna göre, Gelir Saymanı, Gider Saymanı ve Ayniyat Saymanı olmak üzere üç çeşit sayman bulunmaktadır. Gelir ve gider saymanı ayrımı saymanlığın asıl görev alanındaki ağırlığa göre belirlenmiştir. Yoksa, bir gider saymanı bazı gelirlerin toplanmasında görevli olduğu gibi bir gelir saymanı da bazı giderleri yapabilir. Örneğin Vergi dairesi müdürleri gelir saymanıdır. Ancak, KDV iadesinde bütçe gideri ödemektedirler. Bu gider aslında gelirden kaynaklanan bir giderdir. Defterdarlık Muhasebe Müdürü de bazı ödemelerden (örneğin yıllara sari inşaatlarda gelir vergisi kesintisi gibi) gelir vergisi ve damga vergisi kesintilerini yapmakla görevlidir. Bu gelir tahsilatı da giderden kaynaklanan bir gelir toplama işlemidir. Usulü dairesinde Sayman olarak görevlendirilenlerin dışında bir de sayman addedilenler vardır. Bu ikinci kavram yerini 832 sayılı kanunun 42’nci maddesinde bulmuştur. Bu maddeye göre, usulünce sayman olarak görevlendirilmese de kendiliğinden veya verilen bir emir üzerine gelirleri toplayıp, giderleri ödeyen kimselerin yaptıkları işlemleri bir sayman hesabına dahil edilmediği takdirde görev unvanları ne olursa olsun sayman kabul edilirler. Bu gibiler saymanlar gibi Sayıştay'a hesap vermek zorundadırlar.
1.3. Saymanların Görev ve Sorumlulukları
1.3.1. Ödenekler Konusunda
Bütçe ile verilen ödeneklerin aşılmaması konusundaki sorumluluk aynı Kanunun 81’inci maddesi ile saymanlara yükletilmiştir. Bu maddenin (a) bendi gereğince saymanlar önlerine gelen verile emirlerini öncelikle ödenek açısından inceleyecek ve ödeneklerle belli edilen harcama yetkisinin aşılmamasına özen gösterecektir.
KARAR SIRA NO : 70
Ödenek Üstü Harcamada Saymanın Sorumluluğu
Yine; 1050 sayılı Muhasebe-i Umumiye Kanununun 81 ve 82’nci maddelerinde ve Belediye Bütçe ve Muhasebe Usulü Tüzüğünün 56’ncı ve 57’nci maddelerinde; sayman tarafından bütçeye ilişkin bir giderin ödenebilmesi için ita amiri tarafından imzalanmış bir verile emrine dayanması gerektiği, saymanların verile emirlerini kendilerine verilen yetki içinde olması yönünden inceleyeceği ve ödenek yetersizliği dolayısıyla kabul edilmeyen verile emirlerinin ödenmesine saymanlıkların zorlanamayacağı belirtilmiştir.
Saymanların bütçe ile verilen ödeneklerin haricinde harcama yapmaları mümkün
olmadığı ve ödenek yetersizliği dolayısıyla kabul edilmeyen verile emirlerinin
ödenmesine ita amirlerince zorlanamayacağı hakkında yasalarda açık hüküm
bulunduğu halde ödenek üstü harcama yapılmıştır.
Bir mal veya hizmetin karşılığı olarak Devlet bütçesinden yapılacak harcamalar o hizmet için konulan ödenekle sınırlıdır. Ödenekler, ödeme emri denilen mezuniyet belgeleri ile tebliğ edilmektedir. Saymanlar ödeme yapmadan önce, ilgili inşaat işine ait ödeneğin var olup olmadığını araştırmak zorundadırlar. Ödeneğin mevcut olduğu verile emri üzerine yazılmak ya da bu anlamda kaşe vurulmak suretiyle teyit edilmelidir. Ödenek üstü harcama yapılması, Saymanların tek başlarına sorumlu oldukları hallerdendir. Ancak bu genel ilkeye yine 1050 sayılı kanunla bazı istisnalar getirilmiştir. 25.6.1934 tarih ve 2735 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ve 2518 sayılı kanunla 1050 sayılı kanuna eklenen, Ek:1 ve Ek:2’nci maddelerde ödenek üstü harcama konusunda tahakkuk memurları ve ita amirlerine bir takım sorumluluklar getirilmiştir.
Buna göre;
Ödeneğin olmadığının yazılı olarak ita amirine bildirilmemesi veya ödenek yok iken mevcutmuş gibi gösterilmesi sebebiyle herhangi bir taahhüde girişilmesi durumunda tahakkuk memurları doğrudan doğruya sorumlu tutulurlar. Ödenek bulunmadığının amiri itaya yazılı olarak bildirilmesine rağmen veya amiri ita tarafından ödenek olup olmadığının araştırılmasına lüzum görülmeden girişilen taahhütlerden doğan şahsi sorumluluk ita amirine aittir. Bu suretle ödenek harici ya da ödenek üstü yapılan taahhüt neticesinde ödeme gerçekleşmiş ise sorumlulukta sayman, tahakkuk memuru ve ita amiri ortaktırlar. Yukarıda açıklandığı üzere; herhangi bir taahhüde girişilmeden önce ödeneğin var olup olmadığı ya da yeterli düzeyde bulunup bulunmadığı tahakkuk memurlarınca araştırılmalı, durum ita amirine yazılı olarak bildirilmelidir. Ödenek yok iken var gibi gösterilmesi halinde sorumluluk tek başına tahakkuk memuruna aittir. Ödeneğin varlığı amiri ita tarafından aranmaz ya da ödenek yokken taahhüde girişilirse sorumlu ita amiri olacaktır. Ödenek yok ya da yetersiz iken girişilen bir taahhütten dolayı ödeme yapılmış ise bu ödemenin sorumluluğu sadece saymana yüklenemez. Aynı zamanda tahakkuk memuru ve ita amiri sorumluluğa ortaktır. Ödenek üstü harcama konusunda belirtilmesi gereken bir diğer nokta da şudur: 1050 sayılı kanunun 82’nci maddesi gereğince saymanlar ödenek yetersizliği nedeniyle ödenmesini kabul etmedikleri evrakı ödemeye zorlanamazlar. Bu halde ikinci derece ita amirlerinin deruhte-i mesuliyet müessesesini kullanarak saymandan ödeme yapılmasını talep etmeleri mümkün değildir. Saymanlar da deruhte-i mesuliyet belgesini dikkate alamazlar.
KARAR SIRA NO : 71
Ödenek Üstü Harcama
1.3.2. Yetkili Kişinin Tahakkuk Memurluğu Konusunda
1050 sayılı Kanunun 22’inci maddesinin (A) bendinin ikinci fıkrasında; Bu Kanunun uygulanmasında hangi görevlilerin gider Tahakkuk Memuru sayılacağının, bütçe kanunlarındaki ayırım da göz önünde bulundurularak Maliye Bakanlığınca belli edileceği ve Tahakkuk Memuru sayılanlara ita amirliği yetkisinin verilmesi durumunda tahakkuk memurluğu görevinin yetki kademesindeki en yakın yönetici tarafından yürütüleceği hükme bağlanmıştır. Bu hükme uygun olarak Maliye Bakanlığı tarafından 342 (M) sayılı Genel Tebliğ çıkarılmıştır. Saymanlar, tahakkuk memuru olarak imza atan kişinin bu Tebliğe uygun olup olmadığı kontrol etmek ve yetkisiz kimse tarafından imzalanmış Tahakkuk Müzekkeresini kabul etmemek durumundadırlar. Tahakkuk memuru olarak imza atan kişi bu konuda yetkili değil ise, kendisine sorumluluk yükletilemeyecek, tahakkuk memuru olması gereken kimsenin de imzası bulunmadığından sorumlu tutulamayacaktır. Böyle bir durumda sorumluluk sadece saymana tevcih edilecektir.
KARAR SIRA NO : 72
Yetkisiz Kimsenin Tahakkuk Memurluğu
Bu itibarla, tahakkuk memurlarıyla birlikte doğrudan sorumlu tutulacak ita amirleri anılan bent uyarınca tahakkuk memuru olmaları gerektiği halde, kendilerine birinci derece ita amirlerince ikinci derece ita amirliği yetkisi verilen görevlilerdir. Yasalarda ita amiri olduğu belirtilen rektör, dekan, katma bütçeli idarelerin genel müdürleri ve benzeri görevlilerle, ilin veya ilçenin en büyük mülki amiri olmaları dolayısıyla ita amiri durumunda olan görevliler, bu bent kapsamına girmemekte birinci bent gereğince gözetimle yükümlü bulunmaktadırlar.
Tahakkuk memurluğu görevinin üst kademe yöneticileri tarafından yürütülmesi
1050 sayılı Yasanın genel ilkeleri gereği olduğu ve bu husus, anılan Yasanın
10.11.1927 tarih ve 732 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “İzahname”sinde
açıkça belirtildiği halde, bu görevin, alt düzeyde memurlarca da
yürütüldüğüne denetimde sık sık tanık olunmaktadır.
Anılan hüküm karşısında, tahakkuk memurluğu görevinin, ita amirliği yetkisi verilebilecek üst düzeydeki yöneticiler tarafından yürütülmesi gerektiğinden, söz konusu görevin, bu nitelikte olmayan görevlilerce yapılması mümkün bulunmamaktadır. (A) fıkrasının ilk bendinde, tahakkuk memurları ödeneklerin zamanında ve yerinde kullanılmasından, giderin gerçek gereksinme karşılığı olmasından, programlanmış hizmetlerin zamanında yerine getirilmesinden sorumlu tutulurken kamu yönetimindeki sorumluluk-yetki ilişkisi uyarınca tahakkuk memurlarının bu konularda yetkili olduklarından hareket edilmiş olması ve gerçekten sayılan hususların üst kademe yöneticilerinin görev ve yetkileri meyanında bulunması da, soruna, bu tür bir yaklaşımı zorunlu kılmaktadır.
1050 sayılı Yasanın 81’inci maddesinde, verile emrine bağlı taahhüt
ve tahakkuk belgelerinin tamam olması da saymanlarca yapılacak incelemeler
arasında sayılmış, 82’nci maddesinde, taahhüt ve tahakkuk belgeleri noksan
olan verile emirlerinin ödenmesine saymanların zorlanamayacağı belirtilmiş
olduğundan, tahakkuk memurunun (A) fıkrasındaki şartları taşıyıp taşımadığının,
saymanlarca araştırılması gerekmekte olup; bu şartları taşımayan, diğer
bir ifadeyle, Maliye Bakanlığınca anılan hükme uygun bir şekilde tahakkuk
memuru olarak belirlenen görevliler dışındaki bir kimse olması halinde,
saymanın, ödemeden kaçınması gerekmektedir. Aksi takdirde, (A) fıkrası
uyarınca tahakkuk memuru olması gereken kişinin işlemin dışında bulunması,
bu fıkraya göre tahakkuk memuru sayılmadığı halde tahakkuk memuru olarak
imza atmaya zorlanan veya her nasılsa imza atan kişinin de yetkisiz olması
nedeniyle sorumlu tutulması mümkün olmadığından, o gider münasebetiyle
yapılan mevzuata aykırı ödemelerden saymanın tek başına sorumlu tutulması
gerekmektedir.
1.3.3. Bütçe Uygulaması Konusunda
Hangi tür giderlerin hangi harcama kaleminden karşılanabileceği Bütçe Kanunlarına ekli (R) cetvelinde yapılan açıklamaya göre belirlenecektir. Bu bakımdan (R) cetvelinin; a) Bütçe ile verilen harcama yetkilerinin konu, alan ve sınırlarını göstermek; b) Yapılan harcamaların devlet hesaplarında hangi kalem ve ayrıntılara göre tasnif ve kaydedileceğini belirtmek, Gibi iki önemli işlevi bulunmaktadır.
1.3.4. Muhasebeleştirme Belgelerinin Tamlığı ve Tamamlığı Konusunda
Taahhüt evrakı; işin yapılma şartlarını belirleyen sözleşme ve şartnameler ile varsa sair kayıtlardır. Bu evrakın verile emrine bağlanması gerekliliği, işin yapılmasında veya malın tesliminde, önceden öngörülen şartların yerine getirilip getirilmediğinin tespitine yöneliktir.(86) Ödeme aşamasında yapılan işin ya da teslim edilen malın sözleşme ve şartnamede belirtilen niteliklere sahip olup olmadığı ancak taahhüt evrakının incelenmesi suretiyle anlaşılabilir. Tahakkuk Evrakı; Taahhüt edilen iş ve hizmetin yapıldığını ya da malın teslim edildiğini gösteren her türlü belge olup; bu belgeler, yapılan iş ya da teslim alınan mal karşılığında devlet namına gerçekleşmiş olan borcun ödeme aşamasına gelmesini sağlamak-tadırlar.(87) Benzer hükümler 832 sayılı Kanunun 49 uncu maddesinde de bulunmaktadır. Anılan maddenin ikinci ve üçüncü fıkralarında “Sorumlular belgelerin asıllarını ve aslı gösterilemeyen belgelerin ikinci nüshalarını göstermek zorundadırlar. Yukarıdaki hükme uymayanlar hakkında bu kanun esaslarına göre ceza veya disiplin kovuşturması yapılır.” hükmüne yer verilmiştir. Söz konusu belgeler işin yapıldığını, malın teslim alındığını gösteren ve Devlet Harcama Belgeleri yönetmeliğinde şekil ve içeriği belli edilen evraktır. Kayıtların bilgisayar ortamında tutuluyor olması durumda dahi bu günkü sistemde çıktılarının alınarak verile emrine bağlanması zorunludur. Belgelerin tamam olup olmaması yanında, var olan belgelerin şekil ve içerik açısından DHBY’nde yapılan açıklamalara uygun olup olmadığının tespiti de saymanın sorumluluğundadır.
1.3.5. Hak Sahibinin Kimliği Konusunda
1050 sayılı yasanın 81’inci maddesinde hak sahibinin kimliğinin doğru tespiti konusunda “ödeme” aşamasına işaret edilmişse de, tahakkuk aşamasında da doğru kişi adına tahakkuk yapılmalıdır. Tahakkuk doğru kişi adına yapılmışken ödeme safhasında hak sahibinin kimliği araştırılmaz ve yanlış bir kişiye ödemede bulunulursa bu ödeme nedeniyle sayman tek başına sorumludur. Ancak, tahakkuk aşamasında hata yapılmış ise sayman ve tahakkuk memuru sorumlulukta ortaktırlar. (88) Belirtilmesi gereken bir husus da şudur: Eğer hak sahibi bir vekil veya mutemet tayin etmiş ya da tüzel kişilikler adına kanuni temsilcilere yetki verilmiş ise ödeme bu kişilere de yapılabilir. Bu durumda vekalet, mutemet dilekçesi ya da yetki belgesinin aslı ya da onaylı fotokopisi verile emrine eklenir. Vekaletnamelerde her türlü tahsil ve ödeme yetkisinin verildiğini belirten "ahz-ü kabz" kelimelerinin bulunmasına dikkat edilmelidir.(89) Hak sahibi olmayan ya da yetkisi bulunmayan kişilere ödeme yapıldığı zaman devlet borcu ortadan kalkmayacaktır. Gerçek hak sahibi istihkakını talep ettiği zaman bu kişiye yeniden ödeme yapılacaktır. Bu nedenle hak sahibinin kimliği meselesi önemlidir. Mükerrer ödemeden sorumlu olan kişilerin Borçlar Kanunu hükümlerine göre sebepsiz zenginleşme nedeniyle hak sahibi olmayan kişilere karşı dava hakları bulunmakla beraber bu yol uzun ve sıkıntılıdır. Hak sahibinin kimlik bilgilerinden başka tahakkuk müzekkeresi ve verile emri üzerinde, alacaklının bağlı olduğu vergi dairesi, sicil numarası ve ödemeye esas belgeyi tanıtıcı bilgilerin olduğu bölümün tam ve doğru olarak doldurulması gerekmektedir. Anılan bölümün verile emrine eklenmesine ilişkin yönetmelik değişikliği 14.12.1995 gün ve 22493 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır.
1.3.6. Gelir ve Giderlerin Mevzuata Uygunluğu Konusunda
KARAR SIRA NO : 73
Bütçe Gideri ve 900’lü Telefon Hatları
(83) Söz
konusu Kararname 26.9.1978 tarih ve 2171 sayılı Kanunun verdiği yetkiye
dayanılarak çıkarılmış olup; 26.10.1988 tarih ve 3483 sayılı yasa ile kanunlaşmıştır.
|