![]() |
|
4.3. Denetçiye Karşı Sorumluluklar
4.3.1. Bilgi ve Belge Verme Zorunluluğu 832 sayılı Kanunun 49’uncu maddesine göre; sorumlular veya diğer ilgili memurlar denetçilerin isteyeceği bilgiyi vermeye, kayıtlarla belgeleri geciktirmeksizin göstermeye veya vermeye mecburdurlar. Madde hükmünde konu edilen bilgi ve belgelerin denetimle ilgili olması gerektiği tabiidir. Sorumluların yanında bulunmayan belgeler ilgili dairelerden istenir. Sorumlular belgelerin asıllarını ve aslı gösterilemeyen belgelerin ikinci nüshalarını göstermek zorundadırlar. Benzer bir hüküm 1050 sayılı Muhasebe-i Umumiye Kanununun 73 üncü maddesinde şu şekilde yer almıştır. İta emirlerine muhtevi oldukları masrafın taahhüt ve tahakkukuna müteallik bilcümle evrakı müsbitenin aslı veya musaddak suretleri raptolunur. Yukarıdaki hükme uymayanlar hakkında 832 sayılı Kanun esaslarına göre ceza veya disiplin kovuşturması yapılır. Anılan Kanundaki müeyyide hükmü şöyledir: Hesabını kanun hükümleri dairesinde zamanında ve tam olarak vermeyen saymanlarla; Sayıştay denetimine giren daire ve kurumlar görevlilerinden, denetleme ve yargılama sırasında, istenilen her çeşit bilgi, belge ve defterleri vermeyen ve denetleme ve yargılamayı güçleştirenlerin aylıkları, Sayıştay'ın istemi üzerine ilgili dairelerince, hesabını veya istenen bilgi, belge ve defterleri eksiksiz verinceye kadar yarım olarak ödenir ve yarım aylık kesilmeye başlandığı tarihten itibaren saymanlar en çok üç ay, diğer görevliler ise Sayıştay'ca belli edilen süre içinde yine hesabını veya istenilen bilgi, belge ve defterleri vermez veya denetleme ve yargılamayı güçleştiren sebepleri ortadan kaldırmazlarsa bu defa ilgili dairelerince tayinlerindeki usule göre işten el çektirilerek haklarında gerekli kovuşturma yapılır. Sayıştay ilamlarının infazını izlemeyenler hakkında da aynı hükümler uygulanır (832 Md.51).
4.3.2. Denetçi Sorgularını Yanıtlama Zorunluluğu
4.3.3. Denetimi Güçleştiren Kamu Personeli
KARAR SIRA NO : 106
832 Sayılı Kanunun 51’inci Maddesinin Uygulaması
Sayıştay Kanununun 51’inci maddesinde “Hesabını kanun hükümleri dairesinde zamanında ve tam olarak vermeyen saymanlarla; Sayıştay denetimine giren daire ve kurumlar görevlilerinden, denetleme ve yargılama sırasında, istenilen her çeşit bilgi, belge ve defterleri vermeyen ve denetleme ve yargılamayı güçleştirenlerin aylıkları, Sayıştay’ın istemi üzerine ilgili dairelerince, hesabına veya istenen bilgi, belge ve defterleri eksiksiz verinceye kadar yarım olarak ödenir ve yarım aylık kesilmeye başlandığı tarihten itibaren saymanlar en çok üç ay, diğer görevliler ise Sayıştay’ca belli edilen süre içinde yine hesabını veya istenilen bilgi, belge ve defterleri vermez veya denetleme ve yargılamayı güçleştiren sebepleri ortadan kaldırmazlarsa bu defa ilgili dairelerince tayinlerindeki usule göre işten el çektirilerek haklarında gerekli kovuşturma yapılır.
Sayıştay ilâmlarının infazını izlemeyenler hakkında da aynı hükümler uygulanır.”
denilmekte olup, Anayasanın 118’inci maddesinde(105)
memurlar hakkında disiplin kavuşturmalarında, isnat olunan hususun ilgiliye
açıkça ve yazılı olarak bildirilmesi, yazılı savunmasının istenmesi ve
savunma için belli bir süre tanınması şart olduğu, bu esaslara uyulmadıkça
disiplin cezası verilemeyeceği açıkça belirtilmiş; haklarında bahse konu
51’inci madde uyarınca ceza tertip edilecek kimseler ise Sayıştay dışındaki
idare ve kuruluşların mensubu bulunmaları itibarıyla bunların savunmaları
alınarak, sübjektif durumlarının değerlendirilmesi suretiyle disiplin cezası
uygulanmasının ilgili idareye ait hak ve yetkiler meyanında mütalaası zaruri
görülmüş; Sayıştay Kanunu tasarısının 53’üncü maddesi 2514 sayılı Kanunun
56’ncı maddesi hükmüne mütenazır olarak; Saymanlar hakkında uygulanacak
cezaların, ilgilinin savunması ve Savcılığın düşüncesi alındıktan sonra
Birinci Başkan tarafından dosyanın havale edileceği Sayıştay Dairesince
karara bağlanmasını ve bu konudaki itirazların da Genel Kurulda incelenmesi
derpiş edilmekte iken, disiplin cezasının ilgili dairece verilmesini temin
için maddenin Anayasa Komisyonunca tasarı metninden çıkarılmasında aynı
görüşe istinat edilmiş; bu durum karşısında Sayıştay’ca yapılacak işlemin
832 sayılı Kanunun 53 ve 54’üncü maddeleri hükümlerine de uygun olarak
münhasıran objektif vakıanın tespiti ile keyfiyetin, sübjektif durum araştırma
ve hüküm verme yetkisini haiz bulunan ilgili daireye bildirilmesi hususuna
hasrı zaruri bulunmuş ve Sayıştay’ca yapılacak işlemin istemden ibaret
olması hasebiyle bunun bir daire veya kurul kararına iktiran ettirilmesinde
ameli bir fayda görülmemiş olduğu cihetle mezkur 51’inci madde hükmünün
uygulanmasında Sayıştay isteminin, 832 sayılı Kanunun 20’nci maddesinin
(e) işaretli hükmü de göz önünde bulundurulmak suretiyle Savcılık mütalaası
alındıktan sonra, Birinci Başkanlıkça ilgili daireye intikal ettirilmesinin
uygun olacağına çoğunlukla karar verildi.
4.4. Denetim Sonrası İşlemler
KARAR SIRA NO : 107
Savunma Alınması Zorunluluğu
4.4.2. Sorguların Tebliği
b) Sorumlunun Görev Yerinin Değişmiş Olması
c) Sorumlunun Ölmüş Olması
d) Sorumlunun Adresinin Tespit Edilememesi
KARAR SIRA NO : 108
Tebliğde Usül
KARAR SIRA NO : 109
Tebliğ Yapılırken Dikkat Edilecek Hususlar
4.4.3. Savunmalar
b) Savunma Yapılmaması Durumu
c) Denetçi Görüşüne Uyulması Durumu
ca) Tahsilat Bildirilmesi(107)
2. Sıkça karşılaşılan bir hata, hakedişlerden kesinti yapılmak suretiyle yapılan tahsilat işleminde, kesinti yapılan hakediş raporunun bağlı bulunduğu verile emrinin savunma ekinde gönderilmeyip sadece hakediş raporunun fotokopilerinin gönderilmesi durumudur. Özellikle düzenleyen ve onaylan sıfatlı sorumlular tarafından yapılan bu işlemde, kesinti tutarının devlet hesaplarına intikali belgelendirilmemiş olduğundan savunma kabul görmemektedir. Bu nedenle, hakedişten kesinti yoluyla yapılan tahsilat işleminde mutlaka hakediş raporu ve ekli bulunduğu verile emrinin onaylı fotokopilerinin savunma ekinde gönderilmesi gerekmektedir.(108)
KARAR SIRA NO : 110 Savunma Ekinde Tahsilat Belgelerinin Eksiksiz
Gönderilmesi
Denetçi, tahsilat yapıldığı kendisine bildirilince raporun sonuç kısmına fazla ödemenin tahsil edildiğini ve tahsilatın ilamda gösterilmesi gerektiğini yazar. Bazı durumlarda fazla ödeme sayman tarafından daha önceden fark edilerek aynı hesap dönemi içerisinde tahsilat yapılmış olabilir. Denetçinin normal olarak bu tahsilat belgesini inceleme sırasında görmesi ve konuyu sorguya almaması gerekir. Ancak, her nasılsa tahsilat işlemi denetim sırasında görülmemiş ve sorgu aşamasından sonra savunma üzerine tahsilatın fazla ödemenin doğduğu hesap devresinde yapıldığı anlaşılır ise sorgunun rapor aşamasında kaldırılması ve ilişikli belgenin üzerine kaldırılma nedeninin kırmızı kalemle yazılması gerekir. Daire raportörlüğünde yapılacak olası bir kontrolde keyfiyetin kolayca anlaşılması için bu husus gereklidir. Sorumlulardan birisi Tahsilat yapılması halinde diğer sorumlular da tazmin hükmünden kurtulmuş olurlar. Diğer sorumlulardan herhangi birisi işlemin hukuka uygun olduğu iddiasında ise denetçi raporunda bu iddiayı da karşılamak zorundadır. Yargılama heyeti işlemin hukuka uygun olduğu yönündeki savunmayı yerinde görür ise sorumluların bereatine ve tahsilatın iadesine karar verecektir.
cb) Ahizine Tebligat Yapıldığının Bildirilmesi
KARAR SIRA NO : 111
Savunmada Ahizine Tebligat Yapıldığının Bildirilmesi
cc) Fazla Ödemenin Kişi Borcuna Alındığının Bildirilmesi
1.Eğer yargılama raporunu Başkanlığa göndermemiş ise, tazmin istediği tutar tahsil edildiğinden raporun ilgili maddesinin sonucunu değiştirecek ve tazmin talebi yerine “tahsilatın ilamda gösterilmesini” isteyecektir. 2.Raporunu Başkanlığa göndermiş fakat yargılama yapılmamış ise uygulamada tazmin talebinin daire raportörlüğünde değiştirilerek tahsilat kaydının konulması suretiyle sorun çözülmektedir. 3.Yargılama yapılmış ise tahsilat tarihinin yargılamadan önce veya sonra olmasına göre durum değişecektir. Eğer tahsilat tarihi hüküm tarihinden önceki bir tarih ise ve dairece tazmin kararı verilmiş ise bu durumda denetçinin yargılamanın iadesi için bir ek rapor tanzim etmesi ve 832 sayılı Kanunun 74’üncü maddesinde yer alan “ç-hükme tesir edebilecek bazı belgelerin inceleme ve yargılama sırasında bulunmayıp, hükümden sonra meydana çıkmış olması” gerekçesiyle dairede yargılamanın iadesi suretiyle tazmin hükmünün kaldırılması gerekir. Tahsilat tarihi hüküm tarihinden sonra ise denetçi ek rapor yazmaz, ancak keyfiyeti bir müzekkere ile daireye bildirir ve ilamın infazı mahiyetinde olan tahsilata ilişkin belgelerin dosyasında saklanmasını ister.
cd. Fazla Ödemelerin Tahsilatında Süre
Önceki paragrafta, sözü edilen haller bir mevzuat hükmü olmayıp belirtildiği üzere yargı kararlarına dayalı olgulardır ve bazı kapalı noktalar bulunmaktadır. Şöyle ki, “açık hata” ibaresi, adı kadar açık değildir. Açık hata, maddi hata mıdır, yoksa, mevzuata açıkça aykırılığı mı ifade etmektedir? Sayman hesaplarının denetçilere hesap yılını takip eden yılın ortalarında verildiği nazara alındığında, ödemenin yapıldığı tarihten itibaren değil 60 gün, en az altı ay geçmiş olmaktadır ki bu durumda denetçi sorgusu üzerine, belli istisnalar hariç tahsilat yapma imkanı kalmamaktadır.(109) MUHASEBAT GENEL MÜDÜRLÜĞÜ GENELGESİ
Bakanlığımıza intikal eden bazı bilgilerden;
- İdarenin yokluk, açık hata, memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi halleri dışında kalan hatalı ödemelerin, ödemenin yapıldığı tarihten itibaren 60 günlük dava açma süresi içinde geri istenmediği, anlaşılmış ve yapılan bu tür hatalı işlemlerin, açılan davalar sonucu iptal edilmesi nedeniyle, idare ile bazı kişi ve kurumlar arasında fuzuli ihtilafların doğduğu tespit olunmuştur. Amme alacağının daha kısa sürede tahsil edilebilmesi ve idarece tesis edilen işlemlerden kaynaklanan uyuşmazlıkların, benzer olaylar sonucunda verilen yargı kararları doğrultusunda idari yöntemlerle çözümlenebilmesi ve böylece fuzulen yeni ihtilaflara neden olunmaması açısından, benzer yargı kararlarındaki hukuki gerekçelere uygun işlem tesis edilmesi amacıyla aşağıda belirtilen hususlara uyulması gerekmektedir. 1) Bilindiği üzere, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 1’inci maddesinin ilk fıkrasında, “Devlete, vilayet hususi idarelerine ve belediyelere ait vergi, resim, harç, ceza tahkik ve takiplerine ait muhakeme masrafı, vergi cezası, para cezası gibi asli, gecikme zammı, faiz gibi fer'i amme alacakları ve aynı idarelerin akitten, haksız fiil ve haksız iktisaptan doğanlar dışında kalan ve amme hizmetleri tatbikatından mütevellit olan diğer alacakları ile; bunların takip masrafları hakkında bu kanun hükümleri tatbik olunur.” hükmü yer almıştır. Kanun hükmünden de anlaşılacağı üzere; akitten, haksız fiilden ve haksız iktisaptan doğan alacakların takip ve tahsili, 6183 sayılı Kanun kapsamı dışında bırakılmıştır. Bu nedenle, 6183 sayılı Kanun kapsamına girmeyen alacaklar ile özel kanunlarında, 4353 sayılı Maliye Vekaleti Baş Hukuk Müşavirliğinin ve Muhakemat Umum Müdürlüğünün Vazifelerine, Devlet Davalarının Takibi Usullerine Dair Kanun hükümlerine göre takip ve tahsilinin sağlanması gerekmektedir. 2) Bilindiği üzere, içtihatlar, hukukun yazılı kaynakları arasında sayılmakta ve içtihadı birleştirme kararları benzer olaylarda mahkemeleri bağlayıcı bir nitelik kazanmış bulunmaktadır. Bu nedenle; idarelerin yapacakları işlemlerde, bu kararlarda belirtilen hususlara uymaları gerekmektedir. Böylece idare aleyhine açılacak dava sayısı azalmış olacak ve idare, yargı önünde haksız duruma düşmekten kurtulacaktır. Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu, 22.12.1973 tarih ve 1969/8, 1973/14 sayılı kararı ile, idarenin yokluk, açık hata, memurun gerçek dışı beyanı ve hilesi hallerinde, süre aranmaksızın kanunsuz terfi veya intibaka dayanarak ödediği meblağı her zaman geri alabileceği ancak; belirtilen bu istisnalar dışında kalan durumlarda yapılan ödemelerin, ödemenin yapıldığı tarihten başlamak üzere 60 gün (dava açma süresi) içinde geri isteyebileceği, 60 günlük süre geçtikten sonra geri almanın mümkün olamayacağı sonucuna varmıştır. Yukarıdaki içtihat kararı gereğince, maddi hata yapılması, idareyi aldatıcı belge ibraz edilmesi, beyan esasına dayanılarak yapılacak ödemelerde gerçek dışı beyanda bulunulması, .. gibi nedenlerle, bir memura fazla ve yersiz olarak yapılan ödemelerin, 60 günlük süreye bağlı kalınmaksızın her zaman geri alınması mümkündür. Ancak; idarenin kendi ihmali ve bilgi azlığı gibi nedenlerden kaynaklanan fazla ve yersiz ödemelerin (örneğin; bir memura bilgisi dışında idarece fazla ve yersiz maaş, ücret, tazminat .... ödenmesi gibi) ödemenin yapıldığı tarihten başlamak üzere mutlaka 60 günlük dava açma süresi içinde geri istenmesi gerekecek böylece, idarenin fuzuli davalara muhatap olması önlenmiş olacaktır. Devlet alacaklarının daha kısa sürede tahsil edilmesi ve fuzuli ihtilaflara neden olunmaması açısından, yukarıda belirtilen hususlara uyulması konusunda gerekli titizliğin gösterilmesini önemle rica ederim. Bakan A.
Muhasebat Genel Müdürü
e) Fazla Ödemeden Sorumlu Olunmadığı Şeklindeki Savunma
Ancak, genel anlamda belirtilmesi gereken husus, Sayıştay yargılamasında kişinin sorumlu tutulması için mutlaka kusurlu olmasının gerekmediğidir. Mevzuatta sorumlu olarak kabul edilen kişilerin imza attıkları belgeler nedeniyle ortaya çıkan fazla ödemelerden sorumlu olmaları genel bir ilke olarak karşımıza çakmaktadır. Genel anlayışa göre Sayıştay yargısında kusursuz sorumluluk ilkesi geçerlidir. O halde kusursuz sorumluluğu ortadan kaldıran hususlar varsa ilgililer için tazmin hükmü verilmeyecektir. Bunun örnekleri adı konulmasa bile Sayıştay Daireleri tarafından zaman zaman gösterilmektedir. Bu bakımdan, zarar ile sorumlunun görevi arasındaki sebep-sonuç ilişkisinin kesilmesi, olağanüstü haller, kişinin zararın ortaya çıkmasını önlemek için gereken bütün işlemleri yaptığını ispatlaması hallerinde tazmin hükmü verilmemektedir. Bu hususla ilgili örnek daire kararları Saymanın Sorumluluğunun sınırı başlığında incelenmiştir.
f) Sorguda İstenen Belgelerin Gönderilmesi
Uygulamada bazı sorumlular, denetçi tarafından istenen ve işlemin yapıldığı anda düzenlenmesi gereken bir kısım belgeleri sonradan (sorgu üzerine) düzenleyerek denetçiye göndermek suretiyle sorumluluktan kurtulma çabası içine girmektedirler. Bu çok sakıncalı bir durumdur ve sıklıkla denetçiler tarafından tespit edilerek disiplin veya ceza kovuşturması talebinde bulunulmaktadır.
4.5. Yargı Raporunun Yazılması
Denetçi raporlarının yazımı ile ilgili hükümler 832 sayılı Kanunun 48’inci maddesinde yer almaktadır. Anılan madde hükmü şöyledir: Denetçiler kendilerine verilen hesapları bu kanunla diğer kanunlarda yazılı esaslar ve yönetmeliğindeki usuller gereğince inceler ve sonucu gösterir bir rapor düzenler. Bu inceleme sırasında mevzuata uygun bulmadığı veya noksan gördüğü işler hakkında sorumluların yazılı savunmalarını alması ve düşüncesiyle birlikte raporda göstermesi şarttır. Usulü dairesinde yapılan bildirime bilgi edinilmesinden itibaren en çok otuz gün içinde cevap vermeyen sorumluların savunmaları beklenmeyerek mevcut bilgi ve belgelere göre rapor düzenlemekle beraber, bunlar hakkında ayrıca bu kanun esaslarına göre disiplin veya ceza kovuşturulması isteminde bulunulur.
Bu raporlarda hesabın doğruluğu ve denkliği ve belgelerin tamam olup olmadığı
ve inceleme neticesinde sorumluluğu gerektiren hususlar görülüp görülmediği
ve ayrıca 28 inci maddenin birinci fıkrasının (B) ve (C) bentlerinde yazılı
sabit veya döner sermayeli veya fon şeklinde kurulan teşebbüs ve kurumların
harcama ve çalışmalarının kuruluş gayelerine uygun bulunup bulunmadığı
da raporların sonunda açıklanır.
(104) SAYIN,
a.g.e.,s.522.
|