Yurttasş-Yasama-Yargı...
 
YURTTAŞ – YASAMA – YARGI...

Ya ... Ye ... Yı ... Yi ...  Yo ... Yö ...  Yu ... Yü ... 
            YA 
            Yabana yollama, yoluna yolum. Yârim, yavuklum, yavrucuğum, yabanım, yoldaşım, yaratanım. 

            Yabankeçisi yabanmersinini yedi. Yabankedisi, yabanmaydanozunu. Yalnızca yasaları yemediler.  

            Yabanpazısı yazgısını yazdı. Yazdıklarını yadsımadı, yapayalnızlığını yadırgadı.  

            Yâd etti yarım yüreğiyle, yitirilmiş yılları. Yılların yenilenen yolları yoktu. Yollarda yitirilen yıllar, yorulmadı. Yürek yarım. Yorgun, yağışlı, yavaştı.  

            Yağcının yaktığı yağın yalazında yanan yüreklerden yükselen yakarışlar: Yargıya yardım... 

            Yağda yumurta. Yanında yufka. Yufkalaşmış yüzün yadsımadığı yıllar. Yanmış yanık yağ. Yürü ya Yaşar, yürü; yürüyüşünle yüreklensin yargı. Yaşlarını yaşayamadan yaşadı, yaşlanmadı, yassılaştı. 

            Yağdırıyor yağdıran. Ya yağmur, ya yargı. Yağhanede yargının yağı. Yoğun yağışta yavaşladı. Yargıya yardım. Yani yağlamadan. Yağız yargının yakası. Yakası yağlı yapımcı. Yağmurluk.  

            Yağmacılık, yalancılık; yaygılaşıyor, yorganlaşıyor. Yalanı yok, yaşadıklarını yazanın. 
Yağmur yerine yağmacılık, yağcılık, yalan yağıyor. Yargı yalınayak. Yargıyı yanıltmakta yarışan yabanarıları.  

            Yağmurcu yağmurlarını yitirdi. Yağını yitirdi yağcı. Yollarda yağsız yarenlikler. Yabanpancarı, yabansümbülü yargıya yollandılar. Yol yoktu. Yargılanmadan yaşamaktalar. 

            Yağsız yemekler yemelisin. Yulaf ye, yoğurt ye. Yargıyı yeme.  

            Yahni yemekte yaşlı Yahudi. Yüreğini yakan yağmur. Yakala, yargıla. Yut. Yakacak. Yakalanacak, yakalayacak. Yakalama. Yanlış yapma. Yalın ol. Yakalandı. Yargılanacak! 

            Yahyalı’nın yolları. Yollarda Yahya’nın yakarışı. Yahya’nın yakını, yüksek yönetici. Yasadışı Yahya, yaptıkları yasalımsı. 

            Yakacık’ta yaşayan yağmurcu yasaya yakalanmadı, yağmura yakalandı. Yağlıboya yüzünü yadırgadı. Yağlıboya yüzü yağmurda yüzüldü. Yüzüne yabancılaştı. 

            Yakarışları yağmurlaştı yatağında. 

            Yakışıklı yakıağacı yandı ya, yaratana yalvardı da, yani Yasemin’in yoluna yayılınca. 

            Yaktı yalnızlığını, yıldızlara yolladı yargıç. Yıldızlaştı. Yapıbilim yalnızlığını yapılandırıyor. 

            Yaladı, yuttu, yedi. Yedi yalan yargıya yapıştı. Yapış yapış yargı. Yapracık yüreği yalnız. 

            Yalancıdolmayı yalansız yuttu. Yalanı yasallaştırana yalınkılıç yürüdü yengeç.  

            Yalancının yaygarası, yalancıktan.  

            Yalandan yakardı yaratana. Yaylı yatağında yalnız yatmakta yıllardır. Yüzü yıllarla yamanmış. 

            Yalanı yadsımadı yakutun yüzü. 

            Yalanladı yönetici, yengecin yazdıklarını. Yalanlama yalandı, Yargı yutmadı. Yargıç, yalansız yargıladı. 

            Yalıncak yargı. Yalıngaç yargı. Yallah yargı. 

            Yalısında yalelli. Yüzde yüz yerli. Yüznumaracı.  

            Yalnızlığa yedi, yüzsüzlüğe yüznumara. Yüzünün yüzölçümü yok.  

            Yalova’da yalnız yaşayan, yalnızlığını Yehova’ya yazdı. Yanıt yok. Yazmakta yine. 

            Yalpalayan yalvaç. Yargıya yalvarış. Yargının yalvarışı. Yargıya yamanan. Yampiri yürüyen yumurtacı. Yanardağın yamacında yürü, yüreğin yansın. Yargıya yandaş. Yola yoldaş. Ya yoksa yargı... Yandık.  

            Yalvacın yanılsamaları.  

            Yalvaç Yusuf’un yalvarışını yılanlar yanıtladı.  

            Yamalı yargıyı yutan yılan, yalansız yargıyı yaldızladı. Yalapşap yazılmış yazılar.  

            Yamandır yargının yankısı, yankılanır yüzyıllardan yüzyıllara; yasasıyla, yargıcıyla, yargısıyla. Yasası yasa, yargısı yargı, yargıcı yargıçsa; yankılanır yurdunda yurttaşın, yeryüzünde. 

            Yamyamlar yasalarını yememişlerdir. Yüreği yamyam, yalvaç yüzlünün yasası, yasa yemek. 

            Yanalım. Yanak yanağa yatalım. Yargıyı yalpalatan. Yasalarına yabancı yurttaş. Yasa yapan. Yargıda yangın. Yağmur yağsa. Yağ yağ yağmur. Yargısal yanılgı. Yangıncıya yangın. Yandığının yaygarası yanılgısı. Yanılgıyı yargıya yükledi, yüklü yargıyı yankesici yürüttü.  

            Yanardöner, yalan yazar, yalancıktan yargıyı yazar. Yazdıkları yalapşap. Yalnızlığı yaman. Yalıçapkını yalnızlığına yanık. Yakut yüzükleşti. Yaşam yolunda yusyuvarlaklaştı.  

            Yanık yemenisini yollarda yitirdi.  

            Yanılsama. Yasama, Yargı.  

            Yanlış yüzyılda, yanlış yerde yanlışlıkla yaşanmışçasına.  

            Yanlışlıkla yaşamını yitirdi. Yanlışlar yaparak yaşamıştı. 

            Yanmış yıkılmış. Yüzülmüş.  

            Yapıbilimci! Yargıyı yapılandır.  

            Yapıbilimci! Yasamayı yapılandır. 

            Yaptırımını yitiren yargı yaralı. Yaramaz yasacı yargıyı yaraladı. Yoksul yargı yargıdan yararlanamadı. Yararı yok. Yağmur yağmazsa yakında. Yok yaratıcısı yargının.  

            Yaptırtma. Yap yuvasını yargıyı yoranların, yolanların, yolsuzlaştıranların, yorgunlaştıranların. Yap yuvasını. Yap, yaşa, yaşat. 

            Yâr yaralı yüreğim, yasak yollardan yorgun. Yastığımdaki yüzünden.  
            Yaratık yortuda yuhalandı. Yaratana yalvardı, yalvaçsız.  

            Yarbayın yasası, yabandomuzu yasağı. Yabanarısı, yabanasmasına yuvalanamadı.  

            Yardımcısıyla yardımlaşarak yasadışı yiyicilere yol yaptılar. Yollu yardımseverler. 

            Yardımlaşarak yaptılar yollarını.  

            Yarenlik; yurttan, yurttaştan.  

            Yargı yeniden yapılanmalı. Yeniden yapılan yargıda, “yargılanamazlar” yargılanmalı. 

            Yargı yılında yaşlı, yaslı yürekler. Yargı; yurttaşa yargısal yıldırımsavar. Yargıya yıldırımlar. 

            Yargı yolları yamuk yumuk. Yağma yok. Yok ya! Yağmalama yorgunu. Yargı yurdunda yabancı. Yalancı. Yargısal yadımlama. Yadırgama yargıyı. Yadsıma. Yargıya yamanmış yafta. Yafta yağlı. Yunus’a yanık yavuklusu. Yağcı yürüyor yağmurda. Yanakları yağlı yağmur. 

            Yargı, yargıcındır. Yargıtay yargının yargıcıdır. Yargıcın yargısı, Yargıtay’da yargılanır. Yüreklerinde yurttaşların.  

            Yargıcın yokluğunda yargılama yapılamaz.  

            Yargıevinde yazman, yargıcın yargısını yazıyor; yaşamsal. 

            Yargıevinin yanındaki yufkacının yiğit yamağı yumurtaları yiyince, yalnız yumruk yemedi yufkacıdan, yargılanmakta. Yenilen yumurtalara yatılacak yıllar.  

            Yargılama yetkisi... Yargıcının yetkisi ... Yargılanan yargıç yargıya yalvardı. Yargının yarısı. Yarımada.  Yasa yasta. Yaşamı yasalaştıran Yasama. Yürütme. Yol yok. Yasal yalan. Yardakçı yasamaya yamandı. Yasa yaptı. Yasaya yaslandı. Yasa yassılaştı. Yargıyı yavanlaştıran.  

            Yargılandı. Yeniden yargılandı. Yargılı. Yargılanan yaşamları yazıyor: Yasaksız, yalansız, yalın. 

            Yargılanmış yorgun yüzüyle yatağına yayıldı. Yüzünü yastıkta yitirdi. Yüzlü yastık.  

            Yargılayıcı yargıyı yargılayamadı. Yargılanamayan yargıya yılanlar yuva yaptı.  
Yargının yankısı yok. Yasacının yanıtı yok.  

            Yargının yavuklusu Yasamadır. Yasama, Yargıya yakınlaşamamaktadır.  

            Yargının yengisi. Yengecin yengesi. Yerinde yerinen. Yargıyı yetkisizleştiren yetkili. Yargıyı yıkayalım. Yargı yetkileri, yetkilileri yıkar. Yargıda yığılma. Yersizlik. Yargıya yardımın yolu. Yargıya yakınlaşan yıkımcı. Yıkımcıya yıkılacak yapı. Yangıncıya yangın. Yargıya yasa. Yasaya yurttaş. Yurttaşa yasa. Yaşam yasa. Yaşa yaşa.  

            Yargının yönü. Yaşamla yöndeş. Yaşamaya yönelelim, yaşamaya yazıklanmadan.  

            Yargısal yardımlaşma. Yargıya yama yapmalı. Yamacı. Yama yapıyor. Yargıç yalnız. Yakınlaş. Yok yaklaşma. Yakınlaşacakmışçasına yavaşça yürü. Yolumda yakıntı. Yüreğimden. Yakınma yargının yavaşlığından. Yavaşlatan, yağ yemekte. Yüzü yağ içinde. Yavrusu yargıya yürümekte.  Yağlı yollarda.  

            Yargısında yalnız yargıç, yargısıyla yüceleşir.  

            Yargıtay, Yüce Yargı, Yargı Yolları, Yargıcı .... 

            Yargıya yakıştırılan yapılar. Yapılaşmış yasalarda yaşam. Yaşamsal yaklaşımla yargıya yardım. 

            Yargıya yalan, yılana yular.  

            Yargıya yalanla yaklaşma, yanarsın.  

            Yargıya yazık. Yasamaya yazık. Yurttaşa yazık. 

            Yargıya yılgınlık, yıkıntı yakışmaz. Yargıyı yozlaştıran yargılanacak.  

            Yargıyı yabalayan yurduna yabancılaşmış yurttaş, yabasını yitirdi. Yabandefnesini yoldular. Yabanenginarı, yabaneşeği, yabangülü yan yollarda yabankazını yağladılar. Yaşamı yabanileştirenler; yabanhavucu yoksa, yabanilahana, yabaniıspanak, yabaninciri yemeli, yabaniyasemini yolmalılar. Yasayı yolmadan, yargıyı yakmadan, yasamayı yutmadan. Yabanikimyon yakalanıp yargılandı. Yaşasın Yargı! 

            Yargıyı yalayıp yutan. Yargısal yelkovan. Yelkenlinin yalvardığı yel. Yargının yitirdiği yollar. Yargı yollarında yitirilen yaşamlar. 

            Yargıyı yıldıramadı. Yıldız yağmuru yılgınlığı yıkadı. Yılışık yağmurcu yıldı yalnızca.  

            Yargıyı yüzüstü bırakan. Yüzükoyun yatırıp yüzen. Yüznumaracının yüzölçümü. 

            Yargıyla yumruklaşan, yuhalayan, yaşamı yataktan yöneten yöntemsiz yönetici. Yugoslavya’da, Yunanistan’da, yurdumun yaylasında Yaylaçiçeği.  

            Yarımca’da yarımgün yarım yamalak yarenlik, yordu yağmuru. Yarımkürede yarımkanatlıların yaşamı; yarısı yaşam, yarısı yarısaydam. 

            Yarınki yaşamı yaratacak, yıldızlara yol yapacak yasacı; yarımadada yarım yapıda yaşıyor. 

            Yasa, yazıldığında yenilenmeye yazgılıdır. Yenileştirilemeyen yasalar, yaşama yenilirler.  

            Yasa, yurttaşla yaşar. Yaşar, yasayla yargılanır. Yurttaşların yasasıyla. 

            Yasacı, yasakçı, yüncü yan yana yattılar. Yargı yaslı, yatmadı.  

            Yasadışı yaşam, yerkabuğunu yaramadı, yargıyı yıpratmakta. Yasacı, yargıya yasa yap. Yargılasın. 

            Yasadışı yurttaşa yasa yok, yaşamı yayla. Yaşamı yasal yurttaşa yaşam yokuş. 

            Yasalar yalınlaştırılmalı. Yargıya yaklaşımdaki yöntemsizlik yadsınmamalı. Yurttaş yargının yargısını yadırgıyor. Yurttaşı yargıya yadırgatan, yadırgayışı yalanlıyor. 

            Yasama yemliktir, yargısı yanlıştır. Yasama, yurttaşın yüreğidir. Yüreğinde yılanları yaşatma. 

            Yasamadaki yolsuzluklar yargılanamazsa, yurttaşın yüreği yasaya, yasamaya, yargıya yakınlaşamaz. 

            Yasamayı yöneten yönetici, yasa yapanlardandır.  

            Yasanın yazdığı yurttaş yaşamda yok. Yaşamdaki yurttaş yasada yok. Yurttaşa, yaşama, yasaya yabancı yasacı, yaşamı yazıyor, yasa yapıyor.  

            Yasayı yargıç yorumlar, yaşamı yurttaş. Yargıcın yanlış yorumuyla yitiren yurttaşın yolu, Yargıtay’dır. Yargıtay’ın, Yargılıkların Yasası yeniden yazılmalı.  

            Yaslansa yaslı yürek yüreğine, yastığına, yorganına, yatağına. Yazlasa yüreğinde. 

            Yaslı yüncü yasaları yargıladı.  

            Yaşam, yumurtadır.  

            Yaşamak. Yakılmadan, yıkılmadan, yorulmadan, yılmadan.  

            Yaşamamışın yalanı yoktur. 

            Yaşamı yasadışıydı; yasadışı yaşamını yasalaştırdı, yüzünü yitirdi yalnızca. Yaşamına yasa yaptırtan yüzsüz.  

            Yaşamı yaşa, yazılmışı yineleme. Yaşanmışlıkları yaşayarak yazsana. Yarısaydam yaşamında yardakçı, yardakçılık yarışında. 

            Yaşamı yorucu, yolgeçen yüreğinde yalnız. Yolunmuş yonca. 

            Yaşamın yörüngesi; yurttaş, yasama, yargı. 

            Yaşamını yalvaçlaştıran yalancı, yargıya yalvaracak. 

            Yaşamla yüzleşmek yürekliliktir. Yüzsüzler yüzleşemez. Yüzgörümlüğü yükümlülüğünden yıldı; yavuklusu yüzüstü yattı.  

            Yaşamları yarıştıran yaratan. Yorumcu yasayı yorumladı; yaşamı yasalaştıran, yorumunu yazdı. Yayılan yalan, yayanı yuttu. Yardımsever yüzlü, yarımasalak, yarınki yalanlarını yazmakta. 

            Yaşamları yönetmeye yeltenen yetenek yoksunu yönetmen, yoğun yurttaş yağmuruna yakalandı. 

            Yaşlılık, yassılaşan yaşam. 

            Yatsıya yakın yakarışları yazıp, yaratana yollamalısın.  

            Yaya yurttaşın yaşantısı yokuşumsudur.  

            Yayan yapıldak. Yazar yapayalnız, yazar yargıyı. Yazmaya yargılı. Yaralı. 

            Yaygın yanlış. Yanlışı yaygınlaştırmak. Yanlışı yasalaştırmak. Yasamaya yaslanıp yasaları yadsımak.  

            Yayımcı yazılanları yayınevinde yaktı. Yazarını yobazlar yakmıştı ya. 

            Yaylandı yağmurda yaprak. Yasemin yoğurt yerken, yoğruldu yüreğinde yalnızlık. 

            Yaz! Yazmalısın, yazmalıyız. Yazışmalıyız. Yaşamalıyız: Yaşamı, yazdıklarımızı. Yaşadıklarımızı yazmalılar. Yazarlar.  

            Yazanı yazdıkları yatıştırır, yarıştırır. Yalvaçları yarıştırıyorlar yazdıklarıyla. 

            Yazdıklarını yırttı yalvaç. Yazgısı yalnızlıktı. Yalnızlığını yorumladı, yargılayamadı yaratanı. Yargısını yasa yaptı. Yoğurdu yasaları, yorulmadan. Yoğurdu. Yoğun yağmur yollara yoldaş. 

            Yazıhane yazılaşan yaşanmışlık. Yargıya yolcu. Yazan. 

            Yazıhanede... 

            Yazmak, yazışmak.  

            Yazmanın yazdığı yalansız: Yarışı yitiren yarışçının yellendiğini yazdı. Yazık yarışları yitirip, yaşamda yosunlaşanlara. Yorgancı yorulmadı. Yontucu yaratanla yarışmakta.  

            YE 
            Yediemindeyken yargı, yediemini yediler. Yediemini yiyenleri Yediler yargıladı. Yargıyı yedirmediler.  Yeleklenecek, yüreklenecek, yücelecek yargı.  

            Yediverenin yeğlediği yağmurda yanağını yanağıma yakınlaştır, yakın yürüyelim, yorulmadan. 

            Yeğenler, yiyenler yemekte, yiyemeyenler yutkunmakta.  

            Yelkeni yırtık yelkenli. Yelkovankuşlarıyla yelkenli, yargıya yollandı.  

            Yeminini yalayıp yutana yuh! 

            Yemişçi yediklerini yöresindekilere yedirmedi.  

            Yemyeşil yuvarlakların yutulan yalanları, yüreğin yanıklığındandır.  

            Yengecin yapısı, yapıbilimcinin yeteneği. 

            Yeni yargı yılında yargı, yitirilmiş yıllara yandı. Yüzük, yılanın yuvasına yuvarlandı. Yangıncı yerinde yaylandı.  

            Yerçekimsiz yargıevine yağmur yağdı.  Yasalar yağmurda yıkandı. 

            Yerde yenilen yemek. Yemekte yargılanan yaşam.  

            Yerel yargıç, Yargıtay yargıcı. Yargıcın yaşamı. Yargı yolunda yayan yargıç. Yarım yargılık. Yargıya, yargıca yüklenen yaşam. Yasama, Yargı’ya yakınlaşmalı.  

            Yergicide yalan yoktur.  

            Yerinden yönetimin yasaları, yeniden yazılmalı. 

            Yerli yemişler yitirilmesin. 

            Yerli yerinde yerküre, yaşamlar yitik. Yitirilmiş yaşamlarla yerli yerinde yerküre. 

            Yerli yerinde yeryuvarlağı. Yani yalnızca yeni yıla yüklemiş yorgunluklar. Yazıksız yaşamamışlık yaşlarıdır, yuvarlaklarda yağmurlaşan. Yazık, yaşanmamışlıklara.  

            Yerli yersiz yerinirdi, yolsuzdu yuvasızdı. Yaşamını yitireli, yatıyor yerli yerinde. Yazıtında “yaşamıştı” yazıyor. 

            Yersarsıntısında yolunu yitirmedi. Yargıyı yitirmekte yürürken. Yıldıztaşları yağıyordu yola, yorgancı yargıya yorganını yaydı. Yargıya yorgan, yola yolcu, yargıya yargıç.  

            Yetke yerde, yuvarlanıyor.  

            YI 
            Yılanımsı yürüyüşü, yılışık yüzüyle yüzsüzlere yoldaş.  

            Yıldızlar, yanık yüreklerin yücesel yorgana yansımasıdır. Yorgancının yıldızları. 

            Yıllanmış yatağın, yorganın, yastığındı yüreğim. Yüklükte yalnız, yıllardır. 

            Yıllar yurttaşla yuvarlanıp yıllandı, yurttaş yamrulup yoruldu yalnızca; yamuk yumuk. 

            Yılları yollaştırıp yürüdüler. Yitik yüzlerle yolcular yardımlaştı. Yürümekten yılmadılar. Yürümekteler.  

            Yıllarını yağmurcuya yıkattı.  

            Yılmaz yıkıldı. Yıkılmasa yılacak, yorulacaktı.  

            Yırtık yün yeleğini yüreğine yasladı. Yüzüğünde yarım yürek. Yarısı yüreksiz. 

            Yırtmacın yırtılsın yosma. Yurttaşsız yurdu yönetmekten yorgun yönetenler. Yargıçsız yargının yolcuları.  

            Yİ 
            Yinelendi yargılama. Yargı yenilenemedi, yenilmekte. 

            Yinelenmiş yaşamını yaşamakta; yaşamı yancümle. Yandaşı yok, yargısı, yanılgısı yok, yankısı yok, yarıiletken. 

            Yitirilmiş yılları yola yaydı. Yağmur yağdı.  

            YO 
            Yobazın yüreğindeki yangın. Yobazın yumurtladığı. Yosunlaşmış yüreğiyle, Yunus’u yaratana yalvartan.  

            Yoga yapan yapar. Yapmayan yapmaz.  

            Yoğurdu yufkayla yiyip yargıyı yayıkta yoran, yattı yüzüstü. 

            Yoğurt yüzlü yargı. Yoğurt yüzlü yargıyı yüceltelim. Yücelelim. Yasama, Yargıyla yürümeli. 

            Yok. Yoktun. Yoksun. Yokum. Yokuz. Yok, yok; yalnızca yalnızlık, yoklukta. 

            Yokla yasayı. Yumuşaksa yırt. Yırtılmazsa yargıcı yak. Yargıyı yak. Yaşamı yak. Yazarları yak. Yanma. Yalan yalvacın yazdıkları. Yalan. Yılana yapıştırılan yafta: Yargısız yargı.  

            Yoklama yapılamadı; yoklamacı yoktu. 

            Yoklama yapıldı; yoktu yasa, yargı yoktu.  

            Yokluğunla yanıyor yüreğim, yazıyorum.  

            Yokluktan yorgun yurttaş, yürü yarınlara, yürüyebilirsen. 

            Yoksul yüreğiyle yaşamı yoksullaştıran, yaşadığı yaldızlı yalıda yalnızca yoğurt yiyebiliyor. Yahni yemesi yasak. 

            Yokuşlarla yorgun. Yaylada yaşamamış.  

            Yolağzında yargı. Yolunu yitirmiş yelkenliye yıldız. Yosunlaşan yargı, yetkisiz yetke. Yargıya yoldaş, yüreğimdeki yavuklu. Yaşamı yitirmişliğin yoksulluğu. Yıpranan yıllar yırtılmakta.  

            Yoldaşlığa yol, yöneticiye yolluk.  

            Yolları yutan yılan, yalanı yutmadı, yutamadı. Yaşamı yılandan yüce yaratık, yalanı yalayıp yuttu, yutturdu. Yutturmakta. 

            Yolsuzdu. Yolunu yitirmişti. Yoklaya yoklaya yılları, Yozgat’a yolladı yüreğini. Yolu yoldu. Yürüyemedi. Yorgundu. Yüzlerce yol yüzünde. Yivleşmiş yüzünde yıllar.  

            Yolsuzluk, yolun yasadışlığıdır. Yasal yollardan yemek, yiyeni yüceltir. 

            Yorgancı yorganı yaktı. Yıldızları yudumladı, yıldızlaştı. Yanık yorgan yıldız yıldız yaylaya yayıldı.  

            Yorgancılık, yorulmadan yorumlamaktır yaşamı.  

            Yorulan yorulsun, yosunlaşsın. Yorulmayanlarla yürüyelim, yolumuz yeryüzünde, yurttaşlık yolu. Yıldızlaşan yurttaşlarla. 

            Yönetici yurttaşların yaptığı yönergelerle, yargıyı yıldırtan yılanlar yıldırılmalı.  

            YÖ 
            Yöneticiler yerine yüklenimciler, yurdu yüceltmeyi yüklendiler. 

            Yöneticiyi, yalvar yakar, Yüksekova’ya gönderdiler.  

            Yönetici YARGI’yı yüreklendirmeden, yargıca yükleniyor. 

            Yönünü yitirmiş Yargı, Yurttaşını yitiren Yargı, yargıcını yiyen Yargı. 

            Yöneltilmiş Yargı. Yurttaşa yönelmiş Yargı. 

            Yönetmelikte yaşayan Yargı. 

            Yönetmen Yargı’yı yönetemez. Yönetmemeli! 

            Yöresinde yılanlar yuvalanmış Yargı. 

            Yörüngesinde yalnız Yargı. 

            YU 
            Yudumladığıyla, yıllarını yuttu. Yalnızlığını.  

            Yufkaböreğine yumulan yumurcak, yaşamı yufkamsı yorumluyor.  

            Yukarda yaratan, yeryüzünde yurttaş. Yurttaşla yaratan yağmurlaştılar. Yaylalar yemyeşil. 

            Yukardan yere, yerden yukarıya, yeryüzünde yaratılan; yine yalnızlığı yaşatıyor yarata. 

            Yumruğu, yumurtaya yetti.  

            Yumurta yeme yarışında yarışan yöneticiler, yedikleriyle yüceldiler. Yazık yumurta yiyemeyen yurttaşlara. 

            Yumurta yüzlü yoğurtçu.  

            Yumurtanın yarısı ... Yarım yumurta. Yaşamın yarısı, yarası. Yarasanın yası. 

            Yumurtlamanın yasası yok; yumurtlayan yumurtlayana!  

            Yunanlı yahudibaklasını yedi. Yakındoğu’da yaşayanlar, yaşananlar; yaşayanların yaşadıklarını yazanlar. Yaşamı yalayıp yutanlar. 

            Yurdu yüceltmekte yorgun, yekdiğerini yalnızca yuhalamakta yetenekli yurtseverler, yönetimde yuvalanıp yurdu yiyip yutmaktalar. 

            Yurdumda Yargı... 

            Yurdunda yerleşemeyen yurttaşın yolu, yurtdışı.  

            Yurdunun yılmaz yüncüsü. Yargı yeraltında yürüyemiyor. Yeraltında yıkanan yünleri yüncü yelek yaptı. Yelkenci yelken. Yastık, yatak, yorgan yapıldı yünden. Yetenekli yüncü, yün yumağını yuvarladı. Yağmurkuşağında yabangülü. 

            Yurtdışında yerleşik yılan. 

            Yurttaş, yapıcıları yarıştır. 

            Yurttaş, Yasama (Yürütme), Yargı.  
            Yurttaş, Yasama, Yargı. Yargıevinde yaşamı yargılamaktalar. Yangıncı yangını yavaş yavaş yelpazelemekte. Yağmurcu yokken. 

            Yurttaşa yalın yasa, yalın Yargı. Yargıya, Yasamaya yurttaş. 

            Yurttaşa yutturulan yumurta. Yılanların yumurtası. Yavrulayan yılanlar. 

            Yurttaşı yüreklendiren, yürekleri yeşerten. Yükümlülüğüyle yüklü yönetici, yasaları yüzdürdü. 

            Yurttaşın yolladığı yazıya yanıt yok. Yanıtlayabilecek yok, yazacak yok. Yurttaş yazmakta yine. 

            Yurttaşın yuvasını yapanlar, yargıya yapı yapamıyor. 

            Yurttaşın yükümlülüğü yasal yaşamaktır.  

            Yusuf yağmurda yamçısız, yalnız yürüyor. Yusufçuk Yusufcuk. Yargı yorgun. Yargı yalnız. Yargının yalnızlığı yansıyor yansız yamaçlara. Yansız yargıda yangın yayılıyor. Yapıcı yapı yapıyor. Yapayalnız yolda yapay yolcular yürüyor. Yapay yargı. Yayında yaygara. Yitirilmiş yay. Yay, yitirdiğine yanıyor.  

            Yusyuvarlak  yaşamında yuvarlanarak yaşadı; yerden yere.  

            Yusyuvarlak yalanı yokuştan yuvarladılar. Yalan yassılaştı. Yassı yalanı yastık yapıp yattılar. Yorganları yoktu.  

            Yutkunarak yumuldu yuvarlaklara. Yorgansız. Yalansız. Yasaksız. Yalın. Yüzler yakınlaştı. Yüzler yüzleşti.  

            Yuttuğu, yutturduğu yalanlarla yaşadı, yaşamını yalansız yitirdi yalnızca. 

            Yutturmacı yaşamda, yutturan yutturana. Yut, yak, yol. Yazık yapılanlara, yazılanlara, yaşananlara. Yazık yargıya. 

            YÜ 
            Yücelerden yücesin, yurdumun yoksul yurttaşı, yüreği yoksullardan yüce. 

            Yükleniciyle yönetici, yüklerini yurtdışına yolladılar.  

            Yükünden yüksünen, yükünü yola yaydı. Yoldaydı yarım yüzler, yarısı yanık yüreklerle. Yanmış. Yaşlı yufkacının yufka yüreği. Yağmacı Yener’in yufkası. 

            Yüncünün yasası. 

            Yüreğim yalnızlığa yargılı.  

            Yüreğim, yüreğinle yüklü. Yürekli. 

            Yüreğimin yazlığı yüreğindi. Yitirdim. Yazdan yaza, yaza yaza, yazışalım. Yazıdan yazıya, yurttaştan yurttaşa. Yurttaştan Yasama’ya, Yargı’ya. 

            Yürekliydi, yürüdü. Yüreği yere düştü. Yüncü yerdeki yüreği yağmurla yıkadı. Yüreğiyle yüzleşti yüncü, yorgancı, yargıcı. 

            Yürütme’yi yürüten Yasama, yargıyı yavaşlatıyor. 

            Yürüyüşü yavaşlatan yağmur. Yaşayan yangın. Yanan yapı, yanan yasa, yanan yargı, yanan yurttaş. Yakan, yaktığıyla yanacak. 

            Yüz yürekli yiğitler yok. Yüreksizlik yürümekte. 

            Yüzbaşı yurtseverdi. Yürekliydi. Yükümlüydü. Yılmazdı, yorulmazdı; yüreği yerçekimine yenilmeseydi. Yengecin yürekliliği, yediği yürekten. 

            Yüzergezer, yanardöner, yüzleştiremezsiniz yüzüyle. Yüzdeyle yaşar, yazar. Yasamaya yapışan yuvarlakağızlılar. 

            Yüzgeçleriyle yazdı yaşadıklarını. Yeniyetme yenidünyada yükseldi.  

            Yüzü yorgun, yüreği yedi yiğit yüreği. 

            Yüzücü yılları, yargı yalanı yuttu. Yargıya yalan yutturan yuvarlakağızlıları yönetici yaptılar. Yumuşakça yuvarlandı yavrucak. Yüksekokula yazıldı. Yükseldi. Yurdu yönetiyor. 

            Yüzükparmağına yuvalanan yüzük yüzünden yavuklusunu yitirdi.  

            Yüzüne yöneldim, yolunda yitirdim yıllarımı. Yaşamadığım yıllarımda yaşlanmışım. Yüreğim yorulmadı. Yönüm, yüzündür yine. Yıllarım, yüncüde. Yün yorganlarda yaşanmışlıklar. Yaşamışlığımızdandır yüzündeki yabangülleri. Yüzlerce. 

            Yüzünü yüreğimde yudumladım. Yağmurluydu yollar. Yüzüm. 

            Yüzyıla yürümekte yargı. Yollarla, yıllarla, yurttaşlarla. Yüzer, yüzdürür. Yüzleşir, yüzleştirir. Yüzlerdir yargı. Yüzlü yüzsüz yurttaşlara yüzdür. Yürürlüktür. Yürekliliktir. Yargı, yorulmasız yürüyüştür. Yurttaş, Yasama, Yargı. Yazmak, yaratanın yalnızlığını yaşamaktır. Ya!