DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
SAYIŞTAY DENETİM VE YARGILAMA USULÜ
Sayıştay Anayasal bir kuruluştur ve bu niteliğini Osmanlı döneminden bu
yana sürdürmektedir. Sayıştay'ın temelde denetim ve yargılama olmak üzere
iki tür görevi bulunmaktadır. Bu günkü haliyle denetim fonksiyonu da yargılamaya
hazırlık mahiyetindedir. Zira denetim sonuçlanmadan yargılama fonksiyonunun
icrası mümkün değildir. Diğer bir ifade ile yargı kararları denetim raporlarına
dayanılarak verilir. Buna karşın denetim sonucu oluşturulan raporların
hepsi yargılamaya yönelik değildir. Parlamentoyu bilgilendirme amacıyla
yazılan raporlar, yargı raporlarından ayrı niteliklere sahiptirler.(99)
Yargılama ve denetim fonksiyonlarından başka ön denetim fonksiyonu olarak
adlandırılan tescil ve vize işlemleri ile mali mevzuatla ilgili görüş bildirme
görevleri de bulunmaktadır.
Sayıştay görevlerini yerine getirirken sürekli olarak kamu görevlileri
ile ilişki içerisinde olur. Diğer bir deyişle, görevleri gereği aldığı
kararlar kamu görevlileri için yönlendirici olmakta, yargısal nitelikli
karaları ise kesin hüküm ifade etmektedir.
Kamu harcamalarının taahhüt, tahakkuk, verile emrine bağlama ve ödeme aşamalarında
görev alan yetkililer ile söz konusu işlemler üzerinde denetleme ve yargılama
yetkisi olan Sayıştay arasında doğrudan ya da dolaylı bir dizi ilişkinin
bulunduğu açıktır.(100)
Önemli olmasına rağmen, konuyla ilgili yazılmış fazla eserin bulunmaması
ve henüz Sayıştay Yargılama Usulüne ilişkin müstakil bir kanunun olmaması
çalışmamızda bu konunun ele alınması ihtiyacını doğurmuştur. Bu bölümde,
Sayıştay Denetim ve Yargılama Usulü yürürlükteki mevzuat çerçevesinde ele
alınmaktadır.
1.SAYIŞTAY’CA SAPTANAN SORUMLULUĞUN NİTELİĞİ
Sayıştay’a karşı sorumlu olan kamu personeli mevzuatımızda sınırlı olarak
düzenlenmiştir. Sayıştay Kanunu ve 1050 sayılı Kanun da sayılanlar dışında
kalan kamu personelinin Sayıştay’a karşı sorumluluğu yoktur. Sayıştay kanunu
sorumlu kamu personelinin unvanlarını saymak yerine “sorumlu” kavramına
yer vermiştir. Buna karşın 1050 sayılı Kanun sorumluların unvanlarını da
zikrederek sorumlu kamu personelini ve bunların sorumluluklarını belirlemiştir.
832 sayılı Sayıştay Kanunun 45’inci maddesine göre sorumluluğun doğması
için, gelir, gider, mal ve kıymetlerin mevzuata uygun olarak tahakkuk ettirilmemesi,
alınmaması, harcanmaması, verilmemesi, saklanmaması veya idare edilmemesi
yeterli olup, bu hallerin varlığından ilgililerin kusurlarının olup olmamasına
bakılmaz. Aynı kanunun 46’ncı maddesinde de hesaplar üzerindeki denetimlerin
mevzuata uygunluk yönünden yapılacağı vurgulanmış olup, kişilerin kusurlarının
var olup olmadığını araştırmaya sorumluluk açısından gerek yoktur. Bu tür
bir sorumluluk literatürde kusursuz sorumluluk olarak nitelendirilmektedir.
Gerçekten kusursuz sorumlulukta kişinin sorumlu tutulması için kusurlu
davranışının bulunmasına gerek yoktur. Ortaya çıkan zarar ile kişinin eylemi
arasında illiyet bağının bulunması sorumluluk açısından yeterlidir. Sayıştay’a
karşı sorumlu olan Sayman, Tahakkuk memuru, ikinci derece ita amirleri,
düzenleyen ve onaylayanların imzaladıkları belgeler nedeniyle hazine zararı
ortaya çıkar ise kusurlarının olup olmadığına bakılmaksızın sorumlu tutulurlar.
KARAR SIRA NO : 100
Sayıştay’ca Tespit Edilen Sorumluluğun Niteliği
832 sayılı Sayıştay kanununun “Sorumluluk Halleri” başlıklı 45’inci maddesine
göre masrafın mevzuata uygun olarak tahakkuk ettirilmemesi veya harcanmaması
sorumluluğun doğması için yeterli olup, aynı kanunun 46’ncı maddesinde
de hesapların incelenmesi sırasında giderlerin kanunlara, tüzüklere, yönetmeliklere,
bütçedeki tertibine, ödeneğine ve kadroya uygun olarak harcanıp harcanmadığının
araştırılacağı hükme bağlanmıştır. 1050 sayılı Kanunun 13’üncü maddesinde
gelir ve gider tahakkuk memurları ve saymanların düzenledikleri evrakın
sıhhatinden ve kanunlara mutabakatından sorumlu olacakları ifade edildikten
sonra 14’üncü maddesiyle saymanların kabz ve sarf ettikleri nukud ve ayniyat
ile vazifelerine ilişkin bilcümle muamelattan sorumlu ve hesaplarını belirtilen
esaslara göre Sayıştay’a vermek zorunda oldukları belirtilmiş; 81’inci
maddeyle de saymanlarca giderlerin kanunlara ve nizamlara uygunluğunun
araştırılması gerektiği hükme bağlanmış bulunmaktadır.
Gerek 832 sayılı Sayıştay kanununun gerekse 1050 sayılı Muhasebe-i Umumiye
Kanununun mezkur hükümlerine göre sayman ve tahakkuk memurlarının sorumluluğu
için mevzuata aykırılık yeterlidir. 237 sayılı Taşıt kanununun 16’ncı maddesine
aykırı işlem ve eylemde bulunulması da –bir kamyonun otobüs haline getirilmesi
şeklindeki tadilata ilişkin olarak masraf yapılmış olması tahsis gayesini
aşması nedeniyle- mevzuata aykırılık teşkil ettiğinden Sayıştay’ca Taşıt
kanununun 16’ncı maddesine dayanılmaksızın sayman ve tahakkuk memurlarının
sorumluluklarının genel hükümlere göre tespiti gerekmektedir. 832 sayılı
Kanunun 65’inci maddesinde “Genel Mahkemelerce verilen hükümler, Sayıştay’ın
hesap ve işlemler yönünden denetimine ve hükmüne engel değildir” denilmekte
olup, genel mahkemelerden bağımsız olarak Sayıştay’a denetim ve yargılama
olanağı sağlayan bu hüküm de 237 sayılı Taşıt Kanununun 16’ncı maddesine
aykırı işlem ve eylemde bulunulması halinde genel hükümlere göre sayman
ve tahakkuk memurlarına sorumluluk tevcih edilebileceğini göstermektedir.
Diğer taraftan 832 sayılı Sayıştay kanununun 65’inci maddesinde, hesapların
incelenmesi sırasında suç teşkil eden bir fiile rastlanıldığı takdirde
durumun Birinci Başkanlığa bildirileceği Başkanlığın görevlendireceği hesap
mahkemesince kamu davası yönünden kovuşturma yapılmasına karar verilmesi
halinde gereği yapılmak üzere işlemli evrakın sorumluların bağlı olduğu
daireye veya Cumhuriyet Savcılığına gönderileceği hükme bağlanmış bulunduğundan
sayman hesaplarının incelenmesi sırasında suç teşkil eden bir fiile rastlandığı
takdirde bir yandan genel hükümlere göre sayman ve tahakkuk memurunun sorumluluğu
cihetine gidilirken bir yandan da 65’inci maddeye göre işlem yapılacağı
tabiidir.
Sayıştay GKK; Tarih, 29.12.1975; Sayı,
3807/1
KARAR SIRA NO : 101
Mutemet Tarafından Bordro Toplamlarının Şişirilmesinde Sayman ve Tahakkuk
Memurunun Sorumluluğu
Verile emirleri ekleri olan bordrolar üzerinde yapılan incelemede, bordroların
sayfa toplamlarının yapılması sonucunda bulunan rakamların sayfa altlarındaki
yekünlerle aynı olmayıp nihai rakamların şişirilmiş olduğu görülmekte olup
tahakkuk ve saymanlık birimlerince de bu incelemenin yapılması halinde
farkına varılacağı gayet tabiidir. Vergile emri ve eklerinde yapılabilecek
suiistimal veya maddi hatanın fark edilerek gerekli işlemin yapılması ancak
böyle olur.
Bu durumda meydana gelen hazine zararından dilekçinin de sorumlu olması
1050 sayılı Kanunun 81 ve 22/E maddeleri gereğidir. Dilekçi her ne kadar
yapılan suiistimalin kendileri tarafından ortaya çıkarılıp gerekli işlemlerin
başlatıldığını, bu açıdan taltif edilmesi gerekirken tazmin hükmolunmasının
hak ve adalet duygularıyla bağdaşmadığını ileri sürmekte ise de 1050
sayılı Muhasebe-i Umumiye Kanununun sayman ve tahakkuk memurunun sorumluluğuna
ilişkin maddeleri ile 832 sayılı Sayıştay Kanununun sorumluluk ve Sayıştay
yargılamasına ilişkin maddelerinde sübjektif değil objektif sorumluluk
esas olup sorumluların hazine zararını doğuran olayda ki kişisel hata veya
durumlarının mevcudiyeti aranmaz. Kaldı ki, yukarıda da belirtildiği gibi
bordro yekunlarının yan toplamı yanında sütunlar da dikey olarak toplanmış
olsa idi olayın farkına varılacağı açık olup bu kontrolleri yapmakta tahakkuk
memuru ve saymanlık birimlerinin en basit incelemeleri meyanındadır.
Sayıştay Temyiz Kurulu, Tarih.05.11.1996,
Tutanak No:23960
Bununla beraber, bu kişilerin görevleri ile ortaya çıkan zarar arasında
illiyet bağının kesilmesi kanaatimizce sorumluluklarını ortadan kaldırır.
Bunun bir örneği hakediş raporlarında görülmektedir. Bir hakediş raporunda
birden çok mühendisin imzası bulunabilir. Örneğin elektrik tesisatı nedeniyle
fazla ödeme oluşmuş ise, düzenleyen sıfatıyla imzası olan mühendislerden
sadece elektrik mühendisinin sorumluluğuna hükmedilecektir. Diğer mühendisler
açısından zarar ile mühendislik görevli arasında illiyet bağı kesildiğinden
sorumlulukları da olmayacaktır.
Genel kanaat Sayıştay yargılamasında kusursuz sorumluluğun esas olduğu
yönünde ise de, hukuka aykırı bir işlem ve hazine zararı doğrucu bir belge
düzenlenmiş ise burada evrakı düzenleyen veya işlemi gerçekleştiren kamu
görevlilerinin kasıt, ihmal veya tedbirsizlik gibi bir kusurlarının bulunduğundan
bahsedilebilir. Kaldı ki, saymanlara devlet hazinesinin bekçiliği görevi
verilmiş, hukuka uygun olmayan ödeme taleplerini reddetme yetkisi tanınmıştır.
Tahakkuk memuru da yapılacak ödemenin hukuka ve bütçe rejimine uygunluğunu
aramakla görevlidir. Hukuka uygun olmayan bir tahakkuk işleminin yapılması
en hafifinden ihmal veya tedbirsizlikten kaynaklanır. Düzenleyen sıfatıyla
sorumlu tutulan kamu görevlileri belli bir alanda uzmanlıklarından faydalanılan
kişiler olmakla uzmanlık alanlarıyla ilgili işlemlerde hukuka uygun hareket
etmek zorundadırlar. Burada da hukuka aykırılık aslında bir kusurdan kaynaklanmaktadır.
Kastettiğimiz, sorumluluğun “hukuka aykırılık” ve “kusur” unsurlarının
birleştirilmesi değil, hukuka aykırı işlemin bir kusurdan kaynaklandığıdır.
Örneğin mutemedin bordo toplamlarını şişirerek yolsuzluk yapması halinde
sayman ve tahakkuk memurunun kusursuzluğundan bahsedilemez. Zira, doğru
kişiyi mutemet yapma zorunluluklarını yerine getirmemişler ve basit bir
maddi hata kontrolü ile hatayı tespit edebilecekken görevlerinde gerekli
titizliği göstermediklerinden fazla ödemeye neden olmuşlardır.
Onaylayan durumundaki amirlerin konumu da sayman ve tahakkuk memurlarının
aynıdır. Bunlar da iyi yöneticiliğin gereğini yaptıkları, onayladıkları
belgeleri ehil personele düzenlettikleri takdirde hukuka aykırı bir ödeme
olmayacaktır. Bu yaklaşımın benimsenmesi Anayasa hükümlerine daha uygundur.
Zira Anayasaya göre kamu personelinin sorumlu tutulabilmesi kusurlu olmasına
bağlıdır. Kusursuz sorumluluk istisnai bir durum olup kamu hukukunda ancak
idarenin kusursuz sorumluluğundan bahsedilebilir.
Genel Anlayışa Göre Sayıştay Yargılamasının Tipik Özellikleri
1.Sayıştay yargılaması sonunda sorumluların kişisel sorumluluklarına hükmedilmesi
esastır. Ancak, sorumlunun ölmüş olması durumunda veraset ilamında mirası
reddetmemiş olan mirasçılarından hükmedilen tazmin tutarının sorumlunun
hissesine düşen kısmı alınır.
2.Sorumlu olarak kabul edilen kimseler hazine zararından dolayı müşterek
ve müteselsil sorumluluğa tabirdirler. Bunların kusurları oranında birbirlerine
karşı tazmin tutarı için rücu hakkı yoktur. Ancak, sorumluların adli mahkeme
önünde ahizlere karşı rücu davası açmaları mümkündür. Diğer yandan, Sayıştay’ca
hükmedilen tazmin tutarı sorumlular arasında eşit olarak paylaştırılacağından,
sorumlulardan birinin tazmin tutarını yatırması halinde diğer sorumlulara
ve ahizlere mahkeme kararı istihsal ederek rücu hakkı bulunmaktadır.
2.Sayman, tahakkuk memuru ve ikinci derece ita amirleri ile düzenleyen
ve onaylayanlar bidayetten sorumlu sayılmaktadırlar. Bu nedenle ancak,
Sayıştay’ın beraat kararı vermesi ya da hesabın hükmen onanması ile sorumluluktan
kurtulurlar.
3.İta amirleri, kural olarak sorumsuzdurlar, ancak sınırlı hallerde sorumlu
tutulabilirler.
4.Sayıştay yargısında yasalara aykırı bir davranış sorumluluğun doğması
için yeterlidir. Sorumlular, kusur, hazine zararı ve bunlar arasında bir
illiyet bağı olup olmadığı aranmaksızın sorumlu tutulmaktadırlar.
5.Sayıştay tarafından verilen tazmin kararı, ortada hukuka aykırı bir işlemin
bulunduğunu, bu hukuka aykırı işlemin bir hazine zararına sebep olduğunu
ya da olabileceğini ve hukuka aykırı işlemden dolayı sorumluluğun kime
yükletileceği tespit eder. Burada Sayıştay yargısı ile adli yargı arasındaki
farkı bir örnekle açıklamakta fayda vardır. Bir belediye başkanı kadrosuz
olarak personel alımı yapmış ve bunlara yapılacak ücret ödemelerinde belediye
saymanının hiç bir itirazı bulunmamış olsun. Bu personele bütçeden yapılacak
ödemeler hukuka aykırıdır. Zira kamu kurum ve kuruluşlarının personel istihdamı
belli kurallara bağlanmış bulunmaktadır. Sayıştay karşısında personel istihdamına
ilişkin sözleşmeleri imzalayan belediye başkanı onaylayan sıfatı ile belediye
hesap işleri müdürü sayman sıfatı ile belediye personel müdürü de tahakkuk
memuru sıfatı ile sorumlu tutulacak ve ödenen ücretler için tazmin hükmü
verilecektir. Tazmin hükmü üzerine sorumlular işçilere ödenen ücretleri
mahkeme ilamının olduğu gerekçesiyle geri almak isterlerse ve olay iş mahkemesine
intikal ederse, iş mahkemesi angaryanın yasak olduğunu işçi çalıştırılmışsa
bunun ücretinin ödenmesi gerektiğini belirterek hüküm tesis edecektir.
Böylece, hukuka aykırı ödeme, bu ödemeyi yapan kamu personeli üzerinde
kaldığından devlet kesesinden kanunların izin vermediği bir ödemenin yapılması
engellenmiş olmaktadır.
6.Sayıştay yargılamasında sorumlu sayılan kamu görevlilerinin sayıları
zaman içerisinde artmıştır. Önceleri sadece sayman, tahakkuk memuru ve
deruhte-i mesuliyet halinde ikinci derece ita amirleri sorumlu tutulurken
1979 yılında 1050 sayılı Kanunda yapılan değişiklik ile bu sorumlulara
düzenleyen ve onaylayanlar ilave edilmiştir. Diğer yandan ita amirlerine
gözetim sorumluluğu getirilmiş ve tahakkuk memuruna ita amirliği yetkisi
verilmesi halinde yeni tahakkuk memuru ile bu ita amirinin ödemelerden
beraberce sorumlu tutulacakları hükme bağlanmıştır. Yine bir mal veya hizmetin
alınmasında görevli olanlar ile harcamaya gerek gösterenler de sorumluluk
kapsamı içine alınmıştır.
7.Sayıştay yargılaması sonunda verilen tazmin kararları İcra İflas Kanunun
hükümlerine göre infaz edilir.
8.Sayıştay daire kararları ancak Sayıştay Temyiz kurulunda temyiz edilebilir,
başka bir yargı kurumuna müracaat mümkün değildir.
2. SAYIŞTAY’IN GÖREV VE YETKİLERİ
Sayıştay’ın görev ve yetkileri 832 sayılı Kanunun 28 ve 29’uncu maddelerinde
açıklanmıştır.
2.1. Sayıştay’ın görevleri
Sayıştay’ın denetim ve yargılama olmak üzere iki temel görevi bulunmaktadır.
Bu temel görevler 832 sayılı Kanunun 28’inci maddesinde belirtilmiştir.
Madde 28- Sayıştay aşağıda gösterilen görevleri yerine getirir:
I- A) Genel ve katma bütçeli dairelerin,
B) (A) bendinde yazılı daireler tarafından sermayesinin yarısı veya yarısından
fazlasına katılmak suretiyle sabit veya döner sermayeli veya fon şeklinde
kurulan kurum ve teşebbüslerin,
C) Kanunlarla Sayıştay denetimine tabi tutulan diğer kurumların bütün gelir,
gider ve mallarıyla nakit, tahvil, senet gibi kıymetlerinin (Emanet niteliğinde
olanlar dahil) alınıp verilmesini, saklanma ve kullanılmasını denetler.
Sorumluların hesap ve işlemlerini yargılayarak kesin hükme bağlar.
II- Devlete ait ikraz, istikraz ve taahhütlerle çeşitli kaynaklardan bağış
ve yardım suretiyle elde edilen nakdi veya ayni kıymetleri, Hazine bonolarını,
bütün kefalet, kredi ve Hazine avanslarını kaydedip denetler.
III- (3162 S.K. 2.Mad. ile değişik) Genel ve katma bütçelere ilişkin genel
uygunluk bildirimlerini, Anayasada belirtilen süre içerisinde Türkiye Büyük
Millet Meclisine sunar.
IV- Gerektiğinde mali işlere ve hesap usulleriyle gelir tahakkuk sistemlerine
dair .......... Millet Meclisine rapor verir.
V- Denetimine tabi kuruluşların hesap ve işlemlerinin incelenmesi sonucunda
gerekli gördüğü hususlara dair ...... Millet Meclisine rapor verir.
VI- Sayıştay, kanunlarla kendisine verilen diğer görevleri yerine getirir.
Madde hükmünün (I). bölümünde sayılan görevler yargısal nitelikli; (II)
ve sonraki bölümünde yazılı olanlar ise denetim fonksiyonu ile ilgili görevlerdir.
Sayıştay’ın yargısal görevlerinin yerine getirilmesi için öncelikli olarak
denetimin yapılmış olması gerekmektedir. Bu nedenle maddenin birinci bölümündeki
yargısal görevlerin denetim görevinden soyutlanmış olduğunu düşünmek yanlıştır.
2.2. Sayıştay’ın Yetkileri
Sayıştay gerek kuruluş kanunuyla gerekse diğer kanunlarla verilen görevlerini
yerine getirebilmek için bir takım yetkiler kullanmak zorundadır. Zira
kendisine yükletilen görevler etkin bir yetkilendirmeyi de gerektirir.
Sayıştay’ın gerek denetim, gerekse yargılama aşamasında kullanabileceği
yetkiler 832 sayılı kanunun 29’uncu maddesinde belirtilmiştir.
Madde 29- Sayıştay, bu kanunla veya diğer kanunlarla yüklendiği görevlerin
yerine getirilmesi sırasında Bakanlık, kurul ve kurumlarla, idare amirlikleriyle,
sayman ve diğer sorumlularla doğrudan yazışmaya, gerekli gördüğü belge,
defter ve kayıtları göndereceği mensupları vasıtasıyla görmeye veya dilediği
yere getirtmeye ve sözlü bilgi almak üzere her derece ve sınıftan ilgili
memurları çağırmaya, bakanlık, daire ve kurumlardan temsilci istemeye yetkilidir.
Sayıştay denetimine giren işlemlerle ilgili her türlü bilgi ve belgeyi,
Devlet, özel idare, belediye ve sair bütün resmi kurum ve kurullarla diğer
gerçek ve tüzel kişilerden (Bankalar dahil) isteyebilir.
Sayıştay denetimine giren daire ve kurumların işlemleriyle ilgili kayıtları,
eşya ve malları, işleri ve hizmetleri görevlendireceği mensupları veya
bilirkişiler tarafından yerinde ve işlem ve olayın her safhasında incelemeye
yetkilidir. Bilirkişinin hukuki durumu, yetkisi ve sorumluluğu genel hükümlere
tabidir. Bu maddenin uygulanmasında izlenecek usul ve esaslar yönetmeliğinde
belirtilir.
Bu madde gereklerini haklı bir sebebe dayanmaksızın tam olarak yerine getirmeyen
birinci ve ikinci fıkralarda yazılı ilgililer hakkında, Sayıştay’ın istemi
üzerine dairelerince disiplin kovuşturması yapılmakla beraber bu gibiler
için ayrıca genel ve özel hükümler dairesinde işlem de yapılır.
3. SAYIŞTAY’IN ÖN DENETİM FAALİYETLERİ
Sayıştay, kamu harcamalarının taahhüt, tahakkuk, verile emrine bağlama
ve ödeme aşamalarında ‘idari denetim’ yapmaktadır. İdari denetim, saymanlık
hesaplarının Sayıştay’a verilmeden önceki aşamalardaki denetimidir ki bu
tür denetime ‘ön denetim faaliyeti’ de denilmektedir.(101)
Sayıştay, denetim faaliyetini esas olarak hesap dönemleri itibariyle ve
işlemler gerçekleştikten sonra yapar. Ancak, sonradan geriye dönüşü olmayabilecek
bir kısım hataların önüne geçebilmek için sözleşme ve bağıtlar için tescil;
kadro ve ödenek dağıtım işlemleri için ise vize şeklinde ön denetim faaliyeti
söz konusudur. Ön denetim faaliyetleri Sayıştay’ın idari sayılan görevleri
arasındadır. Diğer bir ifadeyle tescil ve vize işlemleri idari işlemler
bütününün Sayıştay’daki aşamasıdır. Bu işlemler yargılama faaliyetine hazırlık
değildir ve bunlarla ilgili yargı kararı çıkmaz. Sözleşmelerin tescili
ile ilgili olarak Daireler Kurulunca verilen kararlar yargısal nitelikli
olmayıp idari kararlardır.
3.1. Tescil ve Vizeye Tabi İşlemler
832 sayılı Kanunun 30’uncu maddesinde aşağıdaki hüküm yer almaktadır:
“Sayıştay'ın denetimine tabi daire ve kurumlarca harcamaya ilişkin olarak
yapılan sözleşmelerle her türlü bağıtlar tescile, genel ve katma bütçeli
dairelerin kadro ve ödenek dağıtım işlemleri önceden vizeye tabidir.
Askeri kadrolar hakkında yukarıdaki hüküm uygulanmaz. Bunların Sayıştay’a
gönderilme, saklanma ve yok edilme usulleri, ilgili bakanlık ve Sayıştay’ın
görüşü alınmak suretiyle, gizlilik ilkesi göz önünde tutularak Başbakanlıkça
saptanır.
Sözleşmeler ile bağıtların, dayanakları ile birlikte, bağıt tarihinden
itibaren üç gün içinde Sayıştay'a gönderilmeleri zorunludur. Bu sözleşme
ve bağıtlar Sayıştay'ca tescil edilmedikçe uygulanamaz.
Ancak 1050 sayılı Muhasebe-i Umumiye Kanununun 64 üncü maddesi uyarınca
ve Bütçe Kanunları ile vizeden istisna edilen sözleşmelerle ivedilik ve
gizlilik sebebi ile eksiltmeden istisnasına Bakanlar Kurulunca karar verilen
hususlar ve yabancı memleketlerde yapılan satın almalara ilişkin sözleşmeler
bu hükmün dışındadır. "
Yukarıdaki hüküm gereğince Sayıştay’ın tescil ve önceden vizeye tabi işlemler
başlığı altında üç görevi bulunmaktadır:
a. Kadroların vizesi,
b. Ödeneklerin vizesi,
c. Sözleşme ve bağıtların tescili
Madde hükmüne göre bir sözleşmenin tescile tabi tutulması için şu şartları
taşıması gerekmektedir:
1. Sözleşmenin taraflarından birinin Sayıştay denetimine tabi daire ve
kurumlardan olması,
2. Sözleşmenin harcamaya ilişkin olması,
3. Sözleşmeyle ilgili olarak 1050 sayılı Kanununun 64’üncü maddesi ve Bütçe
Kanunları ile herhangi bir istisna getirilmemiş olması,
4. Sözleşmenin ivedilik ve gizlilik sebebi ile Bakanlar Kurulu tarafından
eksiltmeden istisnasına karar verilmemiş olması,
5. Yabancı ülkelerde yapılan satın almalara ilişkin olmaması.
3.2. Tescile Tabi Olmayan Sözleşmeler
Sayıştay tesciline tabi tutulmayan sözleşmeler 832 sayılı Kanunun 30 uncu
maddesinin son fıkrasında belirtilmiştir. Bu fıkraya göre;
“... 1050 sayılı Muhasebe-i Umumiye Kanununun 64 üncü maddesi uyarınca
ve Bütçe Kanunları ile vizeden istisna edilen sözleşmelerle ivedilik ve
gizlilik sebebi ile eksiltmeden istisnasına Bakanlar Kurulunca karar verilen
hususlar ve yabancı memleketlerde yapılan satın almalara ilişkin sözleşmeler
bu hükmün dışındadır.”
Fıkra hükmünde Sayıştay tesciline tabi olmayan üç tür sözleşme olduğu belirtilmektedir.
Aşağıda sadece 1050 sayılı Kanun gereğince Bütçe Kanunları ile getirilen
ayrık tutulma hali üzerinde durulacaktır.
1050 sayılı Muhasebe-i Umumiye Kanunu’nun 64 üncü maddesinin ilk fıkrasında;
“Harcamayı gerektirecek her türlü sözleşme tasarıları vize için Maliye
ve Gümrük Bakanlığına gönderilir. Maliye ve Gümrük Bakanlığı vizesinden
ayrık tutulacak taahhüt ve sözleşmeler yılları bütçe kanunlarında gösterilir”
hükmü yer almaktadır.
Bu hükme göre Maliye Bakanlığı vizesinden ve dolayısıyla Sayıştay tescilinden
ayrık tutulacak sözleşmelerin her yıl Bütçe Kanunlarında gösterilmesi gerekmektedir.
Bu hüküm gereğince Bütçe Kanunlarına ekli Çeşitli Kanunlara Göre Bütçe
Kanununda Gösterilmesi Gereken Parasal Sınırlara Ait Cetvelde (İ CETVELİ)
1050 sayılı Kanunun 64’üncü maddesinde söz konusu edilen istisna, parasal
sınır olarak yer almaktadır.
Bu itibarla, yılı Bütçe Kanunlarının İ Cetvelinde gösterilen parasal sınırın
altında kalan sözleşmeler Sayıştay tesciline tabi olmamaktadır.
KARAR SIRA NO : 102
Sayıştay Tesciline Tabi Söleşmeler
Genel ve Katma bütçeli daireler ile ve bu daireler tarafından sermayesinin
yarısı veya yarısından fazlasına katılmak suretiyle sabit veya döner sermayeli
veya fon şeklinde kurulan kurum ve teşebbüslerle Sayıştay denetimine tabi
diğer dairelerce akdedilen sözleşme ve bağıtlardan (Kira ve personel istihdamına
ilişkin hizmet sözleşmeleri ile genel, katma ve özel bütçeli dairelerle
bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşların kendi aralarında veya bu daire
ve kuruluşların iktisadi devlet teşekkülleri, kamu iktisadi kuruluşları
ve bunların müesseseleri ile akdettikleri sözleşme ve bağıtlar dahil) 1050
sayılı Kanunun değişik 64 üncü maddesi uyarınca bütçe kanunlarıyla belirlenen
parasal sınırın üstünde olanların tescil için Sayıştay'a gönderilmesi,
bu sınırın altında bulunanların ise tescil işleminden istisna edilmesi
gerekeceğine oybirliği ile,
Taahhüt tutarının tespitinin mümkün olmaması sebebiyle muayyen bir meblağ
belirtilmeksizin akdedilen sözleşme ve her türlü bağıtların tescile tabi
olduğuna oybirliğiyle; ancak, muayyen bir meblağ ihtiva etmeksizin eczanelerle
yazılan anlaşmaların ön inceleme için 832 sayılı Kanunun değişik 30’uncu
maddesine göre Sayıştay'a gönderilmesine gerek olmadığına çoğunlukla,
Karar verildi.
Sayıştay G.K.K.. 16.5.1985 Tarih; E.1985/4; K.4498/1
3.3. Sözleşmelerin Sayıştay'a Gönderilmesi Zorunluluğu
832 sayılı Kanunun 30’uncu maddesinin üçüncü fıkrasında “Sözleşmeler ile
bağıtların, dayanakları ile birlikte, bağıt tarihinden itibaren üç gün
içinde Sayıştay'a gönderilmeleri zorunludur. Bu sözleşme ve bağıtlar Sayıştay'ca
tescil edilmedikçe uygulanamaz” hükmü yer almaktadır.
Bu hükme göre sözleşme ve bağıtlar dayanakları ile birlikte sözleşmenin
imzalandığı tarihten itibaren üç gün içinde Sayıştay’a tescil için gönderilmek
zorundadır. Sayıştay tesciline tabi olmayan sözleşme ve bağıtlar ise 832
sayılı Kanunun 36’ncı maddesi gereğince “kayıt” yapılmak üzere akdedildikleri
tarihten itibaren 7 gün içinde Sayıştay'a gönderilir. Bu tür sözleşmelerin
uygulanması için Sayıştay tescili zorunlu değildir. Ancak, bu durum söz
konusu sözleşmeler üzerinde Sayıştay'ın hiç bir ön inceleme yapmadığı anlamına
gelmez. Zira Sayıştay Denetçi ve Raportörlerinin Denetim ve Çalışma Usulleri
Hakkında Yönetmeliğin 47 nci maddesinde belirtildiği üzere;
Sözleşme ve bağıtlardan tescile tabi olanlar ikişer ve olmayanlar birer
nüsha olarak dairelerince Sayıştay'a gönderilir ve Evrak Müdürlüğüne bağlı
Sözleşme Kayıt Kaleminde giriş kayıtları yapılarak Sözleşme Tescil ve Kayıt
Grubuna gönderilir.
İnceleme sonunda sözleşme ve bağıtlardan;
A)Mevzuata uygun bulunanlar, denetçi ve grup şefi tarafından imzalanır
ve Sözleşme defterine kayıtları yapılarak; tescile tabi olanlara kayıt
ve sicil numaraları, tescile tabi olmayanları ise sadece kayıt numarası
verildikten sonra, birer nüshaları ....Arşiv Müdürlüğüne gönderilir.
Tescile tabi olanların diğer nüshası da,....... Başkan adına imza edildikten
sonra, Dairesine gönderilmek üzere Sözleşme Kayıt kalemince çıkış kayıtları
yapılır. Tescile tabi olmayan sözleşmeler hakkında ise ........dairesine
bilgi verilir.
B)Mevzuata uygun bulunmayanlar ise; düzeltilip tamamlanmak üzere denetçi
ve grup şefinin yazılı düşüncesiyle birlikte çıkış kayıtları yapılarak
dairesine geri gönderilir. Ancak, ilişikli görülen hususların sorgu ile
düzeltilip tamamlanması olanağı varsa, sözleşme ve bağıt dosyaları dairesine
geri gönderilmez.
Alınacak karşılık üzerine sözleşme ve bağıtlardan;
a. Tescile tabi olanlar ya kabul edilerek tescilleri yapılır ya da bir
müzekkere ile gereği yapılmak üzere Sayıştay Birinci Başkanlığına verilir.
b. Tescile tabi olmayanlar ise kabul edilerek kayıtları yapılmakla beraber
karşılanmayan sorgu konusu hususlar .... Arşiv Müdürlüğüne verilir.
Yönetmelik maddesinden de anlaşılacağı üzere, tescile tabi olsun olmasın
Sayıştay denetimine tabi kamu kurum ve kuruluşları tarafından akdedilen
bütün sözleşme ve bağıtlar durumlarına göre akdedildikleri tarihten itibaren
3 veya 7 gün içerisinde Sayıştay'a gönderilmek zorunda olup, Sayıştay bunlar
üzerinde gerekli incelemeyi yapmaktadır. Ancak, tescile tabi olanların
tescil işlemi gerçekleşmeksizin uygulanması mümkün değilken, tescile tabi
olmayanların kayıtlarının yapıldığının idaresine bildirilmesini beklemeye
gerek yoktur. Diğer ifade ile tescile tabi olamayan sözleşme ve bağıtlar
akdedildikleri tarihten itibaren 7 gün içerisinde Sayıştay'a gönderilmek
zorunda olmasına karşın uygulanmaları için kaydın yapıldığının bilinmesine
ihtiyaç yoktur.
3.4. Vize ve Tescilde Uygulanacak Usul
Yukarıda yönetmelik hükmünün yazılması suretiyle kısaca üzerinde durulmuş
olmakla beraber Sözleşme ve bağıtların Sayıştay'da incelenmesine ilişkin
usul hakkında, 832 sayılı Kanunun 32’nci maddesi hükmü esas alınarak daha
detaylı açıklama yapmak faydalı olacaktır.
3.4.1. İşlemlerin Mevzuata Uygun Bulunması
Tescil edilmek üzere Sayıştay'a gönderilen sözleşmeler Sözleşme Tescil
Grubunda görevli denetçilerden birisi tarafından incelenir. Yapılan inceleme
sonunda Denetçinin mevzuata uygun bulduğu sözleşmeler incelemeyi yapan
denetçi ve grup şefi tarafından tescil edilir.
Sözleşmenin tescil edildiği, bir yazı ile ilgili kuruma bildirilir ve Sayıştay'a
daha önce gönderilen sözleşme nüshalarından birisi bu yazı ekinde gönderilir.
3.4.2. İşlemlerin Mevzuata Uygun Bulunmaması
Mevzuata uygun bulunmayanlar düzeltilip tamamlanmak üzere denetçi ve grup
şefinin yazılı düşüncesiyle birlikte dairesine geri gönderilir (832/32).
İade edilen sözleşmeler hakkında denetçisi tarafından tespit edilen eksiklikler
giderilip, yanlışlıklar düzeltilerek Sayıştay'a tekrar gönderilen Sözleşmeler
yine denetçisi ve grup şefi tarafından tescil edilir. Bunun yanında denetçi
tarafından tespit edilen eksiklikler ve yanlışlıklar hakkında idare tarafından
yapılan savunmalar yerinde bulunur ise sözleşme yine tescil edilecektir.
Ancak, yapılan savunma yeterli bulunmaz ise, keyfiyet denetçi ve Grup şefi
tarafından imzalanan bir müzekkere ile Sayıştay Birinci Başkanlığına
bildirilir ve tescil edilmeme nedenleri açıklanır.
Birinci Başkan bu müzekkereyi, görüşünü bildirmesi için dairelerden birine
verir. Gönderilen Daire, denetçi tarafından, sözleşmenin tesciline engel
olarak görülen hususu mevzuata uygun bulur ise sözleşmenin tesciline karar
verir. Ancak, denetçi tarafından tespit edilen husus Daire tarafından da
mevzuata aykırı bulunur ise, belgeler Daire kararı ekinde ilgili idareye
geri gönderilir.
3.4.3. İta Amirinin Daire Kararına İtirazı
İlgili Dairenin tescil etmeme kararına karşı idarenin ita amiri tarafından
itiraz edilebilir. Böyle bir itirazın olması halinde, Birinci Başkan belgeleri
incelenmek ve bir karara varılmak üzere Daireler Kuruluna havale eder.
Daireler Kurulu tereddüt konusunun mevzuata uygun olduğuna karar verirse
sözleşme tescil edilir. Ancak, itiraz yerinde görülmezse Daireler Kurulu
Kararı gereğince ilgili belgeler tescil işlemi yapılmadan idareye geri
gönderilir.
3.4.4. İta Amirinin Sorumluluğu Üstlenmesi
Daireler Kurulu sözleşmenin tescili bakımından Sayıştay bünyesinde gidilebilecek
son mevkiidir. Bu kurul tarafından verilen kararlara karşı Sayıştay bünyesinde
herhangi bir itiraz mümkün değildir. Bununla birlikte 832 sayılı
Kanun, İdarelerin işlerinin durmasını önlemek ve yöneticilere takdir hakkı
tanımak üzere ita amirlerinin Sayıştay'a karşı sorumluluk üstlenmeleri
müessesesini getirmiştir.
Buna göre; “Daireler Kurulunca vize veya tescilinden kaçınılan, mevzuatın
açıkça yasaklamadığı sözleşmeler ve bağıtlar ita amirlerinin sorumluluğu
yüklenmeleri halinde keyfiyetin Sayıştay'a gerekçesiyle bildirilmiş olması
şartıyla uygulanabilir. Bu takdirde Sayıştay'ca kabul edilmeyen hususlara
ilişkin ödeme ve harcamalardan doğacak sorumluluk o ita amirine aittir.”
(832/32)
Görüldüğü üzere, sözleşme Sayıştay tarafından tescil edilmese bile ita
amirinin sorumluluğu üstlenmesi ile uygulanabilecektir. İta amirlerinin
sorumluluğu üstlenmeleri durumunda, Sayıştay'ca saptanacak sorumlulukları,
sözleşmeye ilişkin harcamaların yapıldığı yıl hesabının yargılanması sırasında
karara bağlanır. Bu kararın verilebilmesi için ilgili yıl hesabını
inceleyen denetçinin durumu sorgu konusu yaparak ita amirinin savunmasını
alması gerekmektedir. Denetçi aldığı savunma ile birlikte kendi kanaatini
de belirterek konuyu rapor maddesi haline dönüştürecektir.
3.4.5. Kesin Geri Çevirme
İta amirlerinin sorumluluk üstlenme konusundaki yetkileri sınırsız değildir.
Her şeyden önce, Sayıştay'ca tescil edilmemesine rağmen sözleşmenin uygulamaya
konulmasının gerekçelerini derhal Sayıştay'a bildirmelidir. Diğer taraftan
Sayıştay'ca, maddi hata ve ödenek yetersizliği nedeniyle tescilinden
imtina edilen sözleşmeler hakkındaki Sayıştay Kararları kesin olup (832/33),
sorumluluk üstlenme yoluyla uygulanmaları mümkün değildir.
Burada belirtilmesi gereken bir husus da şudur: Bir sözleşmenin tescil
edilmiş olması Sayıştay'ca sözleşmenin uygulanmasından sonra yapılacak
denetimine herhangi bir sınırlama getirmez (832/32). Tescil edilen sözleşmenin
uygulanmasından doğan fazla ödemelerden ilgililerin sorumlulukları da ortadan
kalkmaz.
3.4.6. Tescil Edilmeme Sonucu Uygulanmayan Sözleşmeler İçin İdari Yargıya
Müracaat
Sayıştay tarafından tescil edilmeyen sözleşmelerin uygulanabil-mesinin
tek yolu ita amirinin ödenek yetersizliği ve maddi hata dışındaki nedenlerle
tescilden imtina edilmesi durumunda sorumluluk üstlenmesi olarak karşımıza
çıkmaktadır. Yukarıda belirtildiği üzere, Sözleşmelerin tescili konusunda
Sayıştay bünyesinde gidilebilecek en yüksek merci Daireler Kuruludur.
Bilindiği gibi sözleşmenin taraflarından birisi idare iken diğeri yüklenicidir.
Hatta sözleşme akdedilinceye kadar ihaleye taraf olanlar idare ve yüklenici
yanında diğer isteklileri de içine alacak şekilde genişletilmiştir. Sayıştay'ın
tescilden imtina etmesi üzerine ita amiri sorumluluk üstlenerek sözleşmeyi
uygulamak istemez ise yüklenicinin idari yargıya müracaat hakkının bulunup
bulunmadığını açıklamak gerekmektedir.
Hemen belirtmek gerekir ki, Anayasanın 160’ıncı maddesi gereğince Sayıştay'ın
kesin hükümleri hakkında idari yargı yoluna gidilmesi mümkün değildir.
Ancak, Sayıştay'ca sözleşmelerin tescili ile ilgili olarak yapılan denetim
idari işlemler bütününün bir parçası olmakta ve idari karar niteliği taşımaktadır.
Bunun sonucu olarak sözleşmenin, Sayıştay Daireler Kurulunca geri çevrilmesi
ve amiri ita tarafından da sorumluluk üstlenme yoluyla sözleşmenin uygulanmamasından
dolayı hakkı muhtel olan kişilerin, Sayıştay Daireler Kurulu
kararına karşı iptal davası açabilecekleri ve açacakları davada husumetin
hazineye yöneltileceği belirtilmek-tedir.(102)
Özeti aşağıya alınan Danıştay kararı da yukarıdaki görüşü destekler niteliktedir.
KARAR SIRA NO : 103
Tescil Etmeme Kararından Sonra İdari Yargı Yolu
Sayıştay'ın sözleşme ve bağıtın tescili aşamasında verdiği kararlar
idari nitelikte olup, idare yargıda dava konusu edilebilir.
Danıştay 10. Daire Tarih, 13.3.1997 E.1996/10055;K.1997/93
Kanaatimizce böyle bir durumda açılacak davada iptali istenen idari karar,
Sayıştay'ın tescil etmeme kararı değil, idarenin sözleşmeyi uygulamama
kararı olmalıdır. Zira Sayıştay Daireler Kurulu Kararına karşı açılacak
davada iptal davasının açılabilme şartlarından tamamının gerçekleştiği
söylenemez. Örneğin, iptal davası açıla-bilmesi için idari imkanların ve
makamların tüketilmesi gerekmekte ve esasen dava bu konudaki son ret kararına
karşı açılmaktadır. Sayıştay Daireler Kurulu kararından sonra da idarenin
elinde sorumluluk üstlenme yoluyla sözleşmeyi uygulama imkanı bulunmaktadır.
Yüklenicinin hakkını ihlal eden en son karar da budur. Diğer bir ifadeyle,
idari yargıya götürülebilecek idari karar, Sayıştay Daireler Kurulunca
verilen tescil etmeme kararı değil, idarenin ihaleyi uygulamama kararıdır.
Husumet de idareye karşı yöneltilecektir. İdare, mahkemeye verdiği savunmada
pek tabi ki, Sayıştay’ın tescil etmeme kararını ve bu konudaki 832 sayılı
Yasanın ilgili hükmünü belirtecektir. İdare mahkemesi de konuyu Sayıştay
kararı doğrultusunda değerlendirecek –zira karar savunmanın bir parçası
olmuştur- ve ihalenin iptaline ilişkin kararının yerinde olup olmadığını
hükme bağlayacaktır.
(99) İsmail
Hakkı SAYIN, Kamu İnşaatlarında Hakediş Raporlarının Düzenlenmesi ve Denetimi,
Seçkin Yayınevi, Ankara 1999, s.500.
(100)
Fikret ÇÖKER, Sayıştay İle Sorumlular Arasındaki İlişkiler, Sayıştay Dergisi,
Ekim-Aralık 1998, S.31, s.77.
(101)
ÇÖKER, Sayıştay ile Sorumlular ... a.g.m., s.77.
(102)
Bkz. D.Gönen, H.Işık Devlet İhale Kanunu ve yapım Sözleşmelerinin Uygulanması,
Plaka Matbaacılık, Anakara 1997, s.486. |