Kamu Personelinin Mali Sorumluluğu  
            4.3. Denetçiye Karşı Sorumluluklar 
            4.3.1. Bilgi ve Belge Verme Zorunluluğu
            832 sayılı Kanunun 49’uncu maddesine göre; sorumlular veya diğer ilgili memurlar denetçilerin isteyeceği bilgiyi vermeye, kayıtlarla belgeleri geciktirmeksizin göstermeye veya vermeye mecburdurlar.

            Madde hükmünde konu edilen bilgi ve belgelerin denetimle ilgili olması gerektiği tabiidir.

            Sorumluların yanında bulunmayan belgeler ilgili dairelerden istenir. Sorumlular belgelerin asıllarını ve aslı gösterilemeyen belgelerin ikinci nüshalarını göstermek zorundadırlar. Benzer bir hüküm 1050 sayılı Muhasebe-i Umumiye Kanununun 73 üncü maddesinde şu şekilde yer almıştır. İta emirlerine muhtevi oldukları masrafın taahhüt ve tahakkukuna müteallik bilcümle evrakı müsbitenin aslı veya musaddak suretleri raptolunur. 

            Yukarıdaki hükme uymayanlar hakkında 832 sayılı Kanun esaslarına göre ceza veya disiplin kovuşturması yapılır. Anılan Kanundaki müeyyide hükmü şöyledir:

            Hesabını kanun hükümleri dairesinde zamanında ve tam olarak vermeyen saymanlarla; Sayıştay denetimine giren daire ve kurumlar görevlilerinden, denetleme ve yargılama sırasında, istenilen her çeşit bilgi, belge ve defterleri vermeyen ve denetleme ve yargılamayı güçleştirenlerin aylıkları, Sayıştay'ın istemi üzerine ilgili dairelerince, hesabını veya istenen bilgi, belge ve defterleri eksiksiz verinceye kadar yarım olarak ödenir ve yarım aylık kesilmeye başlandığı tarihten itibaren saymanlar en çok üç ay, diğer görevliler ise Sayıştay'ca belli edilen süre içinde yine hesabını veya istenilen bilgi, belge ve defterleri vermez veya denetleme ve yargılamayı güçleştiren sebepleri ortadan kaldırmazlarsa bu defa ilgili dairelerince tayinlerindeki usule göre işten el çektirilerek haklarında gerekli kovuşturma yapılır.

            Sayıştay ilamlarının infazını izlemeyenler hakkında da aynı hükümler uygulanır (832 Md.51).

            4.3.2. Denetçi Sorgularını Yanıtlama Zorunluluğu
            Sayıştay sorgularında sadece savunma değil, bilgi alma niteliği de bulunduğundan savunma bir hak olmaktan öte bir görevdir.(104)  Bu durum Sayıştay Kanununun 32 inci maddesinin ikinci fıkrasında şu şekilde belirtilmiştir. “Usulü dairesinde yapılan bildirime bilgi edinilmesinden itibaren en çok otuz gün içinde cevap vermeyen sorumluların savunmaları beklenmeyerek mevcut bilgi ve belgelere göre rapor düzenlemekle beraber, bunlar hakkında ayrıca bu kanun esaslarına göre disiplin veya ceza kovuşturulması isteminde bulunulur.” Görüldüğü üzere denetçi sorgularına cevap vermek sorumlular için bir zorunluluktur. Sorgulara cevap verilmediği takdirde, denetçi raporunu tanzim edebilecek, bundan başka da disiplin ve ceza kovuşturulması isteminde bulunabilecektir.

            4.3.3. Denetimi Güçleştiren Kamu Personeli
            Gerek denetimi güçleştiren kamu personeli gerekse 832 sayılı Kanun hükümlerine uymayanlar hakkında uygulanacak müeyyideler bu Kanunun 51’inci maddesinde açıklanmıştır. Söz konusu müeyyidelerin uygulanması hususu Sayıştay Genel Kurulunda görüşülmüş ve aşağıdaki karar ortaya çıkmıştır. 

          KARAR SIRA NO : 106            832 Sayılı Kanunun 51’inci Maddesinin Uygulaması
            Genel sekreterlik müzekkeresinde tereddüt konusu yapılan hususun, hesabını kanun hükümleri dairesinde zamanında ve tam olarak vermeyen saymanlarla, denetleme ve yargılama sırasında istenilen bilgi, belge ve defterleri vermeyen ve denetleme ve yargılamayı güçleştirenlere 832 sayılı Sayıştay Kanununun 51’inci maddesi hükmü gereğince uygulanacak ceza isteminin Başkanlık Makamınca re’sen yapılmasının uygun olup olmayacağı hususuna ilişkin bulunduğu anlaşılmakla bu konuda yapılan görüşmeler sonunda; 

            Sayıştay Kanununun 51’inci maddesinde “Hesabını kanun hükümleri dairesinde zamanında ve tam olarak vermeyen saymanlarla; Sayıştay denetimine giren daire ve kurumlar görevlilerinden, denetleme ve yargılama sırasında, istenilen her çeşit bilgi, belge ve defterleri vermeyen ve denetleme ve yargılamayı güçleştirenlerin aylıkları, Sayıştay’ın istemi üzerine ilgili dairelerince, hesabına veya istenen bilgi, belge ve defterleri eksiksiz verinceye kadar yarım olarak ödenir ve yarım aylık kesilmeye başlandığı tarihten itibaren saymanlar en çok üç ay, diğer görevliler ise Sayıştay’ca belli edilen süre içinde yine hesabını veya istenilen bilgi, belge ve defterleri vermez veya denetleme ve yargılamayı güçleştiren sebepleri ortadan kaldırmazlarsa bu defa ilgili dairelerince tayinlerindeki usule göre işten el çektirilerek haklarında gerekli kovuşturma yapılır. 

            Sayıştay ilâmlarının infazını izlemeyenler hakkında da aynı hükümler uygulanır.” denilmekte olup, Anayasanın 118’inci maddesinde(105)  memurlar hakkında disiplin kavuşturmalarında, isnat olunan hususun ilgiliye açıkça ve yazılı olarak bildirilmesi, yazılı savunmasının istenmesi ve savunma için belli bir süre tanınması şart olduğu, bu esaslara uyulmadıkça disiplin cezası verilemeyeceği açıkça belirtilmiş; haklarında bahse konu 51’inci madde uyarınca ceza tertip edilecek kimseler ise Sayıştay dışındaki idare ve kuruluşların mensubu bulunmaları itibarıyla bunların savunmaları alınarak, sübjektif durumlarının değerlendirilmesi suretiyle disiplin cezası uygulanmasının ilgili idareye ait hak ve yetkiler meyanında mütalaası zaruri görülmüş; Sayıştay Kanunu tasarısının 53’üncü maddesi 2514 sayılı Kanunun 56’ncı maddesi hükmüne mütenazır olarak; Saymanlar hakkında uygulanacak cezaların, ilgilinin savunması ve Savcılığın düşüncesi alındıktan sonra Birinci Başkan tarafından dosyanın havale edileceği Sayıştay Dairesince karara bağlanmasını ve bu konudaki itirazların da Genel Kurulda incelenmesi derpiş edilmekte iken, disiplin cezasının ilgili dairece verilmesini temin için maddenin Anayasa Komisyonunca tasarı metninden çıkarılmasında aynı görüşe istinat edilmiş; bu durum karşısında Sayıştay’ca yapılacak işlemin 832 sayılı Kanunun 53 ve 54’üncü maddeleri hükümlerine de uygun olarak münhasıran objektif vakıanın tespiti ile keyfiyetin, sübjektif durum araştırma ve hüküm verme yetkisini haiz bulunan ilgili daireye bildirilmesi hususuna hasrı zaruri bulunmuş ve Sayıştay’ca yapılacak işlemin istemden ibaret olması hasebiyle bunun bir daire veya kurul kararına iktiran ettirilmesinde ameli bir fayda görülmemiş olduğu cihetle mezkur 51’inci madde hükmünün uygulanmasında Sayıştay isteminin, 832 sayılı Kanunun 20’nci maddesinin (e) işaretli hükmü de göz önünde bulundurulmak suretiyle Savcılık mütalaası alındıktan sonra, Birinci Başkanlıkça ilgili daireye intikal ettirilmesinin uygun olacağına çoğunlukla karar verildi.
Sayıştay GKK.; Tarih 14.05.1969; Karar No:3373
Sayıştay Genel Kurul Kararları ve Daire Kararları Özetleri, Sayıştay Yayınları No:10; Ankara 1976.s.65.

            4.4. Denetim Sonrası İşlemler
            4.4.1. Sorguların Yazılması
            Denetçiler denetimleri sırasında tereddüt ettikleri hususlarla ilgili olarak sorumluların savunmalarını almak üzere istizah ya da daha Türkçe bir tabirle sorgu düzenlerler.  Bu sorgular usulü dairesinde sorumlulara tebliğ edilir. Sorgu yargılamanın temel unsurlarından olan savunma hakkının icrası için önemlidir. 832 sayılı Kanunun 48 inci maddesi hükmü, denetçilerin inceleme sırasında mevzuata uygun bulmadıkları veya noksan gördükleri işler hakkında sorumluların yazılı savunmalarını almaları ve düşünceleriyle birlikte savunmayı raporda göstermelerini amirdir. Sorumluların savunmaları alınmadan düzenlenen denetçi raporuna göre hüküm verilmesi temyiz sebebi olduğundan, sorumlular bu haklarının bilincinde olarak kendilerinden savunma alınmaksızın gönderilen tazmin hükümlerini temyiz etmelidirler.

          KARAR SIRA NO : 107            Savunma Alınması Zorunluluğu
           Dilekçi tarafından konu hakkında savunmasının alınmadığı ileri sürülmektedir.
Nitekim yapılan incelemeden, 832 sayılı Sayıştay Kanununun 40 ıncı maddesi uyarınca, “Sorumluların, yapılan inceleme sonucu mevzuata uygun bulunmayan  veya noksan görülen işler hakkında yazılı savunmalarının” alınmadığı anlaşılmış bulunduğundan, bu husustaki dilekçi iddialarının kabulü ile, hükmün bu noktadan bozularak, gereğinin ifası için dosyanın dairesine tevdiine....
Sayıştay  Temyiz Kurulu 23.2.1982 Tarih; Tutanak No: 17888

            4.4.2. Sorguların Tebliği 
            a) Genel Olarak
            Denetçiler tarafından yazılan sorgular her sorumlu için ayrı ayrı ve ilgili olduğu sorguları içeren takımlar halinde tebliğ edilir. Sorguların her sayfasının denetçi mührü ile mühürlenmiş olduğu sorumlularca aranmalıdır. Mühür kullanılması Sayıştay Denetçi ve Raportörlerinin Denetim ve Çalışma usulleri Hakkında Yönetmeliğin 31 inci maddesi hükmünün bir gereğidir. Merkezde yapılan denetimlerde sorgu tebliğleri Sayıştay Başkanlığı tarafından doğrudan yapıldığı halde, yerinde denetimde ilgili denetçi veya varsa bağlı olduğu ekip şefi tarafından Sayıştay Başkanı adına yapılır.  Tam takım bir sorgunun Saymanlığa gönderilmesi, Yönetmeliğin 32’nci maddesinin amir hükmüdür. 

            b) Sorumlunun Görev Yerinin Değişmiş Olması 
            İnceleme yapılan dönemde sorumlunun görev yeri değişmiş olabilir. Yerinde denetimde, bu durum tebligatın yapılması sırasında öğrenilebilecektir. Görev yeri değişen sorumlulara elden sorgu tebliği mümkün olmadığından, adli tebligat listesi düzenlenerek iadeli taahhütlü posta ile tebligat yoluna gidilmelidir. Merkezde yapılan incelemelerde, sorumlunun görev yerinin değiştiği ancak, sorgu zarfının iadesinden sonra anlaşılabilecektir ki, bu durumda yeni görev yerine göre aynı usulle yeniden tebligat yapılacaktır. 

            c) Sorumlunun Ölmüş Olması 
            Sorguların tebliği sırasında sorumlunun ölmüş olduğu öğrenilirse, bu sorumlu için tebligat yapılmayacaktır. Yerinde denetimde, sorumlunun ölmüş olduğunun kurum yöneticisi tarafından yazılı beyanla bildirilmesi veya özlük dosyasından durumun belgeyle tespiti sonradan problem çıkmaması için uygun olacaktır. Merkezden yapılan tebligatta posta memuru tebligat zarfına bu durumu yazmak ve imzalamak suretiyle belgelendirmiş olacağından sorun yoktur. 

            d) Sorumlunun Adresinin Tespit Edilememesi
            Elde mevcut başka bilgi yoksa, tebligat incelenen hesabın ilgili olduğu kurum adresine yapılacaktır. Burada çalışanlar tarafından özellikle emeklilikten sonraki adres değişiklikleri nedeniyle sorumlunun yeni adresi bildirilemiyorsa bu durumda ilanen tebligat yapılacaktır. Ancak, ilanen tebligattan önce sorumlunun bilinen son adresine tebligat yapılmak suretiyle kişinin orada ikamet etmediğinin yetkililerin imzasıyla belgelendirilmesi gerekmektedir.

           KARAR SIRA NO : 108            Tebliğde Usül
          Tebliğ evrakı kime verilmiş ise onunla tebliğ memurunun imzasını ihtiva etmesi lazımdır. Tebligat kanununun 28/8 inci maddesi uyarınca gösterilen şekil geçerlilik koşulu olup hakim görevi gereği, bu koşulun gerçekleşip gerçekleşmediğini re’sen gözetmek zorundadır.
Yargıtay 2.HD. Tarih, 6.6.1996; 1996/6016 E.;1996/6056 K.
Yargıtay Kararları Dergisi, C. 24, S.2, s.196. 

           KARAR SIRA NO : 109            Tebliğ Yapılırken Dikkat Edilecek Hususlar
           Muhatap veya muhatabın adına tebliğ yapılabilecek kişilerin bulunmaması halinde, kapıya yapıştırılan ihbarnamenin geçerli sayılabilmesi için muhatabın bulunmama sebebini bilmesi muhtemel kişilerin (komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar kurulu, zabıta amir ve memurları vb.) beyanlarının alınarak imzalatılması, imzadan çekinmeleri halinde bu durumun tutanağa yazılması gerekmektedir.
Yargıtay 2.HD. 23.10.1997 Tarih;6 1997/10184 E.;1997/11279 K..
Yargıtay Kararları Dergisi, C. 24, S.1, s.25..

            4.4.3. Savunmalar
            a) Savunma Yapılmasında Süre
            832 sayılı Sayıştay Kanununun 48 inci maddesine göre, sorumluların savunma yapmaları için otuz günlük süre tanınmış ve bu süre içerisinde savunma yapılmaması durumunda denetçinin raporunu mevcut duruma göre tanzim edeceği belirtilmiştir. Uygulamada denetçiler bu süreden sonra gelen savunmaları da kabul etmektedirler. Özellikle inşaat işleriyle ilgili sorgularda denetçi görüşüne uyularak yüklenicilerden tahsilat yapılması yoluna gidildiğinde vezne alındısı ile tahsilat yerine yüklenicinin istihkaklarından kesinti yapılması tercih edilmektedir. Bu durumda düzenlenecek ilk hakedişin beklenilmesi otuz günlük sürenin aşılmasına neden olmaktadır. Buna karşın, denetçinin 30 günlük süreyi beklemeden raporunu tanzim ederek sonraki savunmaları gözardı etmesi yasal değildir. Zira bu süre sorumlular için yasal bir haktır ve temyiz sebebidir.

            b) Savunma Yapılmaması Durumu
            Genel olarak savunma bir hak olmasına karşın, Sayıştay yargılamasında aynı zamanda bir görev kabul edilmiş, bu görev riayet edilmesi için müeyyide getirilmiştir. 832 sayılı Kanunun 48 inci maddesinde savunma yapmayanlar hakkında bu kanun esaslarına göre disiplin veya ceza kovuşturulması isteminde bulunulacağı belirtilmiştir. Söz konusu müeyyide madde hükmünden anlaşılacağı üzere Sayıştay tarafından uygulanmaz. Keyfiyet denetçinin istemi üzerine Savcılık mütalaası alındıktan sonra Sayıştay Başkanlığınca  sorumlunun bağlı olduğu kuruma bildirilerek sonucundan Sayıştay'ın haberdar edilmesi istenir.

            c) Denetçi Görüşüne Uyulması Durumu
            Denetçi tarafından tespit edilerek sorumlulara savunma yapılmak üzere tebliğ edilen sorgu kağıdındaki hususların incelenmesi sonucunda denetçi görüşüne uyulursa ya tahsilat yapılır ya da tahsilat yapılmamakla birlikte fazla ödeme tutarı kişi borçları hesaplarına alınır. Uygulamada tahsilatın, kendisine para ödenen kişi ya da kurum anlamına gelen ‘ahiz’ (alan) durumunda olan kimselerden yapılması yoluna gidilmektedir. Burada iki durum söz konusu olabilir: Eğer ahizler kendilerine yapılan ve Sayıştay sorgusu ile tespit edilen fazla ödemeyi kabul ederler ve rızaen hazineye yatırırlarsa tahsilat yapılmış ve hazine zararı giderilmiş olur. Ahizler rızaen ödemeyi kabul etmezlerse, çoğu zaman saymanlar kamu gücünü kullanarak ahizin maaş, istihkak gibi alacaklarından mahsuben tahsilat yapmaktadırlar. Bu durumda saymanlar sorumluluktan kurtulmaktadırlar, ancak ya denetçi sorgusu hatalı ve fazla ödeme denilen şey, ahizin hakkı ise ? Diğer bir sakınca da, ahizlerin yargı yoluna giderek, aylık ve istihkaklarından kesinti yapılmasına engel olmaları durumudur. Bu da hukuki problemleri ve gereksiz masrafları beraberinde getirmektedir. Ahizlerin rızaları olmaksızın, denetçi sorgularına istinaden aylık ve istihkaklarından kesinti yapılamayacağına dair çok sayıda yargı kararı mevcuttur. (106)

            ca) Tahsilat Bildirilmesi(107)
            1. Fazla ödeme tutarı tahsil edildiği takdirde tahsilat belgelerinin tarih ve sayıları açıkça belirtilmeli ve onaylı fotokopileri savunma ekinde gönderilmelidir. Diğer yandan tahsilat tutarının bütçe hesaplarına intikalini sağlayan muhasebeleştirme belgelerinin onaylı fotokopileri de savunma ekinde gönderilmelidir. 

            2. Sıkça karşılaşılan bir hata, hakedişlerden kesinti yapılmak suretiyle yapılan tahsilat işleminde, kesinti yapılan hakediş raporunun bağlı bulunduğu verile emrinin savunma ekinde gönderilmeyip sadece hakediş raporunun fotokopilerinin gönderilmesi durumudur. Özellikle düzenleyen ve onaylan sıfatlı sorumlular tarafından yapılan bu işlemde, kesinti tutarının devlet hesaplarına intikali belgelendirilmemiş olduğundan savunma kabul görmemektedir. Bu nedenle, hakedişten kesinti yoluyla yapılan tahsilat işleminde mutlaka hakediş raporu ve ekli bulunduğu verile emrinin onaylı fotokopilerinin savunma ekinde gönderilmesi gerekmektedir.(108)

           KARAR SIRA NO : 110  Savunma Ekinde Tahsilat Belgelerinin Eksiksiz Gönderilmesi
           Söz konusu ödeme miktarının kesin hakediş raporu ile düzeltildiği ifade edilmişse de buna ilişkin verile emrinin gönderilmediği anlaşılmıştır. Bu nedenle kesin hakediş raporunun muhasebe kayıtlarına intikal ettiğini gösteren verile emrinin ibrazına değin, düzeltildiği ifade edilen miktarın tazminine karar verildi.
Sayıştay  2. Daire 9.11.1991 Tarih; Tutanak No: 3030/51
Sayıştay Dergisi, S.9, s.58.

            Denetçi, tahsilat yapıldığı kendisine bildirilince raporun sonuç kısmına fazla ödemenin tahsil edildiğini ve tahsilatın ilamda gösterilmesi gerektiğini yazar. Bazı durumlarda fazla ödeme sayman tarafından daha önceden fark edilerek aynı hesap dönemi içerisinde tahsilat yapılmış olabilir. Denetçinin normal olarak bu  tahsilat belgesini inceleme sırasında görmesi ve konuyu sorguya almaması gerekir. Ancak, her nasılsa tahsilat işlemi denetim sırasında görülmemiş ve sorgu aşamasından sonra savunma üzerine tahsilatın fazla ödemenin doğduğu hesap devresinde yapıldığı anlaşılır ise sorgunun rapor aşamasında kaldırılması ve ilişikli belgenin üzerine kaldırılma nedeninin kırmızı kalemle yazılması gerekir. Daire raportörlüğünde yapılacak olası bir kontrolde keyfiyetin kolayca anlaşılması için bu husus gereklidir.

            Sorumlulardan birisi Tahsilat yapılması halinde diğer sorumlular da tazmin hükmünden kurtulmuş olurlar. Diğer sorumlulardan herhangi birisi işlemin hukuka uygun olduğu iddiasında ise denetçi raporunda bu iddiayı da karşılamak zorundadır. Yargılama heyeti işlemin hukuka uygun olduğu yönündeki savunmayı yerinde görür ise sorumluların bereatine ve tahsilatın iadesine karar verecektir.

            cb) Ahizine Tebligat Yapıldığının Bildirilmesi
            Denetçi tarafından tespit edilen fazla ödemenin tahsili için ahizine (fazla ödemenin yapıldığı kimsedir ki, ahiz, “alan” anlamına gelir) bildirimde bulunulması tahsilat sayılmayacağından, Yargılama Dairesi tazmin hükmü verecektir.

           KARAR SIRA NO : 111            Savunmada Ahizine Tebligat Yapıldığının Bildirilmesi
           Konuya ilişkin düzenlenen sorguya sorumluların gönderdikleri cevapta; “İşin müteahhidine, 29 Kasım 1995 gün ve 7790 sayılı tebligat noter kanalıyla yapılmış olup, tahsilat yapıldıktan sonra alındı makbuzu gönderilecektir” denilmekte ise de; bu güne kadar tahsilat makbuzu gönderilmediğinden fazla ödeme tutarı olan ..... liranın (sorumlulardan) müştereken ve müteselsilen faizleriyle birlikte tazminen tahsiline karar verildi.
Sayıştay  1. Daire 15.2..1996 Tarih; Tutanak No: 5991
Tunceli Özel İd.Md.1993; İlam no.:1134; Madde.1.

            cc) Fazla Ödemenin Kişi Borcuna Alındığının Bildirilmesi
            Kişi borcuna alma işlemi tahsilat kabul edilmeyeceğinden, fazla ödemenin kişi borcuna alınarak tahsili cihetine gidileceğinin bildirilmesi durumunda Daire sorumlular adına tazmin hükmü vermektedir. Burada sorumlular fazla ödemenin varlığını kabul etmekte ve bunu ahiz adına kişi borcu hesabına almakla göstermektedirler. Ancak, tahsilatın yapılması bir takım nedenlerle gecikmiştir. Kişi borcuna alınan tutar sonradan tahsil edildiğinde tahsilatın Sayıştay’a bildirilmesi icap eder. Tahsilat belgeleri denetçiye ulaştığında denetçi duruma bakacaktır.

            1.Eğer yargılama raporunu Başkanlığa göndermemiş ise, tazmin istediği tutar tahsil edildiğinden raporun ilgili maddesinin sonucunu değiştirecek ve tazmin talebi yerine “tahsilatın ilamda gösterilmesini” isteyecektir.

            2.Raporunu Başkanlığa göndermiş fakat yargılama yapılmamış ise uygulamada tazmin talebinin daire raportörlüğünde değiştirilerek tahsilat kaydının konulması suretiyle sorun çözülmektedir. 

            3.Yargılama yapılmış ise tahsilat tarihinin yargılamadan önce veya sonra olmasına göre durum değişecektir. Eğer tahsilat tarihi hüküm tarihinden önceki bir tarih ise ve dairece tazmin kararı verilmiş ise bu durumda denetçinin yargılamanın iadesi için bir ek rapor tanzim etmesi ve 832 sayılı Kanunun 74’üncü maddesinde yer alan “ç-hükme tesir edebilecek bazı belgelerin inceleme ve yargılama sırasında bulunmayıp, hükümden sonra meydana çıkmış olması” gerekçesiyle dairede yargılamanın iadesi suretiyle tazmin hükmünün kaldırılması gerekir. Tahsilat tarihi hüküm tarihinden sonra ise denetçi ek rapor yazmaz, ancak keyfiyeti bir müzekkere ile daireye bildirir ve ilamın infazı mahiyetinde olan tahsilata ilişkin belgelerin dosyasında saklanmasını ister.

            cd. Fazla Ödemelerin Tahsilatında Süre
            Ahiz durumunda olanlar çoğu zaman kendilerine mevzuata aykırı bir ödemenin yapıldığını bilmezler ve bu ödemeyi kendi haklarıymış gibi gördüklerinden ihtiyaçlarında kullanırlar. Belli bir süre sonra bu paralar zaten tüketilmiş olur. Bu nedenle, hukuka açıkça aykırılık nedeniyle yoklukla malul olan işlemler ile açık hataya veya ahizin gerçek dışı beyanına ya da hilesine dayalı sebeplerden kaynaklanmayan fazla ödemelerin ahizinden tahsili için gerek yargı kararlarında gerekse Maliye Bakanlığı tebliğlerinde 60 günlük süre öngörülmüştür. Bu süre idari dava açma süresi kadardır.

            Önceki paragrafta, sözü edilen haller bir mevzuat hükmü olmayıp belirtildiği üzere yargı kararlarına dayalı olgulardır ve bazı kapalı noktalar bulunmaktadır. Şöyle ki, “açık hata” ibaresi, adı kadar açık değildir. Açık hata, maddi hata mıdır, yoksa, mevzuata açıkça aykırılığı mı ifade etmektedir? Sayman hesaplarının denetçilere hesap yılını takip eden yılın ortalarında verildiği nazara alındığında, ödemenin yapıldığı tarihten itibaren değil 60 gün, en az altı ay geçmiş olmaktadır ki bu durumda denetçi sorgusu üzerine, belli istisnalar hariç tahsilat yapma imkanı kalmamaktadır.(109)

MUHASEBAT GENEL MÜDÜRLÜĞÜ GENELGESİ
SIRA NO : 64      TARİH : 09.12.1997

            Bakanlığımıza intikal eden bazı bilgilerden;
            -Genel esaslara göre takip edilmesi gereken kişi borçları hesabında izlenen bazı alacakların 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun esaslarına göre takip edildiği,

            - İdarenin yokluk, açık hata, memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi halleri dışında kalan hatalı ödemelerin, ödemenin yapıldığı tarihten itibaren 60 günlük dava açma süresi içinde geri istenmediği, 

            anlaşılmış ve yapılan bu tür hatalı işlemlerin, açılan davalar sonucu iptal edilmesi nedeniyle, idare ile bazı kişi ve kurumlar arasında fuzuli ihtilafların doğduğu tespit olunmuştur.

            Amme alacağının daha kısa sürede tahsil edilebilmesi ve idarece tesis edilen işlemlerden kaynaklanan uyuşmazlıkların, benzer olaylar sonucunda verilen yargı kararları doğrultusunda idari yöntemlerle çözümlenebilmesi ve böylece fuzulen yeni ihtilaflara neden olunmaması açısından, benzer yargı kararlarındaki hukuki gerekçelere uygun işlem tesis edilmesi amacıyla aşağıda belirtilen hususlara uyulması gerekmektedir.

            1) Bilindiği üzere, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 1’inci maddesinin ilk fıkrasında, “Devlete, vilayet hususi idarelerine ve belediyelere ait vergi, resim, harç, ceza tahkik ve takiplerine ait muhakeme masrafı, vergi cezası, para cezası gibi asli, gecikme zammı, faiz gibi fer'i amme alacakları ve aynı idarelerin akitten, haksız fiil ve haksız iktisaptan doğanlar dışında kalan ve amme hizmetleri tatbikatından mütevellit olan diğer alacakları ile; bunların takip masrafları hakkında bu kanun hükümleri tatbik olunur.” hükmü yer almıştır.

            Kanun hükmünden de anlaşılacağı üzere; akitten, haksız fiilden ve haksız iktisaptan doğan alacakların takip ve tahsili, 6183 sayılı Kanun kapsamı dışında bırakılmıştır. Bu nedenle, 6183 sayılı Kanun kapsamına girmeyen alacaklar ile özel kanunlarında, 4353 sayılı Maliye Vekaleti Baş Hukuk Müşavirliğinin ve Muhakemat Umum Müdürlüğünün Vazifelerine, Devlet Davalarının Takibi Usullerine Dair Kanun hükümlerine göre takip ve tahsilinin sağlanması gerekmektedir.

            2) Bilindiği üzere, içtihatlar, hukukun yazılı kaynakları arasında sayılmakta ve içtihadı birleştirme kararları benzer olaylarda mahkemeleri bağlayıcı bir nitelik kazanmış bulunmaktadır. Bu nedenle; idarelerin yapacakları işlemlerde, bu kararlarda belirtilen hususlara uymaları gerekmektedir. Böylece idare aleyhine açılacak dava sayısı azalmış olacak ve idare, yargı önünde haksız duruma düşmekten kurtulacaktır.

            Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu, 22.12.1973 tarih ve 1969/8, 1973/14 sayılı kararı ile, idarenin yokluk, açık hata, memurun gerçek dışı beyanı ve hilesi hallerinde, süre aranmaksızın kanunsuz terfi veya intibaka dayanarak ödediği meblağı her zaman geri alabileceği  ancak; belirtilen bu istisnalar dışında kalan durumlarda yapılan ödemelerin, ödemenin yapıldığı tarihten başlamak üzere 60 gün (dava açma süresi) içinde geri isteyebileceği, 60 günlük süre geçtikten sonra geri almanın mümkün olamayacağı sonucuna varmıştır.

            Yukarıdaki içtihat kararı gereğince, maddi hata yapılması, idareyi aldatıcı belge ibraz edilmesi, beyan esasına dayanılarak yapılacak ödemelerde gerçek dışı  beyanda bulunulması, .. gibi nedenlerle, bir memura fazla ve yersiz olarak yapılan ödemelerin, 60 günlük süreye bağlı kalınmaksızın her zaman geri alınması mümkündür. Ancak; idarenin kendi ihmali ve bilgi azlığı gibi nedenlerden kaynaklanan fazla ve yersiz ödemelerin (örneğin; bir memura bilgisi dışında idarece fazla ve yersiz  maaş, ücret, tazminat .... ödenmesi gibi) ödemenin yapıldığı tarihten başlamak üzere mutlaka 60 günlük dava açma süresi içinde geri istenmesi gerekecek böylece, idarenin fuzuli davalara muhatap olması önlenmiş olacaktır.

            Devlet alacaklarının daha kısa sürede tahsil edilmesi ve fuzuli ihtilaflara neden olunmaması açısından, yukarıda belirtilen hususlara uyulması konusunda gerekli titizliğin gösterilmesini önemle rica ederim.

Bakan A.
Muhasebat Genel Müdürü


            d) Ödemenin Hukuka Uygun Olduğu Yönündeki Savunma
            Sorumlular denetçi tarafından hukuka aykırı olduğu belirtilen ödemenin, hukuka uygun olduğu kanaatinde iseler, bu durumu gerekçeli olarak açıklamalı ve lüzum var ise belgelendirmelidirler. Sorumlulardan sadece birisi dahi ödemenin hukuka uygun olduğunu  iddia ediyorsa, denetçi raporunda bu savunmayı karşılamak zorundadır. Diğer bir ifade ile yargılama heyeti denetçi raporunda, denetçinin iddiasını, savunmayı ve denetçinin yeniden yapacağı değerlendirmeleri görecektir.

            e) Fazla Ödemeden Sorumlu Olunmadığı Şeklindeki Savunma 
            Bazı durumlarda sorumlular fazla ödemenin varlığını kabul etmekle beraber muhtelif gerekçelerle kendilerinin fazla ödemeden sorumlu olmadıklarını iddia etmektedirler. Bu savunma olayın şekline göre değişmektedir. Bu nedenle her zaman geçerli, genel ilkeler ortaya koymak mümkün değildir. Sorumluluk konusu 1050 ve 832 sayılı Kanunlar çerçevesinde ele alınmalıdır. Sorumlulukla ilgili açıklamalar bir önceki bölümde ayrıntılarıyla ele alınmış olup anılan bölüme bakılması gerekmektedir. 

            Ancak, genel anlamda belirtilmesi gereken husus, Sayıştay yargılamasında kişinin sorumlu tutulması için mutlaka kusurlu olmasının gerekmediğidir. Mevzuatta sorumlu olarak kabul edilen kişilerin imza attıkları belgeler nedeniyle ortaya çıkan fazla ödemelerden sorumlu olmaları genel bir ilke olarak karşımıza çakmaktadır. 

            Genel anlayışa göre Sayıştay yargısında kusursuz sorumluluk ilkesi geçerlidir. O halde kusursuz sorumluluğu ortadan kaldıran hususlar varsa ilgililer için tazmin hükmü verilmeyecektir. Bunun örnekleri adı konulmasa bile Sayıştay Daireleri tarafından zaman zaman gösterilmektedir. Bu bakımdan, zarar ile sorumlunun görevi arasındaki sebep-sonuç ilişkisinin kesilmesi, olağanüstü haller, kişinin zararın ortaya çıkmasını önlemek için gereken bütün işlemleri yaptığını ispatlaması hallerinde tazmin hükmü verilmemektedir. Bu hususla ilgili örnek daire kararları Saymanın Sorumluluğunun sınırı başlığında incelenmiştir. 

            f) Sorguda İstenen Belgelerin Gönderilmesi
            Denetçilerin bazı sorguları, gerek Devlet Harcama Belgeleri Yönetmeliği, gerekse sair mevzuat gereği olarak düzenlenmesi gereken bazı belgelerin ödeme belgesi ekinde bulunmaması nedeniyle, ‘varsa söz konusu belgelerin gönderilmesi’ talebini içermektedir. Böyle bir durumda sorumlular daha önce düzenlemiş oldukları belgeleri savunma ekinde göndereceklerdir. Denetçi aldığı belgenin, talebi karşılayıp karşılamadığını değerlendirecek ve yeterli bulursa sorgu konusu olayı rapora almaksızın işlemden kaldıracaktır. 

            Uygulamada bazı sorumlular, denetçi tarafından istenen ve işlemin yapıldığı anda düzenlenmesi gereken bir kısım belgeleri sonradan (sorgu üzerine) düzenleyerek denetçiye göndermek suretiyle  sorumluluktan kurtulma çabası içine girmektedirler. Bu çok sakıncalı bir durumdur ve sıklıkla denetçiler tarafından tespit edilerek disiplin veya ceza kovuşturması talebinde bulunulmaktadır.

            4.5. Yargı Raporunun Yazılması
            Denetçiler sorumluların savunmalarını aldıktan sonra her bir sorgu maddesi için bir rapor maddesi hazırlamakta ve böylece bir hesabın yargı raporu ortaya çıkmaktadır. Sayıştay yargı raporlarının ilk maddesi daima hesabın bütününe bakıldığını ve tespit edilerek aşağıya alınan hususlar dışında bütün belgelerin tam, eksiksiz işlemlerin doğru ve hukuka uygun olduğunu belirten ve sorumluların aklanmasını isteyen bir madde ile başlar. Bu zorunluluk denetçiyi bütün belgelerin hukuka uygunluğunu tespit zorunda bırakmakta ve örnekleme, sondaj vb. yöntemleri kullanma imkanı vermemektedir. Hesap inceleme süresinin yetersiz olması durumunda denetçinin her zaman için hesap süresini uzatma talebinde bulunma imkanı vardır. Ancak, Sayıştay idaresinin bu talebi kabul zorunluluğu yoktur. Bu durum yargı raporu hazırlama yetkisi ile donatılmış bir kamu denetçisinin zaman zaman yetersiz sürelerle çalışmasını zorunlu kılmakta ve olayların sağlıklı incelemeye tabi tutulmasını engelleyebilmektedir. Herhangi bir Genel Müdürlüğe ya da Yürütme içindeki bir Bakana bağlı teftiş ve denetim elemanlarının inceleme sürelerini kendilerinin belirlemesi karşısında Sayıştay yargılamasının zeminini oluşturan denetçiler için süre kısıtlaması getirilmesi düşündürücüdür. Kanaatimizce denetçinin ek süre gerektiğini bildiren müzekkeresini Başkanlığa göndermesinin bu ek sürenin alınması için yeterli olması, ancak iş bitiminde ek sürede neler yapıldığını yeni bir yazı ile açıklaması daha uygundur. 

            Denetçi raporlarının yazımı ile ilgili hükümler 832 sayılı Kanunun 48’inci maddesinde yer almaktadır. Anılan madde hükmü şöyledir:

            Denetçiler kendilerine verilen hesapları bu kanunla diğer kanunlarda yazılı esaslar ve yönetmeliğindeki usuller gereğince inceler ve sonucu gösterir bir rapor düzenler. Bu inceleme sırasında mevzuata uygun bulmadığı veya noksan gördüğü işler hakkında sorumluların yazılı savunmalarını alması ve düşüncesiyle birlikte raporda göstermesi şarttır. 

            Usulü dairesinde yapılan bildirime bilgi edinilmesinden itibaren en çok otuz gün içinde cevap vermeyen sorumluların savunmaları beklenmeyerek mevcut bilgi ve belgelere göre rapor düzenlemekle beraber, bunlar hakkında ayrıca bu kanun esaslarına göre disiplin veya ceza kovuşturulması isteminde bulunulur. 

            Bu raporlarda hesabın doğruluğu ve denkliği ve belgelerin tamam olup olmadığı ve inceleme neticesinde sorumluluğu gerektiren hususlar görülüp görülmediği ve ayrıca 28 inci maddenin birinci fıkrasının (B) ve (C) bentlerinde yazılı sabit veya döner sermayeli veya fon şeklinde kurulan teşebbüs ve kurumların harcama ve çalışmalarının kuruluş gayelerine uygun bulunup bulunmadığı da raporların sonunda açıklanır. 
 

(104)  SAYIN, a.g.e.,s.522.
(105)  Kararda sözü edilen Anayasa 1961 Anayasası olup, 1982 Anayasasının 129’uncu maddesine göre; “Memurlar ve diğer kamu görevlileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşları mensuplarına savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemez.”
(106)  ÇÖKER, Sayıştay ile Sorumlular......., s.85
(107)  Tahsilat konusunda daha geniş bilgi için bkz. Fikret ÇÖKER, Tahsilatın Anlamı, Mali Yönetim ve Denetim, Nisan-Mayıs 2000, s.67-78.
(108)  SAYIN, Kamu İnşaatları ......... s,525.
(109)  ÇÖKER, Sayıştay ile Sorumlular ..., s.86.