|
Anladığım kadarıyla meclis; ulusun seçmiş olduğu (!) vekillerden oluşuyor (bazı vekiller mükerrer oy kullanır, toplantıda bulunmayanların yerine de oy vermekte sakınca görmezlermiş). Yargılama yetkisini Yargıç kullanırmış. Yargıçların, Yasama'nın (ve onun uzantısı olan Yürütme'nin) her tür baskı ve etkisinden uzak ve tümüyle bağımsız olmaları gerekiyormuş. Bu gerekirlik, "Yargıçlar Devleti" özleminden değil, "Hukuk Devleti" olabilmek koşul ve istencinden doğmaktaymış. Anayasalarda Yargı Bağımsızlığı'ndan söz edilmesinin yeterli olmadığı, bu bağımsızlığın (geçmişte ve günümüzde) Yasama Organı'nın çıkarabildiği yasalarla yaşama geçiril(e)meyebileceği, yaşanmış ve yaşanabilecek bir olguymuş. Din savunucuları da, Yasama (Yürütme) ve Yargı'nın birbirinden ayrılabileceğini ve bu organların kaynağının tanrısal değil, insansal yasalar olduğunu, organsal yetkilerin de ancak ve yalnızca ulus adına kullanılabileceğini, kamu düzeninin kesinlikle din dışı olması gerektiğini kabul edebilirlerse, insanlık ancak o zaman, Tanrı-Şeytan savaşının konusu olmaktan kurtulabilirmiş. Yargı, mutlak bağımsız olmalıymış. Bence de. |