Temyiz dilekçesiyle buna bağlı evrak karşı tarafa tebliğ olunur. Tebliğden itibaren otuz gün içinde cevap verilebilir. Bu cevaplar da temyiz edene tebliğ olunur. Temyiz eden de buna on beş gün içinde cevap verebilir. Bu cevaplar da karşı tarafa tebliğ olunur. Buna da on beş gün içinde cevap verilebilir. (832 Md.69.2) Cevaplar alındıktan sonra veya taraflardan biri süresi içinde karşılık vermediği takdirde temyiz incelenmesi yapılarak karara bağlanır. (832 Md.70). Temyiz dilekçesi ve layihalar Sayıştay Başkanlığına verilir. Merkezde bulunmayanlar, temyiz dilekçelerini, Sayıştay'a gönderilmek üzere bulundukları yerin en büyük mülkiye memuruna da verebilirler. İlgililer isterlerse evrakın alındığına dair kendilerine bir alındı verilir (832 Md.71).
6.1.6. Temyiz Görüşmelerinde Murafaa (Duruşma)
Murafaa talebi temyiz dilekçesinde yapılabileceği gibi, dilekçelerin karşı tarafa tebliğinden sonra verilecek cevaplarda da yapılabilir. Kanaatimizce taraflardan birinin yazılı murafaa talebi varsa, Temyiz kurulu yargılamayı murafaalı yapmalıdır. İlginin murafaa talebini dikkate almaması uygun görülmemelidir. Ancak murafaa talebi yapıldığı halde kendisine önceden bildirilen ve davet edildiği tarihte yargılamaya gelmeyen dilekçiler olabilmektedir. Bu durum yargılamanın belli bir süre gecikmesine neden olmaktadır. Diğer taraftan murafaa temyiz dilekçesine geçirilememiş hususlar varsa istenmelidir. Duruşma talebinde bulunup yargılama sırasında dilekçede yazılı hususlar haricinde hiç bir şey söylenmemesinin yargılamanın karar seyri üzerinde etkisi olmamakta ancak murafaa ile ilgili prosedürler nedeniyle gecikmeler yaşanmaktadır.
6.1.7. Temyiz Kurulunca Verilen Kararlar
Temyiz Kurulunun tazmin hükmünün kaldırılmasına ilişkin kararları, temyiz konusu ilam maddesindeki bütün sorumluları kapsar (832 Md.73). Madde hükmünden anlaşılacağı üzere temyiz kurulu temelde üç tür karar verebilmektedir: Bozma, kaldırma, tasdik. Tasdik kararı ilam hükmünü olduğu gibi onama şeklinde, ya da belli durumlarda düzeterek onama şeklinde ortaya çıkar.
6.1.7.1. Bozma Kararı
Temyiz kurulunun bozma kararı üzerine belgeler yeniden karara bağlanmak üzere ilamı çıkaran daireye gönderilir. Daire temyizin bozma kararına uyabileceği gibi kendi kararında da diretebilir. Mahkeme, kararında diretirse, bu kararın tekrar temyiz edilme imkanı vardır. Dairenin kendi kararında ısrar etmesi üzerine bu ikinci karar da temyiz edilir ve Temyiz Kurulu yeniden bozma kararı verirse, Daire artık bu karara uymak zorundadır. Kanaatimizce, yargılama dairesinin, Temyizin bozma kararına karşı kendi kararında ısrar etmesi üzerine dosyanın tekrar temyiz kurulu yerine Genel Kurula havalesi ile uyuşmazlığın giderilmesi yerinde olur. Mevcut sistemde Temyiz Kurulunun Daire kararları üzerinde mutlak bir hükümranlığı bulunmaktadır.
6.1.7.2. Kaldırma Kararı
6.1.7.3. Onama veya Düzelterek Onama Kararı
6.1.8. Temyiz Kurulunun Taleple Bağlı Olması
Mahkeme-i Temyiz iki tarafın temyiz arzuhaliyle layihasında ve cevap layihasında muharrer kaffei itirazat ve müdafaat hakkında esbabı mucibe beyanıyla redden veya kabulen karar vermeğe ve bunları kararına yazmağa mecburdur. Mahkeme-i Temyiz iki tarafın iddia ve müdafaatiyle mukayyet olmayıp kanunun sarih maddesine muhalif gördüğü diğer esbaptan dolayı da temyiz olunan kararı nakzedebilir. Yukarıdaki maddenin ilk fıkrası hükmüne göre, Temyiz mahkemesinin, tarafların temyiz dilekçesinde ve cevaplarında yazılı bütün itiraz ve savunmalar hakkında, gerektirici sebepleri açıklayarak ret veya kabul şeklinde karar vermesi ve bunları kararına yazması gerekir. Maddenin ikinci fıkrasında ise, Temyiz mahkemesinin, tarafların iddia ve savunmaları ile bağlı olmayıp, kanunun açık hükümlerine aykırı gördüğü diğer sebeplerden dolayı da temyiz edilen kararı bozabileceği belirtilmiştir. Madde hükmünün mefhum-u muhalifinden, açık kanun hükümlerine muhalefet haricinde Temyiz mahkemesinin dilekçinin iddia ve talebiyle sınırlı olması gerektiği sonucuna ulaşılır. Bu husus Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun kararlarında da belirgin olarak vurgulanmaktadır.
KARAR SIRA NO : 127
Temyiz Mahkemesinin Dilekçi Talepleri İle Bağlılığı
Yargıtay tarafların bildirdiği temyiz sebepleri el bağlı değilse de (HUMK.439/II) tarafların temyizi ile bağlıdır. Yani kısmi temyiz halinde Yargıtay hükmün temyiz edilmeyen ve bu nedenle kesinleşen bölümü hakkında temyiz incelemesi yapamaz ve hükmün temyiz edilmeyen bölümünü bozamaz. Temyiz halinde HUMK.439/II maddesi hükmü, hükmün yalnız temyiz edilen bölümü hakkında uygulanır. Yargıtay hükmün temyiz edilmeyen bölümünü bozamayacağı gibi mahalli mahkeme de (temyiz edilen bölümün bozulması üzerine yapacağı tahkikat sonunda) hükmün temyiz edilmeyen (ve bu nedenle kesinleşmiş olan) bölümü hakkında yeni bir karar veremez.
Diğer yandan kısmi temyiz sebebiyle hükmün bir bölümünün (talep sonuçlarından
bazılarının) temyiz edilmemek suretiyle kesinleşmesi ile temyiz edilip
onanmak suretiyle kesinleşmesi (bozmanın kapsamı dışında kalması) arasında
kesin hükmün bağlayıcılığı, müstakilen infaz kabiliyeti bulunması, mevcut
uyuşmazlığı yeniden ele alınması mümkün olmayacak şekilde çözümlemesi yönlerinden
herhangi bir fark mevcut değildir.
Sayıştay Temyiz Kurulu da yukarıdaki açıklamalara uygun olarak kendisini taleple sınırlı görmekte ve dilekçede iddia edilmemiş hususlarda karar vermekten imtina etmektedir.
KARAR SIRA NO : 128
Temyizin İstemle Sınırlı Olması
Dilekçi tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen, tazmin hükmünün mevzuata
uygun olmadığı yolundaki iddianın sorumluluk tevcihinin de yanlış olduğu
iddiasını kapsamadığı, dolayısıyla sorumluluk tevcihi yönüyle temyiz talebinde
bulunulmadığı anlaşılmakla, istemle sınırlı olarak meselenin görüşülmesine
karar verildikten sonra esasa geçildi.
6.2. Yargılamanın İadesi
6.2.2. Yargılamanın İadesi Sebepleri
a) Hesapta maddi hata bulunması, noksan veya mükerrerlik olması, b) İbraz edilen belgede sahtecilik bulunup da hükme etki yapmış olması, c) İnceleme veya yargılama sırasında görülmeyen yanlış veya usulsüz bir işlemin hükümden sonra meydana çıkmış olması, ç) Hükme tesir edebilecek bazı belgelerin inceleme ve yargılama sırasında bulunmayıp, hükümden sonra meydana çıkması. Hüküm tarihinden önce, sorumlularca yapılan tahsilat bu hüküm gereğince yargılamanın iadesi sebebi olarak karşımıza çıkmaktadır ve uygulamada çok sık rastlanan bir husustur. Bunun sebebi, denetçi sorgusundaki iddiaların sorumlularca kabul edilmesine rağmen o an için tahsilat imkanı bulunmadığından tahsilat bildirilememesi, bilahare tahsilat yapılması ancak tahsilat belgelerinin Sayıştay’a geç gönderilmesi nedeniyle hükmün tazmin yönünde kurulmuş olmasıdır.
KARAR SIRA NO : 129
İade-i Muhakeme-İlamdan Önce Tahsilat Yapılması
Dilekçi, söz konusu tazmin hükmüne ilişkin, fazla ödemenin aynı yıl içinde düzenlenerek tahakkuka bağlanan sonraki hakedişlerden kesildiğini ileri sürmüş ve bahsi geçen hakediş raporlarını dilekçe ekinde göndermiştir, Yargılama sırasında bulunmayan söz konusu belgelerin incelenmesi temyiz konusu olmayıp, yargılamanın iadesi kapsamında mütalaa olunması gereken bir husus olduğundan Temyiz Kurulunca yapılacak işlem olmadığına,
Ancak, söz konusu belgeler yargılamanın iadesi niteliğinde görüldüğü takdirde
gereğinin yapılması için dosyanın dairesine gönderilmesine karar verildi.
d) Hükme esas tutulan bir ilamın bozulma suretiyle ortadan kalkmış olması, e) Kesin hesapların incelenmesi sonunda Genel Kurulca, bütçe tertip ve mahsubuna ilişkin daire kararlarının aksine karar verilmiş olması. Yukarıda sayılan yargılamanın iadesi sebeplerinden başka 832 sayılı Kanunun Ek 3 üncü maddesinde Sayıştay ve Danıştay’ın vergi vb. mali yükümlülüklerle ilgili kararları arasında uyuşmazlık bulunduğu takdirde aşağıdaki şekilde yargılamanın iadesi yoluna gidilebileceği hüküm altına alınmıştır. “Vergi, benzeri mali yükümlülükler ve ödevlere ilişkin bir işlem dolayısıyla aynı mevzuatın yorumunda, Sayıştay'ın ve Danıştay'ın kesinleşmiş kararları arasında uyuşmazlık bulunduğu hakkında, 63 üncü maddede belirtilen ilgililerin 74 üncü maddedeki usul ve esaslar dairesinde başvuruları üzerine uyuşmazlığın bulunduğu tespit edilirse, Sayıştay kararı yargılamanın iadesi yoluyla görüşülerek uyuşmazlık Danıştay kararı doğrultusunda giderilir. Uyuşmazlığın bulunmadığı hakkındaki Sayıştay kararına karşı 63 üncü maddede belirtilen ilgililerce Danıştay’a başvurulduğu takdirde, bu hususa ilişkin Danıştay kararına uyulur. Uyuşmazlığın mevcut olmadığı tespit edilinceye kadar Sayıştay ilamının yerine getirilmesi durdurulur.”
6.2.3. Yargılamanın İadesi İsteminde Süre
6.2.4. Yargılamanın İadesi İsteminin Görüşülmesi
6.2.5. TBMM’nde Kesin Hesabın Onanmış Olması
Bir yıla ait Kesin Hesap Yasasının çıkmış olması durumunda, sorumlularca fazla ödenen paraların da TBMM tarafından yasayla karşılandığı ve sorumluların sorumluluktan kurtulduğu kanısının ortadan kaldırılmasını teminen yukarıdaki hüküm kanuna dercedilmiştir. Bu itibarla, Sayıştay'ca tazmin hükmü verilmiş bulunan fazla ödeme tutarları –ki bu şekilde kişi borçları doğmaktadır- için, sorumluların ilgili yıl kesin hesabının TBMM tarafından onaylandığından bahisle yargılamanın iadesi suretiyle tazmin hükümlerinin kaldırılmasını talep etme imkanları yoktur.(118)
6.2.6. İcranın Geciktirilmesi
a) Yargılamanın iadesi için müracaat edilmiş olmalıdır. b) Yargılamanın iadesi talebinde bulanan ilgilinin icranın geciktirilmesi konusunda da talebi olmalıdır. Zira daire kendiliğinden icranın geciktirilmesine karar verse bile teminat alınabilmesi ancak ilgilinin isteği ile olacağından ve teminatsız icranın geciktirilmesi mümkün olmadığından pratikte ilgilinin talebi zorunludur. c) Kanunen muteber bir teminat sağlanmalıdır. Muteber kabul edilecek teminatın neler olduğu yasada belirtilmemiştir. Ancak, banka teminat mektubu, devlet tahvili, hazine bonosu ve tedavüldeki Türk parasının bu kapsamda değerlendirilmesi gerekir. Teminatın nereye teslim edileceği ya da yatırılacağı maddeye açıklanmamış olmasına rağmen saymanlık hesaplarına intikalinin yeterli olduğu kanaatindeyiz. Diğer taraftan, teminatın tazmin hükmü verilen tutar kadar olması gerektiğini düşünmekteyiz. d) İcranın geciktirilebilmesi için dairenin kararı gerekir. Daire lüzum görmez ise icranın geciktirilmesi talebini kabul etmeyecektir.
6.3. Karar Düzeltilmesi
Anayasanın yukarıya alınan maddesinde Sayıştay'ın kesin hükümlerine karşı karar düzeltilmesi yoluna gidilebileceği belirtildikten sonra bu konudaki müracaat süresinin yazılı bildirim tarihinden itibaren on beş gün olduğu hüküm altına alınmıştır.
6.3.1. Düzeltilmesi İstenebilecek Kararlar ve Süre
Karar düzeltilmesi isteminin süresi, kararın tebliği tarihinden itibaren 15 gün olarak belirlenmiştir.
6.3.2. Karar Düzeltilmesi İsteminde Bulunabilecekler
6.3.3. Karar Düzeltilmesi Nedenleri
a) Hükmün esasına etkili iddia ve itirazların kararda karşılanmamış olması b) Bir kararda aynı konu hakkında birbirine aykırı hükümler bulunması, c) Temyiz incelemesi sırasında hükmün esasını etkileyen belgelerde hile ve sahtekarlığın ortaya çıkmış olması, d) Temyiz sebeplerinden en az birinin mevcut olması.
6.3.4. Karar Düzeltilmesi İstemi ve Usul
Karar düzeltilmesi istemi, kesin hükmün yerine getirilmesine engel değildir. Verilen karar, ilgililere tebliğ edilir (832 Md.78).
6.4. Adli Tatilde Çalışmaya Ara Verme
Ara verme süresi içinde görevli Daire Başkan ve üyeleri yılın diğer aylarında aynı müddetle izinlerini kullanabilirler.
Çalışmaya ara verme süresince Daireler Kuruluna ilişkin görevlerden gecikmesinde
sakınca görülenler görevli daire tarafından yerine getirilir. İlgili idare
ve kurumun istemde bulunması halinde görevli daire kararı, çalışmaya ara
verme süresi bittikten sonra Daireler Kurulunda da görüşülür.
(117) Örneğin,
Temyiz Kurulunun 05.11.1996 gün ve 23963 sayılı kararında; demir fiyat
farkından dolayı ortaya çıkan fazla ödemede inşaat teknikerinin yanı sıra
elektrik mühendisinin de daire ilamında sorumlu tutulması üzerine “tazmin
hükmünün sorumluluk yönünden bozularak yeniden hüküm düzenlenmesi için
DOSYANIN DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE”, oybirliği ile karar vermiştir.
|