Kamu Personelinin Mali Sorumluluğu  
TEMYİZ DİLEKÇESİ
SAYIŞTAY BAŞKANLIĞI’NA
                                                                                                                                                                        ANKARA
   TEMYİZ EDENİN:
   ADI SOYADI :
   GÖREV UNVANI :
   SORUMLULUK UNVANI :
   ADRESİ :
   SAYMANLIĞIN ADI : .............................................
   HESABIN YILI : ..............
İLAMI ÇIKARAN YARGILAMA DAİRESİ : .......DAİRE
İLAM TARİHİ VE NUMARASI : ......./......../......... ............
İLAMIN TABLİĞ TARİHİ : ....../......../.........
TEMYİZ EDİLEN İLAM MADDELERİ : ......, ......., ......, ......
TEMYİZ NEDENİ : 
 
Kanuna Aykırılık  
Yargılama Usullerine Uyulmaması  
Yetkinin Aşılması  

İSTEM : 
 

Hükmün Bozulması  
Hükmün Kaldırılması  

TEMYİZİN YASAL DAYANAKLARI : 832 sayılı Kanunun 68 ve 69’uncu maddeleri
MURAFAA TALEBİ :
 

Vardır  
Yoktur  

KONU : (Özet halinde temyiz edilen ilam maddesi yazılır)
 

GEREKÇELER : İlamdaki kanuna aykırılık /yargılama usullerine riayetsizlik /yetkiyi aşmak gibi hususların ne şekilde gerçekleştiği ve temyiz edenin iddiasını kanıtlayıcı bütün gerekçeler açıkça yazılır.
SONUÇ : Daire kararının yukarıdaki gerekçelerle Temyiz Kurulunda görüşülerek bozulması veya kaldırılması istenir.

                                                                                                                                                    AD-SOYAD 
                                                                                                                                                    İMZA/TARİH

            Temyiz dilekçesiyle buna bağlı evrak karşı tarafa tebliğ olunur. Tebliğden itibaren otuz gün içinde cevap verilebilir. Bu cevaplar da temyiz edene tebliğ olunur. Temyiz eden de buna on beş gün içinde cevap verebilir. Bu cevaplar da karşı tarafa tebliğ olunur. Buna da on beş gün içinde cevap verilebilir.  (832 Md.69.2)

            Cevaplar alındıktan sonra veya taraflardan biri süresi içinde karşılık vermediği takdirde temyiz incelenmesi yapılarak karara bağlanır. (832 Md.70).

            Temyiz dilekçesi ve layihalar Sayıştay Başkanlığına verilir. Merkezde bulunmayanlar, temyiz dilekçelerini, Sayıştay'a gönderilmek üzere bulundukları yerin en büyük mülkiye memuruna da verebilirler. İlgililer isterlerse evrakın alındığına dair kendilerine bir alındı verilir (832 Md.71).

            6.1.6. Temyiz Görüşmelerinde Murafaa (Duruşma)
            Taraflar yazı ile isterler veya Temyiz Kurulu lüzum görürse tarafları veya bir tarafı davet ederek savunmalarını dinler ve açıklama isteyebilir (832 Md.72).

            Murafaa talebi temyiz dilekçesinde yapılabileceği gibi, dilekçelerin karşı tarafa tebliğinden sonra verilecek cevaplarda da yapılabilir. Kanaatimizce taraflardan birinin yazılı murafaa talebi varsa, Temyiz kurulu yargılamayı murafaalı yapmalıdır. İlginin murafaa talebini dikkate almaması uygun görülmemelidir. Ancak murafaa talebi yapıldığı halde kendisine önceden bildirilen ve davet edildiği tarihte yargılamaya gelmeyen dilekçiler olabilmektedir. Bu durum yargılamanın belli bir süre gecikmesine neden olmaktadır. Diğer taraftan murafaa temyiz dilekçesine geçirilememiş hususlar varsa istenmelidir. Duruşma talebinde bulunup yargılama sırasında dilekçede yazılı hususlar haricinde hiç bir şey söylenmemesinin yargılamanın karar seyri üzerinde etkisi olmamakta ancak murafaa ile ilgili prosedürler nedeniyle gecikmeler yaşanmaktadır. 

            6.1.7. Temyiz Kurulunca Verilen Kararlar
            Temyiz Kurulu temyiz olunan hükmü olduğu gibi veya düzelterek tasdik eder, kaldırır ya da bozar. Bozma halinde evrak yeniden karara bağlanmak üzere o kararı veren daireye gönderilir. Daire ilk kararında diretir ve bu diretme üzerine temyiz olunarak tekrar Temyiz Kurulunca bozma kararı verilirse daire bu karara uymak zorundadır.

            Temyiz Kurulunun tazmin hükmünün kaldırılmasına ilişkin kararları, temyiz konusu ilam maddesindeki bütün sorumluları kapsar (832 Md.73).

            Madde hükmünden anlaşılacağı üzere temyiz kurulu temelde üç tür karar verebilmektedir:  Bozma, kaldırma, tasdik. Tasdik kararı ilam hükmünü olduğu gibi onama şeklinde, ya da belli durumlarda düzeterek onama şeklinde ortaya çıkar.

            6.1.7.1. Bozma Kararı
            Bozma kararı, temyiz dilekçesinde yer alan iddiaların yerinde olduğunu ve daire tarafından çıkarılmış olan ilamda hukuka aykırı yönlerin bulunduğunu gösterir. Temyiz Kurulunun, kararı bozma yetkisi varsa da daire yerine geçerek karar verme yetkisi yoktur.

            Temyiz kurulunun bozma kararı üzerine belgeler yeniden karara bağlanmak üzere ilamı çıkaran daireye gönderilir. Daire temyizin bozma kararına uyabileceği gibi kendi kararında da diretebilir. Mahkeme, kararında diretirse, bu kararın tekrar temyiz edilme imkanı vardır. Dairenin kendi kararında ısrar etmesi üzerine bu ikinci karar da temyiz edilir ve Temyiz Kurulu yeniden bozma kararı verirse, Daire artık bu karara uymak zorundadır. Kanaatimizce, yargılama dairesinin, Temyizin bozma kararına karşı kendi kararında ısrar etmesi üzerine dosyanın tekrar temyiz kurulu yerine Genel Kurula havalesi ile uyuşmazlığın giderilmesi yerinde olur. Mevcut sistemde Temyiz Kurulunun Daire kararları üzerinde mutlak bir hükümranlığı bulunmaktadır.

           6.1.7.2. Kaldırma Kararı
            Tazmin hükmünün kaldırılması kararı, sorumluların beraatı anlamına gelir. Kaldırma kararından sonra Dairede yeniden görüşme yapılmaz ve bu karardan temyize müracaat etmiş olsun olmasın bütün sorumlular faydalanır.

            6.1.7.3. Onama veya Düzelterek Onama Kararı
            Onama kararı temyize konu olan ilam hükmünün mevzuata uygun olduğunu gösterir. Düzelterek onama kararı ise hükmün esasına etkili olmayan bir hatanın Temyiz Kurulunca düzeltildikten sonra kabul edildiğini gösterir. 832 sayılı Kanunun 73 üncü maddesinde hangi hallerde düzelterek onama kararı verilebileceğine dair bir açıklama yoktur. Örneğin sorumlulardan birisi kendisinin sorumlu olmadığı iddiasıyla temyize müracaat eder ve Temyiz Kurulu iddiayı haklı bulursa burada düzelterek tasdik söz konusu olur. Tazmin hükmü yine geçerlidir ancak sorumlulardan birisi için ortadan kalkmıştır. Ancak bu halde bile Temyiz Kurulu Daire Kararını sorumluluk yönünden bozmakta ve dairece yeniden hüküm tesisini istemektedir.(117)

            6.1.8. Temyiz Kurulunun Taleple Bağlı Olması
            Temyiz Kurulunun önüne gelen daire kararını temyiz dilekçesindeki hususların dışına çıkarak da görüşüp görüşemeyeceği hususunda 832 sayılı Sayıştay Kanununda herhangi bir hüküm yoktur. Bu nedenle Kanunun 79’uncu maddesi hükmü gereğince HUMK’na bakmak gerekmektedir. Anılan Kanunun 439’uncu maddesinde şu hüküm yer almaktadır.

            Mahkeme-i Temyiz iki tarafın temyiz arzuhaliyle layihasında ve cevap layihasında muharrer kaffei itirazat ve müdafaat hakkında esbabı mucibe beyanıyla redden veya kabulen karar vermeğe ve bunları kararına yazmağa mecburdur.

            Mahkeme-i Temyiz iki tarafın iddia ve müdafaatiyle mukayyet olmayıp kanunun sarih maddesine muhalif gördüğü diğer esbaptan dolayı da temyiz olunan kararı nakzedebilir.

            Yukarıdaki maddenin ilk fıkrası hükmüne göre, Temyiz mahkemesinin, tarafların temyiz dilekçesinde ve cevaplarında yazılı bütün itiraz ve savunmalar hakkında, gerektirici sebepleri açıklayarak ret veya kabul şeklinde karar vermesi ve bunları kararına yazması gerekir. 

            Maddenin ikinci fıkrasında ise, Temyiz mahkemesinin, tarafların iddia ve savunmaları ile bağlı olmayıp, kanunun açık hükümlerine aykırı gördüğü diğer sebeplerden dolayı da temyiz edilen kararı bozabileceği belirtilmiştir. Madde hükmünün mefhum-u muhalifinden, açık kanun hükümlerine muhalefet haricinde Temyiz mahkemesinin dilekçinin iddia ve talebiyle sınırlı olması gerektiği sonucuna ulaşılır. Bu husus Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun kararlarında da belirgin olarak vurgulanmaktadır.

         KARAR SIRA NO : 127            Temyiz Mahkemesinin Dilekçi Talepleri İle Bağlılığı
            ... Yargıtay kendiliğinden ve istek olmadan temyiz incelemesi yapamaz ve hükmü bozamaz. Diğer taraftan dava tarafları, aleyhlerine olan hükmün tamamını temyiz edebilecekleri gibi hükmün yalnız bir kısmını temyiz edip, diğer kısmını temyiz etmeyebilirler. Objektif dava birleşmesi halinde verilen hüküm taleplerinden yalnızca biri, örneğin manevi tazminatın kabul ya da reddi temyiz edilip boşanmaya ilişkin hükmün esası ile maddi tazminat, yoksulluk nafakası, velayet, iştirak nafakası ve fer’i diğer sonuçlar temyiz edilmeyebilir.  Bu hal doktrinde “kısmi temyiz” olarak tanımlanır ve kısmi temyiz (yani hükmün bir kısmının temyiz edilmemiş olması) halinde, hükmün temyiz edilmeyen kısmı temyiz süresinin geçmesi ile kesinleşir. Başka bir ifade ile kesin hüküm oluşur. Hükmün süresinde temyiz edilmeyerek kesinleşen kısmı yalnız başına icra edilebilir ve icraya konabilir. 

            Yargıtay tarafların bildirdiği temyiz sebepleri el bağlı değilse de (HUMK.439/II) tarafların temyizi ile bağlıdır. Yani kısmi temyiz halinde Yargıtay hükmün temyiz edilmeyen ve bu nedenle kesinleşen bölümü hakkında temyiz incelemesi yapamaz ve hükmün temyiz edilmeyen bölümünü bozamaz. Temyiz halinde HUMK.439/II maddesi hükmü, hükmün yalnız temyiz edilen bölümü hakkında uygulanır. Yargıtay hükmün temyiz edilmeyen bölümünü bozamayacağı gibi mahalli mahkeme de (temyiz edilen bölümün bozulması üzerine yapacağı tahkikat sonunda) hükmün temyiz edilmeyen (ve bu nedenle kesinleşmiş olan) bölümü hakkında yeni bir karar veremez.

            Diğer yandan kısmi temyiz sebebiyle hükmün bir bölümünün (talep sonuçlarından bazılarının) temyiz edilmemek suretiyle kesinleşmesi ile temyiz edilip onanmak suretiyle kesinleşmesi (bozmanın kapsamı dışında kalması) arasında kesin hükmün bağlayıcılığı, müstakilen infaz kabiliyeti bulunması, mevcut uyuşmazlığı yeniden ele alınması mümkün olmayacak şekilde çözümlemesi yönlerinden herhangi bir fark mevcut değildir.
Yargıtay Hukuk Gelen Kurulu, Tarih. 25.03.1992; E.1992/2-121;K.1992/197

            Sayıştay Temyiz Kurulu da yukarıdaki açıklamalara uygun olarak kendisini taleple sınırlı görmekte ve dilekçede iddia edilmemiş hususlarda karar vermekten imtina etmektedir.

            KARAR SIRA NO : 128            Temyizin İstemle Sınırlı Olması
            Müzakere sırasında ileri sürülen, tazmin hükmünün süre uzatımı kararından kaynaklandığı, ancak hükme dahil edilen sorumlular arasında süre uzatım kararını alanların yer almadığı, bu nedenle hükmün bu noktadan bozulması gerektiği görüşüne karşılık;

            Dilekçi tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen, tazmin hükmünün mevzuata uygun olmadığı yolundaki iddianın sorumluluk tevcihinin de yanlış olduğu iddiasını kapsamadığı, dolayısıyla sorumluluk tevcihi yönüyle temyiz talebinde bulunulmadığı anlaşılmakla, istemle sınırlı olarak meselenin görüşülmesine karar verildikten sonra esasa geçildi.
Sayıştay Temyiz kurulu, Tarih, 13.04.1993; Tutanak No:22999
Sayıştay Temyiz Kurulu, Seçme Kararlar, Sayıştay Yayınları, Ank.,1999, s.17.

            6.2. Yargılamanın İadesi
            6.2.1. Yargılamanın İadesi Talebinde Bulunabilecekler
            832 sayılı Kanunun 74 üncü maddesine göre; Sayıştay Savcısı, hükümlü, hükümlünün bağlı olduğu bakanlık veya daire ya da Maliye Bakanlığı tarafından yargılamanın iadesi talep edilebilir. Bunun yanında Sayıştay dairelerince de doğrudan doğruya yargılamanın iadesine  karar verilmesi mümkündür. Sayıştay dairesinin re’sen yargılamanın iadesi görüşmesi yapması uygulamada denetçilerin talebi ile olmaktadır. Yargılamanın iadesi ile ilgili bir belge geldiği zaman denetçi bunu ek rapor tanzim ederek ve ortaya çıkan belge ya da yeni durumun yargılamanın iadesine konu olabileceğini belirterek bu yolu kullanmaktadır. Denetçi yargılamanın iadesini gerektirecek bir husus görmese bile bunu bir ek raporla ya da müzekkere ile Başkanlığa bildirecek ve başkanlık ek rapor ya da müzekkereyi ilgili daireye havale ederek görüşülmesini sağlayacaktır. 

            6.2.2. Yargılamanın İadesi Sebepleri
            Yargılamanın iadesi sebepleri, 832 sayılı Kanunun 74 üncü maddesinde aşağıdaki şekilde sıralanmıştır.

            a) Hesapta maddi hata bulunması, noksan veya mükerrerlik olması,

            b) İbraz edilen belgede sahtecilik bulunup da hükme etki yapmış olması,

            c) İnceleme veya yargılama sırasında görülmeyen yanlış veya usulsüz bir işlemin hükümden sonra meydana çıkmış olması,

            ç) Hükme tesir edebilecek bazı belgelerin inceleme ve yargılama sırasında bulunmayıp, hükümden sonra meydana çıkması. Hüküm tarihinden önce, sorumlularca yapılan tahsilat bu hüküm gereğince yargılamanın iadesi sebebi olarak karşımıza çıkmaktadır ve uygulamada çok sık rastlanan bir husustur. Bunun sebebi, denetçi sorgusundaki iddiaların sorumlularca kabul edilmesine rağmen o an için tahsilat imkanı bulunmadığından tahsilat bildirilememesi, bilahare tahsilat yapılması ancak tahsilat belgelerinin Sayıştay’a geç gönderilmesi nedeniyle hükmün tazmin yönünde kurulmuş olmasıdır.

          KARAR SIRA NO : 129            İade-i Muhakeme-İlamdan Önce Tahsilat Yapılması
            İlamın 1’inci maddesiyle: İdarece verilen malzemelerin kesintilerinin noksan yapıldığı gerekçesiyle ... liranın tazminine hükmolunmuştur.

            Dilekçi, söz konusu tazmin hükmüne ilişkin, fazla ödemenin aynı yıl içinde düzenlenerek tahakkuka bağlanan sonraki hakedişlerden kesildiğini ileri sürmüş ve bahsi geçen hakediş raporlarını dilekçe ekinde göndermiştir,

            Yargılama sırasında bulunmayan söz konusu belgelerin incelenmesi temyiz konusu olmayıp, yargılamanın iadesi kapsamında mütalaa olunması gereken bir husus olduğundan Temyiz Kurulunca yapılacak işlem olmadığına,

            Ancak, söz konusu belgeler yargılamanın iadesi niteliğinde görüldüğü takdirde gereğinin yapılması için dosyanın dairesine gönderilmesine karar verildi.
Sayıştay Temyiz Kurulu, Tarih. 10.11.1998; Tutanak No: 24318
Sayıştay Temyiz Kurulu, Seçme Kararlar, Sayıştay Yayınları, Ank., 1999, s.5.

            d) Hükme esas tutulan bir ilamın bozulma suretiyle ortadan kalkmış olması,

            e) Kesin hesapların incelenmesi sonunda Genel Kurulca, bütçe tertip ve mahsubuna ilişkin daire kararlarının aksine karar verilmiş olması.

            Yukarıda sayılan yargılamanın iadesi sebeplerinden başka 832 sayılı Kanunun Ek 3 üncü maddesinde Sayıştay ve Danıştay’ın vergi vb. mali yükümlülüklerle ilgili kararları arasında uyuşmazlık bulunduğu takdirde aşağıdaki şekilde yargılamanın iadesi yoluna gidilebileceği hüküm altına alınmıştır.

             “Vergi, benzeri mali yükümlülükler ve ödevlere ilişkin bir işlem dolayısıyla aynı mevzuatın yorumunda, Sayıştay'ın ve Danıştay'ın kesinleşmiş kararları arasında uyuşmazlık bulunduğu hakkında, 63 üncü maddede belirtilen ilgililerin 74 üncü maddedeki usul ve esaslar dairesinde başvuruları üzerine uyuşmazlığın bulunduğu tespit edilirse, Sayıştay kararı yargılamanın iadesi yoluyla görüşülerek uyuşmazlık Danıştay kararı doğrultusunda giderilir.

            Uyuşmazlığın bulunmadığı hakkındaki Sayıştay kararına karşı 63 üncü maddede belirtilen ilgililerce Danıştay’a başvurulduğu takdirde, bu hususa ilişkin Danıştay kararına uyulur. 

            Uyuşmazlığın mevcut olmadığı tespit edilinceye kadar Sayıştay ilamının yerine getirilmesi durdurulur.”

            6.2.3. Yargılamanın İadesi İsteminde Süre
            Yargılamanın iadesi isteminde bulunma süresi ilamın tebliği tarihinden itibaren beş yıldır. Bu süre, hükmen onanmış hesaplarda hesabın onandığı tarihten başlar.

            6.2.4. Yargılamanın İadesi İsteminin Görüşülmesi
            Yargılamanın iadesi istemi, hükmü veren dairece incelenir ve ilk olarak yargılamanın iadesi lüzumuna karar verilir. Bu karardan sonra iade olunan hususlara inhisar etmek şartıyla yargılama yapılır (832 Md.75).

            6.2.5. TBMM’nde Kesin Hesabın Onanmış Olması
            Türkiye Büyük Millet Meclisinde kesin hesabın onanmış olması şahıs borçlarına etkili değildir (832 MD.74).

            Bir yıla ait Kesin Hesap Yasasının çıkmış olması durumunda, sorumlularca fazla ödenen paraların da TBMM tarafından yasayla karşılandığı ve sorumluların sorumluluktan kurtulduğu kanısının ortadan kaldırılmasını teminen yukarıdaki hüküm kanuna dercedilmiştir. 

            Bu itibarla, Sayıştay'ca tazmin hükmü verilmiş bulunan fazla ödeme tutarları –ki bu şekilde kişi borçları doğmaktadır- için, sorumluların ilgili yıl kesin hesabının TBMM tarafından onaylandığından bahisle yargılamanın iadesi suretiyle tazmin hükümlerinin kaldırılmasını talep etme imkanları yoktur.(118)

            6.2.6. İcranın Geciktirilmesi
            Yargılamanın iadesi dileğinde bulunmak icrayı alıkoymaz. İade dilekçesini inceleyen daire, gerekli gördüğü takdirde, kanunen muteber teminat karşılığında, icranın geciktirilmesine karar verebilir.(832 Md.76) Madde hükmünden anlaşıldığına göre, icranın durdurulması için şu şartlar bulunmalıdır.

            a) Yargılamanın iadesi için müracaat edilmiş olmalıdır.

            b) Yargılamanın iadesi talebinde bulanan ilgilinin icranın geciktirilmesi konusunda da talebi olmalıdır. Zira daire kendiliğinden icranın geciktirilmesine karar verse bile teminat alınabilmesi ancak ilgilinin isteği ile olacağından ve teminatsız icranın geciktirilmesi mümkün olmadığından pratikte ilgilinin talebi zorunludur.

            c) Kanunen muteber bir teminat sağlanmalıdır. Muteber kabul edilecek teminatın neler olduğu yasada belirtilmemiştir. Ancak, banka teminat mektubu, devlet tahvili, hazine bonosu ve tedavüldeki Türk parasının bu kapsamda değerlendirilmesi gerekir. Teminatın nereye teslim edileceği ya da yatırılacağı maddeye açıklanmamış olmasına rağmen saymanlık hesaplarına intikalinin yeterli olduğu kanaatindeyiz. Diğer taraftan, teminatın tazmin hükmü verilen tutar kadar olması gerektiğini düşünmekteyiz.

            d) İcranın geciktirilebilmesi için dairenin kararı gerekir. Daire lüzum görmez ise icranın geciktirilmesi talebini kabul etmeyecektir.

            6.3. Karar Düzeltilmesi
            Anayasanın 160 ıncı maddesine göre, Sayıştay'ın kesin hükümleri hakkında ilgililer yazılı bildirim tarihinden itibaren on beş gün içinde bir kereye mahsus olmak üzere karar düzeltilmesi isteminde bulunabilirler.

            Anayasanın yukarıya alınan maddesinde Sayıştay'ın kesin hükümlerine karşı karar düzeltilmesi yoluna gidilebileceği belirtildikten sonra bu konudaki müracaat süresinin yazılı bildirim tarihinden itibaren on beş gün olduğu hüküm altına alınmıştır.

            6.3.1. Düzeltilmesi İstenebilecek Kararlar ve Süre
            Gerek yukarıda yazılı Anayasa hükmü gereğince gerekse 832 sayılı Kanunun 77’nci madde hükmüne göre, sadece temyiz kurulu kararlarına karşı, karar düzeltilmesi yoluna gidilebilir. Daire kararları aleyhine karar düzeltilmesi yoluna gidilemez.

            Karar düzeltilmesi isteminin süresi, kararın tebliği tarihinden itibaren 15 gün olarak belirlenmiştir.

            6.3.2. Karar Düzeltilmesi İsteminde Bulunabilecekler
            832 sayılı Kanunun 77’nci maddesinde, aynı Kanunun 63 üncü maddesine atıf yapılmak suretiyle karar düzeltilmesi talebinde bulunmaya hakkı olanlar belirlenmiştir. Buna göre, sorumlular, sorumluların bağlı olduğu bakanlık veya daire, Maliye Bakanlığı ve Sayıştay Savcısı karar düzeltilmesi isteminde bulunabilirler.

            6.3.3. Karar Düzeltilmesi Nedenleri
            832 sayılı Kanunun 77’nci maddesine göre aşağıda sayılan nedenlerle karar düzeltilmesi talebinde bulunmak mümkündür:

            a) Hükmün esasına etkili iddia ve itirazların kararda karşılanmamış olması 

            b) Bir kararda aynı konu hakkında birbirine aykırı hükümler bulunması,

            c) Temyiz incelemesi sırasında hükmün esasını etkileyen belgelerde hile ve sahtekarlığın ortaya çıkmış olması,

            d) Temyiz sebeplerinden en az birinin mevcut olması.

            6.3.4. Karar Düzeltilmesi İstemi ve Usul
            Karar düzeltilmesi istem ve incelenmesi temyiz şekil ve usulleri dairesinde yürütülür.

            Karar düzeltilmesi istemi, kesin hükmün yerine getirilmesine engel değildir.

            Verilen karar, ilgililere tebliğ edilir (832 Md.78).

            6.4. Adli Tatilde Çalışmaya Ara Verme
            832 sayılı Kanunun 101’inci maddesine göre; Sayıştay Genel Kurulu, Temyiz Kurulu, Daireler Kurulu ve Daireler her yıl Temmuz ayının yirmisinden Eylül ayının beşine kadar çalışmaya ara verir. Bu müddet içinde Sayıştay’a gelecek ivedili işlere bakmak ve gereken kararları vermek üzere sıra ile bir daire çalışmaya devam eder. 

            Ara verme süresi içinde görevli Daire Başkan ve üyeleri yılın diğer aylarında aynı müddetle izinlerini kullanabilirler. 

            Çalışmaya ara verme süresince Daireler Kuruluna ilişkin görevlerden gecikmesinde sakınca görülenler görevli daire tarafından yerine getirilir. İlgili idare ve kurumun istemde bulunması halinde görevli daire kararı, çalışmaya ara verme süresi bittikten sonra Daireler Kurulunda da görüşülür.
 
 

(117)  Örneğin, Temyiz Kurulunun 05.11.1996 gün ve 23963 sayılı kararında; demir fiyat farkından dolayı ortaya çıkan fazla ödemede inşaat teknikerinin yanı sıra elektrik mühendisinin de daire ilamında sorumlu tutulması üzerine “tazmin hükmünün sorumluluk yönünden bozularak yeniden hüküm düzenlenmesi için DOSYANIN DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE”, oybirliği ile karar vermiştir.
(118)  Daha geniş açıklama için bkz. İbrahim Pınar, Mahalli İdareler Hesap Usulleri, 1050 Sayılı Kanun ve Ayniyat İşlemleri, Feryal Matbaacılık, Ankara 1989, s.369.