KAYIT - 27 
            Elinin bir uzantısı olsun düşüncesiyle yaptığı ve avlanmaya yönelik aletler, sonunda öyle bir gelişmişti ki, yalnızca "Beslenme" için değil, 'yok etmek' için de kullanılır olmuştu. Ekranda okuduğum sözcüklerden ilki 'Silah'tı ve insan için üstünlük demekti. Avlanmak, beslenmek için de olsa, silahıyla öldürüyordu insan daha bir kolay, giderek birbirini de. 

            Uzak anılarında kalmış olan "Cennet", yeryüzünde gezip yorulan insanda yerleşme duygusunu uyandırmış olmalıydı; bir toprak parçasının etrafını çevirip, "burası benim, işte benim Cennetim" demesi olan mülkiyet; giderek kutsallaşmış, o ilk yerleşimden imparatorluklara, mağaradan gecekonduya uzanan serüvenin sonunda 'Ev'leşmiş, 'Center'leşmiş ve özel tapınak olmuştu insana. Bir de "Devre mülk"ler anlatılıyordu Dünya Dosyası'nda; bir tür sınırlı iyelikmiş. "Dünyadaki konukluğu" anımsatması ve iyeliğin "savaşmadan" da paylaşılabilir olduğunu kanıtlaması yönlerinden olumlu geldi bana. "Yalnızca benim, hepsi ve hep benim olsun" diyenler, çoğunluktaymış yine de. Bir de iyeliği "ekmeğiyle sınırlı" olanlar var.  

            O kendinden büyük taşı nasıl da biçimlendirmeye başlamış ve yontarak nasıl "teker" dedikleri diski yapmış; kayıtlar o kadar net ki, sanki şu anda taş tekerleşiyor da, ben de izliyorum. Kuşkusuz Şeytan'ın işiydi bu. Işık seviyeleri o denli gelişmemişken taşı teker yapmak, bizim Tebliğ Programına göre hayli önceden gerçekleşmişti. 

            Tekerden uzay mekiklerine nasıl da yol almışlar! Hayvan, insan, yel gücü, buhar gücü derken evet sonunda, nükleer güce de ulaşmışlardı. Petrol savaşlarını tam anlayamadım.  

            Araçla yayılıyordu insan, başkalarının topraklarını işgal etmekten, uzaya açılmaya değin. Yalnızca gezip eğlenmek için de kullanılıyordu. Az önce bir Adem'i  bir Havva'ya hızla ulaşmak için aracına binerken izledim. 

            Araç, önce avı taşımaktaydı ilk görüntülerde. Çok sonrakilerde öldürüyordu insanları, bizim programladığımız süreden önce. Çok çoğalmalarına karşı buldukları bir çözüm müydü bu. Savaş araçları ürküttü beni. "Trafik canavarı" lafına çok güldüm.  

            İnsan yaratıyor ve öldürüyordu hem başkalarını, hem kendini. Üretilmemeleri konusunda haklı olduğumuzu görmüş  ve "insan çok nankör" demişti sonunda Yüce.    

            Hiç mi hiç anlayamadım o son sözcüğü : Para... (acaba dünyasal Yüce mi... diyesim geliyor).