![]() |
|
Cennetten kovulmak bir yaptırım idiyse (ki öyleydi), oluşan bir suç ve o suçun eylemcisi olmalıydı. Yasağa karşı gelinmesi suç ve suçu işleyen de insandı. Yasak, Değişim Kabini'ne girilmemesiydi. Kabine girilmiş olmasıyla suç oluşmuştu. O halde insan suçluydu! Suçluydu ama, O Adem ve O Havva ve onlarla sınırlı olarak suçluydu. Öyle miydi gerçekten? Yoksa suçlanmış olan tüm insanlık mıydı? "Düşman ve / ya da kavgalı" olarak kovulmuş olmalarından hareketle, Tebliğ Programı'nın kimi yorumcuları tüm insanların suçlu olduklarını, kimileri de; yalnızca O Adem ve Havva'nın suçlu olmaları gerektiğini, onlardan sonraki insanların (doğuşları itibariyle), masum olduklarını savunuyorlardı. Suç ve Ceza, yeryüzünde de Yücesel buyruklara göre saptansın; "bir kolu ve bir bacağı çaprazlama kesilecek olanı", Yüce adına biz belirleyelim diyenleri ve yaptıklarını da gördüm (vahşet sözcüğünü de o zaman öğrendim). "Suç ve Ceza dünyalaştırılmalı. Suçu da cezayı da bizler; bugün masum, yarın suçlu olabilecek biz insanlar belirlemeliyiz" görüşünü savunanlar , "Dinsizlikle" suçlanıyorlar, saldırıya uğruyorlar, yine de "bu dünya bizim, hepimizin, kuralları biz koyalım" diyorlardı. Diyorlardı ve öldürülüyorlardı; öldürenlere, birilerince "sevap!!!" yazılıyordu. Ve Yüce kahroluyordu... da, hiç bir şey yapmıyordu (bir bildiği olmalı). Adem'le Havva'nın nikahsız beraberliklerini ve bundaki "hikmeti!" sorgulamayan insanların bir kısmı, "ille de ve yalnızca dinsel nikah" diyorlardı. Bazıları, önce insan ürünü yasalara göre evleniyorlar, sonra da dinsel tören yapıyorlardı. Ne güzel. "Kamu alanında insan yasalarına uy; bireysel sahada inancının gereğini yap". Güzeldi, yeri göğü uzlaştırmak. Fakat, evet fakatı vardı: Evlenenler, boşanmak da istiyorlardı kimi zaman. Bu konuda, "Yüce ne derse öyle olsun" diyenler, Adem'lerdi genellikle (onları destekleyen Havvalar da yok değildi ama). Kimi Havvalar, başka Havvalar için de savaşım veriyorlar "hayır! evlenme; bir sözleşmedir, kurallarını bizler birlikte koyalım, başlarken de biterken de, kadın ve erkek her zaman eşit olsun, eşitlik olmalıdır zaten, her alanda" diyorlardı. Karısını üçüncü kez (tek yönlü irade beyanıyla!) boşamış bir Adem, boşadığı karısıyla tekrar evlenmek istiyordu (pişmanlık mı, aptallık mı...), "Artık o kadın ona Haram'dır" dediler, Yüce adına! "Kadın başka bir adamla evlenip boşanırsa ancak, evlenebilir ilk kocasıyla". Yücesel buyruğa uyup, denileni yaptı kadın; fakat boşanmadı... Yedi kez evlenip ayrıldı başka bir Adem'den başka bir Havva. Şimdi yeniden evleniyorlar, Yüce'yi Dünya işleriyle meşgul etmeden. Yüce çok mutlu, ben de. |