Kamu Personelinin Mali Sorumluluğu  
            5.11. İlamların İnfazı
            Sayıştay ilamlarının ne şekilde yerine getirileceği 832 sayılı Kanunun 64 ve 45 inci maddelerinde düzenlenmiştir. Bu maddelere göre;

            5.11.1. İlamın İnfazında Sorumluluk
            Sayıştay ilamlarının yerine getirilmesinden, ilamların gönderil-diği dairenin en büyük amiri sorumludur. 

        KARAR SIRA NO : 117            İlamların İnfazında İdarelerin Sorumluluğu
           832 sayılı Yasanın 45’inci maddesinde, sorumlularca; gelir, gider, mal ve kıymetlerden mevzuata uygun olarak tahakkuk ettirilmediği, alınmadığı, harcanmadığı, verilmediği, saklanmadığı veya idare edilmediği Sayıştay’ca kesin hükme bağlananların, sorumlular tarafından keyfiyetin kendilerine bildirilmesinden başlayarak üç ay içinde Hazineye ödemesi gerektiği; Sayıştay’ca haklarında verilen kesin hükümlerin sorumlulara ve ayrıca gerekli kovuşturma yapılmak üzere Maliye Bakanlığına 63 üncü madde uyarınca tebliğ edileceği; 63’üncü maddesinde, ilâmların birer nüshasının sorumlulara, birer nüshasının sorumluların bağlı olduğu bakanlık veya daireye, iki nüshasının, bir nüshası ilgili saymanlığa gönderilmek üzere, Maliye Bakanlığına ve bir nüshasının da Savcılığa tebliğ olunacağı; 64’üncü maddesinde de ilâmlar kesinleştikten sonra 45 inci madde gereğince yerine getirileceği; ilamların yerine getirilmesini izlemekten, ilamların gönderildiği dairelerin en büyük amirinin sorumlu olduğu; zimmetlerin vukuu tarihinden;(111)  tazminlerin ise hükmedildikleri tarihten itibaren faize tabi tutularak, İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre tahsil olunacağı belirtilmiştir.

           Anılan hükümlerle, Sayıştay ilamlarının izlenmesi, tek bir mercie bırakılmayarak ilamların yerine getirilmesini izlemekten, bunların gönderildiği dairelerin en büyük amirleri sorumlu tutulmuş ve sorumluluğu yerine getirmeyenler hakkında 51’inci maddeyle müeyyide getirilmiştir. Ancak, ilamların yerine getirilmesini izleme görevi sorumluların bağlı olduğu dairelere verilmekle beraber Maliye Bakanlığı da genel olarak tüm ilamların izlenmesinde üst düzeyde eşgüdümü sağlamakla görevli kılınmıştır.

            Bu itibarla genel bütçeli dairelere ilişkin ilamların Maliye Bakanlığınca, diğerlerinin ise ilgili bulundukları dairelerce kovuşturulması gerektiğine oybirliği ile karar verildi.
Sayıştay GKK; Tarih. 24.04.1980 Karar No:4058/1

         5.11.2. İnfazda Uygulanacak Faiz
İlamlarda tazmin hükmü verilen tutarlar hükmedildikleri tarihten itibaren faize tabi tutulur. Ancak bu şekilde eklenecek faiz, tazmine hükmedilen tutarın %10’unu geçemez. 

         5.11.3. İnfaz İşleminde Uygulanacak Yasa
            Tazmin tutarları İcra İflas Kanunu hükümlerine göre tahsil edilir. (832/64) Sayıştay ilamının anılan Kanun hükümlerine göre infazı yoluna gidilebilmesi için kesinleşmesi şarttır. 

         KARAR SIRA NO : 118            İlamların İnfazı
        .......Sayıştay ilamlarının infazının, bunların kesinleşmesinden sonra ve sorumlulara yönelik olarak İcra ve İflas kanunu hükümlerine göre yapılması gerekmektedir.
Oysa, Maliye ve Gümrük Bakanlığınca intikal ettirilen ve infazında güçlük çekildiği belirtilen olaylardan, bu yasal prosedüre uyulmadığı anlaşılmaktadır. Gerçekten, anılan Bakanlıkça intikal ettirilen kimi olayda ortada kesinleşmiş Sayıştay ilamı olduğu halde İcra ve İflas Kanunu yerine idari yoldan tahsilata girişilmiş; kimi olayda temyiz yoluna başvurulup henüz isteği karara bağlanmadan bazen sorumlular bazen ahizler aleyhine adliye mahkemesine dava açılmış; bir kısım olayda da ortada kesinleşmiş Sayıştay ilamı varken sorumlular yerine ahizlerden tahsiline tevessül edilmiştir.

        Bakanlıkça intikal ettirilen olayların ortak özelliği, 832 sayılı Yasada öngörülen usule uyulmamış olması olup; yasal prosedüre uyulması halinde, bu tür aksaklıklarla karşılaşılmayacaktır.

        Bu itibarla, Sayıştay ilamlarının infazında, 832 sayılı Yasada öngörülen prosedürün izlenmesi gerektiğinin zorunlu bulunulduğu hususunun Maliye ve Gümrük Bakanlığına duyurulması uygun olacaktır.
Sayıştay  G.K.K.  Tarih; 21.9.1989, Karar No:4651/1
Sayıştay Dergisi, S.12, s.19-26.

            5.11.4. İlamın İnfazında Süre
            Sorumlular ilamların kesinleştiğinin kendilerine bildirilmesinden itibaren üç ay içinde tazmin hükmü verilen tutarları yatırmak zorundadırlar. Kararlar, temyize müracaat edilmemesi halinde temyiz süresinin bitiminde, temyize müracaat edilmesi halinde ise temyiz başvurusunun sonuçlanması üzerine kesinleşir. 

         KARAR SIRA NO : 119            İlamların İnfazı
        832 sayılı Kanunda, Sayıştay ilamlarının, İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre yerine getirilmesi öngörülmüştür.

        Ancak, ilamların infaz edilebilmesi için, bunların “kesinleşmiş” olması gerekmektedir. Bu husus, 832 sayılı Kanunun 45 inci maddesinde “.. Sayıştay'ca kesin hükme bağlananları” 64 üncü maddesinde de “Sayıştay ilamları kesinleştikten sonra..” denilmek suretiyle açıkça vurgulanmıştır. Sayıştay ilamları ya 832 sayılı Kanunda belirtilen 90 günlük süre içerisinde temyiz edilmemek ya da temyiz isteğinin Temyiz Kurulunca karara bağlanması suretiyle kesinleşmektedir.

        Bu konuda belirtilmesi gereken diğer bir husus da, Sayıştay ilâmlarının muhatabının, ilamda kendilerine tazmin borcu yükletilen ve mali mevzuat gereğince, işlemlerinden dolayı sorumlu tutulan sayman, tahakkuk memuru, onaylayan, düzenleyen gibi görevliler olduğudur. İlamlarda gösterilen tazmin tutarlarının bu “sorumlu” kişilerden tahsili gerekmektedir. İlamlarda gösterilen tutarların bu kişilerce Hazineye ödenmesinden sonra, bunların ödemenin yapıldığı üçüncü kişilere rücu etmesi, sorumlularla ahizler arasında ayrı bir hukuki ilişkinin konusunu teşkil etmektedir.
Sayıştay  G.K.K.  Tarih; 21.9.1989, Karar No:4651/1
Sayıştay Dergisi, S.12, s.19-26.

            Uygulamada ilamın kesinleştiği Maliye Bakanlığı tarafından ilgililere bildirilmektedir. Mahalli idareler için ise bu bildirim İçişleri Bakanlığı tarafından yapılmaktadır. Hükümlüler ilamdaki hazine zararını yatırmak istemezlerse, bu durumda İcra İflas Kanunu hükümlerine göre kendilerinden tahsilat yoluna gidilecektir. Ancak İcra İflas Kanunu hükümleri çoğu zaman göz ardı edilerek ilamların infazı gecikmektedir. Bu durumda, ilamın infazı ile görevli kamu personeli 832 sayılı Kanunun 51’inci maddesinde getirilen müeyyide ile karşı karşıya kalabileceklerdir.

            5.11.5. İlam Hükmüne Dayanılarak Ahizden Tahsilat 
            Sayıştay ilamı sorumlular için bağlayıcı olup, kendisine fazla ödeme yapılan kişi veya kurumu doğrudan ilgilendirmez. Diğer bir ifade ile saymanlar ya da diğer sorumlular Sayıştay ilamına dayanarak ahizin maaş, tazminat gibi özlük haklarından ya da diğer istihkaklarından re’sen tahsilat yapamazlar. İdarenin böyle bir yola tevessül etmesi halinde ilgililer idare ile olan hukuki ilişkilerine göre adli ya da idari yargıda dava açabilirler. Bu nedenle ahizlerin rızaları yoksa sorumlular Sayıştay ilamı üzerine kendilerinin ödemek zorunda kaldıkları ya da kalacakları hazine zararları için sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre ahiz aleyhine adli yargıda dava açmaları gerekmektedir.

         KARAR SIRA NO : 120            Sayıştay İlamının İnfazı-Ahizden Re’sen Tahsilat
            Anayasanın 160’ıncı maddesine göre Sayıştay kararlarının kesin hüküm niteliği taşıdığı ve 832 sayılı Yasanın 64/2’nci maddesi gereğince tahsiline karar verilen miktarın İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre görevlilerden tahsil edilmesi gerektiği hk.

            İngiltere’ye kamu yönetimi konusunda eğitim görmek için gönderilen ve özel bir okulda dil kursuna katılan davacı, bu nedenle ödenen ücretin Sayıştay kararı uyarınca geri alınmasın ilişkin işlemin iptali istemiyle dava açmıştır.

            Ankara 7’nci İdare Mahkemesinin 24.02.1994 günlü E.1992/1459, K.1994/266 sayılı kararıyla 832 sayılı Sayıştay Kanununun 64’üncü maddesinde Sayıştay ilamlarının uygulanmasıyla ilgili kurallara yer verildiği; Danıştay kararlarında da belirtildiği gibi idarelerin hatalı işlemlerini her zaman geri alabilecekleri; yukarıda değinilen yasal kural karşısında, Sayıştay ilamlarının İcra ve İflas Kanununa göre yerine getirilmesi  olanağı bulunduğunun tartışmasız olduğu; ancak idare, Sayıştay kararıyla da olsa ödemenin hatalı olduğunu belirlediğine göre, haklılığı amaçlayan yönetim anlayışının bir gereği olarak bu ödemenin geri alınması yolunda kamu gücünü ilgiliye karşı kullanabileceği; hatalı ödemeden yararlanan davacının Sayıştay kararında sorumlu olarak gösterilmemiş olmasının hatalı ödeme sonucu fazla bir kazanım elde etme olgusunu ve böylece asıl ilgili olma konumunu değiştirmeyeceği; icra yolu ile, ödemeden yararlanan ilgilinin değil, ödemeye ilişkin işlemleri yapan kamu ajanlarının sorumlu tutulacakları gerçeğinin, idarenin ödemede bulunduğu kişiye bu kez geri alma yolunda işlemler geliştirmesini zorunlu kılacağı; gerçekten de mali ödemeler alanında gerçekleşen uygulamaların bu yönde kökleşmiş bir eğilim gösterdiği ve idari bir yöntem olarak kabul edilegeldiği; bu bakımdan Sayıştay kararıyla hatalı olduğu belirlenen ve mali yargılamanın bir sonucu olarak ortaya çıkması nedeniyle yasallığı tartışılamayacak olan söz konusu yanlış ödemenin üstün idare anlayışının bir gereği olarak geri alınmasında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir.

            Davacı, İngilizce dil kursuna katılması için gerekli tüm yazışmaların idarece yapıldığını, bu konuda kendisinin hiç bir müdahalesi ve kusuru bulunmadığını, dil kursu için idarece ... firmasına ödenen miktarın kendisinden tahsil edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Sayıştay kararında adına çıkartılmış bir borç da bulunmadığını ileri sürmekte ve idare mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.

            Anayasanın 160’ıncı maddesinin birinci fıkrasında, “Sayıştay, genel ve katma bütçeli dairelerin bütün gelir ve giderleri ile mallarını Türkiye Büyük Millet Meclisi adına denetlemek ve sorumluların hesap ve işlemlerini kesin hükme bağlamak ve kanunlarla verilen inceleme, denetleme ve hükme bağlama işlerini yapmakla görevlidir.... Bu kararlar dolayısıyla idari yargı yoluna başvurulamaz.” hükmü yer almakta; 832 sayılı Sayıştay Kanununun İlamların İnfazı başlıklı 64’üncü maddesinin 2’nci fıkrasında ise; “ilamlarda gösterilen zimmet ve tazminlerde zimmetler vukuu tarihinden, tazminler ise hükmedildikleri tarihten itibaren faize tabi olarak İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre tahsil olunur” hükmüne yer verilmektedir.

            Dava dosyasının incelenmesinden, davacının 30.08.1987-30.12.1987 tarihleri arasında kamu yönetimi alanında eğitim görmek üzere İngiltere’ye gönderilmiş olduğu halde bu dönemde kendisine yabancı dil eğitimi yaptırıldığı; davalı idarenin 1987 yılı hesaplarının yargılanması sonucunda 21.0.81989 gün ve 187 sayılı Sayıştay ilamı ile, İngiltere’ye gönderilen memurlara kamu yönetimi yerine İngilizce dil eğitimi yaptırıldığının anlaşıldığı gerekçesiyle İngilizce dil kursu ücreti olarak ... adlı kuruluşa mevzuata aykırı biçimde ödenmiş olan ... liranın tahakkuk memuru ve saymandan müştereken ve müteselsilen tazminine karar verildiği; Sayıştay Temyiz Kurulunun 17.03.1992 gün ve Dosya, 22267; Tutanak, 22703 sayılı kararıyla bu limanı onandığı; Başbakanlık Merkez Saymanlık Müdürlüğünün 22.07.1992 tarihli yazısıyla, Sayıştay ilamında belirtilen miktarın ilgililerden tahsil edilmesi gerektiğinin Başbakanlık Devlet Personel Başkanlığına bildirildiği; 15.08.1992 tarihinden itibaren davacının maaşından bu nedenle kesinti yapılmaya başlandığı, davacının başvurusu üzerine Devlet Personel Başkanlığının 27.08.1992 tarihli yazısıyla da, aylıktan kesinti yapılmasına ilişkin gerekçelerin açıklandığı anlaşılmaktadır.

            Anayasanın yukarıda söz edilen 160’ıncı maddesine göre Sayıştay kararlarının kesin hüküm niteliğini taşıdıkları kuşkusuzdur. Sayıştay’ın 21.08.1989 gün ve 187 sayılı ilamıyla mevzuata aykırı olarak ödenmiş olduğu tespit edilen ... liranın tahakkuk memuru ve saymandan tahsiline karar verilmiş olup; 832 sayılı Yasanın 64/2’nci maddesi hükmü uyarınca bu miktarın İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre bu görevlilerden tahsil edilmesi gerektiği gibi, tazminle yükümlü tutulan tahakkuk memuru ile saymanın haksız ödemeden yararlanan kişi olan davacıya özel hukuk hükümleri çerçevesinde rücu haklarının saklı bulunduğu da açıktır.

            Bu durumda, davalı idarece kamu gücü kullanılarak davacının maaşından doğrudan kesinti yapılmak suretiyle mevzuata aykırı ödemenin tahsili yoluna gidilmesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.

            Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulüyle, Ankara 7’nci İdare Mahkemesince verilen 24.02.1994 günlü, E.1992/1459, K.1994/266 sayılı kararın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49’uncu maddesinin 1’b fıkrası uyarınca BOZULMASINA, aynı maddenin 3622 sayılı Kanun ile değişik 3’üncü fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen hususlar da gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen mahkemeye gönderilmesine, oybirliği ile karar verildi.
Danıştay, 5.Daire;  Tarih, 30.05.1997;  E.1997/785;  K.1997/1185

            5.11.6. İlamların İnfazının Denetimi
            Madde hükmüyle Sayıştay ilamlarının infazı her ne kadar ilgili dairelerin en büyük amirlerine verilmiş görevlerden ise de, bu hususta kusurlu bulunanlar hakkında öngörülen müeyyideler Sayıştay’ın bildirimi ile uygulanabilecektir. Bu nedenle Sayıştay Denetçilerinin denetimleri sırasında ilamların infazının hangi aşamada olduğunu araştırmaları ve ilamın infazı ile ilgili herhangi bir faaliyet olmadığını görürlerse daire amirlerinin savunmalarını alarak keyfiyeti rapora yazmaları gerekmektedir.

         KARAR SIRA NO : 121            İlamların İnfazının Denetimi
            .... b) Saymanlık hesaplarının denetimi sırasında, Bütçe Hizmetlerinden Doğma Eşhas Borçları Cetvelinin(112)  eki durumunda olan Sayıştay İlamları İnfaz cetvellerinde gösterilen ilamlarda yazılı tazmin hükümlerindeki meblağın 832 sayılı Kanunun 45’inci maddesi hükmü icabı, sorumlular tarafından keyfiyetin idarece kendilerine bildirilmesinden başlayarak üç ay içinde hazineye ödenip ödenmediğinin, ödenmemiş ise, aynı Kanunun 64’üncü maddesinin gereği olarak İcra İflas Kanunu hükümlerine göre işlem yapılıp yapılmadığının denetçilerce araştırılması gerektiğine; esasen kesinleşen ilam hükümlerinin yerine getirilmemesinden anılan 64’üncü madde uyarınca sorumlu bulunan dairelerin en büyük amirleri hakkında yine aynı Kanunun 51’inci maddesinde belirtilen müeyyideler, Sayıştay’ın istemi üzerine ilgili dairelerce uygulanacağına göre, ilamların infazını izlemeyenlerin Sayıştay’ca araştırılması ve saptanması zorunlu bulunduğundan, saymanlık hesaplarının incelenmesi sırasında  ilam infaz cetvellerinin mümkün olan hallerde defter kayıtlarıyla da karşılaştırılmak suretiyle, kesinleşen ilamlar muhteviyatı hakkında uygulanan işlem yönünden de denetçilerce bir incelemeye tabi tutulması, zamanında takip edilmemiş olanlar hakkında ilamların yerine getirilmesini izlemekten sorumlu olanların yazılı savunmalarının alınarak neticenin düzenlenecek raporlara ayrı bir madde halinde behemahal dercedilmesi ve ilamların infazının izlenmediği sonucuna varıldığı takdirde sorumlular hakkında sözü edilen 51’inci madde hükmünün uygulanması cihetine gidilmesi ve keyfiyetin Kesin Hesap Şubesine bildirilmesi icap edeceğine oybirliği ile karar verildi.
SGKK,  Tarih.24.04.1980; Karar No:4058/1

            5.12. Hükmen Onanma
            832 sayılı Kanunun 66’ncı maddesine göre; Sayman hesapları Sayıştay'a noksansız olarak verildiği tarihten itibaren iki yıl içinde yargılanamadığı takdirde hükmen onanmış sayılır.

            Şu kadar ki, sayman hesabını oluşturan cetvellerle eki belgelerdeki maddi hata ve tutarsızlıklar nedeniyle hesabın hükme bağlanmaya elverişli görülmediğinin daire kararıyla saptanması halinde, sayman hesabının verilme tarihi, hesabın tam ve doğru olarak düzenlendikten sonra Sayıştay'a geldiği tarihtir.

         KARAR SIRA NO : 122            Hükmen Onanmada Esas Alınacak Hesap Kavramı
            Sayman hesaplarının, Sayıştay’a noksansız olarak verildiği tarihten itibaren iki yıl içinde yargılanmadığı takdirde hükmen onanmış sayılacağı 832 sayılı Kanunun 66’ncı maddesi ile hükme bağlanmış bulunmaktadır. Anılan madde metninde “hükmen onanmış sayılır” denildiğine göre, sayman hesabını meydana getiren cetvellere bağlanması gereken belgelerin tam olarak verilmesi ve verildikten sonra iki yıllık sürenin geçmiş olması şartlarının tahakkuku ile, onanma keyfiyeti kendiliğinden vuku bulmakta, dolayısıyla artık yargılamadan söz etmeye imkan bulunmamaktadır.

            Bununla beraber, 832 sayılı Kanunun, dairelerin görevlerini belirleyen 14’üncü maddesinin (c) fıkrasında “Birinci Başkan tarafından incelenmek üzere verilecek işler hakkında görüşünü bildirir” denilmiş olduğuna göre, bu hüküm uyarınca ve 66’ncı maddede yazılı olan zaman aşımı süresini doldurduğu anlaşılan hesaplar hakkında dairelerce, hükmen onanma keyfiyetini tespit eden idari nitelikte bir karar alınması mümkün bulunmaktadır. 

            Bu nedenle, 832 sayılı Sayıştay Kanunun 66’ncı maddesi uyarınca, hesabın Sayıştay’a noksansız olarak verildiği tarihten itibaren iki yıllık sürenin dolması ile ortaya çıkan hükmen onanma keyfiyetinin, dairelerce alınacak idari nitelikte bir kararla tespitinin uygun olacağına çoğunlukla karar verildi.
Sayıştay G.K.K. Tarih. 21.12.1972; Karar No: 3624/3
Sayıştay Genel Kurul Kararları, Sayıştay Yay. No:10, Ank., 1976, s.89-93.

            Herhangi bir rapor maddesinin hüküm dışı bırakılması halinde, hüküm dışı bırakılan miktarlara ilişkin hesap ve işlemler, tamamlandıkları tarihten itibaren iki yıl içinde yargılanmadığı takdirde, hükmen onanmış sayılırlar.

            Hükmen onanmış olan hesapların diğer şartlar gerçekleştiği takdirde yargılamanın iadesi yoluyla yeniden görüşülmesi mümkündür. Zira hükmen onanma uygulamada beraat kararı ile eşdeğer sonuçları doğurur. 

         KARAR SIRA NO : 123            Hükmen Onanmış Hesapların İadei Muhakemesi
        .....832 sayılı Kanunun 74 üncü maddesinin sondan 2’inci fıkrasında; “Yargılamanın iadesi isteminde bulunma süresi ilamın tebliğinden itibaren 5 yıldır. Bu süre hükmen onanmış hesaplarda hesabın onandığı tarihten başlar.” denilmekle hükmen onanmış hesapların da yargılamanın iadesi yolu ile yargılanabileceği kabul edilmiş olduğundan; 1.4.1987 tarihinde hükmen onanmış olan .....saymanlığı 1982 yılı hesabı ile ilgili olarak; 832 sayılı Kanunun 74 üncü maddesinin (c) fıkrasında yazılı yargılamanın iadesi sebeplerinden “inceleme ve yargılama sırasında görülmeyen yanlış veya usulsüz bir işlemin hükümden sonra ortaya çıkmış olması”  nedeniyle 5 yıllık zamanaşımı süresi dahilinde kalan 6.2.1990 tarihinde yargılamanın iadesi yoluyla hüküm tesis edilmiş olmasında kanuna aykırılık yoktur.
Sayıştay  Temyiz Kurulu Tarih; 12.11.1991, tutanak No:22591
Sayıştay Dergisi, S.6, s.48.

            6. SAYIŞTAY YARGILAMASINDA KANUN YOLLARI
            Kanun yolları, taraflardan birisi tarafından, yanlış verildiği ileri sürülen yargı kararlarının yeniden incelenmesi ve değiştirilebilmesi amacına yönelik olarak kullanılabilecek hukuki imkanlardır.(113)  Sayıştay’da kanun yolları kendi bünyesinde cereyan eder. Bu bakımdan Sayıştay kendi alanında ilk ve son derece mahkemesi olarak görev yapar ve Sayıştay kararlarına karşı başka bir yargı yerine müracaat edilemez. 

            Sayıştay yargısında, yargılama sonunda çıkarılan ilamlara karşı başvurulacak kanun yolları 832 sayılı Kanunun 67 ila 79 uncu maddelerinde düzenlenmiştir. Kanunda üç tane kanun yolu kabul edilmiştir. Bunlar yanında bir de kararların tavzihi işlemi vardır, ancak bu uygulama Kanunda kanun yolları başlığı altında incelenmemiştir.

         6.1. Temyiz
            Kanun yollarından en yaygın olarak kullanılanı diğer yargı yerlerinde temyizdir, ancak Sayıştay’da yargılamanın iadesi yolu daha sık kullanılmaktadır. Sayıştay dairelerinin bütün ilamları temyiz edilebilir. Temyizi kabil olmayan ilam mevcut değildir.(114)  Bu bağlamda, bir raporun yargılanması sonunda çıkarılan ilamlara karşı temyize müracaat edilebildiği gibi, yargılamanın iadesi suretiyle çıkarılan ek ilamlara karşı da temyiz yoluna gidilebilir.

         6.1.1. Sayıştay Yargısında Temyiz Mercii
            Sayıştay dairelerince verilen ilamlar Sayıştay Temyiz Kurulunda temyiz olunur. Bu kurulca verilen kararlar kesindir.(832 Md.67)

            Temyiz Kurulu 4 yıl için Sayıştay Genel Kurulunca daire başkanları arasından seçilecek 4 daire başkanı ile her daireden seçilecek 2 üyeden kurulur. Kurula en kıdemli daire başkanı başkanlık eder.

            Kurul üye tamsayısının en az üçte ikisi ile toplanır. Kanuni mezuniyet ve münhal üyelik sebebiyle toplantı yeter sayısının sağlanamadığı hallerde, dairelerden Kurula seçilmiş bulunan üye sayısını aşmamak ve o toplantıya münhasır olmak kaydıyla Kurul Başkanı tarafından yeter sayıyı sağlayacak kadar üye toplantıya davet edilebilir. Mevcudun çoğunluğu ile karar verir. Oyların eşitliği halinde Başkanın bulunduğu taraf üstün tutulur. Kararı temyiz edilen daire başkanı ve üyelerinin oy hakkı olamaz.

            Temyiz Kurulu Sayıştay dairelerince verilen ilamların son hüküm merciidir (832 Md.16).

            6.1.2. Temyiz Sebepleri
            832 sayılı Yasanın 64’üncü maddesine göre; Sayıştay dairelerinin ilamları Kanuna aykırılık,Yetkiyi aşmak ve Yargılama usullerine riayet etmemek gibi sebeplerle temyiz olunabilir.

            Temyiz sebepleri yasada tek tek sayılmış olmakla beraber, maddenin (c) fıkrasında “gibi sebepler” denilmek suretiyle temyiz sebeplerinin Sayıştay Temyiz Kurulunca genişletilmesine imkan tanınmıştır. Uygulamada, yargılamanın iadesi sebebi sayılmayan bütün kanuna aykırılık iddiaları temyiz sebebi olarak görülmektedir.(115)  Buna rağmen sorumlular sık sık yargılamanın iadesi konusu olabilecek hususlarda Temyiz talebinde bulunmaktadırlar. Böyle durumlarda Temyiz Kurulu konuyu esastan incelemeksizin yargılamanın iadesi suretiyle görüşülmesini teminen ilamı çıkaran daireye havale edilmesi yönünde karar vermektedir. Örneğin ilamda tazmin hükmü verilen bir fazla ödemenin hüküm tarihinden önce tahsil edilmiş olması halinde yargılamanın iadesi söz konusu olur. Zira hüküm tarihinde fazla ödemenin tahsil edildiğini gösteren belge bulunmadığından tazmin hükmü verilmiştir. Oysa bu belge hüküm tarihinde yargılama heyetine sunulmuş olsa tazmin hükmü verilmeyecek idi.

         KARAR SIRA NO : 124            Hüküm Tarihinden Önce Tahsilat
            Hükmün esasına itirazı olmayan dilekçi, ... sayılı ilamın ... maddesiyle verilen tazmin hükmüne ilişkin olarak tahsilat bildirmekte ise de, hüküm tarihinden önce yapılmış olan söz konusu tahsilat temyiz konusu olmadığından bu hususta Kurulumuzca yapılacak işlem olmadığına, yargılamanın iadesi niteliğinde görüldüğü takdirde bu yolda işlem yapılmak üzere dosyanın ilgili daireye tevdiine karar verildi.
Sayıştay Temyiz Kurulu, Tarih, 15.09.1998, Tutanak No:24246
Sayıştay Temyiz Kurulu Seçme Kararlar, Sayıştay Yayını, Ank.1999,s.4

            a) Kanuna Aykırılık
            Kanuna aykırılık yargılama heyetinin yürürlükteki mevzuatı yanlış yorumlayarak hüküm vermesi ya da bir hukuk kuralını hiç uygulamaması halinde ortaya çıkar. Buradaki kanuna aykırılık, yürürlükteki bütün mevzuata aykırılık şeklinde uygulanmaktadır. Bu bakımdan bir tüzük, yönetmelik ve bazen bir tebliğ ya da genelgenin yanlış yorumlanması ve kararda hiç dikkate alınmaması temyiz sebebi olabilir. 

            Belirtilmesi gereken bir diğer husus kanuna aykırılığın Sayıştay Yargılama usulü dışındaki mevzuat hükümlerine aykırılık şeklinde anlaşılması gerektiğidir. Zira Sayıştay yargılama usullerine uyulmaması ayrı bir temyiz nedeni olarak madde hükmünde yer almış bulunmaktadır.

            b) Yetkiyi Aşmak
            Sayıştay Kanununda ya da yönetmeliklerde yetkiyi aşmaktan ne anlaşılması gerektiği belirtilmemiştir. Bu kavramı diğer yargı alanlarında olduğu gibi yer bakımından davanın görülmesi gerekliliği şeklinde düşünmek yanlıştır. Aşağıda yetkiyi aşmak şeklinde oluşabilecek temyiz nedenlerinin bir kısmı üzerinde durulmuştur.

            1. Sayıştay’ın denetimle ilgili yetkileri  yargılama ile ilgili yetkilerinden daha geniştir. Denetçiler Sayıştay’ın denetim alanına girmeyen kurumlarla (bankalar dahil) özel kişilerden bilgi ve belge isteyebilirler. Denetim alanına girmeyen bir kurumdan bilgi ve belge istedikten sonra bu kurumun personelinin tazmin hükmüne dahil edilmesi yetkiyi aşmak olarak nitelendirilebilir. Diğer yandan kamuya iş yapan bir özel sektör firmasının faturalarını isteyen denetçinin vergisel bir konuda hazine zararı görüp oluşan matrah farkı için tazmin talep etmesi ve dairenin her nasılsa bunu hüküm haline getirmesi temyiz sebebi görülebilir. Bunun yanında örneğin, bir inşaat işinde hakediş raporunu düzenleyen mühendisler fazla ödemeden sorumlu tutulmuşlar ve kendilerinden savunma istenmiştir. Aslında yüklenicinin elamanı olan bir mühendisten de hakediş raporunda açıklık olmadığı için savunma istenmiş ve bu mühendis savunma göndermiştir. Savunmasında kendisinin yüklenicinin personeli olduğunu belirtmediğinden tazmin hükümde sorumluluğa dahil edilmiştir. İlam kendisine ulaştığı zaman durumu anlayan bu kişi temyize müracaat etmek durumunda kalacaktır. 

            2.Sayıştayın hüküm verme yetkisi bulunmadığı bir alanda örneğin sorumlular için hapis cezasına hükmetmesi ya da disiplin cezası vermesi temyiz sebebidir. Diğer yandan idarenin yerine geçip onun adına hüküm tesis etmesi de temyiz sebebi olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu bakımdan, “yetkiyi aşmak” tabirini adli veya idari yargıyı ilgilendiren konularda, ya da idare tasarruflarına ilişkin olan hususlarda hüküm tesis edilmesi şeklinde anlamak gerekir.(116)

            c) Yargılama Usullerine Riayet Etmemek
            Sayıştay yargılama usulü 832 sayılı Kanunun 56-80’inci maddelerinde düzenlenmiş bulunmaktadır. Diğer taraftan denetim işleminin yargılamaya esas teşkil etmesi bakımından denetim usulü ile ilgili hükümlerin de yargılama usulü kapsamında değerlendirilmesi gerekir. Örneğin savunmaların alınması denetim bölümünde 48’inci maddede düzenlenmiştir. Savunma alınmaksızın yazılan bir rapora göre hüküm tesisi temyiz sebebidir. Diğer taraftan 832 sayılı Kanunun 79’uncu maddesi gereğince Sayıştay Kanununda hüküm bulunmayan hallerde kanun yolları ile sınırlı kalmak üzere Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa müracaat edilmektedir. Bu bakımdan anılan kanun hükümleri de bazı durumlarda Sayıştay yargılamasının usulünü teşkil etmektedir. Belirtilen mevzuat hükümlerine aykırılık temyiz sebebidir. Savcının ve üyelerden birinin görüşünün alınmaması, yargılama heyetinin yeterli çoğunlukla toplanmaması başlıca temyiz sebepleri olarak görülebilir. 

            6.1.3. Temyiz Talebinde Bulunabilecek Olanlar
            Temyiz talebi, sorumlular, sorumluların bağlı olduğu bakanlık veya daire, Maliye Bakanlığı ve Sayıştay Savcısı tarafından yapılabilir (Md.68, 63). Bunlar dışında kalanların temyiz talebinde bulunması halinde esasa girilmeden talep reddedilir. Sorumlular ilamın hüküm fıkrasında isim ve unvanları yazılı kamu görevlileridir. Bu bağlamda, tazmin hükmüne ortak edilmemiş bulunan, ancak ilamın saymanlığa gönderildiği dönemde görev başında olduğu için ilam hükümlerine muttali olan saymanın da temyize gitme hakkı yoktur. 

            Diğer taraftan, yargılama konusu hukuka aykırı işlemi tespit eden Denetçilerin de kararı temyiz imkanları bulunmamaktadır.

            6.1.4. Temyize Müracaat Süresi
            Temyiz süresi ilgiliye ilamın tebliğinden itibaren doksan gündür (832 Md.68). Tebligatın adli tatil süresi içerisinde yapılması halinde temyiz süresi adli tatil bitiminden itibaren başlar.

        KARAR SIRA NO : 125            Adli Tatilde Tebligat
        Tebligatın adli tatil süresi içerisinde olması halinde, temyiz süresi adli tatilin bitiminden itibaren başlar.
Yargıtay 10.Ceza D.. 7.10.1998 Tarih; 1997/8537E.;1997/9991 K.
Yargıtay Kararları Dergisi, C. 24, S.5, s.784. 

            Temyize başvuru süresi adli tatil içerisinde biterse, 1086 sayılı HUMK’nun 177’nci maddesi gereğince, temyize müracaat süresi herhangi bir karar almaya gerek kalmaksızın 7 gün uzatılır. Anılan madde hükmü aynen şöyledir.

             “Bu kanunun tayin ettiği mühletlerin bitmesi tatil zamanına tesadüf ederse bu müddetler ayrıca bir karar vermeğe lüzum olmaksızın tatilin bittiği günden itibaren yedi gün evvel uzatılmış addolunur.”

        KARAR SIRA NO : 126            Temyize Müracaat Süresinin Adli Tatilde Bitmesi
        Özet:Temyize başvurma süresinin son gününün çalışmaya ara verilen 20 Temmuz-4 Eylül tarihlerine rastlaması durumunda H.M.U.K.’nun 177. maddesi hükmüne göre ilgililere 7 günlük ek süre verilmesi gerekeceği hk.

        832 sayılı Sayıştay Kanununun 68 inci maddesinin son fıkrasında belirtilen 90 günlük temyiz süresinin son gününün, aynı yasanın 101 inci maddesinde belirlenen çalışmaya ara verilen günler olan 20 Temmuz-4 Eylül tarihlerine rastlaması durumunda ne yapılacağına ilişkin, Sayıştay Kanununda herhangi bir hüküm bulunmamaktadır.

        832 sayılı Kanunun, kanunda hüküm bulunmayan hallerle ilgili 79’uncu maddesinde aynen “kanun yollarına başvurma hallerinde bu kanunda yer almamış olan hususlar hakkında Hukuk Muhakeme Usulleri Kanununun ilgili hükümleri uygulanır” denilmekte olup; Hukuk Muhakeme Usulleri Kanununun 177 nci maddesinde de, “Bu kanunun tayin ettiği mühletlerin bitmesi tatil zamanına tesadüf ederse bu müddetler ayrıca bir karar vermeye lüzum olmaksızın tatilin bittiği günden itibaren yedi gün uzatılmış addolunur”  denilmektedir.

        Çalışmaya ara verilen günlerde, temyiz süresinin dolması durumunda, yukarıda açıklanan nedenlerle, HUMK’nun 177’nci maddesinin uygulanması suretiyle, ilgililere çalışmaya ara vermenin bitim tarihinden itibaren 7 günlük ek bir sürenin verilmesi gerekir.
Sayıştay  Temyiz Kurulu 17.4.1990 Tarih; Tutanak No: 22342
Sayıştay Dergisi, S.7, s.64.

            6.1.5. Temyiz Talebinde İzlenecek Usul
            Temyiz isteği dilekçe ile yapılır. Dilekçeye ilgililer tarafından itirazlarını ispat edecek belgeler bağlanır. Temyiz evrakının suretleri karşı tarafın sayısınca verilir. (832/69.1)

            Temyiz talebi Sayıştay Savcısı dışındaki kimseler tarafından yapıldığında karşı taraf Sayıştay Savcısı olacağından, gönderilecek temyiz dilekçesi ve varsa ibraz edilecek belgeler ikişer nüsha gönderilmelidir. Temyiz dilekçelerinin Sayıştay Başkanlığına verilmesi asıldır. Ancak, süre sıkıntısın olduğu durumlarda temyiz dilekçeleri mahallin en büyük mülki amirine Sayıştay’a gönderilmek üzere verilebilir. 

            Temyiz dilekçesinde nelerin yazılması gerektiğinde Sayıştay mevzuatında bir hüküm bulunmamaktadır. Bu durumda 832 sayılı Yasanın 79’uncu maddesi hükmü gereğince HUMK’na müracaat etmek gerekmektedir. Anılan Kanunun 435’inci maddesi hükmü şöyledir:

             “Temyiz dilekçesinde aşağıdaki hususlar bulunur:
            1. Temyiz eden ile karşı tarafın davadaki sıfatları, adı, soyadı ve adresleri,

            2. Bunların kanuni temsilci ve vekillerinin adı, soyadı ve adresleri.

            3. Temyiz edilen hükmün hangi mahkemeden verilmiş olduğu ve tarihi ile sayısı,

            4. İlamın temyiz edene tebliğ edildiği tarih,

            5. Hükmün özeti,

            6. Temyiz sebepleri,

            7. Duruşma istenmesi halinde bu istek, 

            8. Temyiz edenin veya varsa kanuni temsilci yahut vekilinin imzası.

            Temyiz dilekçesi, temyiz edenin kimliği ve imzasıyla, temyiz olunan hükmü yeteri kadar belli edecek kayıtları taşıması halinde diğer şartlar bulunmasa bile reddolunmayıp temyiz incelemesi yapılır.”

            Bu hüküm de göz önüne alınarak aşağıda bir temyiz dilekçesinde bulunması gereken hususlar örnek form halinde çıkarılmıştır. Bu formun hiç bir bağlayıcılığı olmayıp, sadece yol gösterici olarak hazırlanmıştır.
 

(111)  12.03.1985 gün ve 18692 sayılı RG’de yayımlanan 3162 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten sonra Sayıştay Dairelerince zimmet kararı verilmemektedir. 
(112)  Kişi Borçları Defteri
(113)  SAYIN, a.g.e.s.538.
(114)  İbrahim Pınar, Mahalli İdareler Hesap Usulleri, 1050 sayılı Kanun ve Ayniyat İşlemleri,  Feryal Matbaacılık, Ankara, 1989, s.336.
(115)  İNAN, a.g.e.s.89.
(116)  PINAR, a.g.e.s.338.