AYNACI  
İNSANLA AYNA ... 

           Lafa ilkin, aynaya ‘Bakan’dan  başlayalım ( bakıp da anlamayana hu! ) : 

          Kimi insan, yalnızca onun olan aynasına bakar: Başarısı, arabası, ondadır / oradadır.  Parası, aşkları, tasaları da. 

            Kimisi, ara sıra aynasına bakar: Başarısızlığı, yaşamışlığı o aynadadır. Parasızlığı, umudu, üzüntüsü... 

            Kimi insan, aynasına bakacak kadar kahraman olamaz. Başkalarının aynalarına bakar. 

            Kimisi, aynasıyla karşılaşacak kadar kahraman olsa da, bakmaktan kaçınabilir. Başkaları aynasına baksın arzular. 

            Aynasına bakacak kadar kahraman olmasa da kimisi, bir an olsun karşılaşmayı tasarlar. 

            Kimi, aynasına, bakmayı düşündüğü andan başka bir anda, ansızın bakar / bakmış olduğunu algılar / anımsar. 

            Kimi insan, aynası olduğunun ayırdında olamaz da, bir aynası olsun düşünü kurar daima. 

            Kimisi, aynası olduğunun ayırdında olmayan insanlara hakikati sunar. 

            Ya da sunmaz da, uyarmaz da. Bir gün nasılsa anlayacaklarını umar. 

            Kimi insan, tüm insanların mutlaka bir aynası olup olmadığını / olmasının koşul olup olmadığını düşünür. 

            Kimi insan, aynasına akşamları bakar. Kimisi, yalnızca gündüz bakar. Kimisi akşamdan akşama bakar. Aynasını çantasında taşır kimisi. 

            Kimi insanın aynası, o ayna onun olduğundan bu yana kırıktır. Kimininki sonradan kırılmıştır. Kırık olsa da, kimi insan aynasını asla bırakmaz. Kimisi kırık aynayı uğursuzluk sayar. 

            Kimisi, kırık aynasını yapıştırmaya çalışır. Aynanın kırılmışlığı olgudur, kavramsaldır, algılanabilir. Aynadaki kırık yaşamlarsa, duyumsanabilir / anımsanabilir ancak. 

            Kimisi, başka bir ayna alsa da, ara sıra da olsa, kırılmış aynasını düşünür. Başka bir ayna aldığında, ilk aynasını unutur, unutmaya çalışır, unuttuğunu sanır, sonunda unutmuş gibi yapar. 

            Kimisi unutur, kimisi asla. 

            Kimi insanın çok aynası vardır. 

            Kimi insan, aynasıyla şakalaşır. Kimisi şakalaşmaz, yalnızca konuşur. 

            Kimisi, aynası- 
                                    nda boğulur. 
                                    yla boğuşur. 

            Kimi insan aynasıyla, yalnızlığını paylaşır. Kimisi tüm varlığını. 

            Kimi insan, aynasının yalancı olduğunu, ona bakarak haykırır. Kimisi arkasını dönüp. 

            Kimi insan aynasının tozunu bizzat alır. Kimisi bunu alışkanlık olarak yapar, kimisi yalnızca ayna için. Kimisi için ayna, aynadır. Tozunu başkaları da alır / alabilir. 

            Kimi insan için ayna; 
                                                bir tanık 
                                                dilsiz bir tanık 
                                                konuşma kıvamında susturulan bir tanık 
                                                asla konuşmayacak bir sırdaştır. 

            Ayna, duruşuna nazaran, yakın ya da uzak, 
                        ama kuşku- 
                                                lu, 
                        ama 
                                                suz  / göz göz,  sanal, ya da hakiki bir bakıştır. 
 

            Kimi insan, ayna hakkında yazmayı saçma bulur. Kimisi, aynalı şiir yazar, aynaya rujla not yazar. 

            Kimi insan için ayna, bakılmaya muhtaçtır. Kimisi için aynaya bakmak, ihtiyaçtır. 

            Kimi insan, aynaya durup durup boş boş bakar; birisini umarak da. 

            Aynaya bakar bir umutla, bir mum yakar. Şarkılaşır ayna. 

            Kimi insan için, ilk “günaydın” son “iyi uykular” yalnızca aynayadır. 

            Kimi insan, aynasıyla ilişkisinin nasıl da mühim olduğunun ayırdında olamaz. 

            Kimisi için ayna; varsıllığın varlığını başkalarına kibarca fısıldamaktır. Bazıları için ayna, tıraş olmak ya da takıp takıştırmak içindir. 

            Kimi insan için ayna, arkadaki gözdür. Barda oturan için ayna, rahatı yudumlamaktır. Kimi insan için ayna camdır, kimisi için kristal. Kimisi için ayna düzdür, ovaldir. Kimi insana ayna, kaçınılmazlıktır. Kimi insan için ayna, karşılıklı yudumlaşmaktır. 

            Kimi insan için ayna, kaçamaktır. Kimisi için aynadan kaçmak, kaçınılmazdır. Aynasından kaçan, bir başkasının aynasında kaçtığına yakalanır. 

            Kimi insan, aynanın sırrıyla alâkalıdır. 

            Çakı çakmak, ayna, tarak aynı tablada satılır. Kimi insan yalnızca arkası boyalı ayna, kimisi yanında, kırılmaz tarak da alır. 

            Kimi insan, bizzat bakmak için, aynasına zaman ayırır. Kimisi aynaya bakacak zaman bulamaz. 

            Kimi insan yalnızca aynada azmanlaşır. Çoğu insan için ayna, cümbüştür; azmanlaşmak, bücür olmak, şişmanlamak, zayıflamak, uzamak, kısalmak, altı üstü bir giriş parasıyladır lunaparkta. 

            Kimi insanların çok hususi aşk aynaları vardır. Gün ışığı, aynalı konsollarda oynaşır (dı) . 

            Kimi insan ayna hakkında yazılanları okudukça, aynasız bir yaşama ilişkin uslamlamaya başlamıştır, başlamış olabilir / başlayabilir. 

            Kimisi yalnızca ayna’sızlığı... 

            Kimisi aynaya dair yazılanları okudukça,  civarda amma da çok aynalı olduğunu düşünmüştür, tasarlamaya çalışmıştır / ya da hiç. 

            Kimisi yalnızca ayna’lı... 

            Kimi insan aynalarla barışıktır, kimisi küskün. 

            Zâtıyla barışık olan, aynasıyla da ... 

            Kimi insan için aynaya bakmak, umursanmayan alışkanlıklardan yalnızca birisidir. Oysa, günlük bakışlarımız aynalardadır. 

            Kimi insan ara sıra aynasındadır, ara sıra dışında. Kimisi ya mutlaka aynadadır, ya mutlaka dışında. 

            Kimi insan umumi ayakyolundaki aynaları son damladan sonra unutur. Kimisi dönüp bir daha göz atar (niçin baktığını da ancak zatı bilir). Lokantaların ayakyolundaki ayna önü konuşmaların konusu,  masada oturanlardır. 

            Kimi insan ayna olduğunu düşünür; yaptığınızın aksini yapar. İnsanların bir yanı aynadır; kimisi bunun ayırdındadır, kimisi asla. 

            Kimi insanın tüm işi,  ayna’dır. 

            Kimisininki aynadır; aynayla - ayna karşısındadır. 

            Kimi insan için ayna, başkalaşım noktasıdır. Kimi insan aynadan çok onu kuşatanla alakalıdır. 

            Yaptığım iş, kimi insan için; “Adamın işi gücü yokmuş, aynayla bozmuş, oturmuş yazmış“; kimisi için, “ Adam, aynaya bir adım atmış...” tır. 

            İnsanlar aynalarıyla / aynalarında özgürdür. 

            -Dur, bir yudum daha almadan aynaya bir bak bacanak: Bildiğin aynaya! 

            Ayna... 

            Günaydın ayna ... 

            Giriş aynası ; GeLeNe  gülüş – ayrılana hüzündür. 

            Salon aynası ; sanal bir uzamdır. 

            Banyo aynası; BeDeNe kılavuzdur. 

            Aynalı sandık yoldaştır. Umuttur. Hayâl mutfağıdır. 

            Kimi giysi dolabı aynalıdır. Tüm aynalı giysi dolaplarında, kocaman bir oda vardır. Aynalı pirinç karyola, rüyâların muhafızıdır. Aynalı giysi dolabı, yanında aynalı pirinç karyola bulunan oda, uzamın da zamanın dışındadır. Dört duvarı aynalı yatak odası, çoğu konutta yoktur. 

            Ayna, çokluktur. Politikacı için ayna, coşkun kalabalıktır; yalana çalışmaktır. İş insanı için, durum saptamasıdır. İnşaat işçisi için ayna, ıslatılmış saçlarda ünlü bir türkücü düşünü kurmaktır. 

            Sürücü için ayna, arkadaki gözdür. Önüm, arkam, sağım solumdur. Kasap, manav için ayna, ürün varsıllığıdır. Kuaför için ayna, işin sunuluşudur. Gururdur. 

            Ayna, Arzu’dur, arzulamaktır, münhasırlıktır, Onur’dur, Can’dır, Nuray’dır yani. Sonsuz kişiliktir. Bakış açısıdır. Ayna; günah çıkartılandır, kuşkuluya kuşkuyla bakmaktır, özgürlüktür. Tutulacak sözdür. Zamansızlığın özrüdür : “Kusura bakma, aynaya bakacak zamanım yoktu. “ 

            Hastalığın da duyurucusudur. Ağza uzatılan aynanın buğulanması, yaşam kanıtıdır. Tutsak kuşun ulaşamadığı aşkıdır. Ayna avunmaktır, bakanla ağlayandır. 

            Ayna, masallarda sihirlidir : “ Ayna ayna anlat  bana, başka kim var bu dünyada...” Ayna, arzudur, çabadır. Umuttur. Uğurlayan, bırakılandır. Dokunmadıkça başkası, bıraktığın gibi durandır. 

            Ayna, bakanın baktığına, kısa ya da uzun yolculuğudur. Aynaya bakan tanrısını görür. Kırılmadıkça zamanla inatlaşan aynalar, bakanın tanrısıdır. 

            Aynaya bakmak tartışmaktır, tapınmaktır. Kuşkudur, acabadır. 

            Ayna, “bana karşı varlığım“ dır. 

            Ayna, Hafıza tanrıçasına adaktır. Yumruklaşmaktır; duruşma salonu, sanık, savcı, yargıç, avukattır. Olgunluk gözcüsüdür. Sakal, bıyık muhbiridir. Dudakların ilk boyanışıdır. Kimi durumlarda, acil yardımdır. 

            Ayna, varlığımızın tanıtıdır. 

            Ayna, sunandır. 

            Ayna olayları karşıtıyla da yorumlamaktır. 

             “Aynası olmasıydı, kadınlar araba kullanır mıydı...” bilmiyorum ama çoğu insan  Aynalı Fırın’ın adını dahi duymamıştır, biliyorum. 

             ‘Ayna tutmak’, sokak başından aşkına ulaşmaktır. Bazılarının işi daima aynadır. 

            Ayna, hohlandığında yazı tahtasıdır. ‘Yapmamaya’ kulptur. “İç” yolculuğun başlangıcıdır. İç ağlayışın dış tanığıdır. Ahların ağzı sıkı ortağıdır. Günlüktür. Ruhsal alaboranın onay makamıdır. Aldırmaktır / aldırmazlıktır. Arzulanan yüzü aramaktır.  Andırıştır. Ayna, açık avuçtur. 

            Aynaya bakış, yüzün akordudur. 
Kusulmuş hışım, parçalanmış aynadır. 

            Ayna; okuyana kartpostal, bakana kayıttır. Bakan’ın pişkin gülüşüdür. 

            -Bildiğin ayna bacanak, gördün mü bak... Hadi bir daha bak bakalım aynaya. 

            Aynaya dair ... 

            Aynanın sırrı arkasındadır. Tüm aynaların sırrı vardır. Yaşanmışlık, zaman içi’ liktir; aynada zaman yoktur. 

            Ayna aynaya baka baka kararmaz. Aynayı karartan ona bakandır. 

            Aynamız karşımızda olsa da, varlığımıza asla karşı çıkmaz. 

            -Sanık, ayağa kalk !  Aynaya bak. 

            Duruşma salonlarında ayna yoktur. 

            Aynaların tartılabilir, tartılamaz ağırlıkları vardır. 

            Ayna, bakışların uzunluk ölçüsüdür. 

            ... 

            İlk aynamı özlüyorum. Başka bir ayna daha... 

            - Bak şu suratına...Bu bakışlar... Aynanı al... bağıra bağıra konuş, anlat, dök içini, kus. Yıldırım çakar bakışlarında hani olur da. Kus olanı. Kus ki, yıldırım çakan gözlü bir aynan olsun.  Bakışların aynalaşır da, ayna da olursun hani. 

            Ayna, bakan surata akan yüzdür. Tanıdık, tanımadık, bildik, yabancı... zamansız yüzdür. Bakmış olanın gördüğü artık, aynalaşmıştır. 

            Yüzdür yüzünü zamanın yüzsüz aynasında. Tapınmak aynalaşmak, aynalarda / aynalarla dörtnala. 

            Bakanın bakılanda görüp, bakılanın da bakmasında yarar olduğu sanılan ‘durum’u, bakılana aracısız ulaştırmanın kısa yolu, bakılanı aynaya bakmaya inandırmaktır : 

            -Nasıl bir surat bu? 

            -N’olmuş ! 

            -Baksana aynaya. 

            Aynaya bakış, acabadır.; kuşku kapısını acaba anahtarıyla aç, kapının ardında hakikatin aynası var. Aç da gör, sakın korkma. 

            İki gözünü yummadan, asla yummadan baktı aynaya. Bir daha... 
Gördüğünü algıladığında duraksadı :  -Oku ! diyordu gördüğü (sanki mi, sanal mı, vakıa mı...). 

            Okurum aslında [düşündü (ya da mırıldandı)]. 

            - Oku !... 

            Daha güçlü duydu şimdi aynı komutu 

             -Oku! 
                        (duyumsadı mı yoksa...Ya da  sandı mı...). 

            Suskun avaz olur mu... Düşündü . Bağıramadı ama avazı çıktığı kadar. 

            Bu görüntü, bu çığlık, bu bakan... Bu ayna... 

            Yumulduydu iki gözü. Sımsıkı, hiç açılmamacasına hani. Sonra âni bir kararla kocaman açıldı. 

            -Ayna, aynaya bakmak da mühimmiş yani, bak okudukça anlıyorum. Hani yani, aynası sağ olsun bu kitabı yazanın. 

            -Tamam artık. Buraya kadar. Gidiyorum. 

            -Yapamazsın; aynalı vagonlarda yolcusun. Bir vagondan başkasına, ama daima aynadasın, ayna... 

            Aynaya bakıyorsun, ayna gibi bakıyorsun,  hani yani boş da bakmasan. 

            Aynaya bakış, kopyalanamaz : 

            Aynaya bakmak için baktı ilkin. Sonra gördüğü için. Sonra da bu satırları okuyunca... 
            ... 

            Ara sıra bakıyor, ara sıra görüyor şimdi; kim aynacı biliyor artık. 

            Bir kadın, bir adam. Uzanmış gülüyor aynacı, gülüyor ta uzaktan. Bir kadın, bir adam, bir ayna. Ayrı uzamlarda, aynı zamanda. Sabah ya da akşam, ak pak aşklar gülüyor. Çıkmaz sokaklarda aynasını arıyor kadın. Adam da. 

            Bir kadın, bir adam, bir ayna... 

            Aynacıya mızmızlanıyor 
                                                     lar... 

            Aynada maziyi okuyabilir, bugünü anlayabilir, yarını kurabilirsiniz; yüzünüzü tırmalamadan, fazla makyaj yapmadan da. 

            İş aynam, nikâhsız aynam. Bakışıma yoldaş aynam. Çarşıda pazarda çok amma, illâ da aynam, öz aynam. 

            Kamutay toplumun aynasıysa, ya biz başka bir aynaya bakıyoruz, ya da bu ayna başka bir toplumu yansıtıyor. 

            Ya yanlışlık yoksa... 

            Nasıldır aynada sonbahar. Aynasına gömülmüş olan, baktığı kadar uzak, baktığı kadar yakındır. Ölümcül bir öpüş, aynalaşmak, ölü baharda. Aynacının aynalarından bir aynaya aşık oldum. 

            Yazanlar, okuyanlar, oynayanlar, bakanlar... 

            Ayna Tiyatrodur. 

            Hakkımda yazdıklarımı, aynama okudum. Döküldü sırrı (sırlarım). Kamusal sır sanmıştım. 

            Haydi aynaya, aynanıza ! 

            Ya şimdi, ya hiç bir zaman. 

            Ayna, uykusuza yoldaştır. Tutsaklaştırılan zamandır. Dünya küçük, insan büyük bir aynadır. 

            Ayna – İnsan ... 

            Bir gün insan, varlığını aynasında görmüştür, ya da görür bir zaman nasılsa. Gözünü yummadan bakmış mıdır... ya da bakabilir mi... Bakacak mıdır, bakmalı mıdır??? 

            -Bu kadar uzun bakmazdın bana ! 

            -Daima bakardım, bakarım. 

            Sırrını aynasıyla paylaşana, aynanın aşınan sırrına bakmak ölüm gibidir. 
Bir cumhurbaşkanının, bir başbakanın, bir bakanın...aynası,  ‘konuşmama‘ yükümlülüğü altındadır. Kamunun kimi aynaları, hususi  sırlıdır. Kimi aynanın sırrı, ayrıca hususi örtülüdür. Kamusal aynalardan dökülmüş sırlar, toplumsal şaşkınlık yaratabilir, hukuku anımsatabilir. 

             “ Yüz, ruhun aynasıdır “. Ruhunu satmış olanların aynaları yoktur. Aynalı sazan ... Aynalıkavak ...  Aynalı yarim. 

            Sokağa çıkmanın izni aynadadır. Ayakkabının parlaklık ölçüsü aynadır.  Arabamız da ayna gibi parlar. Kimi, kimi zaman ayna gibidir. 

            Aynaların hafızaları yoktur (vardır ), (olabilir ). 

            Ayna, umuda çakan bir çift yıldırımdır. 

            Aynacı dükkanında oturan insanı aynacı sanmayın; o, yalnızca o an için orada bulunmakta olan birisi olabilir. 

            Siz bakmasanız da ayna bakar, bakar... sonunda bakışırsınız. 

            Karşılıklı iki aynanın ortasında durup, iyiyi ya da kötüyü gördünüz mü ... 

            Anya; bakışların kördüğümü, ördüğüm öykünün çözümüdür. 

            Aynalar alınır-satılır, kiralanamaz. 

            Ayna mı hakikat, yaşam mı... hakikat olan bakan mı,  aynadaki mi... aynaya bakan kim... aynadan bakan? 

            Ayna, bakana muhtıradır. 
            Aynaya bakmak, ısmarlanmış yüzün provasıdır. Ayna, ıskalanmış yaşam; zamanda çırpınıştır. 
            Ayna; savlık, savunma, “Yargıtay yolu kapalı” hükümdür. 
            Ayna, bakana hükümdür / hükümranlıktır. 
            Ayna huzursuzluk, hiç yoktan doğan hınçtır. 

            Ayna 
            hiçbirisi 
            tümü 
            bazısıdır. 

            Aynaya bakış açık bonodur. Aynaya bakış, günün açılış alayıdır. 
            Ayna, ayaküstü ahbaplıktır. 
            Ayna albümdür. 

            Ayna, karşılıklı bağımlılıktır. Ayna bakımyurdudur, Ayna başoyuncudur. Ayna bakanla çoğalır. Ayna, çıkarcının, ‘olmazsız’ rakibidir. Aynaya bakış akıl göçüdür, karma fiildir, iki gözün bombardımanıdır. 

            Ayna, adli tatil yazısıdır. 

            Ayna bulmaktır, buluşmaktır. 

            Ayna canlanmaktır, canlandırandır, canlı yayındır; zata mahsus yayındır. Caydırıcılıktır. Aynanın içi zaman üstü, uzam üstüdür.  Parasız yolculuktur. Aynaya bakmak harçtan muaftır. 

            Ayna oyçokluğudur. Övgüdür. 
            Ayna varlıktır, yokluktur. Bir varmış bir yokmuş’luktur. 
            Ayna, dayanışmadır. Yaşanmış-(tan) -lıktan arta kalanı damıtmaktır. 
            Ayna, ıslıklamaktır. Kırklara karışmaktır. 
            Ayna yüzün ambarıdır. 
            Ayna kovuşturmadır. 

            Ayna kişinin baktığına varmasıdır. Vah vah’tır. Aracısız buluşmadır. Vakitli vakitsiz konuşma, patavatsızlıktır. Aynadaki bakanın varisidir. Yan bakana aksi bakandır. Yapayalnız, yapayalnızlıktır. Yüzsüz bırakılan, yüzüstü bırakılamayandır. Daima tanıdık bir yüz bulunacak son bardır. Aynaya bakış, hazır olmak savının ispatıdır. Ayna; -Yakıştı mı? sorusunun onay makamıdır. 

            Ayna şahsi romandır, dizidir. Ayna sonsuzluk, sorunsuzluktur. 
            Ayna, bakışlar hariç, mirasa dahildir. 
            Ayna, yaratanla yaratılanın buluştuğu tapınaktır. 
            Ayna yan tutmaz, ödül almaz. Acıkmaz, susamaz. Suskun, dingin / Kırılıncaya / kırıncaya kadar sonsuz sabırdır. 

            Karşılaşma ... 
            Tıraşın bitmiş olduğunu ayrımsadı. Ya aynadaki... Aynadaki kim(di)... Kim O...  O gibi Ona bakan... Ya  o üç numara tıraşlı çocuk, o bıyığı çıkmakta olan... 

            Yıllar mı, saçlar mı dökülmüş ... 
            Şaşkın iki göz ...  Aynaya mı, aynadan mı? 
            O gülücük, o hüzün... Kimin? Aynadan bakan mı O... 
            O mu aynaya... 

            Ayna, hükümdür : 

            Olay günü bağırarak bana doğru hışımla yürüdü; avuçlarını avuçlarıma, alnını alnıma dayadı. Ağladı bir zaman... Ağlaştık. Sonra yumruklamaya başladı. Karşılık gördü kuşkusuz... Oldum olası kırık bakardı aslında. Yüzünü yıllarda yitirmişti, bana bıraktığı da kırıldı şimdi. O aslında... 

            -Aynasını vuran sanığın, yaşam boyu aynasız bırakılmasına... 
            -Aynasını hor kullanan sanığın, aynalı çarşıda tutsaklığına... 
            -Aynasını kırmaya kalkışan sanık hakkında, ağır tahrik hükmünün uygulanamayacağına... 
            -Aynasına sövüp sayan sanık hakkındaki yaptırımın kamusal aynaların tanıklığında uygulanmasına... 

            Ayna, yaşamın umulmayan bir anında, “Tashihi Karar”dır. 

            -İlk bakışını, bakışmamızı anımsıyorum... Tanımak için baktıkça, daha bir yakınlaşmıştık. Sorgulayan bakışlarını asla unutamam; o ıslıklı tıraşlarını da anmalıyım. Uzunca bir zaman dost olmuştuk. 
            Çok zaman aktı aradan. Çok oldu... 

            İnsan ayna; ayna insan oldu / olacak. 
            Aynacı ...