KAYIT - 43  
            Ele avuca sığmaz bir çocuk ve bir bilge. Zaman umurlarında değil; ilki bilmediğinden, ikincisi artık tutsağı olmadığından. Suskun ve devinimsiz evrende bir an durmayan enerji... Çocukluktan olgunluğa akıyor. Kayan bir yıldız yumuşaklığıyla uzanan eller, çocuğun saçlarını okşuyor. Çocuğun avucunda bir  tırtıl. 

            Dünya zaman ölçüsüyle 2 milyon yıl geçmiş, insanın kovuluşundan bu yana. Bizim hesabımızla 40 gün olmuş yani. Bir günümüz 50.000 Dünya yılı hesabıyla, evet 40 Yücesel gün. 

            Tırtılın kelebekleşme sürecine ve ömrüne şaşıyor insan. "Dün, bugün, yarın", hele "şimdi, şu an" diyene, her bir Yücesel gündeki etkinliklerimizi anlatmak isterdim. 

            Bir Anıt-Mezar değildi elbette katil kardeşin yaptığı. Karganın yeri eşelemesinden esinlenerek, ancak bir çukur kazabilmiş ve gömmüştü ilk cenazeyi törensiz, cemaatsiz, "bir serin selvi'nin altına".  

            Doğal sürecinde, doğumundan yetişkinliğine, insanı (çocuklarını) izlemek büyük bir zevk ve heyecan vermişti Adem ve Havva'ya. Kabin'de olanların armağanı, o küçücük varlık doğmuş, büyümüş, kıskansa da, yeryüzünde tohumlanmış olan kardeşini de çaresiz kabul etmişti. Koşup oynamışlardı; "kurban" sunmak fikrine kapıldıkları güne değin. Kimin aklıydı "kurban"...! Ne Adem ne Havva; ne kurban sunmuşlar, ne de çocuklarına bu yolda bir öneri de bulunmuşlardı.  

            Kanı yerde kalmıştı ölenin, üstelik faali meçhul de değilken. Ne yapsındı ki ana baba; giden gitmiş, kalan da pişman olduğunu söylüyordu.  

            Bir baba, bir anne, bir çocuk... Çocuk büyüyor; ana babasında "kadın-erkek" farkını anlamaya başlıyordu: Kendisinin bir "baba" olacağı kesindi, fakat Havva'sı nerdeydi? Ya onun kadın'ı olmazsa, olmayacaksa? Anasına bir göz attı; aklına gelenler, kardeşini öldürmüş olmasından da beterdi.  

            Kendi kendilerine ve yeryüzünde çoğalsınlar demiştik de, aceleden eşlendirmeyi düşünememiştik işte. Ama Yüce düşünmüştü: Düşünmüş ve Dünya'nın değişik geometrik noktalarına, bir çok Adem ve Havva göndermişti. Onların da oğulları, kızları vardı. Yeri eşeleyen kargaya da henüz gereksinim duymamışlardı çok şükür.  

            Şeytan'dan gelen ikinci mesaja göre; "yerde" kendisine yöneltilen suçlamalardan bazıları şöyleymiş; "insanın arzularını" azdırmak, "aileye" düşman olmak, "insanın ibadetine"  engel olmak  ve "kıyas" yapanların ilki olmak." 

            Yapılarda çalışıyor,  dalgıçlık da yapıyormuş (çok çalışmayı hep severdi zaten). En çok kaçak yapılardan ve çarpık kentleşmeden şikayetçiydi.