KAYIT - 48 
            Bizim Tebliğ Programı'nın, giderek dünyasallaşmış olan, son şekline Kuran, önerdiği dine İslam ve inananlarına da Müslüman diyorlarmış.  

            Ekranda izliyorum, yeryüzünün Türkiye adıyla bilinen bölgesindeki güncel bir savaşım,  görünüşte Müslümanlar ve laikler arasında ve tüm hızıyla sürüyor. Yüce ve Şeytan, insanların birbirlerine düştükleri her olayda olduğu gibi, yine çok mutlu.  

            Hemen her kitabı okudum laiklik hakkında ve tüm Tebliğ Programlarını da bilirim.  Ve diyebilirim ki laiklik; dinsizlik demek değilse de, kamusal eylem, işlem ve ve alanlarda kesinlikle din dışılıktır.  

            Dünya dosyasında okuduğum -bir kaçı dışında- hemen hiç bir kitapta,  konuya "Kuran karşısında laiklik" açısından yaklaşılmamıştı. Laiklik, hep Batı'dan hareketle ve Kilise karşısındaki olgulardan örneklerle anlatılmaya çalışılmıştı. Böyle olunca da, sonuçta Batı anlamındaki laiklik anlayışı, ülkenin dinci bir partisi tarafından da savunulur olmuştu. Eğer Türkiye'deki dinci bir parti, Batı anlamındaki laiklik anlayışını savunuyor, dahası bunu ülkede gerçekleştirmek istiyor idiyse bir YANLIŞLIK olduğu kesindi. Kesindi ama, nedense doğrudan ve açıkça söylenemiyor, yazılamıyordu. Laiklik, kavram ve anlam olarak Batı'da  doğmuş ve gelişmiş olabilirdi, ancak Türkiye'deki sorun, Kuran karşısında laikliğin ne olduğu ve bundan ne anlaşılması  gerektiği noktasında düğümleniyordu.  

            Kuran'ın asla içine sindiremeyeceği laiklik; kamusal konularda din dışılıktır. Ben insan olsam, Kuran'ı, laiklikle bağdaştırmaya çalışırdım.