![]() |
|
5. YARGILAMA FAALİYETLERİ
Denetçiler tarafından yargı raporlarının hazırlanmasından sonra denetçi ve grup şefi (yerinde denetim yapılmışsa ekip şefi) tarafından imzalanmış olarak Başkanlığa gönderilir. Rapor ilişikli ise dört nüsha ilişiksiz ise üç nüsha olarak hazırlanır. Raporla birlikte ilişikli belgeler, ilişiği sonradan kaldırılan belgeler ve saymanlığın idare hesabı cetvelleri Başkanlığa gönderilir. Başkanlık raporu yargılanmak üzere daha önceden belirlenmiş olan daireye havale eder. Diğer bir ifade ile daire seçimi her rapor için ayrı ayrı yapılmaz. Bir saymanlık hesabının önceki yılları daha önce hangi dairede yargılanmışsa o daireye havale edilir. Bu husus 832 sayılı Kanunun “Raporlar üzerinde yapılacak işlem” başlıklı 50’nci maddesinde şu şekilde ifade edilmiştir: İncelenmesi bitirilen hesapların raporları ona ait cetvel ve belgelerle birlikte Birinci Başkanlığa verilir. Başkanlık bunları yargılanmak üzere dairelere verir.
5.1. Hüküm Mercii
5.2. Yargılama Öncesi İşlemler
5.2.1. Savcının Görüşünün Alınması
Sayıştay’da savcı ve savcı yardımcıları Sayıştay Birinci Başkanının mütalaası alındıktan sonra Maliye Bakanlığınca yapılacak teklif üzerine ortak kararname ile atanmaktadır. Bunların Hukuk, Siyasal Bilgiler, İktisat Fakülteleriyle, İktisadi ve Ticari İlimler Akademilerinden veya öğretim itibariyle bunlara denkliği Milli Eğitim Bakanlığınca onanmış yurt içindeki veya dışındaki fakülte veya yüksek okullardan birini bitirmiş ve sonradan mali ve iktisadi konularla ilgili görevlerde en az on yıl başarı ile çalışmış olmaları gerekir. Madde hükmünde savcıların seçimi konusunda iki temel nitelik aranmaktadır. Bunlardan ilki maddede sayılan okullardan mezun olmaları; diğeri ise mali ve iktisadi konularda belli bir süre görev yapmış olmaları gerekliliğidir. Bu nitelikleri haiz her hangi birisi Sayıştay Savcısı olarak atanabilir. Ancak, bunların atanmaları konusunda Maliye Bakanlığının teklif edici konumu nedeniyle şu ana kadarki savcıların tamamı Maliye Bakanlığı bünyesinden gelmiştir. Bu günkü haliyle Sayıştay’da savcı ve savcı yardımcısı namıyla görev yapan personel İdare temsilcisi konumundadır. Sayıştay’ın temelde sayman hesapları üzerinde denetim yapıyor olması ve saymanlıkların büyük bölümünün Maliye Bakanlığına bağlı bulunması nedeniyle Sayıştay’da bir idare temsilcisinin yer alması doğaldır. Ancak, savcılık (eski adıyla müdde-i umumi) idare temsilciliğinden ayrı bir meslektir. Diğer yandan saymanlıkların bağlı oldukları idarelerden temsilci atanacaksa, 3310 belediye ve 81 özel idare saymanlığı adına da temsilcilerin atanması gerekir. Kanaatimizce, Sayıştay’da savcılık müessesesi yargılamanın bir unsuru olarak Daire raportörleri tarafından yürütülmeli ve buna bağlı olarak Daire Başkanlarına karşı bağımsızlıkları sağlanmalıdır. Başka bir alternatif hesabı inceleyen denetçinin raporun yazılmasından itibaren savcı konumuna getirilmesidir. Zira yargılamaya esas konuları iddia eden denetçinin kendisidir. Başka bir alternatif de Daire Başkanlarından birisinin Sayıştay Başsavcısı olarak seçilmesi ve kendi dairesi ile ilişkisinin kesilerek bu göreve devam etmesidir. Bu durumda Savcıların birinci sınıfa ayrılmış uzman denetçiler arasından Genel Kurulca atanması yoluna gidilebilir. Burada önemli olan mevcut savcıların gerçek anlamda savcı olmanın gereklerini yerine getiremeyecek durumda olduklarının kabulüdür.
5.2.2. Üyenin Düşüncesinin Alınması
Üyelerce raporlar üzerinde yapılacak inceleme sırasında lüzum görüleni üyenin teklifi üzerine Daire Başkanlığınca hesabın her cihetine bakılıp bakılmadığının araştırılması için uzman denetçilerden birine verilir. Uzman denetçi hesapta yeniden ilişikli hususlar görürse, usulü dairesinde sorumluların savunmasını alır ve yazacağı rapor, düşüncesi bildirilmek üzere savcılığa gönderilir. Savcılıktan gelen bu hesap dosyası Daire Başkanı tarafından tekrar üyeye verilir. (832/56) Savcı ve üyenin yazılı olarak raporun her maddesi için ayrı ayrı görüş bildirmelerinden sonra rapor dosyası Daire raportörlüğüne gelir. Raportör veya raportör yardımcıları yargılama için ön hazırlık yaparlar. Bu hazırlık esnasında, daha önce aynı konuda kendi dairesinin ya da diğer dairelerin bir kararının bulunup bulunma-dığını, konuyla ilgili Sayıştay Genel Kurul Kararı ile Temyiz Kurulu kararının olmadığını inceler. Bu ön hazırlıktan sonra rapor Dairede yargılanmak üzere gündeme alınır.
5.3. Raporların Dairede Görüşülmesi
Raportör veya yardımcısı tarafından raporun her maddesi hakkında heyete bilgi verilir ve gerekli görülür ise sorgu ve savunma tek tek okunur. Bu arada raportör veya yardımcısı tarafından gerekli notlar alınır ve yapılan müzakereler sonunda oylama yapılarak sonucu saptanır. Madde hükmüne göre, her ne kadar gerektiğinde savcının davet edileceği yazılı ise de uygulamada savcı yerine daha çok hesabı inceleyen denetçi çağrılarak raporda kapalı kalan konuların açıklanması istenilmektedir. Yargılama sırasında bütün üyeler konuyla ilgili görüşlerini sözlü olarak belirtirler. Raporun geneli üzerinde yapılan değerlendirme sonunda denetçi için rapor puanı verilir. Bu arada hesabın her yönüyle incelenip incelenmediği de göz önünde bulundurularak gerek görülür ise hesabın başka bir denetçi tarafından yeniden incelenmesine de karar verilebilir.
5.4. Yargılama Sonunda Verilen Kararlar
Tazmin kararı, rapor maddesinde konu edilen hususlarda hukuka aykırı şekilde ödeme yapıldığını ve fuzulen ödenen tutarların sorumlulara ödettirilmesi gerektiğini ifade eder. Sayıştay’ca verilen tazmin kararlarında fazla ödenen miktarın sorumlulara müştereken ve müteselsilen tazminine (ortaklaşa ve zincirleme ödettirilmesine) hükmedilir. Tazmin hükmünün müşterek ve müteselsil olması gerektiği hususunda Sayıştay Kanununda herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Bu husus Sayıştay Genel Kurulu tarafından 1932 yılında verilen bir kararla açıklığa kavuşturulmuştur. Anılan kararda, tahakkuk memuru ve saymanın sorumlulukları kanundan doğduğuna göre, tahakkuk memurları tarafından yapılıp sayman tarafından görülmeyen hatalardan dolayı ortaklaşa tazminine hükmedilen meblağın Borçlar Kanununun 142’nci maddesine uygun olarak ilgililerin her birisinden aranmasında hazinenin hakkı bulunduğu ancak aynı kanunun 146’ncı maddesi gereğince hisseleri oranında birbirlerine rücu haklarının saklı olduğu vurgulanmıştır. Bu genel kurul kararından sonra 1941 yılında verilen bir kararla da ilamlarda tazmin hükümlerinin müştereken ve müteselsilen şeklinde ifadelendirilmesi bir usul kuralı olarak öngörülmüştür.
KARAR SIRA NO : 112
Sorumluluğun Müştereken ve Müteselsilen Olması
Beraat kararı ise, rapora konu olan hususun hukuka uygun olduğunu ve bu işlemden dolayı sorumluların beraatı gerektiğini ifade eder.
KARAR SIRA NO : 113
Kararda Yasal Tabirlerin Kullanılması Zorunluluğu
Tazmin ve beraat kararları dışında, dairesine yazılması ve hüküm dışı bırakılması denilen iki tür karar daha bulunmaktadır. Dairesine yazılması kararı, tazmin veya beraat hükmü verilsin veya verilmesin bazı hususların, rapora konu edilen hesap ve işlemlerle ilgili olan ya da sorumluların bağlı bulunduğu Kurum ya da Kurumlara bildirilmesi ve/veya gereğinin yapılması amacıyla yazı yazılmasına ilişkin karardır. Hüküm dışı bırakılması kararı ise, yargılama sırasında, mahkemelere veya yürütülen bir soruşturma için ilgili idari mercilere verilmiş olması nedeniyle belgeleri bulunmayan hesap ve işlemlerle yargılama konusu olan bir işleme ilişkin bilgi ve belgelerin yeterli görülmemesi ve kovuşturma veya soruşturma sonucunun beklenmesine gerek görülen hallerde, eksik veya yetersiz belge ve bilgilerin tamamlanması için bu hususlara ilişkin hesap ve işlemlerin yargılanmasının durdurularak, sayman hesabı hakkındaki hükmün dışında bırakılması kararıdır. (832/61) Madde hükmünde sayılan haller “bekletici sorun” kabul edilerek ilgili madde ile ilgili kararın verilmesi ertelenmektedir. Bu nedenler temelde iki türlüdür. Bunlardan ilki, her ne sebeple olursa olsun yargılamaya esas belgelerin yargılama sırasında bulunmaması ve yetersiz olması diğeri ise bir kovuşturma ya da soruşturma sonucunun beklenmesine ihtiyaç duyulmasıdır. Kovuşturma ya da soruşturma Sayıştay’ın istemi üzerine idarelerce yürütülebileceği gibi Sayıştay’ın herhangi bir talebi olmaksızın da başlatılmış olabilir.
5.5. Saymanın Beraatı İçin Yeterli Belgeler
Resmi dairelere, mutemetlere veya istihkak sahiplerine posta veya bankalar vasıtasıyla gönderilen paralarla mukadder kıymetli senet veya ayniyata ait alındılar saymanın beraatine yeterlidir. Merkez veya diğer saymanlıklar adına harcama yapılmış ve bunlara ait para yerine geçen evrak ve senetler yerlerine gönderilmişse merkez veya ilgili saymanın bunların alındığını bildiren belgeleri Sayıştay'a göndermesi ödemeyi yapan saymanı beraat ettirir. Bu belgeler gönderilmediği takdirde bunların postaya verildiği sırada yapılan tutanakların veya kaybolan evrakın resmi kayıtlarından alınacak onanmış örnekleri dahi beraat için muteber sayılır. Ancak bu evrak ve senetler kanun, nizam ve kararlara uygun değilse saymanın bu kanuna göre olan sorumluluğu devam eder. Posta idarelerine tutanaklarıyla kıymetli posta paketi halinde teslim edilen paralar gönderildiği yerde tamam olarak çıkmazsa idare ve adliyece yapılacak soruşturmaya ve verilecek karara göre sorumluluk belli olur.
KARAR SIRA NO : 114
Saymanın Beraati İçin Yeterli Belgeler
1050 sayılı Kanunun 73 üncü maddesinde; “İta emirlerine muhtevi oldukları masrafın taahhüt ve tahakkukuna müteallik bilcümle evrakı müsbitenin aslı veya musaddak suretleri raptolunur. Ancak mahrem muamelata müteallik evrak yalnız Divanı Muhasebat Reisine ibraz edilir.” Denilmiş, 832 sayılı Yasanın “Belge İbraz Edilmemesi” başlıklı 59’uncu maddesinde ise zaruri sebeplerle asılları veya ikinci nüshaları ibraz edilemeyen hallerden söz edilirken öncelikle belgenin asıl veya ikinci nüshalarının ibrazının esas olduğu hükme bağlanmıştır.
Gerek 1050 sayılı yasa gerekse 832 sayılı Yasanın ilgili hükümleri
ita emirlerine bağlanacak belgelerin, asıl veya tasdikli ikinci nüshaları
olmalarını amirdir.
Dilekçe ekinde ibraz edilen belgeler büyük ölçüde TEK, PTT ve Belediyelere ihbarname karşılığı yapılan ödemelerden dolayı ilgili kurumun borcu olmadığını gösterir belgeler ile paranın tahsil edildiğini gösterir belgelerdir.
Söz konusu belgeler, asıl veya ikinci nüsha olmamakla beraber hizmetin
yapıldığını, karşılığının hak sahibine ödendiğini gösterdiğinden 832 sayılı
Yasanın 59 uncu maddesi uyarınca sorumluların beraati için yeterli bulunduğu
cihetle, 1007 sayılı ilamın 3 üncü maddesiyle ............. liraya ilişkin
olarak verilen tazmin hükmünün kaldırılmasına oybirliği ile ......karar
verildi.“
5.6. Belge İbraz Edilememesi
5.7. Olağanüstü Hallerde Belge İbraz Edilememesi
Ancak yukarda yazılı hallerin vukuunda, saymanın durumu derhal yazı ile üstüne bildirmesi ve zimmetini ibra için 15 gün içinde bağlı olduğu bakanlık veya daireye başvurması şarttır. Bu takdirde saymanın beraati veya sorumluluğu bakanlık veya dairesinin düşüncesi alınmak suretiyle Sayıştay'ca hükme bağlanır (832 Md. 60).
5.8. Tutanak Hazırlanması ve İlamların Yazılması
Tutanaklara göre ilam müsveddeleri yazılır ve yargılama heyetinin bütün üyeleri tarafından imza edildikten sonra ilam çıkarılır. Bu ilamlardan ikişer nüshası daire başkanı ve üyeler tarafından imza edildikten sonra imzalı nüshalardan birisi dairede alıkonulup diğeri ve imzasız nüshaları hesap dosyası ile birlikte Birinci Başkanlığa verilir. Bu ilamlar Birinci Başkan veya tevkil edeceği kimseler tarafından Sayıştay mührü ile mühürlenip imza edildikten sonra mahkeme kurulu tarafından imzalı nüshası Genel Sekreterlikçe saklanır.
KARAR SIRA NO : 115
İlamlarda Şekil ve Usül
Bu hükümlerde, ilamların iki nüshasının imzalanacağı belirtilerek bunlardan birisinin dairede alıkonulması diğer nüshasının da Genel Sekreterlikçe saklanması öngörülmüş olup; ilgililere tebliğ edilenler imzasız nüshalardır.
Bu nedenlerle 832 sayılı kanundaki özel düzenleme sonucu Sayıştay ilamlarının
daire başkanı ve üyelerce imzalı asıl nüshalarının icra dairelerine ibraz
edilemeyeceği, sadece Birinci Başkan veya tevkil ettiği kimsenin imzasını
taşıyan ve mühürlü nüshalarla yetinilmesi gerektiği hususunun duyurulmasını
temin bakımından keyfiyetin Adalet Bakanlığına yazılması uygun olacaktır.
İdare hesabı cetvellerinin Sayıştay’a verilmesinden itibaren iki yıl içinde yargılanması gerektiği, bu yapılmadığı takdirde hesabın hükmen onanmış sayılacağı hükme bağlanmıştır. Oysa yargılamanın yapılmasından sonra ilamların yazılması ve ilgililere tebliği konusunda Sayıştay mevzuatında bir hüküm yoktur. İlamların infazı ancak onların tebliği ile yürürlüğe girer. Bu nedenle tebliğ edilmemiş olan ilamdaki yargı kararlarının yürürlüğü başlamamıştır. Bu durum ortalama iki ile beş yıl arasında değişen denetim ve yargılama sürecinin daha da uzamasına ve hazine zararının giderilmesinin gecikmesine neden olabilecektir. Diğer taraftan, sorumluların görev yerlerinin değişmiş olması emeklilik vb. nedenlerle görevlerinden ayrılmaları sonucunda ilamın infazında güçlük çekilebilmektedir. Bu nedenle yönetmelik düzeyinde de olsa yargılamanın yapılmasından sonra tutanak ve ilamların yazılması için bir süre sınırı getirilmesinin uygun olacağı kanaatindeyim.
5.9. İlamların Tebliği
Madde hükmüne göre ilam nüshası gönderilecek kişi ve kurumlar şunlardır. 1) Sorumlular: İlamlar her bir sorumluya takım halinde gönderilmekte, ilgili oldukları rapor maddelerine göre ayrım yapılmamaktadır. Diğer bir ifade ile herhangi bir sorumlu sadece bir rapor maddesinden sorumlu olsa dahi kendisine takım halinde ilam gönderilmektedir. 2) Sorumluların bağlı olduğu bakanlık veya daireler. 3) Maliye Bakanlığı. (Bir nüshası ilgili Saymanlığa gönderilmek üzere, iki nüsha). İlam mahalli idare hesaplarına ilişkin olarak çıkarılmış ise tebligat Maliye Bakanlığı yerine İçişleri Bakanlığı’na yapılır. 4) Sayıştay Savcılığı. Görüldüğü üzere, madde metninde raporu hazırlayan denetçiye ilamın gönderileceği hususunda bir hüküm bulunmamaktadır. Uygulamada ilamların bir nüshasının denetçisine gönderilmesi ilke olarak benimsenmişse de kanuni zorunluluk bulunmadığından çoğu zaman denetçiye ilam gönderilmemektedir. Bu nedenle denetçiler rapor konusu ettikleri hususun daire tarafından hangi yönde hüküm altına alındığını bilmemekte ve belki dairenin sonradan beraat diyeceği hususları tekrar tekrar sorgu konusu yapmaktadır. Diğer taraftan, takım halinde hazırlanan ilamlar, içerisinde sadece bir maddesinden sorumlu olduğu için yüzlerce kamu görevlisine tebliğ edilirken ilama konu olan raporu hazırlayan denetçiye gönderilmesi gerekliliğinin kanun hükmüyle tespit edilmemesi kanaatimizce büyük bir eksikliktir. Sayıştay ilamlarının tebliğinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümleri uygulanır. Anılan Kanunun Divanı Muhasebatça Yapılacak Tebligat başlıklı 50’nci maddesine göre; tebliğ yapılacak şahıs merkez teşkilatında görevli bir kimse ise bağlı olduğu daireleri tarafından, bunların dışında kalan bir kimse ise mahalli mülkiye amiri vasıtasıyla kendisine tebligat yapılır. Adresin tespit edilememesi veya hükümlünün tebellüğden imtina etmesi hallerinde tebligat, aynı kanunun genel hükümlerine göre yapılır. Tebligat Kanununun 21 ve devamı maddelerinde bu konudaki usul ve esaslar belirlenmiştir. İlamın her bir sayfasının mühürlü olması ve her sayfasında ilgili saymanlığın adının ve hesabın yılının yazılı bulunması Yönetmelik gereğidir.
Bir Sayıştay ilamında aşağıdaki hususların bulunması gerekir:
b) Savcının adı, soyadı c) Raportör veya yardımsının adı, soyadı d) Denetçinin adı soyadı, e) İlamın numarası, f) Saymanlığın adı, g) Hesabın yılı, h) Sorumlu saymanların adları, soyadları ve idare zamanları, i) Saymanlığın yıllık işlem toplamı j) Tazmin hükmü verilen her maddenin konusu, ilgili belgenin (verile emri, muhasebe fişi) tarih ve numarası, tazmin tutarı, hukuki dayanakları, ahizin adı, unvanı, sorumluların ad, soyad, görev ve sorumluluk unvanlar, ilam madde numarası, rapor madde numarası.
5.10. İlamların Tavzihi ve Düzeltilmesi
Tavzih veya düzeltme dilekçeleri karşı taraf sayısından bir nüsha fazlasıyla verilir. Kararı vermiş olan daire veya Temyiz Kurulu işi inceler ve lüzum görürse dilekçenin bir nüshasını, tayin edeceği süre içerisinde cevap vermek üzere, diğer tarafa tebliğ eder. Cevap iki nüsha olarak verilir, bunlardan birisi tavzih veya düzeltmeyi isteyen tarafa gönderilir. Görevli daire veya kurulun bu husustaki kararı taraflara tebliğ olunur. Tavzih, kararın yerine getirilmesine kadar istenebilir.
Madde hükmüne göre;
2. Taraflardan her biri tavzih isteminde bulunabilir. Bu bağlamda sorumlular, sorumluların bağlı olduğu bakanlık veya daire, Maliye Bakanlığı ve Sayıştay savcılığının tavzih ve düzeltme talebinde bulunmaları mümkündür. 3. Tavzih müphem kararlar nedeniyle istenebilir. 4. Sorumluların ad ve soyadları, görev ve sorumluluk unvanları ve iddiaları sonucuna ilişkin yanlışlıklar ile hüküm fıkrasındaki hesap yanlışlıkları nedeniyle de düzeltme yoluna gidilir. Saymanlığın adı ve yılına ilişkin yanlışlıkların da düzelteme yoluyla giderilebileceğini düşünmekteyiz. 5. Sayıştay yargılamasında savcı dışındaki tarafların tavzih ve düzeltme dilekçelerini iki nüsha vermeleri gerekir. Zira karşı taraf burada savcılık olmaktadır. 6. Tavzih ve düzeltme talepleri kararı veren daire veya kurula yapılır.
KARAR SIRA NO : 116
İlamların Tavzihi
7. Tavzih kararın yerine getirilmesine kadar istenebilir. 8. Yanlışlıkların düzeltilmesinde süre yönünden herhangi bir sınırlama getirilmemiştir. Bu nedenle doktrinde, yanlışlıkların düzeltilmesinin her zaman, hatta karar yerine getirildikten sonra bile istenebileceği belirtilmektedir.(110) 9. Tavzih ve yanlışlıkların düzeltilmesinde eski kararın yerine yeni bir karar verilmez. Örneğin tazmin veya beraat hükmü değiştirilmez. Sadece müphem noktalara açıklık getirilir veya yanlışlıklar düzeltilir. (110) Bkz. Şeref Gözübüyük, Yönetsel Yargı, S Yayınları, Ankara 1981, s.417. |