KAYIT - 1
 
KAYIT - 33 
            Kişi ve Toplum Öyküleri, İnançlar, Tapınma biçimleri, Tapınaklar, Gelenekler- görenekler,  
Öğütler, Ata sözleri ..; kovuldukları andan beri insanın yarattığı, Dünya Dosyası'nda kayıtlı, yeryüzü tarihinin konu başlıklarındandı. Sonradan bunlara "Tebliğ Programı - Din" denileceğini, uğruna savaşılacağını, ne Yüce düşünüp istemiş olabilirdi, ne de Adem ve Havva. Şeytan "sor, sorgula" dememiş, Kabin'e girmemiş olsalardı bile, Dünya'ya yine de gönderilecek olan insan, yeryüzünde ancak Şeytan'ın öğüdünü anımsadığında, olanları kavramaya başlamış fakat bu kavrayış, "İnananlar-İnanmayanlar" kutuplaşmasına neden olmuş. Şeytan'ın, "Yeryüzü'nde Yönetme Yetkesinin (otoritesinin) kaynağı Yüce mi, İnsan mı?" sorusuyla da birbirlerine girmişler.     

            Tuzak bir soruydu Şeytanınki! Ama yanıtlayabilmiş insanlar da vardı: "İnançlar konusundaki Yetke'nin kaynağı; inananların inançlarına göre, ne ise O'dur" diyorlardı. "Kimine göre Yüce, kimine göre Şeytan, kimine göre Melek, ya da insan... olabilir" diyorlardı. "Ancak, kovulmuş olduğumuz bu yerde, bizim olan bu Dünya'da, hepimize ortak olacak yasaları biz yapalım; tüm inançlar, çiçekler gibi süslesin bahçemizi" diyorlardı. Diyorlardı da, "Yüce'nin buyrukları mutlaktır. Ancak onlara uyar, onları uygular ve uygulatırız" diyenler, "Yeryüzünde Din Yüce'nin oluncaya kadar savaşırız", da demekteydiler.              

            Dalga kırılıyor, kaya aşınıyordu. Deniz, yine denizdi ama.  

            Yeryüzünde, bir yandan yetkenin kaynağını sorguluyordu insan, bir yandan da 'Yasaklarla' uğraşıyordu: Yüce ya da insan kaynaklı, ama hep yasaklarla... Ve ilk kez Cennet'te, henüz kovulmamışken, karşılaşmıştı Yasak'la insan: "Kabine Girmek yasak!..". 

            Cennette, Yücesel yasağa aykırılığın yaptırımı, "kovulmak" olmuştu. Dünya'da ise, "Düşünmek yasak!" buyruğuna aykırılığın yaptırımı, "ışıkları" söndürmekti. Işıkları söndürmek, düşünmemekti. Oysa, düşünerek aydınlatılmamış mıydı yeryüzü? "İnsan nankör" müydü gerçekten? 

            Yaşadığı Cenneti Cehenneme çeviren kimileri; kendileri gibi düşünmeyenleri, sözde Yüce adına! öldürüyorlar, koparıyorlardı çiçekleri. 

            Bir çoban haykırıyordu uzakta ve yalnız: "İnançlar ve düşünceler çiçektir... Özgürlük ve sevgi ister!".