KAYIT - 32 
            "Sen bir Meleksin sevgilim!" diyordu bir Havva bir Adem'i öperken. "Seni Şeytan seni..." diye sesleniyordu, sağ elinin işaret parmağını karşısındakinin yüzüne doğru sallayan bir Adem ötekine. Birisi diğerine bir başkasından bahsederken, "O bir Şeytan'dır" diyordu. "Şeytan'ın bacağını kırdık" diyene güldüm (gök gürültüsü sandı). Birisi telefonda, "O, Melek yüzlü bir Şeytan'dır" diyordu (Bunu anlamadım). Biz ışık varlıklara "Melek"; "düşünceye-düşünene", Şeytan diyorlardı anlaşılan.  

            "İkişer, üçer, dörder" kanatlarımızla karşısına çıksak; o Havva, biz "gerçek Melekleri" de öper miydi acaba?.. Melek yüzlü Şeytan olabilmek insana ait bir yetenek miydi... 

            "Melekler gibi uyuyor" demekteydi bir ana Havva, bir baba Adem'e. Bizim zaman zaman, kozalarımıza çekildiğimizi biliyorlar ve buna "Uyku" diyorlardı demek.  

            "Şeytanca bir plan" olduğunu kabul etmişlerdi, dumanlı karanlıkça bir odada, masanın etrafına toplanmış bir grup insan. Ayakta duran birisi son sözü söylemişti, "Evet ölmeli, yarın, arabasına biner binmez patlamalı bomba". Dünya İzleme Bölümü'ne haber verdim, karışamayacaklarını bile bile. Ve ölümünü izledim sonra çaresiz, o Şeytanca plana konu olan Adem'in: Bin bir kıvılcım saçıyordu ölürken. Yaşarken olduğu gibi.  

            Düzenimizin izdüşümü olması planlanan "Dünya İmparatorluğu" yerine; bizlere, kendince yüklemiş olduğu anlam ve işlevlerle (bizleri -Yüce'den önce- kendinde bedenleştiren) insan, kendi düzenini kurmaktaydı, adlarımızı kullanarak üstelik. Birileri karar vermekte (Yüce), birileri uygulamakta (Melekler), birileri karşı çıkmaktaydı (Şeytan). 

            Bir yandan Yüce ve Şeytan'ın, "inananlar ve inanmayanlar" adı altında yeryüzünde yandaş toplamaya çalışmasıyla; diğer yandan da insanın, kendi çıkarları için "bizleri kullanmak" istemesiyle sürüyordu savaş, hem de tüm hızıyla. 

            Ve bir de insanlar vardı; üretilme amacına uygun olan, "okuyan, yazan, düşünen" insanlar: Onların çoğu da, ışımaya başladılar mı, ya hapishane denilen bir tür koza'ya kapatılıyorlar ya da "Şeytanca planların" hedefi oluyorlardı, Yüce rolünü oynayanlarca. Melekler uyguluyor, şeytanlar ölüyordu. 

            Haykırıyordu bir Havva, gece yarısı dedikleri bir zamanda, "Yüce seni kahretsin, bildiği gibi yapsın!". Adem hem sallanıyor, hem de gökyüzüne çevrilmiş arayan bakışlarıyla, "Lanet olsun bizi birlikte kovduğun o güne"  gibi bir şeyler mırıldanıyordu.  

            Gülümsüyordu, "kiminiz kiminize düşman olarak..." demiş olan.