|
DİB. Başkan yardımcısı ekrandaydı. Durumu özetledim ve sordum; nasıl olmuştu,
kim (ler) yapmıştı?. Bölüm (ya da kendisi) sıralamanın değiştirilmiş olduğunu
ne zaman fark etmiş, Yönetim ve Karar Bölümü'ne ne zaman bildirmişlerdi
?
-Ve biliyorsun ki, biz karışamazdık diyerek sürdürüyordu konuşmasını: "Görevli
bir ara kendi mobil disk okuyucusunu bırakmak istediyse de, Yüce kabul
etmedi. Bilirsin, O başından beri, yeni varlığa hep güvenmiştir, varlığın
disk okuyucusunu yapabileceğine inanıyordu, şimdi de öyle ya. Diskleri
Görevli'den teslim almış olan (Yüce'nin üretilsin dediği, toplantılar yaptığı,
önce karşı çıkıp, sonra, tamam, Yüce sensin dediğimiz, şu yeni varlık...Yeni
ürün) İlk Tebliğ Görevlisi...
Söylediklerini anlamaya çalışıyordum. Hata bizim bölümde değildi, rahatlamıştım. Özel Görevli de sırasıyla tebliğ etmişti diskleri, güzel. O halde geriye bir tek Tebliğ Görevlisi kalıyordu. "Tebliğ Görevlisi..." diyerek konuşmasına devam etti başkan yardımcısı, "... O da görevini gereği gibi yaptı. Ancak, diskleri kendisinden sonra teslim edeceği bildirilen varlığı zamanında gönderemediğimiz ve çevresindekilerin de ışık düzeyleri yeterince gelişmiş olmadığı için, diskleri teslim edemeden süresi doldu ve gemiye ışınlandı. Işınlanmadan önce gerçeği söylemek istemiş fakat çevresindekilerden birisi, kişisel kaygılarla, engel olmuştu. Karışmadık, karışamazdık. Geride kalanlar, öğrendiklerini (yazı denilen) Dünya içi iletişim yöntemiyle sonrakilere aktarmaya çalıştılar, ancak, tebliğ sırasına uymadılar. İşte böyle. Şimdi sıkı dur ve söyle, daha önemlisini işitmek ister misin? Daha önemlisi mi... Ne olabilirdi? Tebliğ Programı, amacı, disklerin sırası, ... Her şey alt üst olmuştu. Dahası neydi ki? Başkan yardımcısı, bir sırrı paylaşacak olma kararlılığı ve rahatlığı ile soruyordu şimdi; "daha önemlisini işitmek ister misin ?" Evet demiş olmalıydım ki, duyduklarımla titriyordum : -Disklerin sırasındaki değişikliği -haklı olarak- bunca önemsediysen, tebliğin değiştirilmiş olmasına ne diyeceksin... -Ne! -Değiştirildi... Büyük bir bölümü yani... - !..
- Ve Yüce'nin olanlardan haberi yok!..
Disklerin sırası değiştirilmiş derken, duyduklarıma bak... Boş verseymişim. "Boş ver" demişti ya arkadaşım, demiş ve eklemişti; "ne kadar az bilirsen, o kadar az üzülürsün". Boş vermeliymişim. Haklı mıydı ne? Giderek bir dönülmeze sürükleniyordum işte.
Ağır bir yükü paylaşmış olan başkan yardımcısının yüzü, ekranda daha bir
ışıklıydı şimdi. Tedirginliği dağılmış, rahatlamış bir yüzdü karşımdaki.
- !.. |