d) Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanununda Vergi Sorumluluğu
Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanununun “Bildirme ve Sorumluluk” başlıklı 13’üncü
maddesinde; trafik, belediye ve liman sicil memurları ile Ulaştırma Bakanlığı
sivil ve hava vasıtaları sicil memurlarının kayıt ve tescil ettikleri motorlu
taşıtları, bu taşıtın cins, nevi, nitelik ve kullanış maksatları ile verginin
alınmasına esas olabilecek diğer bilgileri ve bunlarda meydana gelen değişiklikleri,
kayıt ve tescilin yapıldığı ve değişikliğin belirlendiği tarihten itibaren
ilgili vergi dairesine bildirmeye zorunlu oldukları, bu zorunlulukları
yerine getirmeyenler hakkında VUK’nun 150’nci maddesinin yaptığı atıfla
361/3’üncü maddesinde yazılı cezaların uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.
Diğer taraftan MTVK’nun 13/c bendinde, trafik, belediye ve liman sicil
memurları, noterler ile Ulaştırma Bakanlığı sivil hava vasıtaları sicil
memurları gibi, taşıtların satış veya devir işlerini yapmakla görevli olan
kamu görevlilerinin vergi kapsamındaki taşıtlara ait ödenmemiş motorlu
taşıtlar vergileri ile gecikme zamları, gecikme faizleri ve vergi cezalarının
ödendiğini gösterir belgeleri istemeye mecbur olduklarını; maddenin (d)
bendinde taşıtlarla ilgili fenni muayene istasyonları, liman ve deniz işletme
bölge müdürlükleri, belediyeler veya liman başkan-lıkları ile ulaştırma
bakanlığı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünün taşıtların fenni muayenelerini
yapmadan önce, verginin ödenip ödenmediğini araştırmak zorunda olduklarını;
bu bentlerde yazılı zorunluluklara uymadan işlem yapanların, ödenmeyen
veya eksik ödenen vergiler ile gecikme zamları, gecikme faizleri ve vergi
cezalarından mükellefle birlikte müteselsilen sorumlu olacakları hüküm
altına alınmıştır.
e) Taşıt Alım Vergisi Kanununda Sorumluluk
Taşıt Alım Vergisi Kanununun 9’uncu maddesi hükmüne göre; trafik, belediye
ve liman sicil memurları, noterler, gümrük memurları, Ulaştırma Bakanlığı
sivil hava vasıtaları sicil memurları ile yetkili satıcılar ve motorlu
araç ticareti yapanlar gibi, taşıtın her türlü iktisap, ithal ve devir
işlemlerini gerçekleştirenler, iktisap, ithal ve devir işlemlerini yapmadan
önce verginin ödendiğini gösteren belgeleri istemek ve belgelerdeki bilgiler
ile ekli listeleri 15 gün içinde ilgili vergi dairesine göndermek zorundadırlar.
Bu zorunluluğa uymayanlar, ödenmeyen vergi, vergi cezası ve gecikme faizinden
mükellef ile birlikte müteselsilen sorumludurlar. Bu kişilerin ödemek zorunda
kaldıkları vergiler için mükellefe rücu hakları bulunmaktadır. Taşıt alım
vergisi ile ilgili zorunluluklar ek taşıt alım vergisi için de geçerlidir.
(TAVK Geçici 2.Md.)
f) Damga Vergisi Kanununda Sorumluluk
fa) Genel Olarak
488 sayılı Kanunun 1'inci maddesinde; Bu kanuna ekli (1) sayılı tabloda
yazılı kağıtların damga vergisine tabi olduğu belirtilmiştir. Kanunun aynı
maddesinde 'kağıtlar' teriminin yazılıp imzalanmak veya imza yerine geçen
bir işaret konmak suretiyle düzenlenen ve herhangi bir hususu ispat
veya belli etmek için ibraz edilebilecek olan belgeleri ifade ettiği
hüküm altına alınmıştır.
Maddeye göre damga vergisine tabi kağıtların;
a) Yazılı olması, imzalı olması ya da imza yerine geçen bir işareti
taşıması,
b) Herhangi bir hususu ispat ya da belli etmek kastıyla düzenlenmiş olması,
c) İbraz edilebilecek nitelikte bulunması gerekmektedir.
Maddeye göre, yabancı memleketlerle Türkiye’deki yabancı elçilik ve konsolosluklarda
düzenlenen kağıtlar, Türkiye’de resmi dairelere ibraz edildiği, üzerine
devir veya ciro işlemleri yürütüldüğü veya herhangi bir suretle hükümlerinden
faydalanıldığı takdirde vergiye tabi tutulacaktır.
Damga Vergisinin konusunu oluşturan ve kanuna ekli (I) sayılı tabloda gösterilmiş
bulunan kağıtlar dört ana başlık halinde toplanmıştır. Bunlar:
- Akitlerle İlgili Kağıtlar
- Kararlar ve Mazbatalar
- Ticari İşlemlerde Kullanılan Kağıtlar
- Makbuzlar ve Diğer Kağıtlar
Vergiye tabi kağıtlar mahiyetinde bulunan veya onların yerini alan
mektup ve şerhlerle, bu kağıtların hükümlerinin yenilenmesine, uzatılmasına,
değiştirilmesine, devrine veya bozulmasına ilişkin mektup ve şerhler de
Damga Vergisine tabidir. (488 Md. 2)
Damga Vergisinin mükellefi kağıtları imza edenlerdir. Resmi dairelerle
kişiler arasındaki işlemlere ait kağıtların Damga Vergisini kişiler
öder. (488/Md.3) Yapılan sözleşmelerde damga vergisinin kişi veya
kurum yerine resmi daire tarafından ödeneceğine ilişkin hükümler konulamaz.
Böyle bir sözleşme kanunun amir hükmüne aykırı olduğundan geçersizdir.
KARAR SIRA NO : 15
Damga Vergisinin Resmi Dairelere Yükletilemeyeceği
| Damga Vergisi
Kanunu uyarınca resmi dairelerle kişiler arasındaki işlemlere ait kağıtların
Damga Vergisi’nin mükellefi kişiler olduğundan, özel sözleşmelerle bu mükellefiyetin
resmi dairelere yükletilmesi mümkün değildir. |
| Sayıştay |
1. Daire |
25.4.1996
Tarih; |
6025 Tutanak
sayılı Kararı |
KARAR SIRA NO : 16
Remsi Dairelerin Bankalardan Kredi Almaları Halinde Damga Vergisi
| Damga Vergisi
Kanununun 8’inci maddesi uyarınca resmi daire addedilen kuruluşların bankalardan
kredi almaları halinde düzenle-necek kağıtlara ait damga vergisinin resmi
dairelerce üstlenilmesine ve taraflar arasındaki sözleşmelerde bu yolda
hüküm konulmasına imkan görülmemektedir. |
| Sayıştay |
G.K.K. |
Tarih, 3.2.1972
; |
Karar Sayısı,
3554/1 |
Resmi Gazete, Tarih 20.3.1972; Sayı,
14134
Bir nüshadan fazla olarak düzenlenen kağıtların her nüshası ayrı ayrı aynı
miktar veya nispette Damga Vergisine tabidir. Şu kadar ki, poliçe ve emre
yazılı ticari senetlerin yalnız tedavüle çıkarılan nüshaları vergiye tabi
tutulur. (Madde 5)
KARAR SIRA NO : 17
Birden Fazla Nüshanın Bulunması Halinde Damga Vergisi
| Üç nüsha olarak
düzenlenen ve her nüshasında, mezkur parayı tamamen icra dairesinden aldım
şerhi bulunan icra verile emirlerinin 488 sayılı Damga Vergisi Kanununun
5 inci maddesi hükmü uyarınca ayrı ayrı damga vergisine tabi tutulması
gerekir. |
| Sayıştay |
G.K.K. |
22.2.1971
Tarih; |
3495/2 sayılı
Karar |
Bir kağıtta birbirinden tamamen ayrı birden fazla akit ve işlem bulunduğu
takdirde bunların her birinden ayrı ayrı vergi alınır.
Bir kağıtta toplanan akit ve işlemler birbirine bağlı ve bir asıldan doğma
oldukları takdirde Damga Vergisi, en yüksek vergi alınmasını gerektiren
akit veya işlem üzerinden alınır.
Ancak bu akit ve işlemlere asıl işlemin akitlerinden başka bir şahsın eklenen,
akit ve işlemi de ayrıca vergiye tabidir. (Madde 6)
KARAR SIRA NO : 18
Bir Kağıdın Birden Fazla İşlem İçermesi
| Dilekçi, iş
artışına ilişkin kararın ihale kararı olduğunu ve bundan Damga Vergisi
Kanununa göre binde üç oranında damga vergisi alındığını iddia etmekte
ise de, Damga Vergisi Kanununun 6’ncı maddesinde, bir kağıtta toplanan
akit ve işlemler birbirine bağlı ve bir asıldan doğma oldukları takdirde,
damga vergisinin, en yüksek vergi alınmasını gerektirir akit veya işlem
üzerinden hesaplanacağı hükme bağlandığından iş artışı nedeniyle
düzenlenen kağıt, hem mukaveleyi değiştirir nitelikte, hem de ihale kararı
niteliğinde bulunduğundan söz konusu verginin daha yüksek olan mukavele
pulu nispetinde alınması yasa gereğidir. |
| Sayıştay |
Temyiz Kurulu |
29.12.1989
Tarih; |
Tutanak No:22091 |
Sayıştay Dergisi, S.7, s.64.
Kağıtlara konulan imzanın birden fazla olması verginin tekerrürünü gerektirmez.
Ancak maktu vergiye tabi olup müteaddit kişilerin imzasını taşıyan makbuz
ve ibra senetlerinin Damga Vergisi imza adedine göre alınır.
Nispi vergiye tabi ve birden fazla kişinin imzasını taşıyan makbuz ve ibra
senetlerinde her imza sahibine ait olan hisse ayrıca belli edilmiş ise,
vergi hisselere göre ayrı ayrı ödenir. Şu kadar ki, bir resmi daire veya
bir gerçek veya tüzel kişi adına kağıtlara konulan birden fazla imza bir
imza hükmündedir. (Madde 7)
Bu Kanunda yazılı resmi daireden maksat, genel ve katma bütçeli daire ve
idarelerle, il özel idareleri, belediyeler ve köylerdir. Bu dairelere
bağlı olup ayrı tüzel kişiliği bulunan iktisadi işletmeler resmi daire
sayılmaz. (Madde 8)
KARAR SIRA NO : 19
Damga Vergisi Kanununa Göre Resmi Daire
| 488 sayılı
Damga Vergisi Kanununun 3 üncü maddesinin 1’inci ve 2’inci fıkralarında
“Damga Vergisinin mükellefi kağıtları imza edenlerdir. Resmi dairelerle
kişiler arasındaki işlemlere ait kağıtların damga vergisini kişiler öder.”
denilmiş, aynı kanunun 8’inci maddesinin 1’inci ve 2’nci fıkralarında ise;
“Bu Kanunda yazılı resmi daireden maksat, genel ve katma bütçeli daire
ve idarelerle, il özel idareleri, belediyeler ve köylerdir. Bu dairelere
bağlı olup ayrı tüzel kişiliği bulunan iktisadi işletmeler resmi daire
sayılmaz.” hükmü getirilmiş olup bu hükümler karşısında, Damga Vergisi
Kanunu bakımından kişi durumunda olan TEK’e resmi dairelerce yapılan ödemelerin
damga vergisinin TEK tarafından ödenmesi gerektiği cihetle
yerinde görülmeyen dilekçi iddialarının reddiyle mevzuata uygun bulunan
hükmün tasdikine. |
| Sayıştay |
Temyiz Kurulu |
Tarih, 2.2.1982; |
Karar No:
17864 |
Sayıştay Kararları, Sayıştay Yayınları No:17, s.176
fb. Damga Vergisinde Sorumluluk Yükletilen Kişiler
Vergiye tabi kağıtların Damga Vergisinin ödenmemesinden veya noksan ödenmesinden
dolayı alınması lazım gelen vergi ve cezadan, mükelleflere rücu hakkı olmak
üzere, kağıtları ibraz edenler sorumludur.
Birden fazla kişi tarafından imza edilen kağıtlara ait vergi ve cezanın
tamamından imza edenler müteselsilen sorumludurlar. Bunlar arasında vergiden
müstesna olanların bulunması Damga Vergisinin noksan ödenmesini gerektirmez.
Resmi daireler veya noterlerce düzenlenerek kişilere verilen veya dairede
bırakılan ve Damga Vergisi hiç alınmayan veya noksan alınan kağıtların
vergisi mükelleflere, cezası düzenleyenlere aittir.
Vergi ve ceza, vergi için mükelleflere rücu hakkı olmak üzere, kağıtları
düzenleyenlerden alınır (Madde 24).
Yabancı memleketlerle Türkiye’deki yabancı elçilik ve konsolosluk-larda
düzenlenen ticari ve mütedavil kağıtların Damga Vergisi ve cezası, mükelleflerine
rücu hakkı saklı bulunmak üzere hamillerinden alınır. (Md. 25).
fc) Resmi Dairlerin Kontrol Zorunluluğu
Resmi dairelerin ilgili memurları kendilerine ibraz edilen kağıtların Damga
Vergisini aramaya ve vergisi hiç ödenmemiş veya noksan ödenmiş olanları
bir tutanakla tespit etmeye veya bunları tutanağı düzenlemek üzere, vergi
dairesine göndermeye mecburdurlar. (Md. 26)
Diğer taraftan VUK’nun 356’ncı maddesi gereğince de, resmi daireler, kendilerine
ibraz edilen veya gönderilen kağıtların pullarının usulüne uygun olarak
iptal edilmiş olup olmadığını kontrol etmek zorundadırlar.
Denetimler sırasında, denetim elemanları kendilerine ibraz edilen ihale
kararı, sözleşme, iş artış onayı, süre uzatım kararı gibi, önceden düzenlenmiş
belgelere ilişkin damga vergisinin noksan alındığını veya hiç alınmadığını
tespit ettikleri takdirde, öncelikle saymandan, bu kağıtlarla ilgili olarak
488 sayılı kanunun 26’ncı maddesine göre işlem yapılıp yapılmadığını sormaları,
madde hükmüne uygun bir işlemin yapılmadığı bildirilir ise, maddeye uygun
işlem yürütülmesini istemeleri gerekir. Bunun yanında bağlı olunan denetim
prosedürlerinin de yerine getirileceği tabiidir. Örneğin, denetim elemanı
Sayıştay Denetçisi ise keyfiyetin ayrıca yargı raporunda belirtilmesi zorunludur.
Bu itibarla, sadece sayman ve tahakkuk memurunun sorumlu tutularak başkaca
bir işlem yapılmamasının eksik kalacağı kanaatindeyiz.
KARAR SIRA NO : 20
Denetim Sırasında Belirlenen Damga Vergisi Noksanları
| Sayıştay denetçilerince
sayman hesaplarının denetimi sırasında, kendilerine ibraz edilen kağıtlara
noksan damga pulu yapıştırıldığının veya hiç yapıştırılmadığının tespit
edilmesi halinde, Damga Vergisi Kanununun 26’ncı maddesine göre işlem yapılması
ve keyfiyetin rapora derci gerekir. |
| Sayıştay |
G.K.K. |
15.4.1974
Tarih |
Karar Sayısı:
3725/1 |
fd) Noterlerin Kontrol Zorunluluğu
Noterlerin pulsuz veya noksan pullu kağıtları, usulen vergi ve cezası tahsil
edilmedikçe tasdik etmeleri veya bunların suretlerini çıkarıp vermeleri
yasaktır.
Bu kağıtlardan dolayı alınması lazım gelen vergi ve cezayı sahipleri rızalarıyla
ödemek isterlerse, noterler mezkur kağıtlara ait vergi ve ceza miktarında
damga pulu yapıştırıp iptal ettikten sonra muameleye devam edebilirler.
Birinci fıkra hükmüne aykırı olarak işlem yapılması halinde mükellef hakkında
Vergi Usul Kanunu hükümleri tatbik edilmekle beraber, noterlerden de, tasdik
veya üzerinde muamele icra ettikleri her kağıt için kanunen alınması
gereken cezası ayrıca alınır (Madde 27).
g. Yeminli Mali Müşavirlerin Sorumlulukları
Yeminli mali müşavirler kamu personeli tanımına girmemekle beraber yaptıkları
hizmet itibariyle kamu görevine benzer görev icra etmektedirler. Bu bakımdan
sorumluluklarının açıklanması gerekmiştir. Yeminli mali müşavirlerin sorumlulukları
3568 sayılı Kanunun 12’nci maddesinin 4’üncü fıkrasında düzenlenmiş bulunmaktadır.
Anılan fıkra hükmü şöyledir: “Yeminli mali müşavirler yaptıkları tasdikin
doğruluğundan sorumludurlar. Yaptıkları tasdikin doğru olmaması halinde,
tasdikin kapsamı ile sınırlı olmak üzere, zıyaa uğratılan vergilerden ve
kesilecek cezalardan mükellefle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu
olurlar”
Türk Vergi Sisteminde 01.11.986 tarihinden geçerli olmak üzere 213 sayılı
VUK’na 3239 sayılı Kanunla eklenen Ek Madde ile getirilen yeminli mali
müşavirlik mesleğinin konusu, gerçek ve tüzel kişilerin muhasebe sistemlerini
kurmak, geliştirmek, işletmecilik, finans, mali mevzuat ve bunların uygulamaları
ile ilgili işlerini düzenlemek, bu konularda müşavirlik yapmak, mükelleflerin
mali tablolarını ve beyannamelerini ilgili mevzuat hükümleri, muhasebe
prensipleri ve denetim standartları açısından tasdik etmek olarak açıklanmış,
tasdiki yapılan belgelerin tasdik işleminin kapsamı ölçüsünde incelenmiş
belgeler olarak kabul edileceği ve yeminli mali müşavirlerin yaptıkları
tasdikle ilgili işlemlerden sorumlu oldukları belirtilmiştir.
Diğer taraftan, 3568 sayılı Kanunun 1’inci maddesinde amacı, 2/B maddesinde
mesleğin konusu açıklandıktan sonra12’nci maddesinde de tasdik ve tasdikten
doğan sorumluluk konusu düzenlenmiştir. Bu düzenlemeyle yeminli mali müşavirlerin
tasdik edecekleri belgeler ile tasdik konuları ve tasdike ilişkin usul
ve esasların Maliye Bakanlığınca çıkarılacak yönetmeliklerle belirleneceği,
yeminli mali müşavirlerin yaptıkları tasdikin doğruluğundan sorumlu oldukları,
tasdikin doğru olmaması halinde tasdikin kapsamı ile sınırlı olmak üzere,
zıyaa uğratılan vergilerden ve kesilecek cezalardan mükellefle birlikte
müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulacakları öngörülmüştür.
Yeminli mali müşavirler ne kendilerine vergi borcu terettüp eden bir gerçek
kişi, ne de verginin ödenmesi bakımından vergi dairesine karşı muhatap
olan kişidir. Bu nedenle yeminli mali müşavir adına ne verginin mükellefi
olarak ne de sorumlusu olarak bir tarhiyat yapılamaz. Yeminli mali müşavir,
verdiği müşavirlik hizmetinden doğacak olan sorumluluğu nedeniyle
hiç bir vergi kanununda verginin mükellefi ya da sorumlusu olarak gösterilmemiştir.
Yeminli mali müşavir adına bu nedenle de tarhiyat yapılamaz. Ancak uygulamada,
müteselsil sorumluluğun bir sonucu olarak kendileri hakkında tarhiyat yapılmakta
ve bu tarhiyat yargı organlarınca da kabul görmektedir.
Yukarıda yapılan ön açıklamadan da anlaşılacağı üzere yeminli mali müşavirlerin
sorumlulukları yapılan tasdikin kapsamı ile sınırlı olup, sorululuk tasdik
işleminin yapılması ile başlar.
KARAR SIRA NO : 21
YMM’lerin Sorumluluklarının Başlangıcı
Uyuşmazlık, 3568 sayılı Kanunun 12’nci maddesiyle yeminli mali müşavirler
için getirilen müşterek ve müteselsil sorumluluğa ilişkin bulunmaktadır.
3568 sayılı Kanunda öngörülen sorumluluk, VUK’nda mevcut “Vergi Sorumluluğu”
müessesesinden değişik niteliğe sahiptir. Yeminli mali müşavirler
için getirilen sorumluluk vergi ile ilgili ödevleri yerine getirmekten
kaynaklanan bir işleve sahip olmayıp, vergilendirmeye esas alınacak belge,
kayıt nizamı ve matrah tespitinde dikkate alınması gerekli işlemlerin muhasebe
usul ve esaslarına, kanunlarda belirtilen düzenlemelere uygunluğunu temin
amacına yöneliktir. 3568 sayılı Kanunun 12’nci maddesinin dördüncü fıkrasında,
yeminli mali müşavirlerin yaptığı tasdikin doğru olmaması nedeniyle zıyaa
uğratılan vergilerden ve kesilen cezalardan “mükellefle birlikte müştereken
ve müteselsilen” sorumlu olacakları belirtildiğinden, mükellefle birlikte
ve aynı usullere göre takibi gerekeceği anlaşılmaktadır.
Yeminli mali müşavir tasdikin doğru olmaması nedeniyle zıyaa uğratılan
vergi ve bunun cezasından “mükellefle birlikte” sorumlu tutulduğundan,
bu sorumluluğun ancak vadesi geldiği halde ödenmemiş vergi borçlarının
tahsili için öngörüldüğünü söylemek mümkün değildir. Kanun koyucunun amacı
bu olsaydı, maddeye “mükelleflerin varlığından tamamen veya kısmen alınamayan
vergi ve cezalar yönünden” sorumluluğa işaret eden bir ibareye yer verirdi.
3568 sayılı Kanunun 12’nci maddesinin açık ifadesi, yeminli mali müşavirin
hatalı tasdik işleminden kaynaklanan vergi zıyaı nedeniyle takibi için,
önce vergi mükellefi hakkında tarhiyat yapılıp bunun kesinleşmesini ve
kamu alacağının tahsil edilebilir hale gelmesini beklemeye ve ancak bundan
sonra yeminli mali müşavirin takibi için gerekli işlemlerinin kabulüne
olanak vermemektedir.
Sorumluluğun “müteselsil” olması, idarenin vergi alacağı için sorumlulardan
dilediğine müracaat edebilmesi olanağını sağlar. Hatta aynı anda sorumluların
ikisinin birden takibine de bir engel yoktur. Kuşkusuz söz konusu hüküm,
vergi mükellefiyetini ve mükellefi değiştirmemiştir. Bir bakıma, mükellef
verginin asıl borçlusu, yeminli mali müşavir ise fer’i borçlusu durumundadır.
Mükellef ve yeminli mali müşavir aynı borç için takip edildiklerinden vergi
borcunun herhangi bir nedenle kalkması halinde yeminli mali müşavir de
borçtan kurtulur. Ayrıca yeminli mali müşavir asıl borçlu mükellefe ait
bütün iddia ve savunmaları idareye karşı ileri sürmek hak ve yetkisine
sahiptir. Yeminli mali müşavirin bu olanağı kullanabilmesi söz konusu sorumluluğu
nedeniyle verginin tarh ve tahakkuku anından itibaren takibi halinde mümkün
olabilir. Ancak bu suretle tasdik işleminden doyalı vergiden mükellefle
birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulan yeminli mali müşavirin
yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunma hakkını
kullanması olanağı sağlanmış olur.
Temyiz istemine konu olan mahkeme kararında yeminli mali müşavirin sorumluluğunun
verginin ödenmesi safhasıyla ilgili olduğu, vergi alacağının mükellef yönünden
kesinleşmesinden sonra başlayabileceği yolundaki görüş ve gerekçeler yerinde
görülmemiştir. Ancak, olayda davacının müştereken ve müteselsilen sorumlu
tutulmasına neden olan vergilemeye ilişkin olarak mükellef şirket tarafından
açılan davada mahkemece tarhiyatın terkinine karar verilmiş olup, bu karara
yönelik temyiz sistemi de Danıştay 4.Dairesinin 19.12.1994 günlü ve E.1993/4890;
K.1994/6113 sayılı kararıyla reddedilmiştir. Mükellef şirket davası
nedeniyle kaldırılmış olan vergi ve cezadan davacının 3568 sayılı Kanunun
12’nci maddesi uyarınca sorumluluktan kurtulduğunun kabulü gerekir. Mahkeme
kararı bu nedenle yerindedir.
Danıştay, 4.Daire; Tarih.19.12.1994; E.1993/5656;
K.1994/6112
Danıştay Dergisi, Yıl 1996, S.90, s.507.
Vurgulanması gereken diğer bir husus; vergi hukukunda tanımını bulan “vergi
sorumlusu” kavramı ile yeminli mali müşavirler için öngörülen sorumluluğun
birbirinden tamamen farklı bir karakter arz etmesidir. Yeminli mali müşavirler
ne vergi mükellefi ne de vergi sorumlusudur. Buna karşın müteselsil sorumluluğun
bir gereği olarak kendilerine vergi tarhiyatı yapılması mümkündür. Bunlara
yapılacak vergi tarhiyatı için mükellef adına yapılan tarhiyatın kesinleşmesini
beklemeye gerek yoktur.
KARAR SIRA NO : 22
Yeminli Mali Müşavirlerin Sorumlulukları
Yeminli mali müşavir olan davacı adına ... Yatırım ve İhracat Anonim Şirketi
için düzenlediği tasdik raporuyla haksız KDV iadesine sebebiyet verdiğinden
bahisle, 3568 sayılı Kanunun 12’nci maddesi uyarınca müşterek ve müteselsil
sorumlu sıfatıyla Aralık 1990 dönemine ilişkin olarak salınan kaçakçılık
cezalı KDV’ne karşı açılan davada; Vergi Usul Kanununa göre, vergi tarhının
vergi mükellefi adına yapılması gerektiği, 3568 sayılı Kanunla getirilen
sorumluluğun yeminli mali müşavirlerin vergi mükellefi ve sorumlusu sayılmalarını
gerektirmeyeceği, diğer koşulların varlığı halinde, yeminli mali müşavirler
zıyaa uğratılacak vergilerden ve kesilecek cezalardan mükellefle birlikte
müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarından, bu sorumluluğun zıyaa
uğratılan verginin mükellefi adına tarh edilip kesinleşmesinden sonra,
tahsil safhasında söz konusu olması gerektiği, vergi kanunlarına göre,
kendisine vergi borcu düşmeyen ve mükellef olmayan yeminli mali müşavir
adına vergi tarhında isabet bulunmadığı gerekçesiyle tarhiyatın terkini
yolundaki İstanbul 7. Vergi Mahkemesinin ... sayılı kararının .... Vergi
mahkemesi Başkanlığı tarafından: davacının KDV iadesi tasdik raporu düzenlediği
şirketin hayali ihracat organizasyonu içinde yer aldığı ve yanıltıcı belge
temin ettiği inceleme raporuyla saptandığından, tasdik raporu düzenleyerek
vergi zıyaına sebebiyet veren davacının, 3568 sayılı Kanunun 12’nci maddesine
göre vergi ve cezadan sorumlu olduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.
Uyuşmazlık, düzenlediği KDV iadesi tasdik raporuna dayanılarak haksız KDV
iadesi alındığından bahisle, YMM olan davacı adına 3568 sayılı Kanunun
12’nci maddesindeki kurala dayanılarak müşterek ve müteselsil sorumlu sıfatıyla
kaçakçılık cezalı KDV tarhiyatı yapılmasından doğmuştur.
3568 sayılı Serbest Muhasebecilik, Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve
Yeminli Mali Müşavirlik Kanununun 1’inci maddesinde işletmelerde faaliyetlerin
ve işlemlerin sağlıklı ve güvenilir bir şekilde işleyişini sağlamak, faaliyet
sonuçlarını ilgili mevzuat çerçevesinde denetlemeye, değerlendirmeye tabi
tutarak gerçek durumu ilgililerin ve resmi mercilerin istifadesine tarafsız
bir şekilde sunmak ve yüksek mesleki standartları gerçekleştirmek, kanunun
amaçları arasında sayılmış, aynı kanun 12’nci maddesinin 4’üncü fıkrasında
ise yeminli mali müşavirlerin yaptıkları tasdikin doğruluğundan sorumlu
oldukları, yaptıkları tasdikin doğru olmaması halinde, tasdikin kapsamı
ile sınırlı olmak üzere, zıyaa uğratılan vergilerden ve kesilecek cezalardan
mükellefle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olacakları hükme
bağlanmıştır.
3568 sayılı Kanunun 12’nci maddesine dayanılarak 02.01.1990 tarihli Resmi
Gazetede yayımlanan Yeminli Mali Müşavirlerin Tasdik Edecekleri Belgeler,
Tasdik Konuları, Tasdike İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin
12’nci maddesinde yeminli mali müşavirlerin yetkileri, 20’nci maddesinde
ise sorumlulukları gösterilmiş ve anılan 20’nci maddede tasdik konusu ile
ilgili olarak bakanlıkça tebliğlerde belirlenen hususların tasdik kapsamı
içinde mutlaka araştırılması ve incelenmesi gerektiği, yeminli mali müşavirlerin
inceledikleri ve sonucunda tasdik raporu düzenledikleri konu ve belgelerin
gerçeği yansıtmaması ve doğru olmaması halinde, zıyaa uğratılan vergi ve
kesilecek ve cezalardan VUK hükümleri uyarınca mükellefle birlikte müştereken
ve müteselsilen sorumlu oldukları, bu sorumluluğun yerine getirilmesinde
Borçlar Kanununun “Tam Teselsül” hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.
18.02.1990 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 1 sıra no’lu Serbest Muhasebecilik,
Serbest Muhasebecilik ve Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu
Genel Tebliğinin (D) bölümünde de, yeminli mali müşavirlerin yapmış olduğu
incelemenin amacının, iade edilmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak,
tespit etmek ve sağlamak olduğu, bu nedenle de yeminli mali müşavirlerin
gerçek durumu tespit etmek için her türlü belgeden yararlanmak ve her türlü
inceleme tekniklerini kullanmak zorunda olduğu vurgulanmıştır.
Bu düzenlemelerle geniş yetkilerle donatılmış olan yeminli mali müşavirlerin
yaptıkları tasdikin yasa ve yönetmelik hükümleriyle amaçlanan doğrultuda
olmaması sonucu zıyaa uğratılan vergilerden, mükellef ile birlikte müştereken
ve müteselsilen sorumlu olmaları öngörülmüştür. Bu sorumluluk, 213 sayılı
Vergi Usul Kanununda yer alan “vergi sorumluluğu” müessesesinden farklı
bir niteliğe sahiptir. Yeminli mali müşavirler için getirilen sorumluluk,
vergi ile ilgili ödevlerin yerine getirilmesiyle ilgili olmayıp, vergilendirmeye
esas alınacak belge, kayıt nizamı ve matrah tespitinde dikkate alınması
gerekli işlemlerin muhasebe usul ve esaslarına, kanunlarda belirtilen düzenlemelere
uygunluğu sağlama amacına yöneliktir.
3568 sayılı Kanunun 12’nci maddesinde, yeminli mali müşavirlerin “mükelleflerin
varlığından kısmen veya tamamen alınamayan vergi ve cezalardan” değil,
“zıyaa uğratılan vergilerden ve kesilecek cezalardan” mükellefle birlikte
müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları hükme bağlandığından, bu sorumluluğun
ancak vadesi geldiği halde ödenmemiş vergi borçlarının tahsili için öngörüldüğünü
söylemek mümkün değildir. Dolayısıyla, 3568 sayılı Kanunun 12’nci maddesinin
açık ifadesi, yeminli mali müşavirlerin hatalı tasdik işleminden kaynaklanan
vergi zıyaı nedeniyle takibi için, vergi mükellefi hakkında yapılacak tarhiyatın
kesinleşerek kamu alacağının tahsil edilebilir hale gelmesini beklemeye
olanak vermemektedir.
Sorumluluğun müteselsil olması, idarenin vergi alacağı için sorumlulardan
dilediğine müracaat edebilmesi olanağı sağladığı gibi, aynı anda sorumluların
her ikisinin birden takibi de mümkündür. Mükellef ve yeminli mali müşavir
aynı borç için takip edildiklerinde vergi borcunun herhangi bir nedenle
ortadan kalkması halinde, yeminli mali müşavirin de borçtan kurtulacağı
tabiidir.
Öte yandan, yeminli mali müşavirler vergi ve cezadan mükellefle birlikte
müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulduklarından, mükellef tarafından
ileri sürülebilecek iddia ve savunmaları idareye karşı ileri sürebilmeleri
de, verginin tarhından itibaren takip edilebilmelerine bağlıdır. Ancak
bu şekilde yeminli mali müşavirlerin yargı mercileri önünde davacı ve davalı
olarak iddia ve savunma haklarını kullanmalarına olanak sağlanmış olacaktır.
Bu nedenle, temyiz istemine konu olan mahkeme kararındaki, yeminli mali
müşavirlerin sorumluluğunun verginin mükellef adına tarh edilip kesinleşmesinden
sonra, tahsil safhasında söz konusu olduğu ve vergi mükellefi olmayan yeminli
mali müşavirler adına vergi tarh edilemeyeceği yolundaki gerekçe yerinde
görülmemiştir. Ancak, olayda, davacının müştereken ve müteselsilen sorumlu
tutulmasına neden olan vergilemeye ilişkin olarak mükellef şirket tarafından
açılan davada mahkemece Danıştay Dokuzuncu Dairesinin bozma kararına uyularak
tarhiyatın kaldırılmasına karar verilmesi üzerine, vergi dairesinin düzeltme
fişiyle vergi cezalarını terkin ettiği anlaşıldığından, yeminli mali müşavir
olan davacının da, 3568 sayılı Kanunun 12’nci maddesine dayanan sorumluluktan
kurtulduğunun kabulü gerekir.
Danıştay, 7. D.; Tarih;13.12.1995; E.1994/4568;
K.1995/5197.
Danıştay Dergisi, S.91; Yıl 1996; s.715-720.
Yeminli mali müşavirlerin tasdik ettikleri konularla ilgili olarak ortaya
çıkan vergi kayıpları nedeniyle sorumlu tutulmaları sonucunda gerektiğinde
mallarına ihtiyati haciz konulması mümkündür. Zira müştereken ve müteselsilen
sorumlu olmanın sonucu gerektiğinde sorumlulardan her birinin malvarlığına
gidilebilmesidir.
KARAR SIRA NO : 23
Yeminli Mali Müşavirler İçin İhtiyati Haciz
Uyuşmazlık, düzenlediği tasdik raporuna dayanılarak ihracat istisnası nedeniyle
KDV iadesi alan ihracatçı firmanın muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge
kullandığından bahisle 3568 sayılı Kanunun 12’nci maddesinin 4’üncü fıkrası
hükmü uyarınca, müşterek ve müteselsil sorumlu sıfatıyla yeminli mali müşavirin
mallarına uygulanan ihtiyati haciz işleminden doğmuştur.
Borçlar Kanunun müşterek borçluların mesuliyetini düzenleyen 142’nci maddesinde;
alacaklının, müteselsil borçluların cümlesinden veya birinden borcun tamamen
veya kısmen edasını istemekte muhayyer olduğu, borcun tamamen edasına kadar
bütün borçluların mesuliyetinin devam edeceği hükme bağlanmıştır.
Çok geniş yetkilerle donatılmış bulunan yeminli mali müşavirlerin yaptıkları
tasdikin yasa ve yönetmelik hükümleriyle amaçlanan doğrultuda olmaması
sonucu zıyaa uğratılan vergilerden ve kesilen cezalardan mükellefle birlikte
müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları anlaşılmakta olup, idarenin
vergi alacağının tahsili için sorumlulardan yalnız birisine müracaat edilebileceği
gibi, aynı anda her ikisine de başvurulabileceği açıktır.
Danıştay 11. Daire; Tarih, 20.02.1995; E.1995/247;
K.1995/310
Danıştay Dergisi, Yıl 1996, S.90, s.1163-1164.
Yeminli mali müşavirlerin düzenledikleri tasdik raporlarının doğru olmaması
halinde tasdikin kapsamıyla sınırlı olmak üzere asıl mükellefle birlikte
müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarından, asıl mükellef adına salınan
vergi ve kesilen cezanın kesinleşmesi beklenilmeden, yeminli mali müşavir
adına da cezalı tarhiyat yapılabilir.
KARAR SIRA NO : 24
Yeminli Mali Müşavir Adına Cezalı Vergi Tarhiyatı
Yeminli mali müşavir tasdikin doğru olmaması nedeniyle zıyaa uğratılan
vergi ve cezadan mükellefle birlikte sorumlu tutulduğundan, bu sorumluluğun
ancak mükellef tarafından ödenmemiş ve mükelleften tahsil olanağı kalmamış
vergi borçlarının tahsili için öngörüldüğünü söylemek mümkün değildir.
Kanun koyucu bu amaçta olsaydı, maddeye “mükellefin malvarlığından tamamen
veya kısmen alınamayan vergi ve cezalar nedeniyle yeminli mali müşavirlerin
sorumlu tutulacağına işaret eden bir ibareye yer verirdi. Bu bakımdan,
3568 sayılı Kanunun 12’nci maddesindeki açıklık karşısında, yeminli mali
müşavirlerin hatalı tasdik işlemi sonucu saptanan vergi kaybı nedeniyle,
önce vergi mükellefi adına yapılan tarhiyatın kesinleşmesini ve bundan
sonra yeminli mali müşavirin takibi için gerekli işlemlerin yapılacağını
kabule olanak yoktur.
Kaldı ki, 3568 sayılı Yasanın 12’nci maddesinin 4’üncü fıkrasındaki mükelleflerin
hesapları hakkında tasdik raporu düzenleyen yeminli mali müşavirlerin,
kayba uğratılan vergilerden ve kesilecek cezalardan mükellefle birlikte
müştereken ve müteselsilen sorumlu olacakları yolundaki açık hüküm karşısında,
yeminli mali müşavirlerin bu sorumluluğunu 213 sayılı VUK’nun 10’uncu maddesinde
koşulları ve sınırları belirlenen kanuni temsilcilerin sorumluluğu gibi
anlamak mümkün değildir.
Bütün bu nedenlerle, yeminli mali müşavirin sorumluluğunun, verginin ödenmesi
safhası ile ilgili olduğu, bu sorumluluğun vergi alacağının mükellef yönünden
kesinleşmesinden sonra başlayabileceği gerekçesiyle cezalı tarhiyatı terkin
eden vergi mahkemesi kararında yasal yönden İSABET GÖRÜLMEMİŞTİR.
Danıştay,11.Daire; Tarih, 22.03.1995;
E.1995/1517; K.1995/621 |